Ümit ederim ki Alman Parlamentosu, 3,5 milyon seçmenlerinin sesine kulaklarını tıkamaz

BAŞBAKAN Binali Yıldırım, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne hareketinden önce Esenboğa Havalimanı'nda açıklamalarda bulundu.

Ümit ederim ki Alman Parlamentosu, 3,5 milyon seçmenlerinin sesine kulaklarını tıkamaz

BAŞBAKAN Binali Yıldırım, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne hareketinden önce Esenboğa Havalimanı'nda açıklamalarda bulundu.

01 Haziran 2016 Çarşamba 10:35
204 Okunma
Ümit ederim ki Alman Parlamentosu, 3,5 milyon seçmenlerinin sesine kulaklarını tıkamaz

BAŞBAKAN Binali Yıldırım, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne hareketinden önce Esenboğa Havalimanı'nda açıklamalarda bulundu. Almanya Parlamentosu'nda oylanacak 1915 olaylarıyla ilgili tasarıya ilişkin Başbakan Yıldırım, "Ümit ederim ki Alman Parlamentosu, karar vericiler, 3,5 milyon seçmenlerinin sesine kulaklarını tıkamaz. O yüzden böyle bir kararın çıkmasını arzu etmiyoruz. Sağduyu hakim gelir inşallah, böyle bir rahatsız edici karar çıkmaz. Çıkarsa ne olur? Çıkarsa hiçbir şey olmaz. Başka ülkelerde de buna benzer kararlar geçmişte çıktı. Bizim için boş bir şeydir, hükümsüz bir iştir ama yine de çıksın istemiyoruz" diye konuştu.

"BİZİM İÇİN BOŞ BİR ŞEYDİR, HÜKÜMSÜZ BİR İŞTİR AMA YİNE DE ÇIKSIN İSTEMİYORUZ"

Almanya Parlamentosu'nda oylanacak 1915 olayları ile ilgili tasarıya ilişkin Başbakan Yıldırım, "Bu oylama çok saçma bir oylama. Olmayan, aslı astarı olmayan. 1915'te, 1. Dünya Savaşı şartlarında yaşanmış, her toplumda, her ülkede yaşanabilen sıradan olaylardan biri. Burada Türkiye'ye bir fatura çıkarmaya kalkanlar iyi niyetli değildir, bunu biliyoruz. Biz bu konuda da açık ve seçik bütün dünyaya diyoruz ki bizim gizli saklımız yok, her şey incelensin. Bizim gizli saklımız yok. Her şey incelensin, bütün ülkelerin geçmişi, tarihi incelensin. Kimin ne taksiratı varsa ortaya çıksın. Ama bunu tarihçiler yapsın. Bunu siyasetin bir aracı haline getirirsek, iç siyasetteki hesaplara alet edersek bu yanlış olur. O yüzden tabii ki Almanya ile aramızdaki ilişkiler zedelenecektir bunda şüphe yok. Biz zedelenmesin istiyoruz. Bu amaçla da Sayın Cumhurbaşkanımız Sayın Merkel'i aradı. Bu konudaki rahatsızlığımızı, endişelerimizi kendisine doğrudan aktardı. Bu vesileyle ben de bu konudaki hassasiyetimizi bütün detaylarıyla aktardım. Almanya'da yaşayan 3,5 milyon Türk, Almanya ile Türkiye arasındaki bağlarımızı güçlendiren en büyük kaynağımızdır, gücümüzdür. Ümit ederim ki Alman Parlamentosu, karar vericiler, 3,5 milyon seçmenlerinin sesine kulaklarını tıkamaz. O yüzden böyle bir kararın çıkmasını arzu etmiyoruz. Sağduyu hakim gelir inşallah, böyle bir rahatsız edici karar çıkmaz. Çıkarsa ne olur? Çıkarsa hiçbir şey olmaz. Başka ülkelerde de buna benzer kararlar geçmişte çıktı. Bizim için boş bir şeydir, hükümsüz bir iştir ama yine de çıksın istemiyoruz" dedi.

"BURASI KABİLE DEVLETİ DEĞİL, TÜRKİYE CUMHURİYETİ"

Başbakan Yıldırım sözlerini şöyle sürdürdü; "Almanya ile Avrupa Birliği ile bizim ilişkilerimiz çok iyi düzeyde. Özellikle son zamanlarda vize muafiyeti, geri kabul anlaşması, yasa dışı göçün önlenmesi konularında ciddi mesafeler aldık. Türkiye şantaj yapan, tehdit yapan planlar geliştiren bir ülke değil. Türkiye, aklında ne varsa onu söyler, iki gündemli bir ülke değil. Biz yaptığımız anlaşmalara sonuna kadar bağlıyız. Avrupa Birliği de verdiği sözlerde aynı şekilde dursun. 'Bu karar çıkarsa biz de anlaşmaları yok sayarız, şöyle yaparız, böyle yaparız.' Burası kabile devleti değil, Türkiye Cumhuriyeti. Köklü devlet geleneği olan bir ülkedir"

"HİÇBİR FEDAKARLIKTAN KAÇINMIYORUZ"

KKTC'ye bakışlarının çok açık ve net olduğunu belirten Başbakan Yıldırım, "Özellikle Kıbrıs'ın ihtiyaçları bakımından, Kıbrıslı kardeşlerimizin refahı, geleceği bakımından Türkiye'de ne varsa Kıbrıs'ta da o olacak prensibine göre hareket ediyoruz. Bu konuda da hiçbir fedakarlıktan kaçınmıyoruz" diye konuştu.

"NE YAZIK Kİ GEÇMİŞTE VERİLEN SÖZLERİN HİÇBİRİ TUTULMADI"

'Bu soruna kalıcı bir çözüm bulunması gerekiyor' diyen Başbakan Yıldırım sözlerini şöyle sürdürdü; "Bu konuda da yapılması gereken her türlü yapıcı adımı bugüne kadar attık. Ne yazık ki geçmişte verilen sözlerin hiçbiri tutulmadı ve çözüm noktasında da istenen mesafe katedilmedi. Şu anda devam eden müzakereler var. Müzakerelerin esası ne? İki toplumlu bir devlet. İki toplumlu bir devlet kurduğunuz zaman, burada sorulması gereken soru ne? İki toplum eşit olarak temsil ediliyor mu, adil bir paylaşım var mı, her iki toplumun da hak ve hukuku, güvenliği teminat altına alındı mı? Bu esas üzerinden yapılan görüşmeleri Türkiye olarak sonuna kadar destekleyeceğiz, arkasında olacağız. Ancak şunu da herkes bilmelidir ki KKTC'de yaşayan kardeşlerimize karşı yapılabilecek en ufak bir yanlış Türkiye'ye yapılmış demektir. Bunun da bir not olarak bir yere kaydedilmesinde yarar var."

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.