Sarkozy bu yasa ile neyi amaçlıyor?
Yoksa Fransa zayıflayan ekonomisini gurbetçilerimizden gelecek ceza ile mi rahatlatmaya çalışıyor?
Bu yasa tasarısına öncelikle Sarkozy’nin neyi amaçladığına bakarak başlayalım. Uluslararası ilişkiler uzmanlarına göre Fransa’nın bu yasa ile amaçladığı şey ülkesindeki 400-500 bin Ermeni oyu değil. Asıl hedefi soykırım suçlamasıyla diplomatik rakip olarak gördüğü Türkiye’yi lekelemek ayrıca Dünya çapında ciddi lobi gücü olan Ermenileri yanına almak.
- Fransa Türkiye’nin Kuzey Afrika ve Ortadoğu Politikalarından inanılmaz derecede rahatsız. Esas sıkıntı burada. Bu yasa aracılığı ile Türkiye’nin dengesini bozmayı planlıyor. Öte yandan da Türkiye ile sıcak ilişkiler geliştiren yeni yönetimlere “bakın size aklı veren ülke Türkiye’nin geçmişi bu. Ermenilerle de iyilerdi sonunda böyle yaptılar” mesajını bilinçaltından vermek istiyor.
- AB’nin soykırımlarla alakalı olarak tanınmasını öngören bir tavsiye kararı var. Ne zaman alındı tam hatırlamıyorum ama böyle bir karar var. Dolayısıyla bu mesele sadece Fransa ile sınırlı kalmayacak muhtemelen, yarın öbür gün başka AB üyesi ülkelerin parlamentolarında da bu tarz hadiseler gerçekleşmesi sürpriz olmaz.
- Bu tasarı geçerse; Fransa’nın ilk yapacağı şey uluslararası kamuoyunda bu hadiseyi mümkün olduğunca gündemde tutmak. Soykırım kavramı tüm dünyanın üzerinde ittifak ettiği çok ağır bir suç. Türkiye’nin bu suçun altında kalması için çok uğraşacak kamuoyu oluşturacaklar.
- Sonra başka ülkelerin de bu tarz kanunlar çıkarmasını sağlayacaklar ki zaten dediğim gibi hâlihazırda bir AB kararı var.
- Daha sonrasında ise yoğun bir tazminat davası yağmuru beklenebilir. Bu bağlamda örnek olarak Almanya’nın Yahudi soykırımı sonrası ödediği tazminatlar örnek gösterilip Türkiye sıkıştırılacaktır muhtemelen. Tabii bir de oradan farklı olarak bir sonraki aşamada toprak talebi de gündeme gelecektir.
- Türkiye ne yapabilir? Türkiye’nin zaten kısmen açıklanan bir eylem planı var onları yazarsın zaten. Türkiye’nin de Fransa’nın yumuşak karnına oynaması lazım. Fransa’nın yumuşak karnı “öteki” kavramı. Frnasa’da öteki demek İslam ve göçmenler demek. Yapılan araştırmalara göre 2040-2060 yılları arasında Fransa’da Müslüman nüfus toplam nüfusun yüzde ellisini aşacak.
TBMM İnsan hakları komisyonunun hazırladığı rapora göre Fransa’da yaşayan vatandaşlarımızın sayısı yaklaşık olarak 508.000’dir. Fransa yasaları çift vatandaşlığa imkân tanıdığından, 84.000 civarında da çift uyruklu vatandaşımız bulunmaktadır. Bununla birlikte, Fransız istatistiklerinde vatandaşların kökenlerinin belirtilmemesi, Türklerin de vatandaşlık kazanımlarını Konsolosluklara bildirmemeleri nedeniyle Türk kökenli Fransız vatandaşlarının sayısı sağlıklı bir şekilde saptanamamaktadır. Türk nüfusunun % 40 kadarı Paris, Lyon, Strazburg ve Marsilya gibi büyük şehirler ve çevresinde yaşamaktadırlar. Bir başka deyişle, Türk toplumu Île-de-France, Rhône-Alpes, Alsace-Lorraine ve Franche-Comté bölgelerinde yoğun olarak yaşamaktadırlar. Türklerin Fransa’ya gelişi 1960’lı yıllarda Avrupa ülkelerinde ortaya çıkan işgücü talebiyle olmuştur. Türk nüfusunun yaklaşık üçte ikisi en az 20 ila 30 yıldır bu ülkede bulunmaktadır. İkinci ve üçüncü kuşakların hemen hemen tamamı Fransa doğumludur.
Kalabalık ailelerden oluşan Türk toplumunun % 50’yi aşkını 25 yaşından, % 40’a yakını ise 16 yaşından küçüklerden oluşarak genç ve dinamik bir yapıya sahiptir. Türk toplumu işgücü olarak ormancılık, madencilik, inşaat, tarım ve gıda, hazır giyim ve hizmet sektörlerinde çalışmaktadır. Girişimci yapısıyla da dikkat çeken Türk toplumu toptan ve perakende ticaret, gıda, inşaat, mobilya, tekstil ve hizmet sektörlerinde faaliyet göstermektedirler. Örneğin, Paris ve çevresindeki “fast food” lokantalarının % 40’ı, inşaat sektörünün önemli bir kısmı, terzi ve tamirat atölyelerinin büyük bir bölümü Türk toplumu tarafından işletilmektedir. Bu oranlar bütün Fransa için yaklaşık olarak aynıdır. Büyükelçilik Çalışma ve Sosyal Güvenlik Müşavirliğinin tespitlerine göre Fransa genelinde Türk toplumunun % 30’u kendi hesabına çalışmaktadır ve bu oran giderek artmaktadır. Yıllık işsizlik oranının % 7,3 olduğu Fransa’da, yabancılar arasındaki işsizlik oranı bunun iki katı, Türk toplumu arasında işsizlik oranı ise % 17 civarlarındadır. Türk toplumu Fransa’da örgütlü bir yapı sergilemekte, Fransa’da 400’den fazla dini ve kültürel alanda faaliyet gösteren Türk Derneği bulunmaktadır.
Fransa’nın ekonomik problemleri de malum. Bu durum aşırı sağın güçlenmesine de yol açıyor. Sarkozy aşırı sağdaki bu yükselişin çoktandır farkında. Hatırlanacağı üzere uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Standard & Poor's (S&P) 13.01.2012 cuma günü Fransa'nın içerisinde bulunduğu bu borç yükünden ve hükümetin yanlış politikalarından dolayı 'AAA' olan uzun vadeli kredi notunu 'AA+'ya çekmişti. EURO Bölgesi’nin ikinci büyük ekonomisi Fransa’nın kamu borcu 2010 yılı sonu itibariyle 1.6 trilyon Euro’nun üzerine çıktı. Ülkenin milli gelirinin yüzde 82.3’üne denk gelen kamu borcunun 2011’de de artarak ülkenin milli gelirinin yüzde 89.2’sine ulaştığı tahmin ediliyor. Bütçe açığı ise, 2010’da yüzde 7.1 iken, hükümetin aldığı kemer sıkma önlemleriyle 2011’de yüzde 5.8’e düşürülmesi hedefleniyor.
Bu durum göze alındığı zaman bir çok şey daha net bir şekilde görülmektedir. Senato'da oylanacak tasarı, soykırım iddialarını reddedenlere 1 yıl hapis ve 45 bin Euro para cezası verilmesini öngörüyor. Fransa’daki Türk nüfusu ile bu ceza miktarını çarptığımız zaman görülmektedir ki 22.860.000.000 Avro yani yirmi iki milyar sekizyüz altmış milyon avro para miktarı kazanmış olacak. Aşağıda Avrupa ülkelerine ait borç miktarına ilişkin tabloyu inceleyebilirsiniz.