Büyük usta yazar, rahmetli Aziz Nesin bu AKEPE döneminde yaşasaydı herhalde onlarca kitap yazar iyi para kazanırdı.
Dilimize yerleşen tam Aziz Nesin’lik denilecek olaylar bu AKEPE döneminde o kadar çok yaşanıyor ki.
Hele akepe-ordu-yargı üçgeninde hat safhada.
Döte girmiş şemsiye misali adına Ergenekon dedikleri dava ne zaman başlamıştı?
Ümraniye’de bir gecekondunun çatısında yakalanan el bombalarıyla.
Peki o el bombaları ne oldu?
Taaa o zaman imha edildi!
Gerekçe ne biliyor musunuz?
Muhafaza edecek yer yokluğu!
Yani bu ülkede hiç patlayıcı yanıcı madde saklanmaz, o saaaat imha edilir!
***
Sonracıma Bu Genel kurmayda bir paşa var ki ne paşa ama paşa gibi paşa! Bi şişe görünmezlik iksirini fondipledimi Genel Kurmaydaki bütün odalara istediği zaman girer istediği evrağı alır, kimse cikler çakallamaz! İçeride “millete kurulan komploları!” hemen taraftarı olduğu TARRRRRAF’a paşa paşa teller.
Meşhuuuuur gelmiş- geçmiş en büyük araştırma(ma)cı yazıcı Mehmet Baransu’da paşasından gelen evrakları posta kutusundan büyük bir titizlik ve gizlilik içinde kaptığı gibi bir kadın memesine vatan satan baş yazıcıyla cia patentli gazetesinde yayımlar.
Paşada evrak çoook. Islak-kuru, sarı-kumral-esmer kız, kafes-leme. Seç beğen al.
“Arkası gelmez belgelerimin bıktım illallah,
Biri biter biri başlar korkarım Allah!”
Bu paşa sanırım Atlantik ötesinde yaşamakta. IŞIK EVLERİ ve İMAM HATİP formatlı emniyetdeki müritleri onun adına evrakları bulup(!) gene aynı formatdaki yazıcı tayfasına ve savcılarına göndermekteler.
Islak imzada olduğu gibi.
Postaya veriliyor adrese teslim! APS bu abi.
Aslında otogara gidip “VIIIN TURİZİM”lerin birinin muavininden de rica etse olurdu ama o vatanperver subay! PTT yi tercih etmiş!
Adres kısmına da “Taraf Gazetesi eliyle Ergenekon savcılarına” diye yazarak, zarfın kapağını da bi güzel tükürükleyip yapıştırmış. Sonrada gurbetten yavuklusuna mektup gönderen amele gibi vermiş postaya!
Zarf kazasız belasız Ergenekon savcılarına, oradan da adli tıpa, oradan da adli tıpa yeni atanan ve kurasız seçilen uzman raporuyla tekrar savcıya gelir.
Uyanık savcı aha bu imza senin mi hele bi bak albayım deyince, Albay Dursun Çiçek eldivenlerini takarak ıııpıslak imzaya bakar gibi yaparak “aldın mı babayı” der gibi savcının şam pazarına dönen yüzüne bakmış.
Ama Albay Dursun Çiçek akıllı adam.
Eğer Albay Çiçek o evrakı eldivensiz tutsaydı ossat, hemen, a han da bakın ıpıslak imzada parmak izide var diye yavşak-yalaka basının GDO yazarları bayram edecekti.
Ama yemedi, hayvan terli geldi derler buna Anadolu da.
Maksat küçük fakir çocuklara dinci eğitim veren İsmailağa ve Fetullah Gülen cemaatini soruşturan Erzincan c. Savcısı İlhan Cihaner ve savcılığa istihbarat sağlayan mit elemenlarına yapılan gibi yıldırma ve yıpratma tertipi.
Erzincan belediyesi İmar Md. Görevli İkram Çamur imzalı ihbar mektubuyla savcının oturduğu sitenin bahçesine kamelya yaparak çevre kirliliğine sebep olmaktan Adalet Bakanlığı Müfettişleri raporu doğrultusunda 26 yıl hapsi istemiyle dava açılır. Bu haber dinci-yalaka basında manşetten verilir.
Sonrasında İkram Çamur, ismin kendisine ait olduğunu ama imzanın dolayısıyla mektubun kendisine ait olamadığını ve savcının kamelya için belediyeden izin aldığını söyler.
Ama bizim dinci, yobaz, liboş basında bu haber yer almaz. Çamur at izi kalsın politikası!
Bunlar böyle o. ç.!
Dinci faşizmin önünü açma düzenbazlığı!
Alman yargısının asrın yolsuzluğu dediği Deniz Feneri davasında tek kelime edenin başı vurula, haricinde hele dinci faşist emperyalist yandaşlarına karşı olanlar için her şey söylene, iftira atıla hatta idama mahkum edile!
Bence bu Öz Zekeriya-yandaş basın organizasyonu ödüllü bir yarışma düzenlemeli; En İyi Ergenekon Darbe Planı Belgesi yarışması!
Yoksa bu İstihbarat D. Bşk. Salya sümük feto’un elemanlarıyla bu işler olmayacak!
***
Nedense her albay, Çiçek albay kadar akıllı olmuyor!
Örneğin Bülent Arınç’a süikast işini alan subaylar ellerine kroki de verilmesine rağmen günlerce evin etrafında deli danalar gibi dolan dur, evi bulama, sonrada yakalan.
Haydi yakalandın krokinin çizili olduğu “kağıt nasıl yutulur” eğitimini de mi almadınız da yarısını yutup yarısının fetocu polislerin eline geçmesine sebep oldunuz!
İki kişisiniz yarı yarıya pay edip de yutsanız ya.
Zaten Başbakan’ la Cumhurbaşkanının’da evini bilmedikleri için onlarında krokileri verilmiş ellerine . Yahu haydi köşkle konutun yerini bilmiyorsunuz da peki bu evraklar hiç evde saklanır mı!
Hele bu albayların evlerin aranmasını Genel kurmay 4 saat geciktirmesine(!) rağmen başbakanla cumhurbaşkanının evinin krokilerini yok etmeyen embesillere ne demeli!
Artık hiçbir işi beceremiyor bu Ergenekoncu subaylar. Oysa eskiden öylemiydi? Bahriye Üçok’dan Muammer Aksoy’a, Uğur Mumcu’dan Turan Dursun’a, A. Taner Kışlalı’dan Hablemitoğlu’na kadar onlarca yurtsever devrimiciyi ne güzel(!) katletmiştiniz!!!
Nedense hep aynı cenahta olduğunuz insanlara süikast da başarılı oldunuz!
Ne hikmetse karşı cenahtan (Fettulah’cı-liboş ittifakında) hiç kimsenin kılına bile dokunamadan “Abdullah Öçalan’nın ve PKK nın masum olduğunu, Ergenekon’cular tarafından kandırıldığını keşfedip rapor hazırlayan” emniyetçiler tarafından yakalanıyorsunuz!
Eğer krokide Bülent Arınç’ın evinin olduğu taraf “yut”ulan kısımdaysa!
Ne olacak o zaman?
Polis savcılıktan ek süre ister! Mıçtıktan sonra moku adli tıp uzmanlarına okutmak için gönderirler!!
Ah Aziz Nesin bugünleri görmeliydin.