CHP'nin asker kökenli vekilinden 'paralel yapı' uyarısı

CHP İstanbul Milletvekili Dursun Çiçek, bir an önce Silahlı Kuvvetlerden evrak sızdıran, Silahlı Kuvvetlerin aleyhine çalışan, ajanlık yapan kişilerin temizlenmesi gerektiğini söyledi.

CHP'nin asker kökenli vekilinden 'paralel yapı' uyarısı

CHP İstanbul Milletvekili Dursun Çiçek, bir an önce Silahlı Kuvvetlerden evrak sızdıran, Silahlı Kuvvetlerin aleyhine çalışan, ajanlık yapan kişilerin temizlenmesi gerektiğini söyledi.

10 Mart 2016 Perşembe 12:25
CHP'nin asker kökenli vekilinden 'paralel yapı' uyarısı

CHP İstanbul Milletvekili Dursun Çiçek, bir an önce Silahlı Kuvvetlerden evrak sızdıran, Silahlı Kuvvetlerin aleyhine çalışan, ajanlık yapan kişilerin temizlenmesi gerektiğini söyledi.

Çiçek, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. CHP'nin Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Davutoğlu hakkında suç duyurusunda bulunmasının amacının sorulması üzerine, "Bu konuda yaşadığım bir gerçek var. Sene 2009. 12 Haziran'da İrticayla Mücadele Eylem Planı denen sahte yazı yayınladıktan sonra dönemin başbakanı 4 sefer bizi hedef alarak savcıları göreve çağırdı. Bunun üzerine biz Nisan 2010'da dönemin başbakanı hakkında yargıyı etkilemekten duyurusunda bulunduk. Sonra 5 yıl hapis yattık" karşılığını verdi.

Siyasi iktidarın bu konudaki sicilinin temiz olmadığını savunan Çiçek, "Geçmişte bunlar yaşandı. Türkiye, milletvekillerinin tutuklanmasını gördü. Esas olan kalıcı çözümdür. Kürsü dokunulmazlığı hariç milletvekillerinin dokunulmazlıklarını kaldıralım, her dosya gelsin. Milletvekilleri içeriğine, delillere baksın; kendi vicdanına göre yargılansın veya yasama görevine devam etsin şeklinde karar versinler. Parti ayrımı siyasi görüş ayrımı olmasın. CHP'nin bu konudaki ilkeleri evrensel ilkelerdir" ifadelerini kullandı.

"CANIM YANAN BİR KONU"

TSK içindeki cemaatçi yapılanmanın temizlenemediği iddialarına yönelik soru üzerine Çiçek, "Canım yanan bir konu, yıllardır mağdur olduğum bir konu. Cemaat mensubu militanların en büyük özelliği kendilerini gizleme, ortama uymadır. Bu konuda ortaokuldan beri eğitim alırlar. Silahlı Kuvvetlerin de temel sorunu, bu tür şüpheliler hakkında ceza yargılamasına esas olacak delillerin bulunmasındaki zorluklardır" diye konuştu.

Silahlı Kuvvetler'in şu anda terörle mücadele ve Suriye krizi nedeniyle büyük bir mücadelenin içinde olduğuna dikkat çeken Çiçek, şöyle devam etti:

"Bu ortamda birbirine ihbar eden, birbirine iftira eden geçmişteki hastalıkların tekrar ortaya çıkması... Herkesi 'Ergenekoncu' yapıyorlardı, şimdi herkesi de 'FETÖ'cü yapıyorlar. Bu durum, terörle mücadeleye, Suriye konusundaki gelişmelere olumsuz yansımaları olabilir. Bu nedenle Silahlı Kuvvetlerin bu konuda daha dikkatli ve yavaş gittiğini biliyorum. Biraz canımız yansa da bu politikanın ülkemiz için doğru olduğunu da düşünüyorum. Biz de bir an önce Silahlı Kuvvetlerinden evrak sızdıran, silahlı kuvvetlerin aleyhine çalışan istihbarat ajanlık yapan kişilerin temizlenmesini istiyoruz. Ancak çalışmalar bizim de beklentimizin altında yavaş gidiyor. Gerekçesini de terörle mücadele, Suriye ve delil bulmaktaki zorluklar olarak ifade ediyorlar."

"TSK'NIN DÜNYA GÖRÜŞÜ İLE CEMAATİN DÜNYA GÖRÜŞÜ, CENNET VE CEHENNEM KADAR FARKL"

Bir gazetecinin TSK'daki paralel yapılanmanın yüzde 40'larda olduğunun ve o dönem hava kuvvetlerinin hedef alınmasının gerekçesin sorulması üzerine Çiçek, "Ben Silivri'den çıktığımda yüzde 10 demiştim. Aynı görüşteyim. Silahlı Kuvvetlerin omurgasını harbiyelilerden, deniz, kara, hava mezun olanlar daha sonra kurmay olan personel teşkil eder. Bu omurgada yüzde 10'u geçmez. Ama sözleşmeli alınan özellikle askeri hakimler, dışarıdan üniversiteyi bitirip sınavla alınan sınıflarda bu örgütün sızma, soru çalma, kendi militanlarına soruları verme gibi başarılarını biliyoruz. O sınıflarda var" karşılığını verdi.

"O DÖNEM HAVA KUVVETLERİ HEDEF ALINDI"

Dursun Çiçek, Gölcük'teki Donanma Komutanlığı'nda bulunan, Balyoz ve Poyrazköy davalarının seyrini etkileyen 5 no'lu hard diski örnek gösterek, şöyle devam etti:

"Ergenekon Davası'nın en önemli delili olarak gösterilen Gölcük'teki en büyük olaydır mesela. Bir hard diske suç içeren verilerin yüklenmesi bunu bir muhabere casusu yapabilir. Öyle çıktı sonunda görevi hatları kontrol etmek olan bir teknik astsubay yaptı. Silahlı Kuvvetlerin eğitim anlayışı, dünya görüşüyle cemaatin dünya görüşü cennet ve cehennem kadar farklı. Hava Kuvvetleri hedef alındı o dönem. Gerekçesi şu, bu planlamayı yapan stratejik bir el var; CIA ve ABD. Özellikle Doğu Akdeniz ve Karadeniz'de ABD'yi zorlayan her dediğini yapmayan Silahlı Kuvvetlerin içindeki temel birimde Deniz Kuvvetleridir. Burada Plan Prensipler Başkanlıkları ve AR-GE başkanlıkları hedef alınmıştır. Milli gemi projeleri deniz siyasetiyle ilgili konularda etkin olan subaylarımız, amirallerimiz bu süreçlerde biliyorsunuz amirallerin yüzde 50'si davalara konu edilerek emekli edildi. Planlayan ABD, icra eden FETÖ, azmettiren ve siyasi ortam hazırlayan bu siyasi iktidar. AR-GE başkanlıkları hedef alınmıştır. Deniz siyasetiyle ilgili etkin olan subayları amiraller bu süreçlerde yüzde 50 si davalara konu edilerek emekli yapıldı."

"İÇLERİNE SİNEREK DEĞİL GENEL MERKEZİN GÖREVLENDİRMESİYLE GİDİYORLAR"

Paralel yapı nedeniyle 5 yıl hapis yattığının ancak CHP'den bazı isimlerin sürekli bu yapıyla yan yana anıldığının belirtilmesi üzerine Dursun Çiçek, "O bir elin parmağı kadar 5 kişiyi geçmez. Bende Meclis'te her olaydan sonra onlarla oturup konuşuyorum. Bana gelen benzer sosyal medya mesajlarını onlara da atıyorum. Basın özgürlüğü kapsamında özellikle de genel merkezin görevlendirmesiyle bir görev olarak oraya gidiyorlar. Yoksa içlerine sinerek gittikleri değil. Bizim orada vurgulamak istediğimiz basın özgürlüğü. Özgür basın olmadan demokrasi olmaz. Yoksa bu paralel yapının medyası olduğu için orada değiliz" yanıtını verdi.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.