- Dayanamıyorduk su içtiğimiz kaplara büyük pisliğimizi yapıyorduk. Daha sonra su verdiklerinde o kapları yıkayıp, o kaplardan yine su içerdik. Bu yüzden Diyarbakır Cezaevinde yüzlerce kişi verem oldu. Bende verem oldum kan kusardık.
- Veremliler o kadar çoğalmıştı ki bütün veremlileri bir koğuşa aldılar. Sonra bize ‘Balgamlarınızı şu kapla bize verin tahlile göndereceğiz diyorlardı. Ama daha sonra öğrendik ki bizden aldıkları o veremli balgamları, yemeklerin içine atıyorlarmış. Bu yüzden cezaevinde veremli sayısı daha da arttı.
- Gardiyanlar 3-4 mahkumu koridora çıkartıyorlardı. Ayaklarımıza basıp, kollarımızdan tutuyorlardı ve birbirimizin ağzına işememizi istiyorlardı. Biz işemeyince, gardiyanlar bizim ağzımıza işiyordu.
- Havalandırma da logarın kapağını açıp, siz açıktınız. Yiyin bakalım şu bokları diyordu gardiyanlar. Ben bok yemeyi reddettim. Bunun üzerine askerler beni kollarımdan tutup, bok çukuruna attılar, boğazıma kadar boka battım. Askerler kafama basıp tamamen boka batırdılar.
- Kıştı… logar taşmış, pislikler kara karışarak buz tutmuştu. Bizi önce çırılçıplak soydular. Sonra karın üzerinde süründürdüler. Daha sonrada bana ve koğuş arkadaşlarıma karla birlikte buz tutmuş bokları yedirdiler.
- Ben biliyorum ki bu işkenceler, bana Salih olduğum için değil, Kürt olduğum için yapılıyordu.
- Arkadaşlar işkenceleri anlatıyorlardı ben inanmıyordum.Ta ki Diyarbakır cezaevine girinceye kadar.
- Herkesin gözleri önünde iki erkeği sevişmeye zorlarlardı. Direnene ve söyleneni yapmayana cop sokarlardı. O copları bir başkasına yalatırlardı.
- Canlı canlı fare yedirirlerdi. Yemek istemeyen bir arkadaş intihar etti. Pilavların içine ölü fare koyarlardı.
- Kürtçe konuşmak yasaktı. Türkçe bilmeyen ablam ziyaretime gelmişti. Ona Kürtçe ‘ Nasılsın’ dediğim için beni apar topar işkenceye aldılar.
- Ben PKK sempatizanı olarak girdim cezaevine ama PKK’nın başkanının Mustafa Barzani sanıyordum. Böyle bir sempatizanlık yani… Cezaevine girdiğimde ne olduğumu bilmiyordum. Cezaevi bana Kürt olduğumu öğretti.
- Diyarbakır cezaevinde yapılanlar, dağa çıkışları hızlandırdı.
- Bugüne kadar kimse Diyarbakır Cezaevinde yapılanları tam olarak anlatamadı. Tecavüz etmişler nasıl anlatsın, cop sokmuşlar nasıl anlatsın, bok yedirmişler nasıl anlatsın. Gözlerinin önünde kardeşine, eşine tecavüz etmişler nasıl anlatsın.
Bu sözler, Diyarbakır Cezaevinde yıllarca işkenceye maruz kalmış, binlerce tutukludan sadece bir kaçının anlattıkları.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan geçtiğimiz günlerde Diyarbakır mitingi sırasında ‘Ah şu Diyarbakır Cezaevi’nin dili olsa da konuşsa’ diyordu.
Diyarbakır Cezaevi, Büyük Takip’te dile geliyor ve işkencelerle dolu o yılları yaşayanların ağzından ekranlara getiriyor.
Bugüne kadar Diyarbakır Cezaevi ve orada yapılan kötü muamele ve işkenceler üzerine çok şey anlatıldı. Ama hiç birisi bu duyduklarımız kadar açık ne net değildi.
TRT HABER’de yayınlanan Büyük Takip programına konuşan Diyarbakır Cezaevi tutukluları, cezaevinde yaşadıkları işkenceleri tüm açıklığıyla anlatıyor.
Son zamanlarda bir kez daha gündeme gelen Diyarbakır Cezaevi ve orada yapılan işkencelerin anlatıldığı Büyük Takip bu akşam TRT HABER’de 20.10 da
TRT’nin siyasi suçlardan tutuklanan ve yıllarca işkence görenlerin anlattıklarının ne kadarını sansürsüz bir şekilde yayınlayacağı ise merak konusu.