Habur kapısında hakimler, savcılar özel mahkemeler tören hazırlığı gibi karşılıyorlar; Mehmetçik katili, Türk düşmanları hainleri. Ama şimdi size öyle bir iddia aktaracağımki küçük dilinizi yutacaksınız. Dediğim gibi bu yazdıklarım devlet arşivlerine yada istihbarat raporlarına dayanılarak verilen bir bilgi değildir. Sadece duyumdur ve iddiadır ama asla komplo teorisi değildir. Bilmem kaç tane hain silah bırakıp dağdan inmişler. Habur sınır kapısıda bu katiller için bayram gününe çevrilmiş. Türkiye Cumhuriyetinin hakimleri, savcıları da onlara hoşgeldin demek için yerlerini almışlar. Peki şimdi hazır olun bunlar dağdan indi dimi yani öyle dendi bize. Yıllarca dağda hainlik yapıp bize kurşun sıkmışlar sonra da pişman olmuşlar öyle mi? Hayır işte gerçekler öyle değilmiş.
Dağdan indiği söylenen PKK'lılar hiçbir zaman dağa çıkmamışlar. Bu dağdan indiği söylenen hainlerin hepsi köylerden ve örgüt içinden para karşılığında seçilmiş figuranlarmış yani hiçbiri dağa sıkmamış ki, dağdan insin. Bunu bilen, biliyor ama yazmaya ve konuşmaya her zamanki gibi kimse cesaret edemiyor. Bu iddia doğrumudur, değilmidir? Bu soruyu sormaya bile kimse cesaret edemiyor. Ben soruyorum o zaman bu iddia doğru mudur? Bu insan kılığında dolaşan yaratıklar hiç dağ yapılanması içinde bulunmadılar mı? Yani dağdan inen bir terörist bile yok mu? Bu senaryo hükümet ve BDP'nin ortak çalışmasının bir ürünümüdür?
Yani Türk halkı ile dalga mı geçilmektedir? Muhatapları bu soruları cevaplamak isterlerse köşemde bu cevabada yer alacağımı kendilerine iletmek isterim. Şimdi bu iddiaları güçlendirecek bazı görüşlere yer vermek istiyorum. Doğuda görev yapan mehmetçik ve subayların söyledikleri çok ilginç; "Biz dağda çok terörist gördük, çoğunun canını aldık, çoğunu canlı yakaladık, çoğu ile yakın temasa girdik. Erkeklerinde 70 kg, kadınlarında ise 50 kg'dan fazla olanına rastlamadık. Çünkü bu kiloların üzerine ulaşacak ne besinleri var nede ortamları. Dağda kimse 90 kg olamaz bu imkansız. Teröristlerin yapıları dağdan inen hainler gibi olsaydı şuana bir tane canlı terörist kalmazdı" Orada bulunan vatan kahramanları bunları söylüyor. Dağdan inenleri tartıya çıkarın söyledikleri kg'ların hiçbiri anlatınlarla uyuşmuyor. Maşallah hepsi besili çamış gibi yemişte, yemiş mübarekler dağdan değilde sanki tatil köyünden geliyorlar. Yüce rabbim herkesin günahi boynuna da bu ülke de bu kadar mı kravatlı hain varmış, yazıklar olsun!
PKK KONSERİNDEN BİR MANZARA
Mekan, Viyana'nın en önemli kültür merkezlerinden birisi olan Viyana Konzerthaus. Sahne de konser veren Kürt ırkçılarının "Evrensel sesi" Şivan Perver, gerçek adı İsmail Aygün olan Viranşehir doğumlu bir kürt milliyetçisi yani Türkiye Düşmanı, mehmetçik katillerinin en sıkı destekçisi. Hain Şivan Perver 1976 yılında Türkiye'den Suriye'ye kaçmış oradan da kapağı Avrupa'ya atmıştır. Bir daha da Türkiye'ye dönmemiştir. Fakat Perver, Tayyip Erdoğan'ın onunla Atina'da yıllar önce görüştüğünü hatta onun nikah şahidi olduğunu her ortamda bağıra, bağıra söylüyor. Yani bir PKK dostu Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakanı ile eski dost olduğunu göğüsünü gere, gere anlatıyor.
Şivan Perver hakkında bilgisi olmayan yada bilgisi olupta gerçekleri bilmeyenlere kısa bir Şivan Perver resmi çizdim, şimdi de konsere geri dönüş yapmak istiyorum. Viyana'daki konseri izleyenlerin içinde protokolde oturanlarda var tabii. Ve bu protok tam da Kürtçü, Şeriatçı, emperyalist cephenin nasıl kurulduğunu göstermek üzere hazırlanmış gibi. İşte PKK'lı haini dinlemeye gelen protokoldeki isimler; AKP'nin kürt kökenli milletvekili Mir Dengir Mehmet Fırat, AKP'li Gülşen Orhan, Fırat'ın koltuk komşusu Türkiye'nin tescilli düşmanı PKK'nın en büyük koruyucusu Türkmen katili Mesut Barzani ve ev sahibi olarakta Avusturya Cumhurbaşkanı Heinz Fischer. Tabiki olmazsa olmaz isimler Ahmet Türk, Aysel Tuğluk ve Sırrı Sakık. Şivan Perver mehmetçik kanı dökenlerin dostu bu hain konser arasında protokole yalakalık olması için ezan okumuş ve ardından da "Allahım bizi baskılardan kurtar" diye dua etmiş.
Bu kadar rezilliğe rağmen Türkiye'nin milletvekilleri alkışlarla bu konseri seyretmişlerdir. Konser bitince hain Perver, Recep Tayyip Erdoğan ve Kültür Bakanı Ertuğrul Günay'ın, "Türkiye'ye dön" çağrılarına cevap vererek, "Konserin demokratik açılıma katkı sağlamasını umuyorum. Fakat ben zor bir insanım. Türkiye'nin beni kaldırması mümkün değil" açıklamasını yapmıştır. Mir Dengir Fırat'ın ayağına kadar gidip rica etmesine rağmen Şivan Perver kendini ağırdan satmış ve yinede Türkiye'ye dönmek istememiştir. Avusturya Cumhurbaşkanı ise haddini aşarak, "30 yıl uğraşmama rağmen Kürk sorununun çözülmemiş olmasımndan büyük üzüntü duyuyorum. Kürtlerin de anadillerini özgürce konuşacakları, kültürlerini yaşayabilecekleri bir vatanları olmasını diliyorum" Fischer sen kimsin ki Türkiye'nin iç meselesine karışıyor birde onlara toprak verilmesi gerektiğini savunuyorsun.
Ben bu isyanı buradan söylüyorum da yanı başında oturan milletvekilleri ağızlarını açmıyor birde hak verirmiş gibi kafalarını sallıyorlar. Ey gidi yüce Atatürk, görüyormusun canla, kanla kurulan Türkiye Cumhuriyeti'nin temsilcileri kimlerle neler konuşuyor. Kimlerin ayağına kadar gidiyor. Ey gidi şehitler, ne için şehit oldunuz. Ne için dağlarda hain kurşunu ile canınızı verdiniz. Sizin cenazelerinizde en önde saf tutanlar kimlerin ayağına gidip en önde oturuyorlar. Bu satıları yazarken inanın gözlerim doldu. Ağzımdan çıkacak kötü sözleri buraya yazmamak için kendimi zor tuttum. Nediyim Allahınızdan bulun. Şehitlerin ahları hepinizin burnundan fitil, fitil çıksın inşallah. Toprak istiyorsunuz ha! Bu ülkenin başına hakedenler geçtiğinde toprak alırsınız ama üstünde değil ancak altında alırsınız, toprak sizi kabul eder mi? O da ayrı konu tabi...
SENMİSİN CEMAATE DOKUNAN
Daha önce yazdığım yazılarımda Türkiye'de bulunan bütün cemaat liderlerinin Amerika ile olan ilişkilerine değinmiş ve bu isimlerin CIA ile olan bağlantıları hakkında bazı sorular sormuştum. Ve bu yazdıklarımı beğenmeyenler bana, "Bunlar deli saçması, komplo teorisi" diyerek tepki gösteren mesajlar yollamışlardı. Bir örnekle size yine bu cemaatlerin gerçeklerini anlatmak istiyorum. Çok sevdiğim ve sadece 2 kez karşılaştığım çok düzgün bir din adamı ve vatansever olan Bayram Ali hoca Türkiye'nin ünlü cemaatleri için, "Bunların hepsi Amerika'ya çalışıyor. Bunların hepsi vatan haini yakında beni de şehit ederler" demişti, ardından da dediğini gibi haince cami içerisinde katedildi.
Şimdi de bir Erzincan'a doğru uzanalım. Neler oluyor Erzincan-Erzurum hattında çalışkanlığı ve dürüstlüğü ile bilinen bir savcı, İsmailağ cemaati ile alakalı alakalı olarak soruşturma başlatıyor ve başına gelmeyen kalmıyor. Bir meslektaşı çıkıyor ortaya hemde süper bir meslektaşı diyor ki, "Sen ne yaptığını sanıyorsun. Bu cemaatle ne işin var. Seni içeri attıralım da aklın başına gelsin" Hükümette bunu destekliyor. Ancak Türkiye'de hukuku yönetenlerin hepsi cezaevindeki savcıyı haklı buluyor. İçeri atanları görevinden uzaklaştırıp yetkilerini de elinden alıyor. Şimdi bir düşünün bu ülkede ABD'den habersiz bir adım bile atılamıyor, devletle alakalı bir dava bile açılamıyor. Bir savcı da bu cemaatte bir iş var deyip delilleri toplayıp mahkemeye başvuruyor ancak bir idam edilmediği kalıyor.
Demekki bu İsmailağ cemaatinin ABD dostluğu siyasi bağı yalan değilmiş. Demekki artık kim usulsuzlük yapsa bile cemaatlere dil uzatsa, Türk vatandaşı adına hak bile sorsa soluğu cezaevinde alacak. Ama Habur'da PKK'lılara karşılama töreni düzenleyen hukuk adamlarına birde mesai yazılıyor. Ne hale geldi canım ülkem, "Türk doğdum, Türk ölücem bu vatanın hakkını yedirmeyeceğim. Bu vatanı karşılıksız seveceğim" diyen kim olursa, olsun haklı da olsa cezalandırılacak. Türkiye Cumhuriyeti'n de Türk olmanın cezasını hepimiz gün gelince çekeceğiz. Ama hala daha susuyoruz. Hala daha araştırmıyor, okumuyor sadece dizi seyredip oradakileri tartışıyoruz. Türkiye'de dönen dolaplar hakkında bir satır bile yazı okumuyoruz. Neden korkuyorsunuz? Ölmekten mi? Cezaevine girmekten mi? Vatan için ölmek yada cezaevinde yatmak niye sizi ürkütüyor. Hırsızlar, hainler kadar yüreğiniz yok mu? Bir dahaki yazımda Çanakkale savaşında yaşanmış bir hikayeyi size aktaracağım. Belkide o isimsiz kahramanlardan o vatan sevdalılarından biraz olsun utanırsınız da uykudan uyanırsınız.
TÜRKÜM DEMEKLE TÜRK, ADAMIM DEMEKLE ADAM, MÜSLÜMANIM DEMEKLE MÜSLÜMAN OLUNMAZ.
LAFLA VATANSEVER, LAFLA ADAM, LAFLA MÜSLÜMAN OLUNMAZ.
SUYA, SABUNA DOKUNMADAN TEMİZLİK HİÇ OLMAZ!
(Bir Alper Mert sözü olarak hatırlayın belki birgün işinize yarar)