Geçtiğimiz günlerde bir darbe heveslisinin (ismi lazım değil E.Ç.) Genel Kurmay Başkanına yazdığı mektuptan yola çıkarak, Sayın Genel Kurmay Başkanına bir mektupta ben yazmıştım. Okuyucularımdan olumlu tepki verenler de oldu, olumsuz eleştirenler de…
İçlerinden değişik makamlara yazılmış (bunu da yayınla diye) mektup gönderenler de…
Bu mektuplardan bir tanesini sizinle ve muhatabı Sayın Başbakanla paylaşmak istiyorum. Son zamanlarda açıklanan Ak Parti’nin halk desteğini yitirdiğini gösteren anket sonuçlarıyla örtüştüğü için bu mektuba öncelik verdim.
‘Sayın Başbakan’ım, mektubum size. Ben, Anadolu’nun bozkırında; yazın sıcağında, kışın ayazında zor şartlarda yetmiş, yetişmiş; dürüstlüğü ve mertliği bir erdem olarak bellemiş, bırakın duruma göre şekil şemal değiştirmeyi; doğru bildiği yolda eğilmeyi bile kendine zül kabul eden toprakların insanı olarak size sesleniyorum.
Yıllarca; kendi ülkemizde var olmak, ayakta durmak ve çoluk çocuğun rızkı için ‘zenci’ muamelesi gördük. Bir türlü hak ettiğimiz yerlere ve görevlere gelemedik- getirilmedik.
Çünkü bizler ‘Beyaz Türk’ değildik. Olmak için de çaba sarf etmedik ya…
Beyaz Türk olmak farklı bir şey Sayın Başbakan’ım. Ya kafadan İzmirli olacaksın. Ya da Saint Joseph, Robert, Amerikan kolejlerinde bilemedin en kötü ihtimalle Galatasaray Lisesi’nde tahsil görmüş olacaksın ki; Beyaz Türk olma yolunda ilerleyebilesin.
Yükselmek; ileri gitmek için, buralardan ve dengi okullardan mezun olmak gerekiyor ki; milletine rağmen yönetimde söz sahibi, halkın örf ve ananesine rağmen icraatlara imza atabilesin.
Sayın Başbakan’ım; bu bahsettiğim okullardan mezun değilseniz, ‘Beyaz Türk’lerin yaşam şekillerine ve standartlarına uymuyorsanız, ‘Onlardan’ değilseniz başınıza neler gelebileceğini siz de bir ‘İmam Hatipli’ olarak az-çok yaşadınız gördünüz. Bu yüzden detaya çok girmeyeceğim.
Zordur ‘zenci’ olmak. Mezhebin kaldırıyorsa ya ‘Çakma Beyaz Türk’ olacaksın, ya da ‘Zenci’ olduğunu kabullenip köşene çekileceksin.
Biz Anadolu’nun bozkırında yetiştik. Bize ne bir şeyin çakması olmak, ne de zulme boyun eğmek yakışır.
Sayın Başbakanım; bize yıllarca ‘zencisin’ dediler kapıları yüzümüze kapattılar. Ne zenciliğimizden utandık, ne de kendimizden ödün verdik. Sineye çektik köşemize çekildik.
Bir nisan yağmurunda tomurcuklanan sevdamızı, yağan yağmurlarda suladık, büyüttük. Beraber yürüdük yağan yağmurda; terk etmedi sevdamız bizi. Yılmadık, yıkılmadık yola devam dedik.
Gelin görün ki, bu seferde ‘Bizden değil’ yaftası yapışıverdi ardımıza.
Onlar ‘Zencisin’ dedi dışladı, ötekileştirdi istemeyerekte olsa sineye çektik.
İçimizde yanan sevda ateşine inandık, güvendik; omuz omuza verip dağları deldik. İş; işe, aşa geldiğinde el birliği ile iktidara taşıdığımız partimiz bize ‘İmam hatipli değilsin’ deyip, sırt döndü.
Evet, biz ne beyaz Türkleriz, ne de imam hatipliyiz. Biz sanatlıyız Sayın Başbakanım. Zamanında ‘Kolumuzda bir altın bilezik olsun’ düşüncesiyle gönderildiğimiz, bildik adıyla Endüstri Meslek Liseliyiz. O zamanlar büyüklerimiz ‘Sanat okulu’ derlerdi.
O zaman da ‘Sanatlı’ olmak zordu. Şimdi de...
Sözü fazla uzatmayacağım. Yayınlanacağından da emin değilim; fakat yayınlanırsa size birkaç sorum olacak.
İktidarın birincil vazifesi nedir Sayın Başbakanım, halkına iş, aş, sağlamak değil mi? Yoksa iş verirken, işe alırken; sen ‘Beyaz Türksün’, sen ‘İmam Hatiplisin’, sen ‘Sanatlısın’, sen ‘bizden değilsin’ ayrımı yapmak mıdır?
Biz sanatlıyız Sayın Başbakanım. Ne haktan vazgeçeriz ne de haklının yanında olmaktan. Kamyoncu deyişiyle ‘Kaderimizse çekeriz, çilemizse çeker gideriz’
Bizi en iyi siz anlarsınız Sayın Başbakanım. Daha geçtiğimiz günlerde siz değil miydiniz; ‘Bunlar İmam Hatipli olduğum için mi yapılıyor’ diye feryat eden.
Şimdi ben size soruyorum Sayın Başbakanım ‘ Bu zulüm, bu sırt dönme niye? CV’ imiz de ‘İmam Hatip’ yazmıyor diye mi?
Ne oldu beraber ıslandığımız yağmurlara? Ne oldu sevdamıza?
Size soruyorum Sayın Başbakanım; Siz olsanız istenmediğiniz, sürekli dışlandığınız yerde ne kadar durursunuz?
Ş.A.
Adı bende saklı okuyucuma teşekkür ediyorum.
Köşem, siz değerli okuyucularımdan gelen mektuplara her zaman açıktır. Mektuplarınızı bekliyorum…