Genellikle maç öncesinde, maç sonrasında ya da aşka geldiğimizde biz fanatik Türkler olarak tuttuğumuz takımın marşını dinleriz de, bağıra bağıra söyleriz de…
Hele takımımız galip geldiğinde destek vermek için illa ki dinleriz bu marşları…
Ancak İstanbul’da yaşanan bir olay ve davadan şu günlerde çıkan karar “aman ha siz siz olun bağıra bağıra takım marşı söylemeyin” dedirtecek cinsten…
İstanbul Ümraniye’de Fenerbahçe’nin 2000-2001 sezonunda şampiyon olmasının ardından yaşanan olay çok tartışılacağa benziyor…
Aslında tartışılacak olan olay değil, çünkü sık karşılaşıyoruz bu tür olaylarla.. Tartışılacak olan mahkemeden çıkan karar…
Fenerbahçe’nin şampiyon olduğu yıl yani 2001’de bir grup genç haklı gururlarını yaşıyorlar ve dışarıda yüksek sesle Fenerbahçe marşını dinliyor.
Fenerbahçeli olmadığını tahmin ettiğimiz kişi de yüksek sesle marş dinleyenleri uyarıyor ve kavga çıkıyor… Çıkan kavgada marş dinleyenlerden biri bıçaklanıyor ve olay mahkemeye taşınıyor.
Mahkeme, yaralayan kişiyi önce 2 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırıyor… Buraya kadar sorun yok, yaralamış ve ceza almış.
Asıl tartışılması gereken şu: Mahkeme daha sonra yüksek sesle Fenerbahçe Marşı’nın dinlenmesini “ağır haksız tahrik” sayıyor ve ceza indirimine gidiyor…
Hakim galiba Galatasaraylıydı ki böyle bir karar verdi.
Neyse ki saldırıya uğrayan kişi geçtiğimiz günlerde karara itiraz ediyor ve Yargıtay 3. Ceza Dairesi de kararı bozarak eylemin “adam öldürmeye teşebbüs” suçuna girdiği gerekçesiyle davanın bir üst mahkeme olan Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmesi gerektiğini bildiriyor.
Aslında mahkemenin yüksek sesle Fenerbahçe Marşı’nın dinlenmesini “ağır haksız tahrik” saymasının tartışılacak bir yanı yok. Çünkü o kadar fanatik bir milletiz ki gerçekten de gaza geliyoruz… Yani gerçekten de tahrik sayılabilir. Ama bu sadece Fenerbahçe için değil bütün takım marşları için geçerli olmalı.
Ancak bu dava farklı bir dava…
Ortada adam yaralama olayı var ki yaralanan kişi ölebilirdi de. Öldüğü zaman da mı ölen kişinin yaptığı “ağır haksız tahrik” sayılacaktı ve ceza indirimine gidilecekti?
Ya da marş dinleyen, tezahürat eden bu kişi başkaları tarafından bıçaklanıp olay mahkemeye taşındığında mı öğrenecek yaptığının “ağır haksız tahrik” sayıldığını?
O zaman bu tür olaylar için bir an önce önlem alma zamanı geldi. Maç öncesi ve sonrasında alınan önlemler sadece stadyum ve çevresinde olmamalı…
Maç sonrası adresi belli olmadan havaya sıkılan, genelde de yoldan geçen ya da evinin camından, balkonundan bakmakta olan insanlara isabet eden ve ölümlere yol açan kurşunlar, insanları rahatsız eden korna sesleri… Bunlar da “ağır haksız tahrik” sayılmaz mı? Bütün bunlara bir çare bulunmalı…
Eğer bunlar “ağır haksız tahrik” sayılmıyorsa bizde takımının galibiyetini kutlamak için havaya ateş eden bir kişiyi “tahrik oldum” diyerek rahatlıkla yaralabilir ya da öldürebiliriz öyle mi?