08 Mayıs 2016 Pazar 10:54
UNESCO'da Başkent Ankara İçin Son Şans

Atılım Üniversitesi, Ankara'nın dünya miras alanı olabilmesi için sahip olduğu farklı tarihsel dönemlere ait değerler ve izlenmesi gereken süreci "UNESCO Yolunda Ankara Kentinin Kültürel Değerleri ve Kimliği" isimli konferansta ayrıntılı olarak ele alacak.

Başkent Ankara'nın tarihi dokusu üzerinde son yıllarda çok fazla tartışma var. Bu tartışmaların önemli bir kısmı kent yönetimlerinin yaptıkları uygulamalar ve uygulamalara meslek odalarının getirdikleri eleştiriler üzerinden yürütülüyor. Kent yönetimi plansız ve çağdaş koruma yaklaşımlarına dayanmayan uygulamaları katılımcı olmayan yöntemlerle uygulamakla, meslek odaları da tarihi kent merkezi konusunda hep eleştiren ve çözüm önerisi geliştirmek konusunda geride kalmakla suçlanıyor. Tüm bu tartışmaların dayanak noktası ise Başkent Ankara'nın tarihi, kültürel ve doğal mirasının korunması konusunda bir ortak aklın ve vizyonun bir türlü oluşturulamaması. Kentteki tüm kamu kurumlarının, üniversitelerin, sivil toplum kuruluşlarının ve sıradan vatandaşın benimseyeceği ve katkıda bulunmak isteyeceği, kendini ait hissedeceği ve sahipleneceği bir hedef belirlenmesinde sorun yaşanıyor. Bunun sonucu ise kent yönetimlerinin yaptıkları uygulamaların bekleneni vermemesi, meslek odalarının itirazlarını götürdükleri mahkeme kararlarının çok geç gelmesi ve nihai olarak Başkent Ankara'nın kentsel miras değerlerinin gün geçtikçe aşınması ve kan kaybetmesi.

Bu soruna parmak basmak ve Ankara için bu anlamda ortak bir hedefi tartışmak üzere 9 Mayıs Pazartesi günü saat 13.30 - 17.30 arasında, Ankara Palas Devlet Konukevi'nde Atılım Üniversitesi tarafından tüm Ankaralılara ve kentin paydaşlarına açık bir etkinlik düzenleniyor. Başlığı "UNESCO Yolunda Ankara Kentinin Kültürel Değerleri ve Kimliği" olarak belirlenen etkinlikte açılış konuşmalarının ardından Atılım Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Savaş Zafer Şahin'in moderatörlüğünde koruma plancısı Dr. Ege Yıldırım, Prof. Dr. Mehmet Tuncer, Prof. Dr. T. Elvan Altan, Doç. Dr. Nuray Bayraktar ve Dr. Açalya Alpan'ın katılımıyla bir panel ve sonrasında bir forum düzenlenecek. Öncelikle UNESCO Dünya Miras Alanlığı'nın nasıl gerçekleştiği ve bir kente ne sağladığı konusu ele alındıktan sonra, Ankara'nın dünya miras alanı olabilmesi için sahip olduğu farklı tarihsel dönemlere ait değerler ve izlenmesi gereken süreç ayrıntılı olarak ele alınacak. Etkinliğin Başkent Ankara için tarihi alanların korunmasında ortak bir hedef olarak "Dünya Miras Alanı Adaylığı" sürecini masaya yatırması bekleniyor.

"ANKARA'DA ÇOKTANDIR TARTIŞILMAYAN ORTAK BİR HEDEFİ GÜNDEME GETİRMEK İSTİYORUZ"

Ankara için böylesine ortak hedeflerin son yıllarda nadiren seslendirildiği düşünüldüğünde, bu etkinliğin içeriğini ve hedefini anlatan etkinlik koordinatörü Atılım Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Savaş Zafer Şahin, "Küreselleşen günümüz dünyasında, insanlığın ortak mirası niteliğini taşıyan doğal ve kültürel varlıkların korunarak gelecek kuşaklara aktarılması için harcanan çabaların, insanlığın ve toplumların gelişmesindeki yaşamsal rolü giderek daha iyi kavranmaya başlanmıştır. Türkiye, UNESCO'nun 'Dünya Kültürel ve Doğal Mirasının Korunmasına Dair Sözleşme'sini 1982 yılında imzalamış, sınırlarımız içerisindeki insanlığın ortak mirası niteliklerini taşıyan doğal ve kültürel varlıkların UNESCO Dünya Miras Listesi'ne dahil edilmesi için yoğunlaşan bir çaba içerisine girmiştir. Bugün itibariyle, Türkiye'nin Dünya Mirası Geçici Listesi'nde kayıtlı 60, Dünya Mirası Asıl Listesi'nde kayıtlı 15 varlığı bulunmaktadır. Bu çabanın gösterilmesinde ilgili merkezi hükümet kurumlarının, yerel yönetimlerin, üniversitelerin ve sivil toplum örgütlerinin ortaklaştığı umut verici bir gelişme olarak izlenmektedir" ifadelerini kullandı.

"Bir Ankara Üniversitesi olma bilinciyle, içinde bulunduğumuz Başkentimizin kültür ve tarihine ilişkin farkındalığın arttırılması amacıyla bir dizi etkinlik planlanmaktadır" diyen Doç. Dr. Savaş Zafer Şahin, "Bu etkinliklerden birisinin de, 2016 yılında UNESCO Dünya Miras Komitesi Toplantısı'nın ilk kez İstanbul'da toplanacak olması vesilesiyle, Ankara kentinin kültürel değerlerinin ve kimliğinin, UNESCO Dünya Miras Alanlığı sürecindeki yerinin ve koruma çerçevesinin tartışılacağı bir akademik toplantı olması düşünüldü. Bu toplantıyla Ankara'da çoktandır tartışılmayan ortak bir hedefi gündeme getirmek istiyoruz" şeklinde konuştu.

"TOPLANTIYA KATILAN PAYDAŞLAR AMACIMIZI ANLAMLI BULDULAR"

Etkinlikle ilgili süreçte neler yapıldığını anlatan Doç. Dr. Şahin, "Bu anlamda ilk olarak 29 Mart 2016 tarihinde konuya ilişkin Ankara'da bulunan kamu, üniversite ve sivil toplum temsilcilerinden 15 kurum ve kuruluşun katılımıyla bir düzenleme toplantısı gerçekleştirildi. Bu toplantıya katılan tüm paydaşlar böyle bir hedefi çok anlamlı bulduklarını ifade ettiler. İlk toplantıya Ankara Büyükşehir Belediyesi, UNESCO Türkiye Milli Komisyonu, Ankara Üniversitesi Ankara Araştırmaları Merkezi, Gazi Üniversitesi, Çankaya Belediyesi, Altındağ Belediyesi, VEKAM, Ankaralılar Kulübü Derneği, Ankara Enstitüsü Vakfı, Ankara Etnografya Müzesi, Anadolu Medeniyetleri Müzesi, Cumhuriyet Müzesi ve TMMOB Şehir Plancıları Odası Ankara Şubesi'nden temsilciler katıldılar. Sürecin ikinci aşamasında da 9 Mayıs 2016 tarihinde, 13.30 - 17.00 saatleri arasında, Ankara Palas Devlet Konukevi'nde ilgili tüm paydaşların da katılımıyla halka açık, 'UNESCO Yolunda Ankara Kentinin Kültürel Değerleri ve Kimliği' başlıklı bir panel ve forum düzenlenmesi hedeflenmekte. Etkinlik sonrasında katılımcıların görüşlerinin ortak bir bildirge metnine dönüştürülmesi ve tüm Ankara kamuoyu ile paylaşılmasını arzu ediyoruz" açıklamalarında bulundu.

LİSTEYE GİREBİLMEK İÇİN ŞARTLAR VAR

UNESCO Dünya Miras Alanı olmanın ne anlama geldiğini de açıklayan Doç. Dr. Şahin, "UNESCO 1972 yılında imzalanan uluslararası bir sözleşme uyarınca, bu sözleşmeye imza atan tüm devletlerle birlikte, insanlığın ortak mirası olarak kabul edilecek doğal ve kültürel yapı, kent ve doğal güzelliği uluslararası tanınan bir listeye alıyor. Bu listeye alınabilmek için aday alanın bütünsel olarak korunmuş olması, üstün bir evrensel değerinin olması ve özgün değer taşıması bekleniyor. Ayrıca, aday ülkelerin bu alanları korumak için gerekli çalışmaları uluslararası olarak kabul görmüş koruma yaklaşımları çerçevesinde planlamış ve gerçekleştirmiş olmaları, aday alan için 'alan yönetimi' denilen katılımcı bir yönetim ve karar verme sürecini kurmuş olmaları bekleniyor. Bunlar yerine getirildiğinde o alan her yıl düzenlenen bir toplantıda incelenerek 'Dünya Miras Listesi'ne kaydediliyor. Bu listeye girmek, herhangi bir alan için o ülkede gerekli korumanın yapıldığının ya da yapılacağının bir garantisi, bir prestij içeriyor. Ayrıca, bu alanların dünyadaki tanınırlığı, uzmanların ilgisi ve uluslararası fonlardan yararlanabilme olasılığı artıyor" diye konuştu.

Bugüne kadar bu alanda hangi çalışmaları yaptığını belirten Doç. Dr. Şahin, "Ben tarihi alanların korunması konusunda sürecin her tarafında bulunmuş biriyim. Hem Ankara Büyükşehir Belediyesi'nde hem Kültür ve Turizm Bakanlığı'nda Ankara'nın tarihi alanları ve UNESCO Dünya Miras Alanları konusunda görev yaptım. TMMOB Şehir Plancıları Odası bünyesinde de bu konuda yapılan çalışmalara katkıda bulundum. Akademisyen olduktan sonra da bu birikimle çeşitli öneriler geliştirmeye çalıştım. İlk olarak 2010 yılı içerisinde Ankara Kalkınma Ajansı'nın sağladığı doğrudan faaliyet desteğiyle 'Ankara Kentinin Dünya Miras Alanlığı için Fizibilite Çalışması'nı uzman bir ekiple gerçekleştirdik. Başkent Ankara'nın dünya miras alanlığına adaylığı için sahip olduğu değerleri ele alarak, gerçekçi bir adaylık çerçevesi belirledik, adaylık için bir yol haritası hazırlandı ve kamuoyu ile paylaşılmıştır. Biz o zaman eski ve yeni kentin değerlerini kapsayan ve Ankara'nın çok katmanlı yapısını yansıtan 'Cumhuriyet Ankarası' adaylık önerisini getirmiştik. Daha sonra, 2015 yılında Dünya Miras Listesi'ne alınan Efes Antik Kentinin yönetim planının hazırlanmasında koordinatörlük görevi yaptım. Ayrıca üniversitemiz bünyesinde dünya miras alanlarına ilişkin çeşitli bilimsel araştırma projeleri yürüttük. Halen Kırşehir Ahi Evran Türbesi'nin yönetim planı çalışmaları için hazırlık çalışmaları yapıyoruz" şeklinde açıklamalarda bulundu.

"ANKARA DEĞERLERİ DÜNYA MİRAS ALANI OLMAYI FAZLASIYLA HAK EDİYOR"

Bu çalışmalar ışığında Ankara'nın Dünya Miras Alanı olması mümkün mü ve bu konuda neler yapılması gerekli sorularına da cevap veren Doç. Dr. Şahin, "Ben şahsen Ankara'nın değerlerinin dünya miras alanı olmayı fazlasıyla hak ettiğini düşünüyorum. Ancak, bu benim şahsi kanaatim. Bu konuda farklı disiplinlerden uzmanların katılımıyla katılımcı bir çalışma yürütmek, nasıl bir adaylık olmalı, bu adaylık için Ankara'nın bir şansı var mı bunu tartışmak lazım. Zaten biz de bu etkinliği bunun için düzenliyoruz. Yine de dünya miras alanlığı sürecinin salt teknik bir süreç olmadığı, stratejik ve politik bir süreç olduğunu da ifade etmek gerekir. Bu sebeple teknik gerekliliklerden önce Ankara'yı yöneten karar vericilerin bu konuda bir irade ve kararlılık ortaya koyması gerekli. Bu irade ortaya konmadığından, Ankara'da yapılan son dönem uygulamalar giderek Ankara'nın bu konudaki şansını düşürüyor. Belki belli bir süre sonra Ankara bu şansını tamamen yitirecek. Umuyorum ki etkinliğimiz bu konuda bir tartışma yaratmaya vesile olacak ve kent yönetimleri bu konuda sağduyulu davranacak. Bu durumda da önce Ankara için bir geçici liste adaylık dosyası hazırlanması, bu dosya ile UNESCO'ya başvurularak Ankara'nın geçici listeye aldırılması, sonrasında da katılımcı süreçlerle bir yönetim planı hazırlanması, asıl liste adaylık dosyası hazırlanması, bir alan yönetimi oluşturulması ve sürecin tamamlanması için çaba gösterilmesi lazım" ifadelerini kullandı.

"VİZYONER KARAR VERİCİLER ORTAYA ÇIKARSA BU SÜREÇTE MESAFE KAYDEDERİZ"

Bu etkinlikle yol haritalarının oluştuğunu ifade eden Doç. Dr. Şahin, "2010 Yılında Ankara Kalkınma Ajansı ile yaptığımız çalışmayı daha sonra çeşitli karar vericilere anlatabilmek için ciddi çaba harcadık. Öncelikle çalışmamızı Ankara Büyükşehir Belediyesi ve Ankara Valiliği'nin yetkililerine anlattık. Ancak, ilgilerini çekemedik. Bunu düzenli aralıklarla da tekrar etmeye çalıştık. Çalışmamızı ayrıca bir makale haline getirerek VEKAM'ın Ankara Araştırmaları Dergisi'nde yayımlanmasını sağladık. Daha sonra ilgili ilçe belediyeleriyle de temaslarımız oldu. Ama ya biz bu konuyu anlatamadık, ya da öncelikler farklı. Bir ilerleme kaydedemedik. Ara sıra sizin gazetenizde, belediye meclisi ya da Ankara Kent Konseyinde Ankara'nın kültür mirası olması ile ilgili çalışma yapılmak niyetleri olduğunu okuyorum. Ancak, bu niyetler çoğunlukla ilgili uzmanlarla ilişkilenecek düzeye gelemiyor. 2010 yılında çalışmamızı yaptığımızda Ankara Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri olan ve bizi destekleyen Doç. Dr. Asım Balcı şu an Ankara Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri. Bu etkinlik hakkında kendisini de bilgilendirdik. Belki vizyoner karar vericiler ortaya çıkar ve bu süreçte bir mesafe kaydederiz diye umut ediyorum" dedi.

"KENTTE HEYECAN OLACAK"

Ankara'nın UNESCO kapsamında değerlendirilmesinin neden bu kadar önemsendiğini söyleyen Doç. Dr. Şahin, "Başkent Ankara bir kentsel kimlik ve ortak hedef krizi yaşıyor. Kendi değerlerini bilmiyor, tanımıyor, anlamıyor. Bunun sonucunda da bu değerleri gerektiği gibi günümüz kentlisine anlatacak yaşatacak koruma çalışmalarını uluslararası standartlarda gerçekleştiremiyor. Oysaki Ankara dört medeniyete başkentlik yapmış kadim ve katmanlı bir kent. Bu çalışmalar hakkıyla yapılamayınca Ankara kentinde aidiyet, sahiplenme kentlilik bilinci sorunlarıyla karşılaşıyoruz. Kimse göğsünü gere gere Ankara'yı bir şeylere öneremiyor. Bir dönem expo tartışıldı, Ankara geri çekildi. Bilişim vadisi tartışıldı, Ankara geri planda kaldı. Hiç olmazsa UNESCO gibi bir süreç kentte bir heyecan yaratır diye umut etmek istiyorum. Çünkü ben bu kenti seviyorum, yaşamımı burada sürdürmek istiyorum" diye konuştu.

Bu konuyla alakalı Ankara'da ciddi çalışmalar yapan kişiler ve kurumların da olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Şahin, "Ankara kentinde 20 üniversite, bu üniversitelerde bu konularda çok ciddi çalışmalar yapmış değerli hocalarımız, uzmanlarımız var. Yazılmış yüzlerce eser, yüksek lisans ve doktora tezleri var. Belgelemeler var. Bu konuda çalışan meslek odaları ve sivil toplum örgütleri var. İşin enteresanı bu insanlar Ankara'da çalışmalarına sahip çıkılmadığı için Türkiye'nin dört bir yanında bu konuda çalışmalar yapıyor ve birçok yerin UNESCO konusunda ilerleme kaydetmesini sağlıyorlar. Bunun bir örneği de naçizane benim. Efes gibi dünyanın en zorlu tarihi alanlarından birinin UNESCO Dünya Miras Listesi'ne girmesine katkınız oluyor, ama yol haritasını bile oluşturduğunuz Ankara'da muhatap bulamıyorsunuz. Biz biraz da bu toplantıda, Ankaralı akademisyenlerin yetkinliğini, bu konudaki birikimini de ortaya koyacağız" dedi.

Bu çalışmanın Ankara'dan başka yerlerde de başarıyla yapılabildiğini belirten Doç. Dr. Şahin, "Bursa Osmanlı mirası ile geçtiğimiz yıllarda Dünya Miras Listesi'ne girdi. İstanbul, bu konuda önemli çalışmalar yapıyor. Gaziantep bildiğiniz üzere gastronomi alanında UNESCO ile çok önemli başarılara imza atıyor. İşin ilginci bu çalışmaların bir yerinde mutlaka Ankaralı akademisyenler var" şeklinde konuştu.

"TEK EKSİĞİMİZ FİKİRLERİNİ BİZE İLETMEK İSTEYEN DUYARLI ANKARALILAR"

"Biz bu etkinliği Ankara kentinin tarihi birikimini UNESCO Dünya Miras Alanlığı gibi uluslararası bir ölçüye vurarak tartışmaya açmak, yeni, heyecan verici bir koruma çerçevesi oluşturmak için yapıyoruz" ifadelerini kullanan Doç. Dr. Şahin, "Katılan tüm akademisyen dostlarımızla da bunu paylaştık. Bize destek veren müzelerimiz, sivil toplum örgütlerimiz ve üniversitelerden akademisyenlerimiz var. Etkinliğimizin mekanını bile bu amaca uygun bir yer olarak seçmek istedik. Bunun için etkinliğimizi Ulus'ta tarihi Ankara Palas binasında yapacağız. Tek eksiğimiz bu konuyu tartışmak, fikirlerini beyan etmek isteyen duyarlı Ankaralılar" diyerek sözlerine son verdi.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.