Filler tepişiyor altta kalan çimenler eziliyor. İşte Türkiye'nin içinde bulunduğu durumu özetleyen bir deyiş. Malum 1997 yılında Erbakan terliyordu, Bülent Arınç terliyordu şimdi ise onları terleten komutanları onlar terletiyor. Peki 1997 yılında terleyenler mi yoksa şimdi terleyenler mi haklı buyrun tarafsızca yaşananları tekrar bir gözden geçirip kararı beraber verelim.
İşte 28 Şubat sürecinin ortaya çıkmasına neden olanlar geçmişi çok çabuk unutan Türk halkına bir hatırlatalım o günleri;
2 Ekim-7 Ekim 1996 tarihleri arasında Başbakan Necmettin Erbakan sırasıyla Mısır, Libya, Nijerya'yı ziyaret etti. Libya'da, Kaddafi'nin bir çadırda Erbakan ile yaptığı görüşmede sarfettiği sözler muhalefet ve basın tarafından ağır bir şekilde eleştirildi.
3 Kasım 1996'da Susurluk'ta meydana gelen bir trafik kazasında mafya, siyasetçi, polis ilişkileri açığa çıktı. Başbakan Erbakan 'fasa fiso' dedi, Adalet Bakanı Şevket Kazan ise, aydınlık için bir dakika karanlık toplumsal eylemi için "Mumsöndü oynuyorlar" dedi.
Kayseri'nin Refah Partili Belediye Başkanı Şükrü Karatepe, 10 Kasım 1996 tarihli Refah Partisi İl Divan Toplantısındaki konuşmasında, Türkiye'de henüz gerçek demokrasinin olmadığını, hâkim güçlerin herkesi kendi görüşleri doğrultusunda hareket etmeye zorladığını söyledi. Karatepe konuşmasında şunları söylemişti:
“Süslü püslü göründüğüme bakıp da laik olduğumu sakın sanmayın. Resmi görevim nedeniyle bugün bir törene katıldım. Belki başbakanın, bakanların, milletvekillerinin bazı mecburiyetleri vardır. Ancak, sizin hiçbir mecburiyetiniz yok. Refah Partili olarak yeryüzünde tek başıma da kalsam, bu zulüm düzeni değişmelidir. İnsanları köle gibi gören, çağdışı bu düzen mutlaka değişmelidir. Ey Müslümanlar sakın ha içinizden bu hırsı, bu kini, nefreti ve bu inancı eksik etmeyin. Bu bizim boynumuzun borcudur. ”
Karatepe bu konuşması nedeniyle 1 yıl hapis ve 420.000 lira ağır para cezasına mahkûm edildi.
Dönemin Başbakanı Necmettin Erbakan, 11 Ocak 1997 Cumartesi günü, Başbakanlık Konutunda tarikat liderleri ve şeyhlere iftar yemeği verdi.
Yüksek rütbeli subaylar 22 Ocak 1997 tarihinde Gölcük'te toplanarak irticanın iktidarda olduğunu tartıştılar.
30 Ocak 1997'de Sincan belediyesi Kudüs gecesi düzenledi. Belediye başkanı Bekir Yıldız, İran büyükelçisinin misafir olduğu gecede sahneye konulan cihad oyunu basında tepki oluşturdu. Star muhabiri Işın Gürel saldırıya maruz kaldı. Bekir Yıldız tutuklandı, mahkum edildi.
5 Şubat'ta Sincan'da askerler 20 tank ve 15 zırhlı araçla geçiş yaptı.
5 Şubat'ta Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Başbakan Erbakan'a birkaç mektup gönderdi.
Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Güven Erkaya 'irtica, PKK'dan daha tehlikeli' dedi.
11 Şubat'ta Şeriata Karşı Kadın Yürüyüşü Ankara'da yapıldı.
28 Şubat'ta yapılan MGK toplantısı 9 saat sürdü. MGK laikliğin Türkiye'de demokrasi ve hukukun teminatı olduğunu sert bir şekilde vurguladı.
4 Mart'ta Başbakan Erbakan, MGK kararları yumuşatılmazsa imzalamayacağını söyledi ve imzalamadi.
13 Mart'ta Başbakan Necmettin Erbakan, MGK kararlarını imzalamak zorunda kalmış ve daha sonra bu kararları imzalamadığını sadece ön yazıyı imzaladığını iddia etmiştir.
21 Mayıs'ta Yargıtay Başsavcısı Vural Savaş, ‘‘Ülkeyi iç savaşa sürüklediğini’’ söyleyerek, RP'nin kapatılması için dava açtı.
3 Haziran'da Susurluk Davası 7 ay aradan sonra DGM'de başladı.
7 Haziran'da Genelkurmay, irticai faaliyetleri desteklediğini iddia ettiği firmalara ambargo koydu.
10 Haziran'da Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve Danıştay başkan ve üyeleri Genelkurmay Başkanlığı'na çağrılarak kendilerine irtica konusunda brifing verildi.
18 Haziran'da Necmettin Erbakan başbakanlıktan istifa etti. İstifasının nedeninin başbakanlığı Tansu Çiller'e devretmek olduğunu belirtti.
19 Haziran'da Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, hükümet kurma görevini o sırada arkasında TBMM çoğunluğu olan DYP lideri Tansu Çiller'e vermeyip, ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz'a verdi.
30 Haziran'da Mesut Yılmaz, Bülent Ecevit ve Hüsamettin Cindoruk'la birlikte ANASOL-D hükümetini kurdu.
28 Şubat 1997'deki MGK kararları hükümete bildirildi;
Kararda, laiklik için yasaların uygulanması istendi, tarikatlara bağlı okullar denetlenmeli ve MEB'e devredilmeli, 8 yıllık kesintisiz eğitime geçilmeli, Kuran kursları denetlenmeli, Tevhidi Tedrisat uygulanmalı, tarikatlar kapatılmalı, irtica nedeniyle ordudan atılanları savunan ve orduyu din düşmanıymış gibi gösteren medya kontrol altına alınmalı, kıyafet kanununa riayet edilmeli, kurban derileri derneklere verilmemeli, Atatürk aleyhindeki eylemler cezalandırılmalı, deniliyordu.
YARGILANAN KOMUTANLARIN TAMAMI 28 ŞUBATÇI
Kararları tekrar okuyun durun, durun bir daha okuyun anlamadıysanız dönün tekrar okuyun ezberleyene kadar okuyun ve ardından AKP iktidar olduktan sonra uyguladığı kararlara bir bakın 28 Şubat'ta alınan kararların tam tersi dimi. Peki Allah rızası için yukarıda alınan kararların uygulanması mı Türkiye'ye zarar verir yoksa uygulanmaması mı zarar verir? Başka bir soru daha AKP'yi vatandaş Türkiye'ye hizmet etsin diye mi iktidar yaptı yoksa yandaşlarını mutlu etsin geçmişte gerektiği halde kabullenemedikleri 28 Şubat kararlarını ve bu kararları alanları cezalandırmaları için mi iktidar yaptı?
Bazı yazar arkadaşlar ve son dönemin cahil entellektüelleri diyor ki, "Ne alakası var 28 Şubat'la bunlar ülkeyi bölmek istiyorlardı, bunlar PKK ile ortak çalışıyordu, bunlar darbe yapacaktı" Öyle mi yani bu operasyonların hiçbirisinin 28 Şubat'la alakası yok. Hepsi vatan millet için yapılıyor cemaatlerle falan da alakası yok. O zaman şimdi size 28 Şubat kararlarını alan komutanların bazılarının isimlerini aşağıda sayacağım bir bakın bakalım gözaltına alınanların içinde bu komutanlar var mı? İşte 28 Şubat kararlarını veren komutanlar;
Eski Genelkurmay Başkanı Emekli Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı, eski Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Fikret Boztepe, eski Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri Orgeneral İlhan Kılıç, eski Birinci Ordu Komutanı Orgeneral Necdet Timur, eski Birinci Ordu Komutanı Orgeneral Çetin Doğan, eski Birinci Ordu Komutanı Orgeneral Hurşit Tolon. İsimler son günlerin tanıdık isimleri değil mi? Hepsi örgüt üyesi isimler, ülkeyi bölmek isteyen suçlular, demokrasi düşmanları onun için yargılanıyorlar değil mi? Yani bu komutanların 28 Şubat'ta aldıkları kararlarla yargılanmaları arasında hiçbir bağlantı yok değil mi?
Çocuk olsa inanır mı? İşte 28 Şubat kararlarını alanlar, işte 28 Şubat kararları, İşte Ergenekon iddianamesi, İşte size harika bir intikam iktidarı. Ne için intikam alıyor, cemaatler için, tarikatlar için, peki kim istedi bu intikamı AKP'yi iktidar yapan halk mı istedi? Ne için 28 Şubat komutanlarından intikam alıyorsunuz sevgili AKP'liler, kimin için intikam alıyorsunuz. Sizin tepişmenizin vatandaşa, Türkiye ekonomisine iç güvenliğe, dış güvenliğe ne faydası var. Birde bu işleri yaparken kadim dostunuz ABD'den de istihbarat anlamında yardım alıyorsunuz. Yani kendi çıkarınız için TSK ile savaşıyorsunuz ve bunu da CIA ajanları ile ortak yapıyorsunuz. Yani ülkenin bütün sırlarını Amerika'ya veriyor, güvenliği çökertiyor ama olsun Amerika'da oturan hoca efendinizi
mutlu ediyorsunuz peki Türk Halkının mutluluğu ne olacak?
SİZ BİZİ APTAL MI SANIYORSUNUZ?
Şimdi bir karar verin bu operasyonların adı Ergenokon mu? İktidarın adı AKP mi? Yoksa 28 Şubat İntikam Tugayı mı? Derin devlet operasyonu yapıyoruz deniliyor ancak bütün derin devletçiler iş adamı olarak devlet ihaleleri alıyor, AKP milletvekilleri ile yemekler yiyor. Siz bizle dalga mı geçiyorsunuz? Siz bizi salak mı zannediyorsunuz? Biz bunları düşünüp mahkemesini yapamayacak kadar beyinsiz miyiz? Biz bu operasyonları yapanların kimin askeri olduğunu bilmeyecek kadar ahmağız öyle mi? Valla ben size yaşananları özetledim tarafsız bir gözle önünüze serdim benim çıkardığım sonuçları elinizle kapatın ve sizde 28 Şubat kararlarını düşünerek yapılan operasyonları bir değerlendirin bakalım yolumuz kesişecek mi?
Sonuç olarak, Türkiye'ye ihanet eden PKK'lılar aklanıyor kahraman oluyor. Onlardan hiçbirşeyin hesabı sorulmadığı gibi bir madalya takılmadığı kalıyor ama 28 Şubat'ta ülkesini düşünen ve irticanın Türkiye için bir tehlike olduğunu söyleyen, ABD'nin istihbarat kutusu olan cemaatlerin ve tarikatların kapatılmasını isteyenler terörist muamelesi görüyor ve yargılanıyor. TC nüfus kağıdı taşıyan bazı beyni uyuşmuşlarda bu operasyonları savunuyor. Ben size birşey söyleyeyim mi? Boşuna namaz kılıp kendinizi kandırmayın. Müslüman intikam alan değil, affeden ve yüreği ter temiz olan insandır. Yani basitçe müslüman adam kendi çıkarı için çalışmaz. Allah yolunda gider ve kullarına eziyet etmez. Kulları günahkar bile olsa onlara haksız yere eziyet etmez. Şimdi birde müslümanlığı kimseye bırakmayanların yaptıklarına bir bakın. Bu yapılanlar eziyet ve hak yemek değil midir?
28 ŞUBAT KARARLARINI BİRDE BÜYÜK HARFLERLE YAZIP SİZE BİR KEZ DAHA OKUTARAK VEDA ETMEK İSTİYORUM:
1-LAİKLİK İÇİN YASALAR UYGULANMALI!!! (Nedir laiklik, Din işleri ile devlet işlerinin birbirinden ayrılması yani bazı cemaat liderlerinin Türkiye'nin Hümeynisi olmasının engellemesi)
2-TARİKATA BAĞLI OKULLAR DENETLENMELİ VE MEB'E DEVREDİLMELİ!!! (GÜLEN OKULLARINDAKİ CIA AJANI ÖĞRETMENLERİ HATIRLAYIN)
3-8 YILLIK KESİNTİSİZ EĞİTEME GEÇİLMELİ!!! (ilkokul mezunu cahil halk kalmasın bazı uyanıkların yalanlarına kanmasın eğitim seviyesi yükselsin. Yükselmeyince neler oluyor açın Samanyolu Tv'yi bir seyredin tehlikesini anlarsınız)
4-KURAN KURSLARI DENETLENMELİ!!! (Çünkü amacı sadece dini eğitim vermek olan kurumlar ses ve görüntü cd'leri ile bazı cemaat liderlerinin provakosyununu yapıyor)
5-TEVHİDİ TEDRİSAT UYGULAMALI!!! (3 MART 1924 tarihinde Atatürk tarafından hazırlanan bu kanun Öğretim ve eğitime milli ve laik bir karakter veren milli gelişme tarihinde daima büyük yer tutacak bir inkılabın adı olmuştur. Bu kanun ile devletin onaylamadığı hiçbir eğitim kurumu açılamayacaktır)
6-TARİKATLAR KAPATILMALI!!! (Çünkü Türkiye Cumhuriyetinin en büyük düşmanları ile olan dostlukları artık belgelerle ispatlanmıştır. Yani ABD ile ortak çalışan müslüman olmaz)
7-ORDUYU DİN DÜŞMANI GİBİ GÖSTEREN MEDYA KONTROL ALTINA ALINMALI!!! (Kontrol altına almazsanız ne olur Taraf Gazetesi gibi CIA ajanlarının çalıştığı ve Türkiye'nin en büyük hainlerinin patronluğunu yaptığı kuruluşlar bu ülkede beyni uyuşmuş safları kandırır ve değerlerimizi tüketir)
8-KIYAFET KANUNA RİAYET EDİLMELİ!!! (Şalvarla, sakalla, başörtüsü ile müslüman olunmaz. Müslüman adamın ilk başta kalbi temiz olacak. Kıyafet giyip şov yapmayacak, Para için, çıkar için vatanını satmayacak)
9-ATATÜRK ALEYHİNDEKİ EYLEMLER CEZALANDIRILMALI!!! (Şu ülkeyi bize bağışlayan yüce insana dil uzatmanın da bir cezası olması gerekmez mi? Ne peygaberime, nede Atatürküme kimse dil uzatamaz, çıkar için bu iki değerimi de kimse sahtekarlığına alet edemez)
10-TÜRKİYE, LAİKTİR VE LAİK KALACAKTIR. HAİNLER, PARA İÇİN ÜLKESİNİ SATANLAR, ÇIKAR İÇİN VATAN SEVDALILARINI CEZALANDIRANLAR, MEHMETÇİK KATİLİ BÖLÜCÜ HAİNLER ELBET BİR GÜN TÜRK HALKININ MAHKEMESİNDE YARGILACAKTIR. O GÜN GÜNEŞ VATANSER, ŞEREFLİ TÜRK MİLLETİ İÇİN DOĞACAKTIR
(Bu kararıda ben aldım altına ister imza atın, ister imza atmayın)