Bakan Çavuşoğlu'ndan Teröre İlişkin Açıklamalar

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, 'PKK, DHKP-C'nin de faaliyetlerine yönelik bazı tedbirler alsınlar, göreceksiniz bu terör örgütleri Avrupa şehirlerini terörize etmeye başlayacaklar' dedi.

Bakan Çavuşoğlu'ndan Teröre İlişkin Açıklamalar

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, 'PKK, DHKP-C'nin de faaliyetlerine yönelik bazı tedbirler alsınlar, göreceksiniz bu terör örgütleri Avrupa şehirlerini terörize etmeye başlayacaklar' dedi.

23 Mart 2016 Çarşamba 09:09
56 Okunma
Bakan Çavuşoğlu'ndan Teröre İlişkin Açıklamalar

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, "PKK, DHKP-C'nin de faaliyetlerine yönelik bazı tedbirler alsınlar, göreceksiniz bu terör örgütleri Avrupa şehirlerini terörize etmeye başlayacaklar" dedi.

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, TGRT Haber Ankara Temsilcisi Batuhan Yaşar'ın gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. Brüksel'deki saldırıların ardından getirilen yayın yasağı ve alınan tedbirlerin hatırlatılması üzerine Çavuşoğlu, "Schengen anlaşmasını riske sokuyor. Biz şimdi Schengen ülkelerine vizesiz seyahati konuşuyoruz ama Avrupalılar şimdi ciddi ciddi 'Schengen'i kaldıralım mı?' diye tartışmaya başladılar. Yani terörün, Avrupa'nın değerlerini, kuruluş sebeplerini nasıl yok etmeye başladığını görüyoruz. O nedenle teröre karşı çok ciddi yaklaşmak lazım" diye konuştu.

"TERÖRİSTLERE SEYAHAT ÖZGÜRLÜĞÜ VERMEK ÖZGÜRLÜK DEĞİL"

"Paris ve Brüksel'e gösterilen ihtimam neden Ankara ve İstanbul'a gösterilmiyor?" sorusuna yanıt veren Çavuşoğlu, "Avrupa'ya bir saldırı olduğu zaman hemen Batı medeniyetine yönelik bir saldırı deniliyor. Peki İstanbul'daki saldırıya ne diyorsunuz, o kime yönelik veya Ankara'daki saldırıya. İşte bu tür ayrımlara girmeye başladığınız zaman ondan sonra terörle mücadelede zafiyet başlıyor. Benim teröristim, senin teröristin, seni hedef alan terörist, beni hedef alan terörist ayrımına gidiyoruz. Ondan sonra teröre bakış açısı değişiyor, ondan sonra teröre karşı mücadelede çifte standart ortaya çıkmaya başlıyor" ifadelerini kullandı.

"Bu teröristlere seyahat özgürlüğü vermek özgürlük değildir, demokrasi değildir" diyen Davutoğlu, "Belçika'da veya Avrupa ülkelerinden PKK terör örgütünün aktivitelerine, sadece orada Brüksel sokaklarında yaptığı gösteriler ya da kurduğu çadırı kastetmiyorum, bugün PKK terör örgütü Avrupa ülkelerinin, Türklerin, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının yoğunlukla yaşadığı ülkelerin hepsinde kara para aklama, para toplama dahil, uyuşturucu, tefecilik. Şimdi yeni bir yöntem ekonomik krizden dolayı bankalar tedbirli davranıyor, eskisi kadar esnek davranmıyor. Şimdi o zorla toplanan paralarla tefecilik yapmaya başladılar Avrupa'da. Dolayısıyla tüm bunlar biliniyor. Almanya'da PKK'nın aktivitelerini, aldığı nefesi bile herkes biliyor, Belçika'da da öyle" diye konuştu.

"O YILAN SİZİ DE SOKUYOR, O YANGIN SİZE SIÇRIYOR"

"Terörle küresel mücadele konusunda bu olaylardan sonra ortak bir zemin oluşacağını düşünüyor musunuz?" sorusu üzerine Çavuşoğlu, "Her kötü olaydan ders çıkarmak lazım ve bugün bir kere daha gördük ki teröre müsamaha gösterirseniz, teröre 'Nasıl olsa bize bir şey olmaz' derseniz maalesef o yılan sizi de sokuyor, o yangın size sıçrıyor. Sayın Cumhurbaşkanımız söylediği zaman rahatsız oluyorlar. Niye rahatsız oluyorsunuz yani sözlediği şeyde bir gerçeklik yoksa onu söyle. 'Efendim biraz sert söylüyor.' Canı yanmış bir ülkenin cumhurbaşkanı daha ne söylesin, bir başbakan neyi söylesin, nasıl söylesin?" yanıtını verdi.

"FİTNE YAPMAK İSTİYORLAR, TÜRKİYE'Yİ KARIŞTIRMAK İSTİYORLAR"

Bakan Çavuşoğlu, şöyle devam etti:

"Biraz da fitne yapmak istiyorlar, Türkiye'yi de karıştırmak istiyorlar. Bir taraftan terör bir taraftan diğer olumsuzluklar. Şimdi seyahat özgürlüğü diyorsunuz, bizim teslim ettiğimiz DHKP-C, PKK'ya müsamahalı davrandınız. Bizim yakalayıp da teslim ettiğimiz teröristler, yakalananlar dahil gittiler Paris'i vurdular. Ne oldu? Yani şimdi senin özgürlük diye bıraktığın terör örgütü, hala Paris travmayı atlatamadı. Yarın PKK, DHKP-C'nin de faaliyetlerine yönelik bazı tedbirler alsınlar, göreceksiniz bu terör örgütleri Avrupa şehirlerini terörize etmeye başlayacaklar."

"PKK çadırına polis koruması verildiği için bu soruyu yöneltiyorum, Belçikalı mevkidaşınıza ne dediniz, ne cevap alındı?" sorusuna ise Çavuşoğlu, "Gitmeden önce söyledik, 'Ben hemen sadece yerel yönetimler değil İçişleri Bakanıyla da görüşeceğim ve bunları kaldıracağız' dedi. Daha sonra tekrar bunların konulduğunu görünce ben de kendisine şunu söyledim; 'Arkadaşım, biz terörle mücadele yaparken veya tedbir alırken sadece bize nezaket olsun diye, sadece bize iyi görünmek için tedbir alınmaz.' Biz oradayız, Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakanı, bakanları orada, 'onlar buradayken kaldıralım, sonra tekrar izin verelim.' O zaman niye kaldırıyorsun. Madem bu demokrasiyse, ifade özgürlüğüyse, gösteri özgürlüğüyse niye hatır için bunu kaldırıyorsun. Eğer tam tersi ise hiçbir zaman müsaade etmemen lazım ki bunun ifade özgürlüğü ile ilgisi yok" karşılığını verdi.

"DAEŞ'LE MÜCADELEDE BİZDEN DAHA KARARLI DAVRANAN OLMADI"

"Siz Belçika İçişleri Bakanıyla görüşürken DEAŞ bir çadır kursa, biz de buna müsamaha göstersek, bunu yine düşünce özgürlüğü olarak mı algılarlar?" sorusu üzerine Çavuşoğlu şunları kaydetti:

"Nasıl algılayacaklarını ben biliyorum, hemen 'zaten Türkiye DEAŞ'la mücadele etmiyor ki.' Bugüne kadar DEAŞ'la mücadelede bizden daha kararlı davranan, bizden daha net öneriler getiren bir ülke olmadı. Yani bunu daha önce de söyledim, yanlış yerlere çekmeye başladılar, 'Türkiye giriyor' diye. Koalisyonla birlikte kara operasyonu dahil DEAŞ'a yönelik her türlü önerileri biz getirdik koalisyon toplantılarında, bugün de aynı şeyi söylüyoruz. Halen doğru dürüst bir stratejimiz yok. Tüm bu terör saldırılarından sonra yerinde DAEŞ'i yok etmek için Irak, Suriye ve Libya'da, neredeyse DAEŞ ve diğer terör örgütlerini yok etmek için hep birlikte daha kararlı mücadele etmemiz lazım. 'Nasıl olsa ben biraz uzağım, bana bir zararı yok, dolayısıyla ben niye güvenlik güçlerimi ya da askerimi riske atayım. Bunu Türkiye yapsın, çünkü Türkiye birinci hedef, hemen sınır komşusu. Kara operasyonu olacaksa mesela Türkiye yapsın.' Bu son derece yanlış bir hesap işte dönüyor, geliyor seni de vuruyor. Göç konusunda da aynı şeyi söylüyoruz, gelip sorunları yerinde çözmezseniz kaçamazsınız. Göç konusunda duyarsızlığın da sebebi buydu. Komşu ülkelere gidiyorlar, Türkiye de güçlü ülke, en çok göçmeni Türkiye ağırlıyor, kampların şartları da iyi, maddi destek de vermemize gerek yok, Türkiye'nin nasıl olsa ekonomisi de güçlü büyüyor, gerekeni yapıyor.' Ne zaman göçmenler Avrupa şehirlerine varmaya başladı, o zaman gürültü koptu ve birlikte ne yapabiliriz? Yani geldiğimiz nokta da iyi. Biz Avrupa Birliği ya da Avrupa ülkeleriyle kaçak göç, terörle mücadele ve diğer konularda işbirliği yapmak istiyoruz. Biz Avrupa Birliği'ne üye olmak isterken Avrupa Birliği'nden faydalanmak için değil, sadece biz bir coğrafyada birlikte yaşıyoruz, halklarımızın önüne çıkan fırsatlar da var, bunları çok iyi değerlendirmek lazım. Ama zorluklar da var, bu zorluklarla da mücadele etmek lazım."

"HİÇBİR DELİL ORTAYA KOYAMADILAR"

Bakan Çavuşoğlu, Türkiye'nin DEAŞ'ı desteklediği iddialarına yönelik, "Anti Türkiye, Türkiye karşıtı kampanyaların bir ürünüydü. Erdoğan'ı nasıl yıpratırız, Türkiye'yi yıpratırız, Türkiye'nin imajını nasıl bozarız. Bu, stratejinin bir parçasıydı. İçinde paralel yapı var, PKK'lılar var, paralel yapı ile PKK omuz omuza, içinde Türkiye'den rahatsız olan ülkelerin lobi şirketleri var. Bunu sadece belli bir ülkenin lobi şirketi olarak algılamayın. Müslüman ülkelerin de lobi şirketleri var ama bunu sonra durdular, çünkü hiçbir delil de ortaya koyamadılar. İşte İran'da haber çıktı, 'Erdoğan'ın çocukları DEAŞ'tan petrol aldı.' Böyle Müslüman, inançlı bir ülke, Müslümanlığı da hiç kimseye bırakmayan bir ülke böylesine bir konuda iftira atabiliyor ve bunu resmi sitelerine koyabiliyor. Cumhurbaşkanımızın güzel bir cevabı vardı, Putin de bu iddiaları kullanınca, 'Bir tane belge verin, ispatlayın ben görevimden ayrılacağım.' Ondan sonra hemen kestiler. Türkiye'ye yönelik buna benzer karalama politikalarını çok yaptılar, sonra durdurdular. Bu Avrupa halklarının kafasında yer ediyor, çünkü sonrasını herkes takip etmiyor. Maalesef bu bir stratejinin ürünüdür. Oysa DEAŞ başından beri en çok bize zarar veriyor, ikincisi yabancı terörist savaşçılarla mücadele dahil bugüne kadar DEAŞ'a yönelik mücadelede en kararlı olan ülke Türkiye'dir. En çok katkı sağlayan ülke de Türkiye'dir" ifadelerini kullandı.

"CHP'NİN ZAVALLI BİR DURUMU VAR"

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun "Brüksel'de, Paris'te patlayan bombaların, bütün bu terör olaylarının tek sorumlusu vardır, AKP hükümetidir" yönündeki sözlerinin hatırlatılması üzerine Çavuşoğlu, şunları söyledi:

"Maalesef ne denmeli bilmiyorum ama işte böyle muhalefetin, CHP'nin zavallı bir durumu var. İçine düştüğü durum gerçekten zavallı, acınacak bir hal, Kılıçdaroğlu ile birlikte marjinalleşen bir parti ve devletin tüm değerlerine karşı bir parti haline geldi. Kılıçdaroğlu zaten kendisi de bu yapıda bir insan. O yüzden böylesine çirkin, mesnetsiz iftiraları bile atacak kadar da seviyesini düşürmüş bir genel başkan. 'Lider' diyemeyeceğim çünkü liderin bir sorumluluğu var. O yüzden Kılıçdaroğlu'nun safsatalarına herkes güler. Biz 5 sene önce 'Suriye'de bu süreç durdurulmazsa terör örgütleri çıkacak' dedik ve 'bu kadar insan öldürülecek' dedik çünkü kaçınılmaz. Şimdi bunun sorumlusu biz miyiz? Yani doğruları söylemek, Avrupa'ya, terör örgütlerine seyahat özgürlüğü diye gerekli işlemi yapmazsanız bu sizi de vurur. İleri zekalı olmaya gerek yok, normal vasıflarda herkesin görebileceği bir şey. Bunu görmek ya da PKK terör örgütünün çadırlarına destek verirken, 'teröre müsamaha göstermeyin, koynunuzda yılan beslemeyin, sizlere de zarar verir' demek, yani buradaki saldırıların sorumlusu olmak anlamına mı gelir? Biz gerçekleri görüyor, gerçekleri söylüyoruz. DEAŞ'ın ortaya çıkmasına sebep olan kim? Esad rejimi. Esed rejimine destek veren kim? Kılıçdaroğlu. Ben şimdi diyebilir miyim, DEAŞ'ın sorumlusu Kılıçdaroğlu diye. Buna rağmen diyemem."

"38 BİNDEN FAZLA KİŞİNİN TÜRKİYE'YE GİRİŞİ YASAĞI VAR"

"Biz Türkiye'de herhangi bir ülkeden bir yabancı terörist yakaladığımız zaman gerekli işlemler yapılıyor ve geri döndürülüyor" diyen Çavuşoğlu, şöyle devam etti:

"Bazen de havaalanında ve otobüs terminallerinde bizim yolcuları tarayan sistemlerimiz var, buraya takılıyorlar, mülakatlar yapılıyor ondan sonra da geri gönderiyoruz. Her halükarda geri gönderirken geldiği ülkeye de haber veriyoruz. Dolayısıyla Paris saldırısını yapan bu yabancı terörist savaşçıları, o teröristleri biz Türkiye'de yakaladık ve Belçika'ya teslim ettik. Daha önce bizim yakalayıp da Fransa'ya teslim ettiğimiz bir yabancı terörist Fransa'nın güney şehrinde bir polise saldırdı. Bu bizim yakalayıp da teslim ettiğimiz, şu anda 3 bin 250 civarında yabancı terörist savaşçılardan bir kısmı belli bir süreden sonra tekrar bizim havaalanlarımıza geldiler. Yani biz yakalayıp teslim ediyoruz, sonra bakıyoruz bazen teslim ettiğimiz ülkeden geliyor doğrudan ya da üçüncü bir ülke üzerinden Türkiye'ye geliyor. Yine yakalıyoruz, çünkü bizim listemizde artık. Yakaladıktan sonra bizim ülkeye giriş yasağımız var, 38 binden fazla kişi bu listede şuanda. Havaalanlarında tedbirleri artırmak için koyduğumuz mekanizmalar var; isim, yüz tarama, farklı bir pasaportla da gelse yine bizim aldığımız tedbirlerle tespit ediyoruz. Kaçakçılar, teröristler. Her türlü tedbiri alsanız da yüzde yüz her şeyi durdurmanız mümkün değil. Bu kadar tedbire, Belçika'da olağanüstü tedbire rağmen bekleniyordu ki aranan kişiler gerçekleştirdi. Belçika Avrupa'nın başkenti şu anda. Bizim sonuçta yakalayıp da teslim ettiğimiz kişilerle ilgili gerekli işlemi yapmıyor kaynak ülkeler."

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.