'Benim de içim içime sığmıyor'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Terör örgütünün güdümündeki partinin, özellikle milletvekillerinin dokunulmazlık zırhlarının arkasına sığınarak polislerimizi nasıl tahkir ve tahrik ettiklerini üzüntüyle izliyorum. Benim de içim içime sığmıyor, sabrediyoruz' dedi.

'Benim de içim içime sığmıyor'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Terör örgütünün güdümündeki partinin, özellikle milletvekillerinin dokunulmazlık zırhlarının arkasına sığınarak polislerimizi nasıl tahkir ve tahrik ettiklerini üzüntüyle izliyorum. Benim de içim içime sığmıyor, sabrediyoruz' dedi.

07 Nisan 2016 Perşembe 12:09
163 Okunma
'Benim de içim içime sığmıyor'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Terör örgütünün güdümündeki partinin, özellikle milletvekillerinin dokunulmazlık zırhlarının arkasına sığınarak polislerimizi nasıl tahkir ve tahrik ettiklerini üzüntüyle izliyorum. Benim de içim içime sığmıyor, sabrediyoruz" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Polis Teşkilatı'nın kuruluşunun 171. yıl dönümü dolayısıyla çeşitli illerde görev yapan polis memurlarını Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde kabul etti. Kabulde konuşan Erdoğan, "Bu devlet, bizim tesis ettiğimiz, inşa ettiğimiz, ihya etmeye çalıştığımız yapının ta kendisidir. Siz milletimizin birliğine, bayrağımızın ifade ettiği değerlere, vatanımızın bütünlüğüne, devletimizin bölünmezliğine saldırdığınız an karşınızda güvenlik güçlerimizi bulursunuz. Bunu bilin diye bunlara devamlı haykırıyoruz. İşte bu noktaya geldiğinde de ya baş eğeceksiniz ya baş vereceksiniz. Bunun başka yolu yok. Bir devletin toprakları üzerinde hakimiyet iddiasında bulunduğunuz anda bu bedeli ödemeyi de göze almak zorundasınız. 'Ben elimde silahımla, bombamla sokaklara, binalara döşediğim patlayıcılarla, büyük şehirlere saldığım canlı bombalarla her türlü eylemi yapayım, devlet bana karışmasın.' Başka, 'Bomba döşediğim sokaklara, binalara girilmezse patlama olmaz, silahımın önüne geçilmezse ateş etmem, bombanın yanına yaklaşılmazsa kimse zarar görmez.' Böyle bir anlayış dünyanın neresinde görülmüş. Böyle bir şey, anlayış olabilir mi?" ifadelerini kullandı.

"BU RAPORLARI YAYINLAYANLARIN AYRICA ÜZERİNE GİDİLMESİ LAZIM"

Geçenlerde malum sivil toplum kuruluşlarının bir araya gelerek bölgede yaşananlara ilişkin rapor yayınladıklarını belirten Erdoğan, "Bir defa bu raporları yayınlayanların ayrıca üzerine gidilmesi lazım. Sen neyin raporunu yayınlıyorsun, böyle bir mantık, böyle bir anlayış olabilir mi? Benim ülkemde tehdit oluşturan, benim vatandaşlarım için tehdit oluşturan ve bölgemi parçalayan, hendekler, çukurlar, bu tür yerleri açmak suretiyle devletin bütün imkanlarını bu yolda kullanan, devletin belediyeye gönderdiği mali desteği kalkıp da dağa gönderenler karşılarında bu devleti bulacaklardır, bundan çıkış yoktur. Bunu yapacağız. Teröriste terörist diyemedikleri için bu zırvalara, saçmalıklara sarılanlar dökülen her damla kanın sorumluluğuna ortaktır" dedi.

"BU İŞKENCELERİ BEN DE YAŞADIM"

"Batı ülkelerinin terör eyleminden bahsetmiyorum, terör tehdidi karşısında aldıkları önlemlerin onda birini bir alalım, demokrasiden, özgürlüklerden, insan haklarından dem vurarak dünyayı ayağa kaldırırlar" diye konuşan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Batıda yaşayan insanlar terör tehdidine veya eylemine maruz kalınca her önlem mübah da konu bizim insanımız olunca niye ölçüler bir anda değişiyor. Geçtiğimiz günlerde işte Amerika'daki polis şiddetini gösteren bir video gösterisi yaptı bana, inanın o görüntünün tek bir tanesi bizim ülkemizde yaşansa sizi de beni de perişan ederler. Başbakanlığım döneminde bu ülkede işkenceyi ortadan kaldıran, işkence iddialarının üzerine kararlılıkla giden bir siyasetçi olmama rağmen şahsıma demediklerini bırakmadılar. Bu işkenceleri ben de yaşadım ve geldiğimizde bu işkenceleri biz kaldırdık. Karakollarımız korkulan, ürkülen yerler olmaktan çıktı, istisnalarını bir kenara koyalım bir şefkat kapısı haline geldi. Buralara kolay kolay gelmedik."

"O KÜFREDENLERİ, ÜZERLERİNE SALDIRANLARI DÖVEBİLİRLERDİ AMA DÖVMEDİLER, SABRETTİLER"

HDP'li milletvekilleri ve bazı siyasetçilerin polise karşı tutumunu sert bir dille eleştiren Erdoğan, şunları söyledi:

"Polislerimiz hukuk devleti ilkesine uygun olarak görevlerini en nazik şekilde yerine getirmelerine rağmen kimi zaman sözde siyasetçiler polislerimize küfrederken, polislerimizin üzerine saldırırken onlar sadece kalkanlarını tutmak suretiyle sabrettiler. O küfredenleri, üzerlerine saldıranları dövebilirlerdi de ama dövmediler, sabrettiler. Onlar sabır abidesi oldu, öbürleri ise küfür abidesi oldular. Kimi zaman meslek kuruluşu temsilcisi kimliğiyle kimi zaman başka sıfatlarla sizlerin üzerine nasıl gelindiğini görüyorum, biliyorum, takip ediyorum. Terör örgütünün güdümündeki partinin, özellikle milletvekillerinin dokunulmazlık zırhlarının arkasına sığınarak polislerimizi nasıl tahkir ve tahrik ettiklerini, onlara nasıl hakaret ettiklerini üzüntüyle izliyorum. Benim de içim içime sığmıyor. Onun için sabrediyoruz, sabretmeye devam edeceğiz ama sabrederken de bir taraftan ülkemizin içindeki bu sıkıntıyı da aşarak evelallah o arzuladığımız günleri inşa edeceğiz. Aynı şekilde ana muhalefet partisinin edep, adap yoksunu hakareti, küfrü, yalanı, saldırganlığı siyaset sanan bir takım mensuplarının sizlere yönelik densizliklerine de zaman zaman şahit oluyorum. Hani Hazreti Mevlana, testinin içinde ne varsa dışına da o sızar diyor ya bu kişilerin içleri kin, nefret, husumet, çirkinlik dolu olmalı ki sizin karşınızda da onları ortaya döküyorlar. Her şeye rağmen siz devleti temsil ediyorsunuz, onlar istedikleri kadar debelensinler, siz vakur bir şekilde milletimizin sizden beklediği vazifeyi yerine getirmeye devam edin. Unutmayın en büyük hakem millettir, büyükler büyüğü Allah'tır."

SURİYE KRİZİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin bölgesinde yaşanan hadislerin hiçbirine gözlerini kapatma, sırtını dönme, bigane kalma hakkına sahip olmadığına dikkat çekerek, "Çünkü ülkelerimiz arasındaki sınırlar başkadır. Bu insanlarla kardeşlik hukukumuzu belirleyen gönül sınırlarımız bambaşkadır. Son olarak Suriye krizinin başından beri her gün varil bombaları, tanklar ve en ağır silahlarla katliama uğrayan kardeşlerimize sahip çıktık, çıkmaya devam ediyoruz" dedi.

Hemen herkesin üzerinde ittifak ettiği hususun bu insani dram karşısında Türkiye'nin adeta tüm insanlığın onurunu kurtardığı yönünde olduğuna işaret eden Erdoğan, şunları söyledi:

"Uluslararası toplantılarda işte Amerika'daki Uluslararası Güvenlik Zirvesi'nde kiminle ayaküstü sohbetlerimizde, ikili sohbetlerimizde görüşüyorsak dedikleri ne biliyor musunuz? 'Sizin bu yaptığınızı dünyada hiçbir ülke yapamaz. 3 milyon insana ev sahipliği yapıyorsunuz, hiçbir destek verilmeden bunu yapıyorsunuz.' Peki, iyi güzel de arkamdan niye başka türlü konuşuyorsunuz? Ortada ses yok. Bunlar böyle ama biz yaptıklarımızı onlar memnun olsun diye yapmıyoruz. Hani güzel bir kelam-ı kibar var ya, 'At denize balık bilmezse halık bilir.' Biz bunun için yapıyoruz. Rabbimiz her şeyin şahididir. Çünkü bu millet alan el olmaktan çıktı, elhamdülillah veren el oldu. Bu güzellik bize yeter. 13 yıl önce biz alan eldik, IMF bize para verirse bir şeyler yapacağız, vermezse ne yapacağız? Bu soruyu soruyorduk. Ama şimdi IMF'e dahi yardım etme gücüne gelen bir ülke oldu. 23.5 milyar doları sıfırladık, Merkez Bankası'nın rezervlerini yükselttik ve gücümüzü buradan almak suretiyle 'Acaba Avrupa Birliği bize parasal destek verir mi?' Buna bakmadık."

"SURİYELİLER, IRAKLILAR, ONLARIN GÖZLERİ YAŞLI OLARAK BİZLERE TEŞEKKÜRLERİ ÇOK FARKLIYDI"

Türkiye'nin Suriyeli mülteciler için 10 milyar doları aşkın resmi yardımda bulunduğuna dikkat çeken Erdoğan, şunları kaydetti:

"3 milyon insan şu anda bizim bütçemizden hamdolsun besleniyor. Yemesi, içmesi, giymesi, sağlığı, her türlü. 'Avrupa'dan gelir mi?' Buna bakmadık, şu anda verilen sözler var, bu sözlerden gelen daha bir şey yok. Temenni ederim ki gelir. Bugün dünyanın neresine gidersek gidelim, bu insani duruşumuzun büyük bir takdir toplandığına şahit oluyoruz. Amerika seyahatinde de 'Suriye sınırını açık tuttuğunuz, teröre karşı mücadele ettiğiniz için teşekkürler' ifadesini birçok yerde birçok kez duyduk. Aynı şekilde Washington'a yarım saat mesafede Maryland'daki Türk-Amerikan Kültür ve Medeniyet Merkezi'nin açılışını yaptık. Amerika'nın dört bir yanından gelen farklı etnik kökene sahip kardeşlerimizle aynı hissiyatı paylaştık, onlar da bize aynı hissiyatı paylaşarak hele hele Suriyeliler, Iraklılar, onların gözleri yaşlı olarak bizlere teşekkürleri çok farklıydı. Bu teşekkürler hepimize. Sadece Suriye meselesine değil, daha önce Bulgaristan, Bosna, Kafkasya'da, diğer yerlerde kardeşlerimiz sıkıntıya düştüğünde onlara gönlümüzü ve kapımızı açık tuttuk. Bizde misafir bereketiyle gelir, birlikte gelir, adeta rızkını beraberinde kendi getirir. Hani bizde temel esas haline gelmiş 'Kendin için dilediğini başkaları için de dile' diyor ya Yunus, milletimiz bu merhamet pusulasını daima kendine rehber edinmiştir. Ancak aynı insani duruşun imkanları bizden katbekat fazla olan ülkeler tarafından gösterilmediğini de acı bir şekilde gördük, görüyoruz."

"YATIYORLAR KALKIYORLAR BRÜKSEL, PARİS DİYORLAR"

DAİŞ gibi terör örgütleri ve bunların elinde katledilen binlerce insanın ancak maktul kendilerinden olunca Avrupa ve dünya medyasında yer bulabildiğini vurgulayan Erdoğan, "Yatıyorlar kalkıyorlar Brüksel, Paris diyorlar. Ankara'yı, İstanbul'u, Lahor'u niye söylemiyorsunuz? Çok manidardır, bunların yaklaşımı bu" dedi.

AVRUPA BİRLİĞİ İLE GERİ KABUL ANLAŞMASI

Cumhurbaşkanı Erdoğan, giderek çetrefilleşen göçmen sorunu karşısında Avrupalı liderlerin ancak kriz kendi kapılarına dayanınca çözüm arayışına girdiklerini belirterek, şunları kaydetti:

"İlki 29 Kasım'da, ikinci ve üçüncüsü 7 ve 18 Mart tarihlerinde gerçekleştirilen Avrupa Birliği-Türkiye zirvelerinin en önemli gündem maddesi bu konuydu. Yoğun temasların ardından 18 Mart'ta Avrupa Birliği (AB) ve Türkiye arasında bir mutabakat sağlandı. Varılan bu mutabakatın birçok yönü bulunuyor. Mutabakatın amacı her şeyden önce Ege'de can kayıplarının önlenmesi, göçmen kaçakçılığı zincirinin kırılarak yasa dışı göçün yasal göçle ikame edilmesidir. Bununla birlikte müzakere sürecimizdeki tıkanıklıkların aşılarak ilişkilere ivme kazandırılması ve vatandaşlarımızın Haziran ayına kadar Schengen bölgesine vizesiz seyahatlerinin sağlanması hedefleniyor. Bu mutabakat 4 Nisan tarihi itibarıyla hayata geçirilmeye başlandı. Yunan adalarından gelen göçmenlerin kabulüyle eş zamanlı olarak Suriyeliler de AB ülkelerine legal yollardan gönderiliyor. Mutabakatın özü eş zamanlılıktır yani birebir. Böyle bir formül var. Kabul edilen her illegal göçmen için ülkemizden bir Suriyeli'nin legal yollardan Avrupa Birliği ülkelerine yerleşmesi sağlanacaktır. Bu bizdeki 3 milyon insanın Türkiye'den çıkması anlamına hiçbir zaman gelmeyecek, bunu da böyle bilelim."

"4 NİSAN'DA YUNAN ADALARINDAN 202 GÖÇMEN ALINDI, KARŞILIĞINDA 78 SURİYELİ ALMANYA, HOLLANDA VE FİNLANDİYA'YA GÖNDERİLDİ"

4 Nisan'da Yunan adalarından 202 göçmenin alındığını, karşılığında ise 78 Suriyeli'nin Almanya, Hollanda ve Finlandiya'ya gönderildiğini anlatan Erdoğan, "Bu göçmenler bizim belirlediğimiz listelerden alınan göçmenlerdir. Bu değişim önümüzdeki günlerde 72 bin sayısına ulaşıncaya kadar devam edecek. Biz de şu anda 3 milyon mülteci var, bunun sadece 280 bini çadırlarda ve konteyner kentlerde. 72 bin kişinin karşılıklı olarak yeniden yerleştirilmesi sağlanınca Avrupa Birliği ile durum tekrar ele alınacak, planlamalar yeniden yapılanacak. Yine varılan mutabakat uyarınca Avrupa Birliği ülkemizin yükünü hafifletmek için Suriyeliler'in ihtiyaçlarında kullanılmak üzere bize bir söz verdi. Önce 3 milyar, akabinde de 2018 yılına kadar 3 milyar daha olmak üzere toplam 6 milyar euro katkı sağlayacak" ifadelerini kullandı.

"ŞAHSEN BENİM ONAYIMDAN GEÇECEK OLAN BU TÜR ŞEYLERDE ASLA BİR İADE ONAY ALMAZ"

"Aslında Avrupa Birliği attığı bu adımlarla çok daha önce yapması gereken bir sorumluluğu, insani vazifeyi bir nebze olsun yerine getirmiş olacak diyorum. Daha oldu demiyorum. Olduğu zaman oldu deriz. Biz verilen destekleri de hiçbir zaman gizlemeyiz. Biz öyle bir milletiz" diye konuşan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Mesele Ege'deki faciaların önüne geçmek. Biz denizlerden 100 bine yakın insan topladık ama birileri de botları delmek suretiyle o göçmenlerin ölümüne neden oldu. İnsan tacirlerine fırsat vermemek, kontrollü bir şekilde idare etmemiz gerekiyor ve bunu biz yapıyoruz. Ancak bakıyorsunuz baştan beri birileri bu meseleyi felaket tellallığı yaparak çarpıtmaya da gayret ediyor. 'Gönderilenlerin tamamını Türkiye geri alacakmış, Türkiye tampon bölgeye dönecekmiş' gibi aslı astarı olmayan ifadelerle, yalanlarla milletimizi tedirgin etmeye çalışıyorlar. Geri Kabul Anlaşması'nın sorgusuz, sualsiz, şartsız iadeyi mümkün kıldığını iddia ediyorlar. Bu da hakikati tahrif etmektir, böyle bir şey yok. Zira geri kabul ancak ilgili ülkenin onay ve rızasıyla yapılabilir. Bu onay ve rıza olmadan böyle bir şey yapılamaz. Bizim Avrupa Birliği ülkeleri dahil dünyanın birçok ülkesiyle suçluların iadesi anlaşmamız var. Bu anlaşmaya göre ülkemizde suça ve teröre karışmış, bulaşmış hükümlülerin iadesini talep ediyoruz ancak anlaşmaya rağmen çoğu zaman bu ülkeler eli kanlı canileri, terör örgütü liderlerini, kırmızı bültenle aranan suçluları dahi iade etmiyorlar. Geri Kabul Anlaşması'nda durum aynıdır. Burada da takip edilmesi gereken bir süreç vardır, belli şartlar vardır. Şayet Avrupa Birliği atması gereken adımları atmaz, taahhütlerini yerine getirmezse Türkiye de anlaşmayı uygulamaz. Şahsen benim onayımdan geçecek olan bu tür şeylerde asla bir iade onay almaz. Çünkü her şey verilen söz ne ise, mutabakat ne ise o metne göre olur. Durum böyleyken yalan yanlış bilgilerle konunun çarpıtılmaya çalışılmasından üzüntü duyuyoruz. İnşallah Türkiye bu süreçten de alnının akıyla çıkacak, tüm dünyaya yeni bir insanlık dersi verecektir."

"EMNİYET TEŞKİLATIMIZI DAHA İLERİYE TAŞIYABİLMEK İÇİN GEREKEN ÇALIŞMAYI DESTEKLİYORUM"

"Polisimiz kafası rahat olacak, evinde huzur içinde yaşayacak ki işini en iyi şekilde yapabilsin" diyen Erdoğan, "Bu doğrultuda polislerimizle ilgili son yıllarda gerek Başbakanlığım gerek Cumhurbaşkanlığım döneminde pek çok önemli düzenleme, iyileştirici çalışma yapıldı. Bununla birlikte hala yapılması gereken işler olduğunu biliyorum, özlük hakları, terörle mücadeledeki ihtiyaçlar, teknolojik altyapının güçlendirilmesi başta olmak üzere emniyet teşkilatımızı daha ileriye taşıyabilmek için gereken çalışmayı destekliyorum, desteklemeye de devam edeceğim" ifadelerini kullandı.

"DİYORLAR Kİ 'FİLANCA BİZE ŞAH DAMARIMIZDAN DAHA YAKIN.' BU ÇOK TEHLİKELİ BİR İFADE"

Özellikle paralel yapının büyük tahribat verdiği istihbarat, terörle mücadele, kaçakçılık gibi alanlarda yeni ve daha güçlü bir yapının süratle oluşturulmasının önemine dikkat çeken Erdoğan, şöyle devam etti:

"Bugün Türkiye terörle mücadelede bu kadar zorlanıyorsa bunda paralel yapının istihbarat ve terörle mücadelede birimlerimize verdiği zararın önemli payı vardır. Ben özellikle bu yapı içerisinde olan kardeşlerime sesleniyorum, başınızı iki elinizin arasına alın, düşünün, 'Ben kime hizmet ediyorum, nereye hizmet ediyorum, kime kulluk yapıyorum.' Bunu ne olur iyi düşünün. Çünkü biliyorsunuz bizim temel ilkemiz hesaba çekilmeden kendinizi hesaba çekiniz. Budur. Onun için bu hesabın başlangıç noktası burasıdır. Ölüm ötesinde gerçek hesap vardır. Orada hepimiz zaten şaşmaz bir terazide hesaba çekileceğiz. Onun için de birileri diyor ki, 'Filanca bize şah damarımızdan daha yakın.' Bakın bu çok tehlikeli bir ifadedir. Bize şah damarından daha yakın olan sadece hakimler hakimi olan Allah ve tek yaratıcı olan Allah'tır, daha başkası yoktur. Bu bizim uluhiyet anlayışımızı zedeler, bizim uluhiyet anlayışımızda Allah'a eş yoktur. Bu ifadeler Allah göstermesin insanın ayağını kaydırır ve şirke götürür. Buna asla fırsat vermememiz gerekir. Ben bu teşkilatımızı tenzih ediyorum ama bunlara fırsat vermeden de bu yola devam etmemiz gerekir. Çünkü birliğimizi ve beraberliğimizi temel taşları bunlardır ve bu itikadidir. Bu bir akidedir, eğer bu anlayışta sapma olursa orada ayağımız kayar ve tehlike orada başlar. Artık tereddüdü bir kenara bırakmalıyız, yeniden yapılanma sürecini bir an önce tamamlayarak, ülkemizin ve milletimizin ihtiyaçlarına en üst düzeyde cevap verebilen bir çalışma düzenini de oturtmalıyız. Çünkü önümüzde ülkemizin ve milletimizin geleceğini ilgilendiren çok önemli bir yol ayrımı var. Ya 2023 hedeflerimizin yolundan gidip ülkemizi bir üst lige çıkartacağız ya da tıpkı 1990'larda olduğu gibi bitip tükenmeyen krizlerin içinde yuvarlanıp gideceğiz."

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN'IN REGAİP KANDİLİ MESAJI

Sözlerinin sonunda bu gece idrak edilecek Regaip Kandili'ni tebrik eden Erdoğan, "Böylece üç aylara başlamış oluyoruz. Recep ayı, Şaban ve arkasından Ramazan geliyor. Rabbim bizleri Recep'e nasıl kavuşturduysa Şaban ve Ramazan aylarına da kavuştursun, arkasından da Ramazan Bayramı'nı inşallah ülkemizde bir bayram olarak ve tüm İslam dünyasında bir bayram olarak kutlamayı da bizlere nasip etsin. Ülkemiz ve milletimiz için tüm Müslümanlar için hayırlara vesile olmasını Rabbim'den niyaz ediyorum ve yapılacak ibadetlerin bu gece inanıyorum ki bu dualar şehitlerimiz, gazilerimiz ve ülkemizin aydınlık yarınları için olacaktır ve tüm yakınlarımız, ölmüşlerimiz için olacaktır. Hak katında kabul ve karin olmasını diliyorum ve yarın başlayacak mübarek üç ayların milletimizi tüm bereket, rahmetiyle kuşatmasını, Suriye ve Iraklı kardeşlerimiz başta olmak üzere tüm mazlumların sıkıntılarının hafiflemesine vesile olmasını temenni ediyorum" ifadelerini kullandı.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.