Flaş Haber
Kapat

Yardım melekleri 24 saat görev başında

Yardım melekleri 24 saat görev başında

Yardım melekleri 24 saat görev başında

Yardım melekleri 24 saat görev başında

08 Mart 2016 Salı 08:27
Yardım melekleri 24 saat görev başında

HATİCE ŞENSES - "Biz bu işi para için yapmıyoruz. Bu iş gönül işi" diyerek, günün 24 saati yardıma koşan 112 Acil Servis bünyesindeki kadın çalışanlar, mesleğin tüm zorluklarına rağmen işlerini tutkuyla yapıyor.

Kimi doktor, kimi acil tıp teknisyeni, kimi evli, kimi bekar... Ancak hepsinin ortak özelliği, kendilerine ihtiyaç duyan insanlara saat gözetmeksizin canla, başla koşmaları.

Çoğunluğunu kadınların oluşturduğu ekip, kalp krizinden trafik kazasına, ölümle yaşam arasındaki çizgide hayat kurtarmak için gece gündüz mücadele veriyor.

Zaman zaman sözlü ya da fiziki şiddete de maruz kalarak yaralanan 112 ekibinin kadın çalışanları, iş hayatlarının zorluklarını AA muhabirine anlattı.

- "Her vakaya gittiğimde 'etrafımdakilere bir şey olacak mı?' düşüncesi..."

Acil Tıp Teknisyeni olarak 9 yıldır 112'de çalışan Berna Aydın, meslek hayatı boyunca aklından hiçbir zaman silemeyeceği sayısız vakayla karşılaştığını söyledi.

"Yaşadığım, gördüğüm olaylar artık normal yaşamıma da yansıyor. Etrafımda gördüğüm vakaları 'kendi ailemde de olacak mı?' şeklinde sorguluyorum. 'Her telefona mutlaka bakmalıyım, bir şey olursa ya duymazsam' korkusu yaşıyorum" şeklinde düşüncelerini anlatan Aydın, 112'nin gereksiz meşgul edilmesinden yakındı.

Aydın, "Yakın zamanda yaşadığım bir olay var. Kente en çok kar yağdığı günlerden birindeydi. Bir hasta aramış ve ishal olduğunu söylemiş. Vakaya ulaştık, bize sonradan söylüyor, 'Kar yağdı, yollar kapanır ben en yakın bir hastaneye gideyim de ne olur ne olmaz, bir bakılsın'. O gece de ben çalışıyordum. Eşim evdeydi ve ona ulaşamıyordum. Hastayı ambulansa aldım. Birkaç aramadan sonra eşim telefonu açtı ve dedi ki 'Ben düşüp bayılmışım, neden olduğunu bilmiyorum'. O an ambulansın içinde çok acil olmayan bir hasta var ama eşimin durumu bilinmez ve evde yardım bekliyor. Evime yakın olan ekip arkadaşlarımla görüştüm ve eşimin yanına gittiler. Değerlendirmeleri sonucunda kötü bir şey olmadığını söylediler. O an yaşadığım psikolojik yıkım ve daha sonrası çok kötü. Her vakaya gittiğimde 'etrafımdakilere bir şey olacak mı?' düşüncesi ve ister istemez psikolojik de çökme yaşıyorum artık. Bu mesleki deformasyon" diye konuştu.

- "Olayın en heyecanlı yerinde olmak başka bir şey"

Çoğu zaman maruz kaldıkları sözlü ya da fiziki şiddete ilişkin de değerlendirmede bulunan Aydın, şöyle devam etti:

"Belki bazı arkadaşlarım bana katılmazlar ama 9 yıllık saha tecrübelerime dayanarak söylüyorum, hasta gerçekten ciddiyse ve bize ihtiyaçları varsa yakınları aslında çok da saldırgan olmuyor. Çünkü hasta yakını kişinin durumunun ve bizim elimizden geleni yapacağımızın farkında. Eğer hasta yakınları bir suçluluk duygusu hissediyorlarsa, o ana kadar hastayla ilgilenmedilerse, hastalığı ciddiye almadılarsa, işte o zaman o suçluluk duygusunun geri dönüşünü bize yansıtıyorlar. Ben bunu bölgede çalıştığım süre boyunca tecrübe ettim. Çünkü annesini, babasını kaybeden insan zaten o an acı yaşıyor, ben onu onun kadar anlayabiliyorum. Biz bir çok hasta yakını görüyoruz ve artık bize yönelik olumsuz tepkileri normal olarak karşılıyoruz. 'Nerede kaldınız' sözünü bile 'haklısın, geldik' diyerek cevaplıyoruz. Aslında erken geldik ama onun için o bekleme süresi çok uzun oluyor. O saldırgan hasta yakınlarının hayatının başka bir bölümünde bir pürüz noktası olduğunu düşünüyorum. Vakaya müdahale edip, her şey yoluna girdiğinde, bizim de olumlu davranışlarımızın katkısıyla mutlaka geri dönüş özürlerine de şahit oluyoruz."

Ailesinin ve çevresinin mesleğinin çok zor olduğunu belirterek, başka bir iş yapabileceği yönünde telkinlerde bulunduğunu dile getiren Aydın, "Her zaman söylüyorlar ama bu başka bir tutku. Olayın en heyecanlı yerinde olmak başka bir şey. Başka bir boyutu var işimizin. O yüzden işimizi, tutkuyla yapıyoruz" dedi.

- "Çocuklarım nöbetlerimi takvime yazıyor"

Meslekteki 14 yılının 8'ini 112 komutada geçiren üç çocuk annesi Doktor Ceren Canlı da 24 saat nöbet esasına göre çalıştıklarını ifade ederek, "Bir iş hayatımız, ama bir de aile hayatımız var. Bunun yanında da annesiniz. Nöbet bitiyor, gidiyoruz ama bir dinlenme yok. Çocuklar, okulları var. Ailevi koşuşturmacalarımız var" değerlendirmesinde bulundu.

Canlı, eşinin iş hayatına ilişkin gereken anlayışı gösterdiğini dile getirerek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Ama bu çocuklarla çok zor oluyor. 24 saat onlara uzun geliyor. 3 gün nöbet tutuyorum ama kalan 3 günde de evimle ilgilenebiliyorum. Bunlara alışıyoruz ama bizim meslekte suistimal çok fazla. Çok fazla gereksiz aramalar var. Bu aramalardan dolayı gerçek çağrıların beklemesinden doğan sorunlar yaşanıyor. Yeri geldiğinde kötü sözler duyup hakaret işittiğinizde, bütün o şevkiniz kırılıyor. Örneğin sahada çalışırken sözlü olarak şiddet yaşadım. Gittiğimizde hasta vefat etmişti ve ölüm katılığı başlamış müdahale gerektirmeyen vakalardandı. Ortamdaki herkesin sizi dövecekmiş gibi olduğu bir durumda vefat etmiş hastayı hastaneye götürdüğüm oldu."

Yaptıkları işin önemine değinen Canlı, "Hayat kurtarıyoruz bir mimar, mühendis değilsiniz. O zaman en kötü yıkıp yeniden yaparsınız. Ama bizim işimiz hata kabul etmiyor. Çok ciddi bir iş, insanın hayatının değeri ne kadardır? Çok ciddi sorunlarımız olsa da işe gelirken her şeyi geride bırakmak zorundayız. Çocuğum hastayken gelemem diyemiyorum" şeklinde konuştu.

- "Suyum kesildi, numarasını bilmiyorum' diyerek 112'yi arayanlar var"

Acil tıp teknisyeni olarak 2007'den bu yana 112'de çalışan Gülcan Başaran da 1 yıl noktada görev yaptığını, daha sonra geçirdiği trafik kazası nedeniyle komutada görev aldığını söyledi.

Aynı zamanda evli ve iki kız çocuğu annesi olan Başaran, "Ben nöbetlerimde 24 saat çalıştığım için gece çocuklara eşim bakıyor. Küçük kızım daha 7 aylık. Ama babaları yokluğumu hissettirmiyor. Zorlukları olsa da benim için bu şekilde çalışmak ideal. Çünkü nöbetin ardından 3 gün izin yapıyorum ve o sürede çocuklarıma yeterli zamanı ayırabiliyorum" dedi.

Başaran, 112'nin çok fazla gereksiz aramayla meşgul edildiğine dikkati çekerek, sözlerine şöyle devam etti:

"İnanır mısınız, 'suyum kesildi, numarasını bilmiyorum, nereyi arayabilirim?, Pin kodumu bilmiyorum, 3 kere girdim telefonum bloke oldu, nasıl açacağım telefonumu?' diye arayanlar var. Bu kişiler zannediyorlar ki 112 acil çağrılar dışında da her alan için hizmet etmek zorunda. Eşini kaybedip, nerede olduğunu bilmeyip bizi arayanlar var. 'Size gelen bir çağrı var mı?' diye soruyorlar. Noktalarda çalışanların durumu daha zor. Hem psikolojik hem fiziksel şiddete maruz kalabiliyorlar. Noktanın stresini kendimize olmuş gibi çok yoğun yaşıyoruz. Çünkü orada darp edilen, şiddete uğrayan bir arkadaşımız var. Güvenlik olmadığı zaman ekibimizin başına her şey gelebiliyor. Bunları yaşıyorsunuz, stresi çok büyük. Eve gidince de bunlar aklıma geliyor. Zorlanıyorsunuz ama severek yaptığınız için göğüslüyorsunuz sorunları. O telefonun ucunda yardıma ihtiyacı olan kişiye bir nebze yardım edebilmek çok güzel bir şey."

- "İnsan anne olunca daha da hassaslaşıyor"

İstanbul'da 5 yıldır paramedik olarak görev yapan yapan evli ve iki çocuk annesi Neşe Avcı da 2,5 yıllık bir saha tecrübesine sahip olduğunu, bebeği doğduktan sonra da ekibin komuta kısmında görev aldığını söyledi.

Mesai süreleri boyunca çok stres yaşadıklarını anlatan Avcı, "İnsan gördüğü vakalar nedeniyle mutlaka psikolojik olarak etkileniyor. Yerine göre hasta yakınlarını sakinleştirmemiz gereken durumlar bile olabiliyor. Yıllar geçtikçe soğukkanlı olmamız gerektiğini düşünüyorum. Ama insan anne olduktan sonra daha çok hassaslaşıyor" şeklinde konuştu.

Avcı, "Biz bu işi yaparken eşlerimizin destek olması gerçekten çok önemli. Biz psikolojik olarak burada yıpranıyoruz, doluyoruz, ister istemez iş ortamını eve yansıtıyoruz. Sahada beden yorgunluğu, merkezde de ciddi anlamda beyin yorgunluğu var. Çünkü sürekli doktorlarla, ekiplerimizle, hasta yakınlarıyla irtibat halindeyiz. 112 başlı başına yorucu bir meslek ama mutluyuz insanlara hizmet verdiğimizden dolayı çok şükür" diyerek, şu temennide bulundu:

"Öncelikle 112'de çalışan tüm arkadaşlarımın çevresindeki insanlar mutlaka onlara destek olsunlar istiyorum. Halkımız açısından da insanlar 112'yi gereksiz yere aramasınlar. Onlardan sağlık personelini anlamalarını rica ediyoruz. O anda kendilerini bizim yerimize koysunlar ki biz her hasta için elimizden geleni fazlasıyla yapıyoruz, onu kurtarmak için çok ciddi bir gayret sarfediyoruz."

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.