Uluslararası 8. İş Sağlığı ve Güvenliği Konferansı

Uluslararası 8. İş Sağlığı ve Güvenliği Konferansı

Uluslararası 8. İş Sağlığı ve Güvenliği Konferansı

Uluslararası 8. İş Sağlığı ve Güvenliği Konferansı

08 Mayıs 2016 Pazar 16:05
30 Okunma
Uluslararası 8. İş Sağlığı ve Güvenliği Konferansı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, iş kazalarındaki kayıplara ilişkin, "ILO'nun da belirttiği gibi bu kayıpların kahir ekseriyeti yani yüzde 98'i şayet gerekli tedbir alındığında, var olan düzenlemeler tam olarak uygulansa, önlenebilir kazalardan kaynaklanıyor. Başlı başına bu rakamlar bile ortada üzerinde etraflıca düşünmemiz gereken, çok ciddi bir sorun olduğunu göstermektedir. Ben burada meselenin imkan, para, teknoloji veya düzenleme eksikliği olduğu kanaatinde değilim. Bu utanç verici manzaranın ortaya çıkmasının esas nedeni insana yönelik çarpık bakış açısıdır." dedi.

Erdoğan, Haliç Kongre Merkezinde düzenlenen Uluslararası 8. İş Sağlığı ve Güvenliği Konferansında katılımcılara hitabında, bu yıl ki konferansın ana temasını, sürdürülebilir iş sağlığı ve güvenliği başlıklarının oluşturduğunu söyledi.

Bilhassa içinde bulunulan süreçte bu konunun oldukça yerinde bir seçim olduğuna inandığını dile getiren Erdoğan, şüphesiz sağlıklı ve güvenli bir ortamda çalışma hakkının, insanın en temel haklarından birisi olduğunu aktardı.

Ancak Uluslararası Çalışma Örgütü'nün (ILO) istatistiklerinin yapılan onca çalışmaya, alınan mesafeye rağmen hala bu konuda arzu edilen seviyenin oldukça gerisinde kalındığını gösterdiğini vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti:

"ILO rakamlarına göre, dünyada 1,2 milyarı kadın olmak üzere 3 milyar civarında iş gücü bulunuyor. Maalesef her 15 saniyede bir, her günde yaklaşık 6 bin işçi, iş kazaları veya meslek hastalıkları nedeniyle hayatını kaybediyor. Her yıl yaklaşık 360 bin kişi, iş kazası, 2 milyona yakın kişi de meslek hastalıklarından dolayı aramızdan ayrılıyor. Daha da vahimi, bu sayının 22 bini çocuk işçiler oluşturuyor. Okulda olması ya da parkta oyun oynaması gereken çocuklar, o minik omuzlarının taşımayacağı ağır bir yükün altına sokuluyor. Bunun yanında dünyada her yıl 160 milyon işçinin işle ilgili meslek hastalıklarına yakalandığına üzülerek şahit oluyoruz. ILO'nun da belirttiği gibi bu kayıpların kahir ekseriyeti, yani yüzde 98'i şayet gerekli tedbir alınsa, var olan düzenlemeler tam olarak uygulansa, önlenebilir kazalardan kaynaklanıyor. Başlı başına bu rakamlar bile ortada üzerinde etraflıca düşünmemiz gereken çok ciddi bir sorun olduğunu göstermektedir. Ben burada meselenin imkan, para, teknoloji veya düzenleme eksikliği olduğu kanaatinde değilim. Bu utanç vereci manzaranın ortaya çıkmasının esas nedeni, insana yönelik çarpık bakış açısıdır. İnsanı sadece bir üretim aracı olarak gören mevcut anlayış, insanı araçsallaştırarak, insan hayatını değersizleştirmektedir."

- "Bizim anlayışımızda insan 'homoekonomikus' değildir"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir fabrikanın üretim sürecinde makineyle insanı aynı değerde gören anlayışı asla kabul etmediğini belirterek, "İnsana bu şekilde yaklaşanlar, üretim maliyetlerini düşürmek, kar marjlarını artırmak için insan hayatını hiçe sayan adımları atmaktan elbette çekinmezler. İşçilerin ücretleri ve sosyal hakları kısıtlanarak işçiyi iş kazaları ve meslek hastalıklarından koruyacak önlemleri almayarak, kazanç olmaz. Ve o kazanç bizim değerlerimizde haramdır. Bu kazanmak değil çalmaktır. İşçinin hakkını gasp etmektir." diye konuştu.

İnsanı eşrefi mahlukat, yaratılmışların en şereflisi, küçük evren olarak gören, devlet felsefesini "İnsanı yaşat ki devlet yaşasın anlayışın" üzerine bina eden bir medeniyetin mensupları olduklarını anlatan Erdoğan, şunları kaydetti:

"Biz insana makine gibi, ham madde, sermaye gibi salt bir üretim aracı olarak bakmayız, bakamayız. Bizim anlayışımızda insan 'homoekonomikus' değildir. İş kazalarının azaltılması, can kayıplarının ve emek sömürüsünün önüne geçilmesi için öncelikle bu konuda kendimizi düzeltmeli, insanı merkeze alan bir anlayışı, iş hayatına hakim kılmalıyız. Kuşkusuz sadece hükümetin veya iş verenlerin alacağı tedbirlerle bu sorunun üstesinden gelinmesi mümkün değildir. İşçilerimizin de gerekli hassasiyeti göstermesi, onların da bu konuda dikkatli olması gerekir. Günlük hayatımızda veya denetimlerimizde şu manzaralara sıkça rastlıyoruz. Bakıyorsunuz, hükümet kuralı koymuş. İş veren de üzerine düşeni yapmış. Gerekli tertibatı almış, hazır etmiş, fakat işçimiz çok basit nedenlerin arkasına sığınarak, hatta 'Bana bir şey olmaz' diyerek, bu tedbirleri uygulamıyor. 'Hava sıcak' diye bakıyorsunuz bareti takmıyor. 'Rahatsız ediyor' diye koruyucu elbisesini giymeyen, 'Hemen hallederim' diye temel güvenlik önlemlerini almayan işçi kardeşim, öncelikle kendi canını tehlikeye attığını bilmelidir."

- "Sacayaklarından biri eksik olursa arzu edilen ilerleme sağlanamaz"

Erdoğan, işçilerin ve sendikaların bu konuda azami derecede dikkatli olması, var olan imkanları sonuna kadar kullanması, olmadığı zaman da işvereni zorlaması gerektiğine işaret ederek, "İş sağlığı ve güvenliği bilincinin topluma mal edilmesi, sorunların tüm tarafların katılımıyla çözülmesi ancak çalışan, işveren, sendikalar ve idarenin el ele vermesiyle mümkündür. Bu sacayaklarından birisi eksik olursa, birisi üzerine düşen görevi yerine getirmezse arzu edilen ilerleme sağlanamaz." değerlendirmesinde bulundu.

İş sağlığı ve güvenliği konusunun günlük siyasetin tartışmalarına, ideolojik hesaplaşmalara mahkum edilemeyecek kadar önemli bir mesele olduğuna dikkati çeken Erdoğan, insan hayatını ilgilendiren bu konuda tüm ayrışmalar, gündemlerin bir tarafa bırakılarak ortak hareket edilmesi gerektiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Hal böyleyken ne yazık ki ülkemizde yaşanan elim kazaları dahi istismar etmekten, bu hadiseleri kendi çıkarları için kullanmaktan imtina etmeyen bir kesimle karşılaşıyoruz. İnsanların acılarını kanatmaktan çekinmeyenler, 1 Mayıs işçi bayramlarını da yakmanın, yıkmanın, sokakları terörize etmenin bir aracı haline getirmenin çabası içinde oldular. Emekçi kardeşlerimizin fedakarlıklarının, alın terlerinin sembolü olan, bu anlamlı günü terör propagandası yapmak, canlı bombaları kahramanlaştırmak için bir fırsat olarak görenler var. İşçilerin hak ve hukukunu savunması gereken örgütlerden bazıları da bu noktada hep sorumsuz bir tavır sergilediler. Emekçileri kendilerine kalkan yaparak, polise, kamu mallarına, dükkanlara saldırmanın işçi haklarıyla alakası olabilir mi? Terör örgütü flamalarıyla yollara dökülmenin, işçi bayramıyla ne ilgisi olabilir? Bu tavır her şeyden önce emekçi kardeşlerime yapılmış bir hakarettir. Bu tarz eylem ve söylemler en çok da bu bayramın gerçek sahibi işçilerimizi rencide etmektedir. Son yıllarda sendikalarımızın büyük bir kısmının 1 Mayıs'ı ruhuna ve manasına uygun biçimde tam bir işçi bayramı olarak kutlamalarından memnuniyet duyuyorum. Bu manzarayı ülkemizin normalleşmesinin, olgunlaşmasının ve demokratikleşmesinin bir parçası olarak gördüğümü de özellikle belirtmek istiyorum."

- "Türkiye'de son 13 yılda önemli reformlar yapıldı"

Erdoğan, son 13 yılda Türkiye'nin işçi hakları, maaşları, iş sağlığı ve güvenliği noktasında çok önemli reformları hayata geçirdiğini, ilk günden beri insani kalkınmayı, çevreyle, insanla barışık bir büyümeyi kendilerine rehber edindiklerini dile getirerek, ekonomiyi büyütürken milletin milli gelirden aldığı payın adaletli şekilde dağılmasına hassasiyet gösterdiklerini söyledi.

İşverenlerin önünü açarak, işçilerin haklarından kısmadıklarını vurgulayan Erdoğan, "Zira bizim anlayışımızda, emeğin sömürülmesine rıza gösteren anlayışın da işvereni düşmanlaştıran bağnazlığın da yeri yoktur. Bunun bilinmesi lazım." şeklinde konuştu.

(Sürecek)

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.