'Yeni Bir Sinemaya Doğru' söyleşisi

'Yeni Bir Sinemaya Doğru' söyleşisi

'Yeni Bir Sinemaya Doğru' söyleşisi

'Yeni Bir Sinemaya Doğru' söyleşisi

27 Nisan 2016 Çarşamba 22:51
46 Okunma
'Yeni Bir Sinemaya Doğru' söyleşisi

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Daire Başkanlığınca düzenlenen "Yeni Bir Sinemaya Doğru" söyleşisinde, sinemada edebiyat uyarlamaları konuşuldu.

Atatürk Kitaplığı'nda düzenlenen söyleşide, yönetmen Faysal Soysal ve eleştirmen Hasanali Yıldırım, edebiyat eserlerinin sinema filmlerine aktarılması üzerine düşüncelerini aktardı.

Söyleşide konuşan eleştirmen Yıldırım, dünya sinemasında ünlü edebiyat eserlerinden sinemaya birçok uyarlama yapıldığını belirterek, "Yapımcıları tahrik eden kitapların çok okunması değildi sadece, edebiyat eserlerindeki akışın, karakterin ve kurgunun zaten tasarlanmış olması, sinemaya uyarlanması onlar açısından kafi görünüyordu." dedi.


- "Kötü edebiyattan iyi film çıkıyor"

Edebiyat uyarlamalarında meselenin kağıt üzerinde iyi göründüğü düşüncesini aktaran Yıldırım, şöyle konuştu:

"Edebiyat uyarlamaları kısmen başarılı, kısmen başarısız ya da fiyasko oldu. Sinemacılar her türlü romanı ya da hikayeyi edebiyat uyarlaması çerçevesinde değerlendirirler, halbuki edebiliği tayin bakımından da aslında bir turnusol kağıdı işlevi gören bir husus var bu değerlendirmede. İlginçtir, çok satan bir romanı uyarladığınızda bundan mükemmel bir film çıkıyor ama edebi açıdan klasik olmuş, mükemmel eserler sinemaya uyarlandığında sonuç kötü oluyor. Kötü edebiyat eserlerinden daima iyi, iyi edebiyat eserlerinden nadiren iyi film çıkıyor."

Hasanali Yıldırım, çok satanlardan iyi film çıkması hakkında, şu değerlendirmede bulundu:

"Meşhur Latince bir deyim var, 'iyi tercüme kadın gibidir, güzeli sadık olmaz, sadığı güzel olmaz' derler. Basit bir örnek, Peyami Safa'nın Knut Hamsun'dan Açlık çevirisi vardır bir de başka çevirmenlerin. Karşılaştırın, çevirinin anlamını kavrayacaksınız. Sinemada edebiyat uyarlamasına da bu açıdan baktığınızda, o eserin akışını, kahramanlarını almaya gayret ederken romana özgü anlatım tekniğini, ayrıntıları, karakterin iç dünyasını aktarmak olanaksız oluyor. Sinema ve edebiyat ayrı dünyaların insanları, aralarında link yok gibidir. Siz o linki var sayarak, asla sadık kalmaya çalışırsanız ortaya keyifsiz bir film çıkar. Edebiyat, görsel olarak zaten ifade edilemeyecek bir şeydir."

İyi bir resmin, müziğin asla başka bir yöntemle aynı şekilde ifade edilemeyeceğini savunan Yıldırım, edebiyat eserlerinin de başka bir yöntemle tekrar edilemeyeceği, sanatın başlı başına biricik olduğu görüşünü paylaştı.


- "Türk sinemasının ilk modern filmi Anayurt Oteli"

Yönetmen Faysal Soysal da çok iyi edebi eserlerden istisna olarak iyi filmler çıkabildiğini vurgulayarak, şunları söyledi:

"Ömer Kavur'un Yusuf Atılgan'ın aynı adlı kitabından uyarladığı 'Anayurt Oteli' filmi istisna bir örnek. Burada tabii yönetmenin önemi var, çok farklı bir bakış açısı olan bir yönetmen. Türk sinemasında çok önemsediğim bir yönetmen. Film ilk filmlerinden olmasına rağmen çok başarılı bir film."

Kavur'un Fransa'da eğitim aldığı ve 1950'lerde Fransa'da ortaya çıkan "Yeni Roman Akımı"nı tecrübe ettiği bilgisini veren Soysal, "Ömer Kavur Fransa'daki deneyimi ile 'Anayurt Oteli' filmine cesaret edebildi. Türk sineması açısından da bakarsak 'Anayurt Oteli' ilk modern film diyebiliriz. Öncesinde de iyi filmler vardı ama modern insanı anlatan bir kurgumuz yoktu." diye konuştu.

Söyleşide, dinleyicilere Ömer Kavur'un "Anayurt Oteli" filminden bölümler gösterildi.




Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.