'Yeşilay Zümrüdüanka Ödül Töreni'

'Yeşilay Zümrüdüanka Ödül Töreni'

'Yeşilay Zümrüdüanka Ödül Töreni'

'Yeşilay Zümrüdüanka Ödül Töreni'

04 Mart 2016 Cuma 18:27
46 Okunma
'Yeşilay Zümrüdüanka Ödül Töreni'

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, mültecilere yapılan yardımlara ilişkin, "Biz olaya homoekonomikus anlayışıyla bakmadık, böyle bakmıyoruz. Bizim medeniyetimizde, bizim değerler silsilemiz içerisinde olay farklı. 'Veren el alan elden hayırlıdır.' Bize Batı ne diyor? İşte size yılda 3 milyar avro vereceğiz. Bakınız bu sözü vereli 4 ay oldu, hala verecekler, hala verecekler" dedi.

"Yeşilay Haftası" dolayısıyla Cemal Reşit Rey Konser Salonu'nda düzenlenen "Yeşilay Zümrüdüanka Ödül Töreni"nde konuşan Erdoğan, Türkiye'nin en çok yardım eden ülkeler arasında ilk üç sırada yer aldığını ifade etti.

Erdoğan, olayın milli gelire oranla değerlendirildiği zaman Türkiye'nin birinci sırada yer aldığına işaret ederek, "Çünkü biz onların baktığı gibi bakmıyoruz ki. Sadece şu 5 senede Suriye'den gelen mültecilere harcadığımız para 10 milyar dolar, sadece 5 senede. Bunun içerisinde, STK'ların, belediyelerin yaptığı yardımları, bunları söylemiyorum, bunlar bütçeden çıkan paralar, bunu söylüyorum" dedi.

Çünkü olaya "homoekonomikus" anlayışıyla bakmadıklarını vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:

"Biz böyle bakmıyoruz. Bizim medeniyetimizde, bizim değerler silsilemiz içerisinde olay farklı. 'Veren el alan elden hayırlıdır.' Bize Batı ne diyor? İşte size yılda 3 milyar avro vereceğiz. Bakınız bu sözü vereli 4 ay oldu, hala verecekler, hala verecekler. Bugün AB Konseyi Başkanı ziyaretimdeydi. 'Bakın, verseniz de vermeseniz de biz bu mültecilere kapımızı kapatmadık Batılılar gibi, açık tuttuk, yine açık tutacağız ama biraz da vicdan' dedik. 'Bunu beraber paylaşalım istiyoruz sizinle ama siz, 'Türkiye kapıları Batı'ya açıyor, oraya yönlendiriyor' gibi bir yanlışın içerisindesiniz, bakın bunu bırakın, gelin el ele verelim.' Ben size bir şey söylüyorum, formül nedir? Suriye'nin kuzeyine biz bir şehir kuralım. Yaklaşık 4 bin 500 kilometrekarelik bir şehir kuralım ve bu şehirde biz alt yapısıyla, üst yapısıyla her şeyi uluslararası camia paylaşalım, biz biliyorsunuz inşaat sektöründe iyiyiz, başka ülkeler de buna girebilir. Yerel mimari ile biz Suriye'nin kuzeyinde, Türkiye'ye yakın bir bölgede bu şehri kuralım. Dolayısıyla Suriye'den çıkacak olanları orada iskan edebiliriz, Türkiye'dekileri de aynı şekilde orada iskan etme imkanımız olabilir. Bunu karşılıklı konuştuğumuz zaman 'haklısın' diyorlar. Bunu Sayın Obama ile de konuştuk, hatta koordinatlarını bile belirledik ama uygulamaya gelince hala ses yok. Mesele karar meselesi... Karar verici olmak, irade koymak bu... Maalesef bunu da koymayınca iş gecikiyor ve iş kapıya dayanınca da feryat başlıyor."


- "Gana ve Nijerya ile Türkiye'nin mevcut iş birliğini derinleştirecek temaslarda bulunduk"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Batı Afrika'ya gerçekleştirdiği gezinin tarihi boyutu olan bazı ilklerin yaşandığı bir ziyaret olduğunu dile getirerek, "Fildişi Sahili ve Gine'ye Cumhurbaşkanı seviyesinde ülkemizden ilk defa resmi bir ziyaret gerçekleştirildi" dedi.

Ziyareti sırasında Fildişi Sahili'nin Türkiye'den bir cami yapmasını istediğini aktaran Erdoğan, şöyle devam etti:

"Dedim, 'nerede? bize yer vereceksin', 'hemen yer hazır, 60 dönüm bir yer tahsis ettim' dedi. Fildişi Üniversitesinin yanında 60 dönüm bir arazi. 'Tamam' dedim. 'Ben şimdi hemen gideceğim, orayı göreceğim' dedim. Tabii şaşırdı. Verdi yanıma mihmandar bakanı, biz o bakanımızla beraber gittik yeri gördük. Arazi büyük ama orada yapılacak bir düzenlemeyle gerçekten Fildişi'ne yapılacak böyle bir cami, oraya çok çok farklı bir havayı da kazandıracaktır. Aynı şekilde Gana'da şu anda STK ve Diyanet Vakfımızın yaptığı bir cami var. Bu cami de herhalde şöyle yıl sonunu bulmaz, biter. Kaba inşaatı şu anda neredeyse bitmek üzere. Gittim orayı da ziyaret ettim, gördüm son halini. Bana 'bitti, açılışını filan yapalım' dediler. Dedim, 'beni bitmemiş yere götürmeyin, bitmiş yere götürün.' Neyse gittik, heyecanlarına biraz ortak olalım dedim ama hakikaten güzel bir mimariyle orada güzel bir cami inşa ediliyor. Zannediyorum 5 bin kişilik bir cami. O da çevreye tabii farklı bir inşallah hava katacak. O da bir külliye tabii. Yanında eğitim kurumları, 40 dönüm arazi üzerine o da şu anda inşa edilmiş. Demek ki sorumluluğu alan STKlarımız, ki burada tabii Diyanet Vakfımızın üzerine özellikle bu alanda çok büyük görev düşüyor. İnşallah bunun buralarda önünün açılması lazım. Bu adımları atarak çok daha farklı bir yere bu işi inşallah Türk milleti olarak taşımamız lazım."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gana ve Nijerya ile Türkiye'nin mevcut iş birliğini derinleştirecek, çeşitlendirecek çok önemli temaslarda bulunduklarını aktararak, "Ziyaretimiz vesilesiyle düzenlenen iş konseyi toplantılarında iş adamlarımız o ülkelerdeki muhataplarıyla bir araya gelerek, yeni ortaklıkların temellerini attılar" diye konuştu.

Tarihe bakıldığında esasında bu ziyaretlerin ne kadar geç kaldığının anlaşıldığını dile getiren Erdoğan, 2003'ün başında Türkiye'nin, Afrika'da 12 büyükelçiliğinin olduğunu, bu sayının 39'a çıktığını söyledi.


- "Afrika'daki büyükelçilik sayısını 56'ya çıkarmanın gayreti içerisindeyiz"

Erdoğan, Afrika'daki büyükelçilik sayısını 56'ya çıkarmanın gayreti içerisinde olduklarını vurgulayarak, "Bunu yaparsak başarılı oluruz. Yapmazsak başarılı olamayız. Atalarımız Anadolu'yu kendilerine vatan kılmadan önce 9. yüzyılda ilk defa Afrika ile münasebet kurmuşlardır. Osmanlı, 1575 yılında Nijerya'daki Kanem-Bornu Sultanlığı ile savunma anlaşması imzalamış, bölgeye askeri teçhizat ve malzeme göndermiştir. Osmanlı'nın ilişkilerini belli bölgelerde sınırlı tutmadığını, 1862 yılında Ebubekir Efendi'yi kıtanın en uç noktasındaki Cape Town'a ilmi çalışmalarda bulunması ve Müslümanlar arasındaki sorunları çözmesi için elçi tayin ettiğini görüyoruz. Cape Town, Güney Afrika'nın en ucu. Boynuzun en ucu ve oraya göndermiş. O günün şartlarında, o günün imkanlarında Afrika kıtasıyla ilişkilerimizde bu olumlu gelişmelerden sonra maalesef uzun yıllar bir fetret devrine girdik" diye konuştu.

Uzun bir dönem içine kapanan ve iç sorunlarıyla boğuşan Türkiye'nin, bu tarihi derinliği yeterince kullanamadığını, başta Afrika olmak üzere birçok bölgeden tecrit edildiğini aktaran Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Biz özellikle 2005 yılında ilan ettiğimiz Afrika yılı ile yüz yıllık bu hasreti bitirmenin, tekrar kardeşlerimizle kucaklaşmanın çabası içinde olduk. Hamdolsun aradan geçen kısa süre zarfında da bu noktada çok ciddi mesafe kaydettik. Büyük bir gururla ifade etmek isterim ki dünyanın neresine gidersek gidelim, orada mutlaka Türkiye'den girişimcilerimizle, yatırımcılarımızla, gönüllü kuruluşlarımızın temsilcileriyle karşılaşıyoruz. Gana'da olduğu gibi vakıflarımız tarafından yaptırılan, az önce ifade ettiğim camilere, hemen her ülkede Türkiye burslarıyla okuyan öğrencilere... Yanımıza geliyor bakıyorsun Türkçe konuşuyor. Bu başka bir zenginlik. O an zenci kardeşlerimiz bakıyorsunuz Türkçe konuşmaya başlıyor. 'Nerede öğrendin bunu? 'Ben Türkiye'den geldim'. Bazıları daha da ileriye gidiyor 'Ben Türkiyeliyim'. Bunu diyenler bile oluyor. Mesele bu. İşte onlar bizim yarın kendi ülkelerindeki adeta büyükelçilerimiz, konsoloslarımız, temsilcilerimiz olacaklar."


- "Türkiye'deki belli çevreler tüm enerjilerini bizi engellemek için harcıyor"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TİKA'nın yardım ve kalkınma projelerinde, elinde çantası, koltuğunda projesiyle ülke ülke dolaşan iş adamlarına şahit olduklarını anlatarak, "Türk Hava Yolları bugün en çok tercih edilen hava yollarından biri olarak Afrika kıtasında 40'ın üzerinde şehre tarifeli sefer yapıyor. Yüz binlerce Afrikalı yolcuyu Türkiye üzerinden Türk Hava Yolları dünyaya taşıyor. Bu noktaya geldik" ifadesini kullandı.

Son ziyaretleriyle bu atılım ve ortaklık hamlesini bir adım daha öteye taşıdıklarına inandığını vurgulayan Erdoğan, şu değerlendirmede bulundu:

"Biz ülkemiz, milletimiz için bunları yaparken, bu tarihi adımları atarken, muhalefet başta olmak üzere Türkiye'deki belli çevreler tüm enerjilerini bizi engellemek için harcıyor. Hayatlarını parti genel merkezleri, Meclis ve evleri arasında geçirenler bizim kıta kıta dolaşıp, yatırımcılarımızın, iş adamlarımızın önünü açmamızı idrak edemiyorlar. Gazetelerdeki köşelerini, ekranlardaki söz haklarını, daha da ötesi zihinlerini yabancı başkentlerin, Türkiye düşmanı lobilerin emrine verenler, Ankara'nın bağımsız ve öz güven sahibi dış politika iddiasından çok ciddi rahatsız oluyorlar. Zira bunlar için Afrika köklü ilişkilerimizin olduğu, fırsatları bünyesinde barındıran bir yer değil, sadece açlık, sefalet, iç savaşlarla dolu kriz ve kaos bölgesi. Onlar, Türkiye'nin güneyine bakınca bataklık, doğusuna bakınca sorunlar yumağı görür. Yine bunlar 'Türkiye'nin ekseni kayıyor, Türkiye yönünü doğuya çeviriyor' diye feveran etmeyi dış politika yorumculuğu zanneder. Ama şundan emin olunuz, Türkiye hangi hayırlı işe imza atmışsa, hangi açılımı gerçekleştirmişse bunlara rağmen yapmıştır. Türkiye dış politikadaki, demokratikleşmedeki, ekonomideki, siyasetteki, terörle mücadeledeki ve diğer alanlardaki tüm başarılarını bu bir avuç kifayetsize rağmen gerçekleştirmiştir. Bunların amacı yol açmak değil tıkamak, engellemek, sabote etmek, yola mayın döşemektir."

(Sürecek)

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.