Uluslurarası Üniversiteler Konseyi Kurucu Başkanı Orhan Hikmet Azizoğlu:

Uluslararası Üniversiteler Konseyi (IUC) Kurucu Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Hikmet Azizoğlu, '15 yıllık sosyolojik evrim Türkiye'yi, güçlü ve küresel saygınlığı olan devlet haline getirdi' dedi.

Uluslurarası Üniversiteler Konseyi Kurucu Başkanı Orhan Hikmet Azizoğlu:

Uluslararası Üniversiteler Konseyi (IUC) Kurucu Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Hikmet Azizoğlu, '15 yıllık sosyolojik evrim Türkiye'yi, güçlü ve küresel saygınlığı olan devlet haline getirdi' dedi.

27 Nisan 2016 Çarşamba 09:19
33 Okunma
Uluslurarası Üniversiteler Konseyi Kurucu Başkanı Orhan Hikmet Azizoğlu:
Uluslararası Üniversiteler Konseyi (IUC) Kurucu Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Hikmet Azizoğlu, "15 yıllık sosyolojik evrim Türkiye'yi, güçlü ve küresel saygınlığı olan devlet haline getirdi" dedi.

Türkmeneli Televizyonunda yayınlanan coğrafyamıza akademik bakış isimli programında Türkiye'nin son yılarda başardığı sosyolojik evrimi değerlendiren Azizoğlu, "Coğrafyamızda ve ülkemizin etrafında çok önemli şer odakları oluşmuş durumdadır. İçimiz de örgütlenmiş ihanet şebekelerinin milli ve manevi değerlerini yitirmiş; sözde akademisyen, sözde entelektüel, sözde bilim adamı, sözde siyasetçiyle sanki benliğimiz kuşatılmış durumda. Bugün çok önemli milli manevi değerlerimizin yok edilmesinin farkına varamıyoruz. Bizler o kadar çok meşgul ediliyoruz ki, bugüne kadar karşı durduğumuz emperyalizm güç odakları, benim tanımlamamla 'birleşik emperyalizm' olmuştur" dedi.

Azizoğlu, Türkiye'nin son yıllarda sosyolojik bir devrim yaşadığına dikkat çekerek, "100 yıla yakın kurulan Cumhuriyet'te genelde toplum üzerinde sistematik bir baskı oluşturuldu. Kazananlar kazanımlarını kaybetmemek için toplumun genel olarak bütün katmanlarını çeşitli alanlarda, baskı altında tutarak kazanımlarını kaybetmemek için yoğun çaba sarf ettiler. Sosyal statü dışında; ekonomik ve mevkisel anlamda da çok yüksek oranda bir ayrışım yaşandı toplumda. Yani bürokratik, ekonomik hatta diplomatik bir statü oluştu. Bu toplumun belki yüzde onu olan kesime hitap eden bir ayrışma oldu. Güç odakları dediğim bu kesim. Devlet, rejim ve sistem ile örtüşmeyen ve anayasal hukuk sistemini hiçe sayan kurumları kullanan bireyler toplum ile atar damarımız olan kurumları karşı karşıya getirdi. Çok uzun yıllar nerdeyse yüz yıla yakın toplumun tüm kazanımlarını kendi ukdesinde tutan bu yapı toplumda da keskin ayrışmalara neden oldu. Toplum devletine karşı mücadele etmek zorunda kaldı. Bu sosyolojik ayrışım, toplumda çok keskin gerginliklere de sebebiyet verdi. Fakat hakları gasp edilen hatta baskı altında tutulan toplumun yüksek kesimi milli değerlerine yüksek oranda bağlı olan kesimdi. Devleti baba vatanı ana bilen bu kesim, sessiz mazlumlar olarak hayatlarını idame ettirmeye çalıştılar. Nereye kadar? Seçim dönemine kadar. Toplum üstündeki baskıya yeter diyerek 2002 yılında siyasi iradesini tam ortaya koyarak cesur bir lider ve ona inanan bir toplumla birlikte sosyolojik bir evrim yaşamış oldu Türkiye. Bu sosyolojik evrimle çok kötü durumda olan ekonomi şuanda dünyanın saygın, güçlü ekonomileri arasına girdi. Bu sosyolojik devrimle diplomaside sözü dinlenmeyen, itibari çok az olan Türkiye, dünyanın en güçlü ülkelerine sözünü dinletebilecek Türkiyesiz bu iş olmaz diyecek konuma getirilmiş oldu. Peygamber ocağı dediğimiz silahlı Kuvvetlerimiz kendi mecrasına çekildikten sonra hızla modernleşti Türk ordusu milli üretimi ile şuan dünyanın en güçlü ordularından biri haline geldi. Siyasi bir istikrar oluştu" dedi.

Azizoğlu şunları söyledi:

"Bu siyasi istikrarda bölgede cereyan eden tüm kaoslara rağmen herhangi bir ülkeyi çok kısa bir sürede ekonomik olarak çökertecek olan, bu sistematik uygulanan coğrafya üzerindeki yüzyıllık emperyalist projelere karşı Türkiye dimdik ayakta durmayı başardı. Çok güçlü bir ülke olduğunu kanıtlamış oldu hatta batı emperyalizmi dediğimiz geçmiş yüzyıllık Osmanlı coğrafyasının paylaşımı sömürü düzenin sonuna gelindi. Yeni yüzyılda coğrafyamızı yeniden yeni bir yüzyıllık sömürü düzenine yapılanma hayata geçirme evresi olan bir projelendirme dönemdeyiz. Batı emperyalizmi kuzey emperyalizmini de yanına alarak Rusya gibi güçlü bir faktörü de yanına alarak yoluna devam eden güçlü bir küresel emperyalizm oluşturuldu. Tüm bunlara direnen güçlü bir Türkiye sosyolojik bir devrim geçirdiği için yeni bir düzen kurduğu için iktidarı, ordusu, kurumları, bürokrasisi ve halkı ile tek güç tek yürek olarak milli ve manevi değerlerin sahip için bir sosyolojik devrim yaşamış oldu. Bu direnç ve milli manevi toplumsal birlikteliğimizi her nevi etnik, mezhep, siyasi mevki ve ekonomik kazanımlarımızın üzerinde tutarak milli ve birlikte yaşama kültürüne tüm benliğimizle sahip çıkarak geleceğimizi güvenli ve sağlam temeller üzerine inşa etmeyi başarmalıyız" dedi.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.