Türkiye Kamu-sen Ve Türk Eğitim-sen Genel Başkanı İsmail Koncuk:

Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz'ın MEB'i paralel çetelerden temizlemesi gerektiğini belirtti.

Türkiye Kamu-sen Ve Türk Eğitim-sen Genel Başkanı İsmail Koncuk:

Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz'ın MEB'i paralel çetelerden temizlemesi gerektiğini belirtti.

16 Haziran 2016 Perşembe 09:51
Türkiye Kamu-sen Ve Türk Eğitim-sen Genel Başkanı İsmail Koncuk:

Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz'ın MEB'i paralel çetelerden temizlemesi gerektiğini belirtti.

Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, yaptığı yazılı açıklamada, 2015-2016 eğitim-öğretim yılının sona ereceğini hatırlatarak, "Bu eğitim-öğretim yılı başladığında Türkiye 1 Kasım seçimlerine hazırlanıyordu. Eğitimciler, seçimlerin ardından yeni kurulacak hükümet ile birlikte eğitimde beklenen değişimin, dönüşümün yaşanmasını umut ediyordu. Ancak aradan geçen süre zarfında eğitimde olumlu yönde bir gelişme yaşanmadığı görüldü. Son olarak Kabine'de bir değişikliğe gidildi ve Avcı görevini İsmet Yılmaz'a devretti. Öncelikle Sayın Yılmaz'a bir kez daha görevinde başarılar diliyoruz. Umuyoruz ki Bakan Yılmaz dönemi, eğitimdeki sendikal görünümlü paralel yapılanmayı, ikircikli anlayışları, torpili, yandaş furyasını, baskıyı, ötekileştirmeyi sona erdirir ve bu dönemde eğitimin asıl meselelerine çözüm üretilir. Ayrıca Sayın Yılmaz'ın herkese kucak açması, sorunları büyük bir olgunlukla dinlemesi ve çözüm noktasında adımlar atması, hukukçu kişiliğini de devreye sokarak yargı kararlarını dikkate alması taleplerimiz arasındadır" ifadelerini kullandı.

"TORPİLİN ÖNÜNDE DİMDİK DURMANIN TEK YOLU YAZILI SINAVDIR"

Görevlerinden alınan okul yöneticilerinin açtığı davaların da bir bir sonuçlandığını bildiren Koncuk, "Yargı kararları okul yöneticilerinin lehine çıkmasına rağmen Milli Eğitim Bakanlığı bu kararları uygulamamakta diretiyor. Bakanlık, adeta hukuk tanımaz tavrıyla adaleti ayaklar altına alıyor. Şunu da belirtelim ki hak yiyenlere idari cezalar, hapis cezaları verilmiştir. Buna rağmen torpil, yandaşçılık, sendikamsı paralel çetelerin icraatları son sürat devam etmektedir. Bilindiği gibi MEB, Danıştay, İDDK kararının ve kamuoyu baskısının ardından yönetmelik değişikliği yaparak okul müdür yardımcılığı ve müdür başyardımcılığına yapılacak atamalarda sadece yazılı sınavı ve puan üstünlüğünü kıstas olarak getirdi ancak şu anda görev yapan okul müdür yardımcılarını bir yönetmelik değişikliği ile bunun dışında tuttu. Bu haksızlığa ilişkin açtığımız iptal davası ile Danıştay söz konusu maddenin yürütmesini durdurdu. Yargının geçit vermediği tek madde bu değildi. Sendikamızın açtığı bir dava da mevcut okul müdürlerinden süresi dolanların aynı kurumda 4 yıl daha görev yapabilmeleri için 8 ilave puan verilmesine ilişkindir. Bu maddeyle de ilgili yürütmeyi durdurma kararı çıkmıştır. Bakanlık konuyla ilgili mevzuat değişikliğine gitmemiş ancak 8 ilave puan verilmeyeceğini açıklamıştır. Bakanlığın 8 ilave puan vermeyeceğini açıklaması olumludur ancak bununla ilgili en kısa zamanda yönetmelik değişikliği de yapılmalıdır. Müdür yardımcılığı sınavında inkılap tarihi konusunun olmaması nedeniyle de bir başka sendikanın açtığı dava neticesinde yargı yürütmeyi durdurma kararı verdi. İşte bu yürütmeyi durdurma kararları ile birlikte Bakanlık, müdür yardımcısı ve müdür başyardımcısı görevlendirmelerini erteledi. Türk Eğitim-Sen olarak sınav kazananların hiçbir şekilde mağdur edilmemesi için gerekli tedbirlerin alınmasını istiyoruz. Çünkü sınava girenler, ilgili mevzuat doğrultusunda sınava girmiş ve başarılı olanlar yeterli puanları almıştır. Tüm kamuoyu bilmelidir ki; okul yönetici görevlendirmelerinde Türk Eğitim-Sen dün ve bugün de sınav istemiştir, yarın da sınav isteyecektir. Yandaşlarının görevlendirilmesi için her türlü kirli tezgahı yürütenler, sınava karşı çıkanlar amaçlarına ulaşamayacaktır. Türk Eğitim-Sen olarak sınav talebimizden vazgeçmemiz mümkün değildir. Bizim bu kazanımdan vazgeçmemiz imkânsızdır. Torpilin önünde dimdik durmanın tek yolu yazılı sınavdır" dedi.

"MAARİF MÜFETTİŞLERİ EĞİTİM UZMANI YAPILIYOR"

Koncuk, şunları kaydetti:

"Bir kanunla 4 yılını dolduran okul yöneticilerinin görevine son verdikleri gibi şimdi de bir kanunla maarif müfettişlerini eğitim uzmanı yapıyorlar. Okul müdürlerinin hakları nasıl tırpanlandıysa, maarif müfettişlerinin de hakları gasp edilecek ve bu insanların bir gecede unvanları ellerinden alınacak. Sendikamız maarif müfettişleriyle ilgili kanun tasarısı hakkındaki görüşlerini TBMM Milli Eğitim Alt Komisyonu'nda da ifade etmiştir. Komisyonda da vurguladığımız üzere teftiş sisteminin tek çatı altına toplanması, 7 bölgede merkez teşkilatına bağlı bölge teftiş büroları oluşturulması, tüm maarif müfettişlerinin herhangi bir sınava tabi tutulmadan mevcut özlük hakları ile doğrudan sisteme dahil edilmesi ve mevcut kadro sayısının 3 bin 500'e çıkarılması taleplerimiz arasındadır. Öte yandan Türk Eğitim-Sen olarak şayet yeni bir düzenleme yapılmazsa bu uygulamanın yargıdan döneceğine inanıyoruz. Anayasa Mahkemesi'nin buna asla geçit vermeyeceğini düşünüyoruz. Tabi ortada yargı kararlarını uygulayacak bir MEB bu süreçte olacak mı, bu da merak ettiğimiz konulardan birisidir. Gerek statü, gerekse maddi kayıp yaşanmasına neden olacak bu ucube kanun tasarısını Türk Eğitim-Sen olarak kabul etmiyoruz. Türk Eğitim-Sen olarak bu süreci dikkatle takip edeceğimizden ve konuyu yargıya taşıyacağımızdan hiç kuşkunuz olmasın. Bakanlık eleştirilere kulak versin ve mağdur müfettişler ordusu yaratmasın."

Öğretmen atamalarının yetersizliğinin her eğitim-öğretim yılının en önemli sorunlarından birisi olduğunu söyleyen Koncuk, "Bilindiği üzere sendikamızın yaptığı araştırmaya göre Türkiye'de ücretli öğretmen sayısı 73 ilde 70 bin 293'e ulaşmıştır. Bu rakam Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin ücretli öğretmen cennetine döndüğünü göstermektedir. Dolayısıyla bu kadar çok ücretli öğretmenin görev yaptığı ülkemizde öğretmen açığının hangi boyutlarda olduğunu tahmin etmek zor değildir. Buna rağmen hem Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz hem de MEB Müsteşarı Yusuf Tekin Ağustos ayında öğretmen ataması yapmayacaklarını söylemiştir. Bu noktada şunu da söylemeden geçemeyeceğiz, Ağustos ayında atama yapılmayacağının ilk sinyalini eski Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı vermişti. Hatta Avcı resmi eğitim kurumlarındaki net öğretmen ihtiyacı sayısının 66 bin 574 olduğunu iddia etmişti. Oysa Türkiye'de 70 bin 293 ücretli öğretmen görev yapıyorken, üstelik bu öğretmenlerin bir kısmı lisans ya da eğitim fakültesi mezunu bile değilken, 66 bin 574 öğretmene ihtiyaç olduğunu söylemek büyük bir çelişki değil midir? Bu noktada ilk yapılması gereken Milli Eğitim Bakanlığı'nın il il ne kadar norm kadro ihtiyacı olduğunu ve ücretli öğretmen sayısını açıklamasıdır. Zira bu tespitin doğru yapılması, öğretmen atamalarına da ışık tutacaktır. Dolayısıyla Ağustos ayında atama yapılmayacağına ilişkin açıklamalar ivedilikle geri çekilmelidir. Şayet Şubat ayında yapılan 30 bin atamayla 2016 yılındaki öğretmen ihtiyacının karşılanacağı düşünülüyorsa büyük bir hata yapılıyor demektir. Bakan Yılmaz'ın Milli Eğitim Bakanlığı koltuğuna oturduğu ilk günlerde Ağustos ayında öğretmen ataması yapılmayacağını açıklaması hem gecesini gündüzüne katarak çalışan, emek veren, yıllarca öğretmen olarak atanmak için bekleyen 350 bin öğretmene haksızlıktır hem de öğretmen bekleyen, kaliteli, verimli eğitim almak isteyen ülkemiz çocuklarına bir ihanettir. 73 binden fazla ücretli öğretmen çalıştırıp, Ağustos ayında atama yapmamak büyük bir tezattır. Şu anda öğretmenler Ağustos ayında atama yapılması konusunda beklenti içerisindedir. Özellikle bu ay içinde mezun olacak öğretmenlerimiz atanmak için 2017 yılını beklemek zorunda kalacaktır. Bu da yeni mezunlar için hak gaspı anlamına gelmektedir. Üstelik ülkemizde iddia edildiği gibi 66 bin 574 öğretmen açığı var ise, o halde Milli Eğitim Bakanına, MEB bürokratlarına hodri meydan diyoruz. Ağustos ayında öğretmen açığı kadar öğretmen ataması yapın, yapın da eğitimde başarıyı hedeflediğinize inanalım. Bu beklentimizin yerine getirilmesi öğretmen açığı olan okullara büyük bir nefes aldıracaktır. Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz'ın konuya duyarlılıkla yaklaşmasını bekliyoruz. Aksi taktirde Bakan Yılmaz, ağustos ayında atama yapmayan ilk bakan olarak tarihe geçecek ve öğretmenler nezdinde büyük bir puan kaybedecektir" açıklamasında bulundu.

"TERÖR BÖLGELERİNDEKİ ÇOCUKLARIMIZA BATIDAKİ AKRANLARIYLA EŞİT ŞARTLARDA EĞİTİM-ÖĞRETİM HAKKI SUNULMALIDIR"

2015-2016 eğitim-öğretim yılında bazı bölgelerdeki okullarda terör nedeniyle eğitime ara verildiğine değinen Koncuk, "PKK okulları da hedef almış, çocukların eğitim-öğretim almasını engellemek için her türlü çirkin yola başvurmuştur. Bu eğitim-öğretim yılında belli bölgelerde terörle mücadele kapsamında sokağa çıkma yasağı uygulanmıştır. Bu okullardaki öğrencilere telafi eğitimleri yapılmıştır ancak bunun ne kadar yeterli olduğu tartışılır. Eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanamadığı düşünüldüğünde bu çocuklarımızın akranlarıyla ne kadar geriden yarışmaya çalıştığı, üniversite sınavı ya da TEOG'a da yeteri kadar hazırlanamadığı görülecektir. Terör örgütünün baskısı altında olan, maşa yapmaya çalıştığı, adeta kıskacına aldığı çocuklarımıza devletimiz sahip çıkmalı, onlara batıdaki akranlarıyla eşit şartlarda eğitim- öğretim imkânı sunmalıdır. Ayrıca şunu da belirtmeliyiz ki; bu bölgelerde görev yapan eğitimciler tıpkı bölge halkı gibi can güvenliği endişesi yaşamaktadır. Bu nedenle öğretmenlerin bir kısmı batı bölgelerine tayin istemektedir. PKK'nın da zaten istediği budur. Eğitimi baltalamak, o bölgede çocukların okumaması için elinden geleni ardına koymayan terör örgütü, sık sık okul yakmakta, kaçırma, kimlik kontrolü, tehdit gibi eylemlerle öğretmenlerimizi yıldırmaya çalışmaktadır. Öncelikle bu bölgelerde görev yapan eğitimcilerin güvenliği mutlaka sağlanmalıdır. Yıllardır dile getirdiğimiz bir talep vardı. Bu da mahrumiyet bölgelerinde öğretmenlere zorunlu hizmet tazminatı ödenmesidir. Öğretmenlerimize emeklerinin ve fedakârlıklarının karşılığı bir nebze de olsa verilmelidir. Buna göre; belirlenen hizmet alanlarına göre 1, 1.5 ve 2 brüt asgari ücret tutarında zorunlu hizmet tazminatı ödenmelidir. Bu vesileyle buradan bir kez daha terörü lanetliyoruz. Bu ülke için canlarını veren şehitlerimize Allah'tan rahmet, ailelerine, yakınlarına ve milletimize baş sağlığı diliyoruz" dedi.

"YAPILAN ARAŞTIRMALAR TÜRKİYE İLE OECD ÜLKELERİ ARASINDA ÖĞRETMEN MAAŞLARI AÇISINDAN DERİN FARKLAR OLDUĞUNU ORTAYA KOYMAKTADIR"

"Öğretmenleri, eğitim çalışanlarını ekonomik yönden tatmin etmek, onların ekonomik kayba uğramamasını sağlamak eğitimde verimi ve başarıyı sağlamak adına çok önemlidir" diyen Koncuk, şunları kaydetti:

"Kafasında ekonomik problemler olan, ay sonunu nasıl getireceğini düşünen, borcu borçla kapatan eğitimciler öğrencilerine verimli olamaz. Yapılan araştırmalar Türkiye ile OECD ülkeleri arasında öğretmen maaşları açısından derin farklar olduğunu ortaya koymaktadır. OECD Bir Bakışta Eğitim Raporu'na göre (2015) ilkokulda İsveç'te göreve yeni başlayan bir öğretmen yılda brüt 32 bin 991 dolar, en üst düzeyde görev yapan bir öğretmen yılda brüt 43 bin 595 dolar kazanmaktadır. Portekiz'de ilkokulda göreve yeni başlayan bir öğretmen yılda brüt 30 bin 806 dolar, en üst düzeyde görev yapan bir öğretmen yılda brüt 57 bin 201 dolar kazanmaktadır. Lüksemburg'da ilkokulda göreve yeni başlayan bir öğretmen yılda brüt 68 bin 873 dolar, en üst düzeyde görev yapan bir öğretmen yılda brüt 123 bin 406 dolar kazanmaktadır. Avustralya'da göreve yeni başlayan bir öğretmen yılda brüt 39 bin 177 dolar, en üst düzeyde görev yapan bir öğretmen yılda bürüt 56 bin 521 dolar kazanmaktadır. OECD ülkelerinde öğretmen maaşlarının ortalaması ise ilkokulda göreve yeni başlayan bir öğretmen için yılda brüt 29 bin 807 dolar, en üst düzeyde görev yapan bir öğretmen için ise yılda brüt 48 bin 706 dolardır. Aynı raporda Türkiye'de göreve yeni başlayan öğretmenlerin yılda brüt 25 bin 295 dolar, en üst düzeyde görev yapan öğretmenlerin ise yılda brüt 29 bin 342 dolar kazandığı görülmektedir. Elbette bu rakamlar ülkelerin satın alma gücü paritelerine göre hesaplanmıştır. Ülkemizde öğretmenlerin eline geçen net ücretler (ek ders ücretleri, aile ve çocuk yardımı hariç) yıllık 10 bin 325 dolar ile 11 bin 905 dolar arasındadır. Yardımcı hizmetler sınıfının görev tanımı mutlaka yapılmalı, bu insanların yükü azaltılmalıdır. Ayrıca her yıl eğitim-öğretim yılı başında ödenen 'Eğitim-Öğretime Hazırlık Ödeneği' brüt bir maaş tutarında ve hizmet sınıfı ayrımı yapılmadan personelin tamamına ödenmelidir. Yardımcı hizmetler sınıfında yer alanlar ek göstergede alamamaktadır. Talebimiz; öğretmenlerin ek göstergelerinin 3 bin 600'e yükseltilmesi, tüm kamu görevlilerinin ek göstergelerinin 800 puan artırılması ve yardımcı hizmetler sınıfına da ek gösterge verilmesidir. MEB il içi sıraları ikinci kez çalıştırmalıdır. Sıraların çalıştırılmasıyla il içinde oluşacak yer değişikliklerinden oluşan boş normlara eğitim kurumlarına yer değiştirebilecek ve açık normlar hakkaniyete uygun olarak doldurulacaktır. Aile bütünlüğü önemsenmeli ve eş durumu özrü bulunan tüm öğretmenlerimiz aileleriyle birleştirilmelidir. İller arası tayinlerde yeterli kontenjan açılmalıdır. Uzman öğretmenlik, başöğretmenlik konusunda kıdeme dayalı bir düzenleme yapılmalıdır. Öğretmenlere iller arası rotasyon getirileceğine ilişkin haberler gündemdedir. Sendika olarak gerek il içi, gerekse iller arası rotasyona karşı olduğumuzu her fırsatta dile getirmiştik. 950 bin öğretmeni yerinden yurdundan edecek, kurulu düzenini bozacak, göçe zorlayacak, böylesine ucube bir uygulama eğitimciler nezdinde asla kabul görmez. Dolayısıyla Bakan Yılmaz'ın bu haberlere açıklık getirmesi ve rotasyon olmayacağını açıklaması gerekmektedir. Şu anda çok tedirginlik yaşayan öğretmenler Bakan'ın ağzından bu açıklamayı duymayı beklemektedir. Biz eğitimciler olarak 2015-2016 eğitim-öğretim yılından umduğumuzu bulamadık. Umuyoruz ki 2016-2017 eğitim-öğretim yılı tüm eğitim camiası için sorunların nispeten azaldığı, eğitimin hedeflerine ulaştığı, eğitimcilerin hak kayıpları yaşamadığı bir yıl olur. Türk Eğitim-Sen olarak tüm eğitim çalışanlarımıza, öğretmenlerimize, öğrencilerimize iyi tatiller diliyoruz, üniversite sınavına girecek öğrencilerimize başarılar diliyoruz. Ayrıca tüm milletimizin mübarek Ramazan Bayramı'nı da kutluyor, bu bayramın ülkemize ve milletimize huzur, barış getirmesini temenni ediyoruz."

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.