Dr. İlter: 'Türkiye'de Verem Hastası Sayısı Azalıyor'

Edirne Halk Sağlığı Müdürü Dr. Bahattin İlter, Türkiye'de verem hastası sayısının her yıl ortalama yüzde 6-7 oranında azaldığını söyledi.

Dr. İlter: 'Türkiye'de Verem Hastası Sayısı Azalıyor'

Edirne Halk Sağlığı Müdürü Dr. Bahattin İlter, Türkiye'de verem hastası sayısının her yıl ortalama yüzde 6-7 oranında azaldığını söyledi.

21 Mart 2016 Pazartesi 14:23
45 Okunma
Dr. İlter: 'Türkiye'de Verem Hastası Sayısı Azalıyor'

Edirne Halk Sağlığı Müdürü Dr. Bahattin İlter, Türkiye'de verem hastası sayısının her yıl ortalama yüzde 6-7 oranında azaldığını söyledi.

24 Mart Dünya Tüberküloz Günü ile ilgili bir basın bülteni yayınlayan İlter, verem hastalığının solunum yoluyla bulaştığını söyledi.

Tüberküloz hastalığının dünya genelinde önemli bir sağlık problemi olduğunu belirten Halk Sağlığı Müdürü Dr. Bahattin İlter, "Dünya nüfusunun yaklaşık üçte biri verem mikrobu ile enfektedir. Bu insanların yüzde 10'unda yaşamlarının bir döneminde verem hastalığının ortaya çıkacağı düşünülmektedir. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) 'Küresel Tüberküloz 2015 Raporuna' göre dünya genelinde tüberküloz insidans, prevalans ve mortalite hızları düşmektedir. Buna rağmen küresel tüberküloz yükü halen çok yüksektir. 2014 yılında 9,6 milyon yeni vaka ve 1,5 milyon TB'den ölüm olduğu hesaplanmıştır. 2014 yılında dünya genelinde tespit edilen 9,6 milyon TB vakasının yaklaşık yüzde 12'sinin (1,2 milyon) HIV pozitif olduğu tespit edilmiştir" dedi.

Türkiye'de verem hastası sayısının her yıl ortalama yüzde 6-7 oranında azaldığını vurgulayan Dr. İlter, "2014 yılında verem savaşı dispanserlerine kayıtlı toplam vaka sayısı 13 bin 378'dir. Hastaların 8 bin 632'sinde yüzde 65 akciğer tüberkülozu varken, 4 bin 746'sında yüzde 35 akciğer dışındaki organlar (lenf bezleri, plevra, kemik, böbrek, beyin vb.) tutulmuştur" ifadelerini kaydetti.

"SOLUNUMLA BULAŞIYOR"

Tüberküloz'ün solunum yolu ile bulaştığını belirten Dr. İlter, "Veremin etkeni 'Mycobacterium tuberculosis' basilidir. Verem basilinin kaynağı, tedavi görmemiş veya düzenli tedavi görmeyen aktif akciğer ve gırtlak (larinks) veremi olan hastalardır. Basil hava yolu ile bulaşır. Hasta insanlardan öksürme ve hapşırma ile ortama yayılan mikrobun solunum yolu ile alınması sonucu bulaşır. Tedavi edilmeyen her hasta yılda 10-15 kişiye hastalığı bulaştırır. Balgam yayması (ARB) pozitif bulunan ve akciğerinde kavitesi (yara- kovuk) olan hastalar daha fazla basil saçarlar. Basil kaynağı ile karşılaşma süresi, ortamın genişliği ve havalanması bulaşmada önemlidir. En çok, hastanın aile bireylerine ve yakın çalışma arkadaşlarına bulaşma olur. Tedavi ile basil sayısı çok kısa sürede azalır. Hastaların çoğunda ortalama 2-3 haftada bulaştırıcılık yok olur" açıklamasında bulundu.

"EN ÇOK AKCİĞERİ TUTAR"

Uzun süren öksürüklere dikkat edilmesi gerektiğini açıklayan İlter, "Verem enfeksiyonu, verem mikrobunun vücuda girmesinden sonra 8-10 haftada tüberkülin deri testinin (TDT) pozitifleşmesi ile kendini gösterir. Bu, hastalık değildir. Vücutta veremin sessiz durduğu ve adeta hapsedildiği bir durumdur. Vücut direnci düşünce basil çoğalarak hastalanmaya yol açar. Hastalığın gelişmesine yol açan vücut direncini düşüren hastalıklar ve etkenler vardır. AIDS bu bakımdan vücut direncini en çok kıran hastalıktır. Verem Hastalığı, klinik bulguların ortaya çıktığı bir durumdur. En çok akciğeri tutar. Tuttuğu diğer organlar, akciğer zarları, lenf bezleri, kemikler, böbrekler, beyin zarlarıdır. Vücudun bütün organlarında hastalık yapabilir. Verem hastalığının genel belirtileri, halsizlik, iştahsızlık, kilo kaybı, gece terlemesi ve akciğer yakınmaları, öksürük, balgam, öksürükle kan tükürme, göğüs-sırt-yan ağrısı, nefes darlığıdır. İki-üç haftadan uzun süren öksürükte veremden şüphelenmek gerekir" dedi.

"TEŞHİS VE TEDAVİSİ ÜCRETSİZ"

Toplum Sağlığı Merkezi Verem Savaşı birimlerinde veremin teşhis ve tedavisinin ücretsiz olduğunu vurgulayan Dr. İlter, "Bu standart tedavi, hastanede ya da Verem Birimlerinde aynı şekilde düzenlenir. Yeni verem hastalarının tedavisinde standart tedavide genellikle iki ay 4 farklı ilaçla ve dört ay 2 ayrı ilaçla olmak üzere 6 aylık tedavi uygulanmaktadır. Tedavide kullanılan bütün ilaçlar Verem Savaş Birimlerinden ücretsiz verilir. Tedavide verilen ilaçların düzenli içilmesi çok önem taşır. Çünkü hastaların bir kısmı tedaviyi terk etmekte ve toplumda basil saçmayı sürdürmektedirler. Hastanın ilaçlarını içtiğinden emin olmak için her doz ilacı bir sağlık personelinin gözetiminde içirtmek en uygun yoldur. Buna doğrudan gözetimli tedavi (DGT) denilir. Tedavinin verem biriminde ya da hastanede başlanması gerekir. Aylık takiplerinin de verem birinde yapılması uygundur. Tedaviyi sonlandırana kadar özenle sürdürmek gerekir. Tüberküloz tedavisinde ilaçlar eksik ya da düzensiz kullanılırsa hastalık iyileşmez. Tam tersine tedavisi güç bir duruma gelir. Bu duruma dirençli tüberküloz denir" şeklinde konuştu.

"ENFEKSİYON GELİŞİMİNİ ÖNLEMEK İÇİN İLAÇ"

Verem hastası ile teması olan kişide enfeksiyon gelişimini önlemek ve verem enfeksiyonu olan kişide verem hastalığı gelişimini önlemek amacıyla koruyucu ilaç tedavisi verilmesi gerektiğini belirten Dr. İlter, "Verem hastasının aile bireyleri ve diğer temaslıları verem birimlerinde ücretsiz olarak muayene edilir ve gerekli tetkikleri yapılır. Temaslı muayenesi sonucunda hasta olduğu tespit edilenler tedavi edilir. Hasta olmayan fakat verem olma riski taşıyan kişilere koruyucu ilaç tedavisi verilir. Koruyucu ilaç tedavisi tek ilaçla ve 6 ay süreyle verilir. Bu tedavinin hastalanmayı yüzde 90'a varan oranda önlediği bilinmektedir. BCG aşısı özellikle çocuklarda kanla yayılan ve ağır seyreden verem hastalığını önlemede çok etkilidir. Ülkemizde BCG aşısı doğumdan sonra 2'nci ayını bitiren bebeklere aile sağlığı merkezlerinde ücretsiz olarak yapılmaktadır. Aşı zamanı geçirilirse, 6 yaşa kadar yapılabilir, ancak bu durumda önce tüberkülin testi yapılması gerekmektedir" diye konuştu.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.