Türkiye'nin 'Suriye' pozisyonunu anlattı

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Türkiye'nin pozisyonunun temelde Suriye'nin toprak bütünlüğünün muhafaza edilmesi, fiili durumların asla kabul

Türkiye'nin 'Suriye' pozisyonunu anlattı

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Türkiye'nin pozisyonunun temelde Suriye'nin toprak bütünlüğünün muhafaza edilmesi, fiili durumların asla kabul

25 Nisan 2016 Pazartesi 12:51
59 Okunma
Türkiye'nin 'Suriye' pozisyonunu anlattı
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Türkiye'nin pozisyonunun temelde Suriye'nin toprak bütünlüğünün muhafaza edilmesi, fiili durumların asla kabul edilmemesi noktasında aynı olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlediği basın toplantısında bölgedeki gelişmelere ilişkin açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Büyükelçi İbrahim Kalın, BM Temsilcisi ve Suriye Yüksek Müzakere heyetinin yaptığı açıklamaları hatırlatarak, bu açıklamaların müzakerelerin bir hayli zor devam ettiğini gösterdiğini, bunun temel sebeplerinden ilkinin rejimin siyasi geçiş sürecini sağlamaması, ikincisinin ise insani yardımların ulaştırılması konusunda ayak diremesi olduğunu açıkladı. Suriye'deki durumun hassasiyetini korumaya devam ettiğini, ilan edilen ateşkes ya da çatışmasızlık haline rağmen Esat rejiminin Rusya Federasyonu ile beraber Suriye topraklarındaki ihlallerinin devam ettiğini kaydeden Kalın, "Varılan anlaşma çerçevesinde insani yardımların ulaştırılması gerekirken bunların ulaştırılmadığını, yüz binlerce Suriyeli insanın hala insani yardımlar noktasında büyük sıkıntılar çektiğini görüyoruz. Suriye'de siyasi bir geçiş sürecinin sağlanması amacıyla Cenevre'de yapılan görüşmelerin de maalesef arzu edilen hızda ilerlemediğini görüyoruz. Son olarak BM temsilcisinin yaptığı açıklamalar, Suriye Yüksek Müzakere heyetinin yaptığı açıklamalar da buradaki müzakerelerin bir hayli zor devam ettiğini gösteriyor. Bunu temel sebebi rejimin iki temel konuda birincisi siyasi geçiş sürecinin sağlanması, ikincisi insani yardımların ulaştırılması konusunda ayak diremesi ve yardımcı olmamasından kaynaklanıyor. Suriye'deki çatışmaların durması ve siyasi geçiş sürecinin sağlanması, aynı zamanda Suriye'nin toprak bütünlüğünün korunması ve Suriye'nin demokratik çoğulcu bir siyasi düzene geçmesi büyük önem arz ediyor. Türkiye'nin pozisyonu temelde Suriye'nin bu toprak bütünlüğünün muhafaza edilmesi, fiili durumların asla kabul edilmemesi noktasında aynıdır. Bu konudaki kararlılığımız diğer müttefiklerimizle beraber devam etmektedir. İnsani yönden de ülkemizdeki Suriyeli mülteciler, 3 milyonu aşkın insan ülkemizde misafir edilmeye devam ediyor. Biz bunları ülkemizde misafir etmeye, açık kapı politikamızı uygulamaya devam edeceğiz. Buradan herhangi bir geri dönüş söz konusu değildir. Daha öncede ifade ettiğimiz gibi ülkesinden kaçan bu insanlar, yani 2.7 milyon Suriyeli ve bunun üzerine 300 bine yakın Irak ve diğer ülkelerden gelen mültecilerde var, bu 3 milyona yakın insan macera olsun diye, meraktan ya da turistik gerekçelerle değil savaştan, ölümden kaçtıkları için ülkemize sığınıyorlar. Biz imkanlarımız ölçüsünde bu insanları ülkemizde ağırlamaya devam edeceğiz" dedi.

"SORUN NE TÜRKİYE'NİN EGE SAHİLLERİNDE NE YUNAN ADALARINDA, SORUNUN KAYNAĞI SURİYE'DEDİR"

AB ile yapılan anlaşma çerçevesinde Türkiye-AB eylem planının da hayata geçirildiğini belirten Kalın, "Yunan adaları üzerinden Avrupa'ya geçiş yapmaya çalışan kayıt dışı göçmenlerin sayısı konusunda ciddi bir düşüş var. Bu memnuniyet verici. Öncelikle Avrupa'ya gidecek olan Suriyeliler'in kayıt altına alınması önem arz ediyor. İnsan kaçakçılarının elindeki kozların ortadan kaldırılması ve bunların önlenmesi noktasında büyük önem arz ediyor. Bu çerçevede son dönemde özellikle Sahil Güvenlik Güçlerimiz insan kaçakçılığının önlenmesi konusunda sıkı tedbirler aldılar. Geçtiğimiz Ekim ayında günde 6 bin-7 bin, hatta 7 bin 500 insan Yunan adaları üzerinden geçmeye çalışırken bugün bu sayı adeta sıfırlanmış durumda. Sorun ne Türkiye'nin Ege sahillerinde ne Yunan adalarında, sorunun kaynağı Suriye'dedir. Suriye'deki savaş devam ettiği müddetçe mülteci krizi de derinleşerek devam edecektir. Mültecilerin Yunan adaları üzerinden Avrupa'ya gidişinin azalmış olması mülteci sorunun ortadan kalktığı anlamına gelmez. Bu Avrupalıları rahatlatmış olabilir, geçiş sürecindeki bir takım sıkıntıları ortadan kaldırmış olabilir ama işin özünde mülteci krizi çözülmüş değil, çünkü Suriye'deki savaş devam ediyor. Suriyeli mülteciler nefes alabilecekleri bir yer aramaya devam ediyorlar" diye konuştu.

"BUGÜN İTİBARİYLE 41 BİN KİŞİYE ÜLKEMİZE GİRİŞ YASAĞI KONULMUŞTUR"

DAEŞ ile mücadele bağlamında Türkiye'nin gerek kendi sınırlarında, gerekse sınırlar içinde yoğun tedbirler alındığını, bunların etkin bir şekilde uygulandığının altını çizen Kalın, Kilis'te yaşanan hadiselerle birçok insanın hayatını kaybettiğine işaret etti. İbrahim Kalın, "Bununla ilgili şuanda en üst düzeyde tedbirler alınıyor. Bu gün itibariyle özellikle DAEŞ ile irtibatlı olduğundan şüphelenilen yabancı terörist savaşçılar bağlamında 3 bin 300'den fazla yabancı uyruklu kişi makamlarımız tarafından sınır dışı edildi. Bu çerçevede bugün itibariyle 41 bin kişiye ülkemize giriş yasağı konulmuştur. Bunlar DAEŞ terör örgütü ile ilişkisi olduğundan şüphelenilen kişilerdir. Risk analiz gruplarımız tarafından yaklaşık 9 bin 500 yabancı kontrolden geçirilmiş ve bunlardan 2 binden fazlasının ülkemize girişine izin verilmemiştir. Ülkemizde yürütülen DAEŞ ile ilgili operasyonlar bağlamında bin 232'si yabancı uyruklu olmak üzere 2 bin 770 kişi gözaltına alınmış, bunlardan 954 kişi tutuklanarak adli süreçleri başlatılmıştır. DAEŞ ile mücadele bağlamında zaman zaman ülkemize düşen bu tür roketler ya da sınır ihlali türü olaylar olduğunda silahlı kuvvetlerimiz derhal karşılık vermektedir" şeklinde konuştu.

"TÜRKMENLER'İN GÜVENLİĞİ BİZİM İÇİN BÜYÜK ÖNEM ARZ EDİYOR"

Irak Tusurmatu'da son günlerde KYB'ye bağlı peşmerge güçleri ile milis güçler arasında bir güç ve kontrol mücadelesi yaşandığını ve çıkan çatışmalarda insanların öldüğünün görüldüğünü söyleyen İbrahim Kalın, "Bunlar Tusurmatu kentinin içinde değil çevresinde meydana gelen çatışmalar. Burasının bir Türkmen şehri olması nedeniyle bizim için özel bir hassasiyet arz ediyor. Biz Irak'ın içinden geçtiği bu hassas dönemde yeni ayrışmalara yol açacak bu tür hadiselerin yaşanmasını asla tasvip etmiyoruz. Zira bu tür olaylar ancak DEAŞ gibi örgütlerin elini güçlendirecektir. Irak'ta yaşanan sorunların temelinde de bir önceki hükümetin izlediği politikaların zehirlediği sosyal, siyasi ortam bulunmaktadır. Mezhepsel ve etnik fay hatlarının da bir anlamda kesiştiği Tusurmutu'daki gerilimin Irak'ın batısında DEAŞ'ın körüklediği mezhepsel radikalleşmeye ilave olarak ülkenin doğusunda bir tür etnik çatışmaya dönüşme riski bulunmaktadır. Bunun önüne geçmek için biz de Irak makamları ile gerekli girişimleri şuanda başlattık. Türkmenler'in güvenliği bizim için büyük önem arz ediyor. İster Irak'ta, ister Suriye'de olsun Türkmenler'e her türlü yardımı bundan sonra da yapmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.