Sigarayı Bırakmak İsteyenler Ramazan Ayını Değerlendirmeli!

Prof. Dr. Oğuz Kılınç, Ramazan ayının sigarayı bırakmak için bir fırsat olduğunu ifade etti. Kılınç ayrıca, Ramazan ayında günün büyük bir bölümünde sigaradan uzak kalan tiryakilerin, iftar ve sahurda üst üste sigara içmesinin ciddi tehlikeleri olduğunu da söyledi.

Sigarayı Bırakmak İsteyenler Ramazan Ayını Değerlendirmeli!

Prof. Dr. Oğuz Kılınç, Ramazan ayının sigarayı bırakmak için bir fırsat olduğunu ifade etti. Kılınç ayrıca, Ramazan ayında günün büyük bir bölümünde sigaradan uzak kalan tiryakilerin, iftar ve sahurda üst üste sigara içmesinin ciddi tehlikeleri olduğunu da söyledi.

09 Haziran 2016 Perşembe 09:42
Sigarayı Bırakmak İsteyenler Ramazan Ayını Değerlendirmeli!

Prof. Dr. Oğuz Kılınç, Ramazan ayının sigarayı bırakmak için bir fırsat olduğunu ifade etti. Kılınç ayrıca, Ramazan ayında günün büyük bir bölümünde sigaradan uzak kalan tiryakilerin, iftar ve sahurda üst üste sigara içmesinin ciddi tehlikeleri olduğunu da söyledi.

Oruç tutan sigara tiryakileri, bu bağımlılıktan kurtulmak için Ramazan ayında büyük bir fırsat yakalıyor. Uzmanlar ise bunun gelişigüzel denemelerle yapılmaması konusunda uyarıyor. Araştırmalara göre, sigarayı bırakmak isteyenlerin yalnızca yüzde 15'i bilimselliği kanıtlanmış yöntemlere başvuruyor. Bilimsel olmayan yöntemlerle sigara bırakma girişimi başarısız olan kişiler ise, bu noktada umutsuzluğa kapılıyor.

SİGARA BAĞIMLILIĞI BİR HASTALIK GİBİ DEĞERLENDİRİLMELİ

Türk Toraks Derneği Tütün Kontrolü Çalışma Grubu Üyesi ve Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Oğuz Kılınç, sigara bağımlılığının bir hastalık gibi değerlendirilmesi ve kesinlikle sağlık profesyonellerinden destek alınması gerektiğini belirtiyor.

Prof. Dr. Oğuz Kılınç "Dünya genelinde tütün kullanımına bağlı hastalıklar nedeniyle yılda yaklaşık 6 milyon kişi hayatını kaybediyor ve ülkemizdeki tüm ölümlerin yüzde 23'ü tütüne bağlı hastalıklar sebebiyle oluyor. Türkiye'deki 15 milyon bağımlıdan, 2.2 milyonunun geçtiğimiz senelerde çeşitli desteklerle sigarayı bıraktığını söyleyebiliriz. Ancak gençler arasında da önüne geçilemeyen bir artış söz konusu. Tütün kullanımı bu şekilde devam ederse, 2030 yılında tütün kullanımı nedeniyle ölenlerin sayısının 8 milyonu aşması bekleniyor" dedi.

"RAMAZANDA BİLİMSEL YÖNTEMLERLE BIRAKMAK KOLAYLAŞABİLİR"

Prof. Dr. Oğuz Kılınç, Ramazan ayı nedeniyle gün boyunca herhangi bir maddenin tüketilemediği bir sürece girildiğini ve bu süreçte bağımlıların sigaradan uzaklaşabileceklerini belirtti. İçicilerin bu dönemde bağımlılıklarını kontrol altına alabileceklerini, dolayısıyla bunun bir fırsat olabileceğini vurgulayan Kılınç, şunları söyledi:

"Bağımlıların Ramazan ayı süresince planladıkları, sigara bırakma poliklinikleri ve hekimlerden yardım aldıkları takdirde bilimselliği kanıtlanmış yöntemlerle sigarayı bırakmaları kolaylaşabilir. Ülkemizde 2009 yılında kabul edilen 4207 sayılı tütün kontrol yasası ile birlikte, sigara bağımlılığı daha iyi tanınmaya başlandı ve tedavi yöntemleri hakkında da detaylı bilgiye ve eğitime ulaşma şansı yakalandı. Ancak hastalar tarafından bilimselliği kanıtlanmış sigara bırakma yöntemleri hala yaygın olarak kullanılmıyor. Sigarayı bırakmak isteyenlerin sadece yüzde 15'i bilimselliği kanıtlanmış yöntemlere başvuruyor. Bilimselliği kanıtlanmamış yöntemler etkili yöntemler olmadığı için, bunları deneyenler genelde sigarayı bırakamıyor. Bırakamayınca da bu durum bir umutsuzluk olarak etki gösteriyor."

"SİGARAYI TEK BAŞINA BIRAKMAK KOLAY DEĞİL"

Sigara içenlerin yüzde 70'i bırakmak istediğini ve sadece yüzde 30'unun 2-3 yıl içinde bırakma girişiminde bulunduğunu belirten Prof. Dr. Oğuz Kılınç, "Sigarayı bırakmak için istek çok önemli bir kriter olsa da, destek almadan sigara bırakma girişimlerinin çok büyük kısmı sigaraya tekrar başlamakla sonlanıyor. Kişi sigarayı asla bırakamayacağını düşünüyor. Maalesef sigara basit bir alışkanlık, tiryakilik gibi düşünüldüğü için bilimsel yöntemlere başvurmaya gerek duyulmuyor. Kendi başına sigarayı bırakmaya çalışanlar arasında, bir yıl boyunca sigara içmeme oranı ancak yüzde 3-5 civarında ve bu girişimlerin yüzde 80'i ilk bir ay içinde tekrar sigaraya başlamakla sonuçlanıyor. Uzman desteğine başvuranların oranı ise yüzde 13 ile yüzde 15 arasında. Sigarayı bırakmak için hekimlerden, Sağlık Bakanlığı'na bağlı kurumlar ve üniversiteler bünyesinde yer alan sigara bırakma polikliniklerinden destek alınması çok önemli. Diğer yöntemleri hiçbir şekilde önermiyoruz" diye konuştu.

"BIRAKMAK İSTEYENLER ALO 171'İ ARAYABİLİR"

Sağlık Bakanlığı web sitesinde ismi bulunan ya da Alo 171 de kaydı bulunan sigara bırakma polikliniklerinin, sigarayı bırakmak isteyenler için en doğru adres olduğunu belirten Prof. Dr. Oğuz Kılınç, şu bilgileri verdi:

"Alo 171 sigara bırakma hattı hizmeti ve Sağlık Bakanlığı'nın sigarayı bırakmak isteyenlere yönelik ücretsiz ilaç projesi ilaçlar azalmasına rağmen devam ediyor. Sigaradan kurtulmak isteyenler, Sağlık Bakanlığı tarafından görevlendirilen sigara bırakma polikliniklerine başvururlarsa bu tedavilere ücretsiz olarak kavuşabilirler. Sigara bağımlılığının fiziksel kısmının nedeni nikotindir ve nikotin alınmadığında huzursuzluk, konsantrasyon güçlüğü, gerginlik, sinirlilik depresyona eğilim, iştah artışı gibi yoksunluk belirtileri ortaya çıkar. Bu semptomlar zamanla azalarak kaybolsa da sigara bırakma sürecinin ilk haftalarında en yoğun seviyededir. Sigara bırakma girişimlerinde başarısızlığının en önemli nedenlerinden biri yoksunluk semptomlarıdır. Bırakanların davranışsal ve bilişsel destek ve farmakolojik tedavi ile desteklenmesi bırakma başarısını artırır. Fiziksel bağımlılık ne kadar yüksekse farmakoterapi ihtiyacı o kadar fazladır. Hekimlerin hastalarının bağımlılık düzeylerini değerlendirmeleri ve sigara bırakmak isteyen hastalarına davranışsal ve bilişsel destek ve uygun medikal tedavi seçeneklerini sunmaları önemlidir."

Prof. Dr. Kılınç ramazanda sigarayı bırakıp tekrar başlamak istemeyenlerin beyinlerinde bunu geçici bir süreç olarak kodlamamaları gerektiğini belirterek, bunun sadece ramazanda değil, yaşam boyu kurtulmaları gereken bir davranış olduğunu idrak etmeleri gerektiğini söyledi. Sadece ramazan ayında değil bütün ömür boyu sigarayı bırakmaya odaklanılırsa gerçekten sigarayı bırakabileceklerini kaydetti.

SAHURDA VE İFTARDA ÜST ÜSTE SİGARA İÇMEYİN

Gün boyu sigarasız kalıp sahurda veya iftarda üst üste sigara içen bağımlılara da uyarılarda bulunan Prof. Dr. Kılınç, şöyle konuştu:

"Sigara 4 binden fazla kimyasal madde içeriyor ve bunların yaklaşık 90'ı kanserojen. Sigaradan çekilen her nefeste sıkıntılı, öldürücü ya da sakat bırakıcı bir hastalığın başlama riski yüzde 50'dir. Günde sadece 1 sigara içilse bile, sigaranın ilk temas ettiği organlar olan akciğer ve kalpte ciddi riskler oluşuyor. Sigaranın her dozu ve her şekli zararlıdır ama sahurda ve iftarda üst üste içilmesi yüksek konsantrasyonda nikotin ve diğer zehirli maddelerin kana karışmasına yol açar. Bu da altta yatan ya da tanısı konmamış hastalıkların ciddi boyutlara ulaşmasına neden olabilir. Hatta ani kalp krizleri ve beyin kanamaları gelişebilir."

SİGARAYI BIRAKINCA VÜCUTTA NELER OLUYOR

Prof. Dr. Oğuz Kılınç sigarayı bırakanlardaki iyileşme sürecini ise aşama aşama şöyle özetledi:

Sigarayı bırakanların kalp atış hızı ilk 20 dakikadan itibaren düşüyor

12 saatte kandaki karbonmonoksit seviyesi normale dönüyor

2 hafta ila 3 aylık bir süreden sonra kalp krizi riski azalmaya, akciğer fonksiyonları düzelmeye başlıyor

1 ile 9 aydan sonra öksürme ve nefes darlığı azalıyor

1 yılda koroner kalp rahatsızlığı riski, sigara içen birinin yarısı seviyesine geriliyor

10 yılda akciğer kanseri riski sigara içenlerin taşıdığı riskin yarısı seviyesine gerilerken ağız, gırtlak, yemek borusu, böbrek, mesane ve pankreas kanseri riskleri de azalıyor

15 yılda, koroner kalp hastalığı riski, sigara içmeyenlerin taşıdığı riskle aynı seviyeye geriliyor.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.