İşte Övür'ün o yazısı...
Türkiye'nin en siyasallaşmış kenti Diyarbakır'dayız. Diyarbakır siyasetle yatıp siyasetle kalkıyor.
Nereye gitsek referandum, boykot kararı ve Başbakan Erdoğan'ın Diyarbakır'a gelip nasıl bir mesaj vereceği konuşuluyor.
Aslında medya ve muhalefetin yükselttiği bir beklenti bu... Sokaktaki Diyarbakırlının beklentisi daha makul...
Olanları da açık açık söylüyorlar:
İlk sırada 13 Eylül'ün yeni bir anayasa için başlangıç olması var. İkincisi de ateşkesin 20 Eylül'le sınırlı kalmaması...
Bu iki talebe BDP'nin çekirdek tabanı da katılıyor. Ancak boykot demekten de kendilerini alamıyorlar. BDP'lilerin ruh halini dünkü Sabah'ın manşeti çok iyi anlatıyordu: "Dilinde boykot, gönlünde evet..." Özellikle tabandaki BDP'liler bu acı gerçeği çok net dile getiriyorlar.
Ve yaşadıkları paradoksu anlatmakta zorlanıyorlar.
Ofis semtiyle Bağlar arasındaki bir mekanda Diyarbakırlılarla bu konuyu konuşuyoruz.
Bir BDP'li şöyle diyor;
"Biz farklı bir siyasi partiyiz. Bu farklı tavırla siyasetin gündemini belirledik. Bizi muhatap almayanlar gücümüzü görecek..."