'Türkiye'nin Yeni Anayasa Arayışı ve Başkanlık Sistemi' pan

'Türkiye'nin Yeni Anayasa Arayışı ve Başkanlık Sistemi' paneli

'Türkiye'nin Yeni Anayasa Arayışı ve Başkanlık Sistemi' pan

'Türkiye'nin Yeni Anayasa Arayışı ve Başkanlık Sistemi' paneli

04 Haziran 2016 Cumartesi 17:18
38 Okunma
'Türkiye'nin Yeni Anayasa Arayışı ve Başkanlık Sistemi' pan

Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Özlem Zengin, Türkiye'de yapmak istediklerinin üniter bir başkanlık sistemi olduğunu belirterek, "Türkiye artık özgür iradesiyle milleti sınırlamayı değil, gerçek manada devleti sınırlamayı hedefleyen, Cumhurbaşkanlığı makamını bir fren mekanizması değil, icracı bir makam olarak kurgulayan, gerçek manada özgürlükçü, demokrat ve halkın yaptığı bir Anayasa yapmak mecburiyetinde." dedi.

Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM) Genel Merkezi'nde düzenlenen "Türkiye'nin Yeni Anayasa Arayışı ve Başkanlık Sistemi" başlıklı panelin moderatörlüğünü KADEM Başkanı Sare Aydın Yılmaz yaptı.

Yılmaz, yeni anayasanın çok uzun süredir, başkanlık sisteminin ise son bir yıldır ülke gündeminde olduğunu söyledi.

Türk siyasi hayatında birçok hükümet krizi yaşandığını hatırlatan Yılmaz, Türkiye'nin tekrar tekrar hükümet krizi yaşamaması için sivil bir anayasaya ihtiyaç olduğunu dile getirdi.

Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Özlem Zengin de Türkiye'nin son 50 yıldır parlamenter sisteme ait derin bir yarayı tartıştığını belirterek, 1876'dan beri parlamenter sistemin kesintilere uğradığının görüldüğünü anlattı.

Zengin, Türkiye'de parlamenter sistemin ancak 20 yıllık bir süreçte doğru dürüst işlediğinin altını çizerek, parlamenter sistemin iki temel problemi olduğunu kaydetti.

Bunlardan birincisinin istikrar olduğuna vurgu yapan Özlem, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Avrupa'ya baktığımız zaman parlamenter sistemin ömrü 2,5 yıl. Parlamenter sistemin en büyük sorunu; vatandaşın iktidarı üretememesidir. İktidarın kimde olacağını bilemiyorsunuz millet olarak. Parlamenter sistemin istikrarlı bir yürütme oluşturamaması önemli bir sorun. Kuvvetler ayrılığı yönünde de bir problem oluşturuyor. Yasama gerçek adli görevini yapamıyor. Meclis'in maalesef ortak bir aklı yok. Meclis, ortak aklını faaliyete geçiremiyor. Meclis'in bu kabiliyetini geliştirmesi lazım. Bu da yasama, yürütme karşısında güçlü olursa olabilecektir. Başkanlık sisteminin bize getireceği en önemli özellik bu. Başkanlık sistemi aslında eskiden beri Türkiye'de tartışılıyor. Demirel, Özal da bu konuyu gündeme getirmişlerdir. Bütün önemli liderler parlamenter sistemin hatalarını dile getirmiştir. Türkiye'de parlamenter sistem hep milleti dizayn etmek üzerine kurgulanmıştır. Biz bu anayasayla devletin milleti dizayn ettiği değil, milletin devlete bir çerçeve oluşturmasını istiyoruz. Yani devleti sınırlamak. Yasama ile yürütme arasında bir denge kurmak istiyoruz. Bizim Türkiye'de yapmak istediğimiz üniter bir başkanlık sistemidir. Başkanlık sisteminde kendimize özgü olanı bulmalıyız. Türkiye artık özgür iradesi ile milleti sınırlamayı değil, gerçek manada devleti sınırlamayı hedefleyen, Cumhurbaşkanlığı makamını bir fren mekanizması değil, icracı bir makam olarak kurgulayan, gerçek manada özgürlükçü, demokrat ve halkın yaptığı bir Anayasa yapmak mecburiyetinde."

- "Türkiye yeni bir Anayasa hazırlamak zorunda"

İstanbul Üniversitesi (İÜ) İktisat Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Öğretim Üyesi ve Stratejik Düşünce Enstitüsü Uzmanı Prof. Dr. Haluk Alkan ise Türkiye'de 1960'lardan beri bir anayasa sorunu tartışmasının olduğunu belirterek,Türkiye'nin her zaman vesayetçi ve hibrit bir rejimle yönetildiğini söyledi.

Türkiye'de köklü bir parlamenter sistem olmadığının en iyi göstergesinin 1982 Anayasası olduğunu aktaran Alkan, "Türkiye'de anayasal kurumların hiç biri uzlaşmaya yönelik kararlar almamışlardır. Milletin uzlaşmaya yönelik bir sorunu yok. Türkiye'de devlet seçkinlerinin dizayn ettiği anayasal ve kurumsal yapılar uzlaşmaya zemin hazırlamamıştır. Her Cumhurbaşkanı seçimlerinde devlet seçkinleri, oraya istedikleri birini yerleştirmek için ya mevcut siyasi otoritelerle pazarlığa giriyor ya da doğrudan müdahale ediyorlar. 2006'da bunu yaşadık. 2007'de Meclis, Cumhurbaşkanı'nı halkın seçmesini sağlayarak, vesayetçi sistemin elindeki en önemli gücü çekip almıştır." diye konuştu.

Alkan, gelinen noktanın bir sistem sorunu tartışmasını gündeme taşıdığına dikkati çekerek, mevcut Anayasa'yı vesayetçi güçlerin hazırladığını, bundan sonra sivil bir anayasa altında demokrasinin hayata geçirilmesi gerektiğini dile getirdi.

Türkiye'nin Anayasa'yı değiştirmek ve yeni bir anayasa hazırlamak zorunda olduğunu ifade eden Alkan, "Dünyada sivil anayasaların çoğu toplumsal krizlerin çözümü üzerine hazırlanmıştır. Sorun varsa sivil anayasa vardır." dedi.

- "Türkiye'nin bir istikrar sorunu var"

Sakarya Üniversitesi Siyaset Bilimi Öğretim Görevlisi ve Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı Siyaset Araştırmaları Direktörü Doç. Dr. Nebi Miş de Türkiye'de siyasal sistemin anayasal olarak çerçevesinin çizilmediğini ve yetkileri geniş bir cumhurbaşkanı olduğunu söyledi.

Miş, Türkiye'nin bir istikrar sorunu olduğunu ifade ederek, şöyle konuştu:

"Güçlü karizmatik liderler dönemimde siyasal istikrar sağlanıyor ama o güçlü liderlerden sonra siyasal istikrarsızlık ortaya çıkıyor. Güçlü liderler döneminde oluşturduğumuz istikrarı sürdürecek bir mekanizmamız yok. Bu mekanizmayı bulmak zorundayız. Tartıştığımız mesele bu. Bu istikrar meselesi önemli. Dünyada tek bir başkanlık ya da parlamenter sistem yok. Dolayısıyla Türkiye kendi siyasal yapısını, geçmişini ve koşullarını öngörerek kendine has sistemini dizayn etmek zorunda. 140 yıldır bir parlamenter gelenek oluşturamadık. Türkiye'de siyasal dönüşümü tartışmaktan daha doğal bir şey olamaz. Niçin bu tartışmayı daha çok başkanlık sistemi üzerine inşa ediyoruz. Eğer iyi bir parlamenter gelenek oluştursaydık bugün başka konular tartışıyor olurduk."

Cumhurbaşkanını halkın seçmesiyle başkanlık sisteminin gündeme geldiğine vurgu yapan Miş, "2007'de büyük bir kriz oldu ve krizi aşmak için Cumhurbaşkanı'nı halkın seçmesi sistemini getirdik. Türkiye'deki tüm demokratikleşme hareketleri bir krizden sonra gerçekleşmiştir. 2007 krizinin hayırlı yanı da Cumhurbaşkanı'nı halkın seçmesi olmuştur. Bundan sonra Cumhurbaşkanı'nı halkın seçmesinin değiştirilmesi söz konusu olamaz. Başkanlık sisteminin en önemli özelliği istikrardır. Bu istikrarı sabit süreyle ve halk tarafından seçilen başkan sağlıyor." ifadelerini kullandı.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.