Kurtulmuş: 'PKK ya da IŞİD Türkiye'nin başına sarılmış bir beladır.'

Manisa'daki sivil toplum örgütü temsilcileriyle Rum Mehmet Paşa Bedesteni'nde bir araya gelen Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş , burada yaptığı konuşmada, PKK ya da IŞİD meselesinin Türkiye'nin başına sarılmış bir bela olduğunu söyledi.

Kurtulmuş: 'PKK ya da IŞİD Türkiye'nin başına sarılmış bir beladır.'

Manisa'daki sivil toplum örgütü temsilcileriyle Rum Mehmet Paşa Bedesteni'nde bir araya gelen Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş , burada yaptığı konuşmada, PKK ya da IŞİD meselesinin Türkiye'nin başına sarılmış bir bela olduğunu söyledi.

24 Nisan 2016 Pazar 22:35
304 Okunma
Kurtulmuş: 'PKK ya da IŞİD Türkiye'nin başına sarılmış bir beladır.'

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, 1915 olaylarına ilişkin Türkiye'nin tutumunun açık olduğunu belirterek "Biz 1915 olaylarında hayatını kaybetmiş olan, Osmanlı vatandaşı olan herkesin ölümlerinden dolayı üzüntü duyarız, hepsi için taziyelerimizi bir kere daha ifade ederiz. Ölen Müslümanlar da ölen Ermeniler de Osmanlı vatandaşıydılar ancak hiç kimsenin 1915'teki olayları karıştırarak bugün Türkiye'yi hizaya getirmesine, Türkiye'ye ders vermeye kalkmasına müsaade etmeyiz, böyle bir şeyi kabul etmeyiz." dedi.

Manisa'daki sivil toplum örgütü temsilcileriyle Rum Mehmet Paşa Bedesteni'nde bir araya gelen Kurtulmuş, burada yaptığı konuşmada, PKK ya da IŞİD meselesinin Türkiye'nin başına sarılmış bir bela olduğunu söyledi.

Bu örgütlere desteğin nereden ve kimler tarafından verildiğini soran Kurtulmuş, "Biz tarih boyunca hakim olduğumuz coğrafyalarda insanların dinlerine, dillerine, renklerine hatta ve hatta hiçbir şekilde ait olduğu medeniyet değerlerine bakmadan, hepsini aynı insanlık değerleri etrafında buluşturmuş bir milletiz. İnsanların hiçbirini ayırmamışız ama maalesef bugün insanların ayrılması, insanların birbirine karşı ve düşman olmasında menfaati olanlar var. Bunların üzerinden siyasi güç devşirmeye çalışanlar var." diye konuştu.

PKK terör örgütünün, bir asır önce başlayan bu coğrafyanın bölünmesi, parçalanması senaryosunun araçlarından biri olduğunu belirten Kurtulmuş, şunları söyledi:

"Bir asır evvel bu coğrafya bölündü. İki gündür Kosova Priştine ve Prizren'deydim. Altı asır boyunca Balkan coğrafyasında insanlar bir arada barış içerisinde yaşadı. Osmanlı'dan sonra, o koskoca Osmanlı'dan intikam almak isteyenler, 20 sene içerisinde Balkanları lime lime ettiler ve hala Balkanlar dikiş tutabilmiş değil. Önce etnik ayrımcılık, etnik milliyetçilik, arkasından mezhebi, dini farklılıklarla 20 yılda hepsi birbirine düşman edildi ve Balkanlar paramparça oldu. 1399'da oraya giden Osmanlı, oradan 1912 yılında ayrılmak mecburiyetinde kaldı. Çok şükür ayrılık bir asır sürdü, şimdi Türkiye olarak yeniden oradayız. Camileri açıyoruz, medreseleri açıyoruz, hanları, hamamları açıyoruz, Balkanlar'ın her yerinde var olmaya devam ediyoruz."

Osmanlı'nın, bugün insanların zulme tabii tutulduğu Filistin topraklarında Müslümanları, Hristiyanları, Yahudileri hep bir arada yaşattığını, "Allahüekber" sesleriyle kilisenin çan seslerinin birbirine karıştığını söyleyen Kurtulmuş, "Cuma günleri Müslümanlar cuma namazından çıktı, ağlama duvarının dibine Yahudiler gelmeye başladı. Kimse kimseye yan gözle bakmadı. Kimse kimsenin namusuna, ırzına, malına, mülküne göz dikmedi. Herkes özgürce yaşadı, dilediği şekilde hareket etti, dilediği şekilde o toplumun eşit yurttaşı olarak varlığını sürdü" ifadelerini kullandı.

Osmanlı'nın, 1917'de Filistin'in bulunduğu coğrafyadan ayrılmasından sonra büyük devletlerin fitnesiyle orada hayatın Müslümanlara zindan edildiğini ifade eden Kurtulmuş, Filistin topraklarındaki Müslümanların göçlere tabi tutulduğunu, Kudüs'ü, Filistin topraklarını işgal eden İngiliz komutanın şarkın büyük komutanı Selahattin Eyyubi'nin mezarının başına gelip tekme atarak, "Kalk ey Selahattin esas haçlı seferleri şimdi başlıyor" dediğini anlattı.

"Onların anladıkları, bu medeniyetin mezarlarından bile intikam almaktır. Bizim anladığımız bütün farklı din ve mezheplerden insanların hazreti insan olarak bir arada yaşatılmasını sağlamaktır." diye konuşan Kurtulmuş, Osmanlı'yı dünya devleti yapanın topu, tüfeği, tankı, askeri gücü olmadığını dile getirerek, şunları kaydetti:

"Osmanlı'yı bir büyük dünya devleti yapan ve bizim medeniyetimizin bir büyük cihan medeniyeti haline getiren sahip olduğu bu hoşgörüydü, anlayıştı. İslam'ın ikinci büyük koşusunu başlatan Horasan erenlerinin önce Anadolu, sonra Trakya, Rumeli topraklarına yayılan hoşgörüsüydü. Bütün irfan mektebi mensuplarının önce Anadolu'da sonra Rumeli'de açtığı mektepten mezun olanların ortaya koyduğu insanlık meselesiydi. Bu anlamda coğrafyamızın her yerinde, medeniyetimizin büyük eserlerine hakim olmuş olan bir büyük güç vardı. Medreseleriyle bedestenleriyle her çeşmesinden temiz suyu akıtmış olan o güzel çeşmeleriyle."

Türkiye'nin güçlü olmasının önemine değinen ve güçlü olmanın yalnız iktisadi gücü kapsamadığını ifade eden Kurtulmuş, "Türkiye'nin güçlü olması demek kendi köklerinin farkına varması demektir. Eğer Türkiye, kendi köklerinin farkına varırsa yeryüzüne medeniyeti, insani değerler üzerinden yeniden üreterek sunabilecek bir güce de sahip olacak." görüşünü aktardı.

Türkiye güçlü olursa yeryüzünün bütün mazlumlarına bakabilecek bir güce sahip olacağını, buna en yakın örneğin ise Suriyeli mülteciler olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, "Türkiye'de üç milyona aşkın mülteciyi rahatlıkla ağırlayabileceksiniz. İnsani yardımlarda, ülkelerin GSMH'ye oranıyla dünya birincisiyiz. Bizden daha zengin ülkeler var. Onlar niçin bu konuya destek olamıyorlar. Onların birçoğu için mülteciler kendilerini ilgilendirmeyen, uzak kentlerdeki sorunların bir parçasıdır ancak insanların hepsine karşı ortak bir şefkat duygusuna sahip olanlar böylesine bir medeniyetin inşasında yer alırlar." dedi.

Kurtulmuş şöyle devam etti:

"Hazreti Ali efendimiz, Malik Bin meşrebi vali olarak atıyor. Diyor ki 'Ey Malik, şimdi gideceksin ve insanları yöneteceksin. Bil ki insanlar iki sınıftır. Ya yaradılışta eşindir ya dinde kardeştir.'

Bana söyler misiniz, bundan daha güzel insanları tasnif eden ve herkeste bir ortaklık bulan başka bir tasnif var mıdır? Yaradılışta eşindir... Kadın-erkek, zengin-fakir, beyaz-siyah, hür-köle, bütün bu ayrımları kabul etmedik. Hepsini bıraktı bir kenara. Herkes yaradılışta eşindir, herkes seninle eşit hakka sahiptir. Herkes hazreti insandır.

İkincisi, insanlar da Müslümanlar da dinde kardeşindir. 'La ilaha illallah Muhammeden Rasulullah' diyen ister Sünni olsun, ister Alevi olsun. Onlar arasında da bir ayrım yapmayacağız. O zaman bugün anladığımız manada bir mezhep yok ama renk farklılıkları var, rey farklılıkları var. Görüşü ne olursa olsun insanlar senin dinde kardeşindir, Müslüman olduktan sonra. İnsanları bu kadar çok toplayan başka bir şey var mı? Bu iki program üzerinden insanları toplasak bugün sahip olduğumuz sorunların birçoğunu bile gidermemiz mümkündür."

 

- 1915 olayları

 

Her 24 Nisan'da dünyanın birçok yerinde, "Ermeni soykırım meselesi" üzerinden "Türkiye'yi nasıl köşeye sıkıştırabiliriz" düşüncesiyle onlarca rolün harekete geçtiğini ifade eden Kurtulmuş, her yıl bu günün "Acaba ne diyecekler? Büyük felaket mi diyecekler, büyük acı mı diyecekler?", "Amerikan parlamentosunda, Fransa parlamentosunda ne olacak?" diyerek beklendiğini belirtti.

Kurtulmuş şunları söyledi:

"Sayın Cumhurbaşkanımızın iki sene evvel bir 24 Nisan öncesinde söylediğini bir kez daha tekrarlamak istiyorum. Bizim tutumumuz açıktır. Biz 1915 olaylarında hayatını kaybetmiş olan, Osmanlı vatandaşı olan herkesin ölümlerinden dolayı üzüntü duyarız, hepsi için taziyelerimizi bir kere daha ifade ederiz. Ölen Müslümanlar da ölen Ermeniler de Osmanlı vatandaşıydılar ancak hiç kimsenin 1915'teki olayları karıştırarak bugün Türkiye'yi hizaya getirmesine, Türkiye'ye ders vermeye kalkmasına müsaade etmeyiz, böyle bir şeyi kabul etmeyiz.

Ayrıca her vesileyle Türkiye'yi köşeye sıkıştırmak için terör örgütlerini, şunları bunları birtakım unsurları kullananlar, Türkiye'nin içerisinde birtakım karışıklıklar çıkartmaya çalışanlar, hiç boşuna heveslenmesinler; 24 Nisan meselesi üzerinden de Türkiye'yi köşeye sıkıştıramazlar. Bizim görüşümüz açıktır, hodri meydan. Arşivlerimiz ortadadır. Bütün arşivlerimizi eksiksiz, tarihçilerin kullanımına açmaya hazır olduğumuzu senelerdir söylüyoruz. 1915 olayları sırasında hayatını kaybeden herkes için hem milletçe hem devletçe büyük bir üzüntü duyduğumuzu da defaatle ifade ediyoruz ancak dünyanın neresinde, nerede arşiv varsa 1915 olaylarını aydınlatacak kimin elinde ne gibi bilgi varsa buyursunlar, bunları da herkes açık bir şekilde kullansın. Hatta zaman içerisinde ortak tarih komisyonlarının kurulması için de Türkiye görüşlerini ifade etmiştir ancak 1915 olaylarını bahane ederek Türkiye'yi hizaya sokmak isteyenler eğer bu mesele üzerinden bugün Türkiye'yi köşeye sıkıştıracaklarını zannediyorlarsa bunda fena halde yanılıyorlar. Türkiye'nin tarihi, her bir sayfası herkesin araştırma yapmasına açıktır. Bu nedenle 6 asırlık Balkan tarihinden bahsettim. Ecdadımızın tarihinden gerçekten istifade etmek isteyenler varsa buyursunlar 6 asırlık Balkan tarihine baksınlar, 4 asırlık Ortadoğu tarihine baksınlar. Dünyanın dört bir yerinde hala bugün bile hayırla yad edilen ecdadımızın bıraktığı izlere baksınlar."

Kurtulmuş, bugün Afrika, Asya, Balkanlar, Kafkasya'da nereye gidilirse gidilsin hiçbir yerde, "Nereden çıktı bu Türkler, nereden çıktı bu Osmanlılar da buralara geldiler. Allah canlarını alsaydı belalarını verseydi de buraya gelmeselerdi" diyen kimseyi duymadığını, duymacaklarını söyledi.

 

 

 

.

 

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.