Türkiye için düşünüyorum 'neden' diyorum. Bunların nedeni ne diyorum aslında bunlar benim düşündüğüm gibi mi diyorum. Sonra diyorumki hadi canım olurmu öyle şey. Olur diyor bazı büyüklerimiz hatta fazlası bile olur. İşte o sorular;
1-Türkiye'deki milyonları peşinden koşturan cemaatlerin CIA ile bağlantısı var mı? Ayrımsız bütün cemaat liderlerinin Amerikalı yetkililer ile belli zamanlarda dikkat çekmeyecek ortamlarda buluştukları doğru mu?
Bu soruyu destekleyecek tarzda bir vaazı sizinle paylaşmak istedim. Bu vaazı çok güvendiğim ve sevdiğim bir ağabeyim bana iletti yani kafadan uydurma diyenler çıkarsa kafanızı yormayın diye şimdiden söylemek istedim.
İşte Amerika'nın en büyük hayali olan Büyük Orta Doğu Projesinin ve İsrail zulmünün bir cami çatısı altında nasıl sevimli gösterildiğinin canlı örneği;
“Bölgemizde cereyan eden kanlı olaylara şahit olmaktayız. Tabiî ki bunları tasvip etmek mümkün değildir. Dökülen kanlar mutlaka durdurulmalıdır.
Ancak bir de olaya bizim açımızdan bakalım. Dünyadaki genel durumumuza bir bakmamız lazımdır. Suçu birazda kendimizde aramamız lazımdır. Neden bu hallere düştük, dememiz lazımdır. Ortadoğu’da zulüm görenlerin, herhalde bu zulme müstahak olduğunu düşünüyorum(!) Yaşantılarındaki yanlışlıkların cezasını çekmektedirler(!)
Peki, ABD dünyada neden hâkim güçtür, süper güçtür? Çünkü onlara Allah yardım etmektedir. Yaşantılarında, işlerinde alışverişlerinde, dürüst ilişkiler içerisindedirler.
Yani onlar “Ameli Salih” (!) işlemektedirler.
“Ameli Salih” den kastımız, güzel davranışlardır.
Bakın onların hayatlarına; alışverişleri, davranışları, sanatları, icatları düzgün olduğu için Allah onları süper güç yapmıştır.”
Evet bu vaaz mubarek bir günde Cuma Namazı saatinde cemaate aktarılmıştır. Sizce yukarıda sorduğum soruya bir anlamda cevap olabilir mi?
Valla bu olayı bana aktaran ağabeyim yurt dışında olduğu için hangi Camii de hangi semtte olduğunu soramadım ama söz kendisine ulaşma şansım olursa onu da size iletirim.
2-Taraf Gazetesi CIA'in yayın organı mı? Gazetenin gerçek patronları olan Yasemin Çongar ve Ahmet Altan'ın, Amerikan ajanı olduğu doğru mu?
Belki de bazılarınız için çok önemli bir soru değildir Taraf Gazetesinin iç yüzü ama benim için önemli çünkü Türkiye'deki çoğu davanın açılma sebebi Taraf Gazetesi'nin iddialarıdır. Şimdi bu müthiş haberci ikiliyi yakından bir tanıyalım.
Yasemin Çongar: 1990’larda BBC Londra’da görev yaptıktan sonra, Türkiye’ye döndüğünde Strateji Mori adlı ilaç, finans, telekom sektörlerinde uzmanlaşan kurumsal iletişim ve toplumsal araştırmalar şirketinde çalışmaya başladı.
Buradan ayrıldıktan sonra Yeni Yüzyıl Gazetesi’ne geçen Çongar, 1995’te Milliyet Gazetesi’nde göreve başladı. Milliyet’in Washington muhabirliğini üstlenen gazetecinin, aynı zamanda Agos Gazetesi’nde yazıları ve söyleşileri yayınlanmaya başladı. Ardından CNN Türk’ün Washington muhabirliğini yapmaya başlayan Çongar, ABD’li bir diplomat ve CIA görevlisi ile evlendi.
Kiminli evliymiş Yasemin Çongar, CIA görevlisi bir şahısla, şimdi boşanmış ama unutmayın bazı evlilikler zaten başlamadan bitmesi için yapılmıştır. O evliliğin kökünün Türkiye'deki istihbarat yetkilileri tarafından bence mutlaka araştırılmalı, bu kadının arkasındaki güç şuanda büyük önem arz ediyor.
Ahmet Altan: Hürriyet, Güneş, Milliyet ve Yeni Yüzyıl gazetelerinde uzun yıllar köşe yazarlığı yaptı. Milliyet'te çalıştığı dönemde, gazetede Kürtlerin çoğunluğu oluşturduğu kurgusal bir "Kürdiye" ülkesinden bahseden yazısı nedeniyle işinden çıkarıldı. Eylül 2008’de Ermeni Soykırımı’nın kurbanlarına adadığı bir köşe yazısı nedeniyle Türklüğe hakaretle suçlandı.
Ahmet Altan'ın marifetleri bu kadarla da kalmıyor alın size Türkiye'de davalar açtıracak kadar kaale alınan bir adamın ağızından çıkan rezil sözler;
1985 Eylül ayında Kadınca Dergisi'ne verdiği röportajda, bir erkek kardeşle kız kardeşin, bir anne ile oğlun, bir baba ile kızın cinsel ilişkiye girmesini normal bulduğunu söylüyor. Savcıların ve Türkiye'deki iktidarın kaale alıp bu ülkede insanları yargılayan adam böyle bir adam ben bu adamın lafı ile tuvalete gitmem, gidenler kimin emri ile gidiyor. Herşey ortada Yasemin Çongar ortada, Ahmet Altan ortada ve sonuç olarak Türkiye'nin durumu da ortada. Bu karakterdeki iki insan herşeyi hiçe sayıp ülkesini satar mı, satmaz mı? Kararı siz verin.
3-Başbakan'ın 'One Minute' çıkışı bir Hollywood senaryosu mu?
Bu çıkış Büyük Orta Doğu Projesi çerçevesinde, Müslümanlara yakın gözükmek ve Türkiye'yi sevdirme politakası mıdır? Yani İsrail'in parası ve silahı ile alamadığı toprakları Türkiye sevgiyle yaklaşıp mı alacak. Bunun dışında Abdullah Gül ve Ali Babacan'dan sonra milletvekili olmamasına rağmen ortadoğu konusunda uzman olan Ahmet Davutoğlu neden Dışişleri Bakanı oldu. Bunların cevapları hep rastlantılarla mı cevaplanacak. Sizce rastlantı mı? Yoksa gerçekler benim düşündüğüm ve öğrendiklerim gibi mi? Eğer Ortadoğu'da Türkiye'nin duruşu böyle ise müslümanlık bunun neresinde. İnşallah ben yanlış biliyordur da o günleri yüce rabbim bize göstermez.
4-Türkiye'de milliyetçilik akımının siyasi yapısını kuran ekibin en etkili isminin bir yahudi olduğu doğru mu?
Bu soruya yorumu size bırakıyorum. Şuanda Türkiye'deki milliyetçilik akımı size inandırıcı geliyor mu? Milliyetçi cephenin başında bulunan isimleri içinize sindirerek güvenerek destek olabiliyor musunuz? Yoksa bu akım yıllarca Amerikalılar tarafından kullanılıyor mu? Gerek siyasi iktidarlara baskı olarak gerekse TSK'ya baskı olarak kullanıldı mı, kullanılıyor mu? Ve son olarak tabiki milliyetçi kimliği ile Dünya'ya nam salan Türk Milletini bu anlamda yönlendirme gücünü elinde tutma isteği de mutlaka Amerikalıları cezb etmiş olabilir. Moiz Kohen ismini bir araştırın sonra Tekin Alp ismini almıştır. Kimdir bu Kohen bir araştırın sizinde benim gibi kafanız karışacak mı? Çok merak ediyorum. Hem yahudi ve hemde Türk Milliyetçisi ne kadar inandırıcı geliyor sizlere? Yoksa Milliyetçilik akımı ciddi bir istihbarat çalışmasının ürünü olarak Mossad ve CIA tarafından mı yönetiliyor.
İşte bu sorular Türkiye için belkide anahtar olacak sorulardır. Bu soruların cevabını bilenlerin olduğunu çok, çok iyi biliyorum, hatta tanıyorum ama anlatacak kadar yürekli olanını tanımıyorum. Sevgili Türk Milleti televizyonlarda uyuşturucu olarak evinize giren diziler var ya onların senaryoları gibi senaryolar içinde yaşıyorsunuz. Amerika bizle oynuyor. İktidarlar değişiyor, Başbakanlar değişiyor zannediyorsunuz ama başrol oyuncuları değişiyor aslında yine başa gelenler kendilerine verilen senorya da ne yazıyorsa onu oynuyorlar. Artistlik gücü yüksek olanların dizileri uzun sürüyor, artistlik gücü düşük olanların dizileri de yayından kalkıyor. Biraz ya, biraz olsun ülkeniz için zaman ayırın. Araştırın, okuyun, kafanızı çalıştırın. Televizyon karşısına geçip, ağzınızı açıp, her söylenene inanmayın. Koyun olmayın, ecdadınızın kemiklerini sızlatmayın. Günahtır, günah...
UNUTMA; BAŞKASININ SÖYLEDİĞİ DOĞRU HİÇBİR ZAMAN SENİN DOĞRUN KADAR DOĞRU DEĞİLDİR. (Bu da bir Alper Mert sözü olarak kulağınıza küpe olsun)