Flaş Haber
Kapat

Türk Polis Teşkilatının Kuruluşunun 171. yılı

Türk Polis Teşkilatının Kuruluşunun 171. yılı

Türk Polis Teşkilatının Kuruluşunun 171. yılı

Türk Polis Teşkilatının Kuruluşunun 171. yılı

04 Nisan 2016 Pazartesi 10:39
Türk Polis Teşkilatının Kuruluşunun 171. yılı

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Diyarbakır ziyaretine ilişkin, "Bizi kimse korkutamaz. Kamu düzeni için yola çıkmış, bu ülkenin bekası için polisimiz, askerimiz gece gündüz orada canını ortaya koymuşken, eğer ben bir gün can kaygısıyla böyle bir ziyareti yapmakta tereddüt edersem, işte o zaman bu makam bize haram olur. Bir an bile tereddüt etmedik, gittik. Ne terör örgütünden ne de herhangi bir başka yapıdan korkmadık, korkmuyoruz, korkmayacağız." dedi.

Türk Polis Teşkilatının kuruluşunun 171. yılı dolayısıyla Polis Akademisi Ali Birinci Kültür Merkezi'nde düzenlenen törende, polis akademisi öğrencilerine hitap eden Davutoğlu, Pozantı Emniyet Müdürlüğünde çalışan polis Serdar Kazar'ın geçen sene elindeki mühimmat bittiğinde kendisini bombanın üstüne atarak diğer arkadaşlarını korumaya çalışan bir yiğit şehit olduğunu hatırlattı. Davutoğlu, salonda bulunanlara, "Nice böyle şehitlerin emanetini üzerinizde taşıyorsunuz' diye seslendi.

Özel harekatçı gazi Ömer Kula'nın da ayaklarını kaybettikten sonra sürünerek çatışmaya devam ettiğini aktaran Davutoğlu, "Niceleri... Necmi Çakıroğlu... Hepsinin isimleri sizde mutlaka kayıttadır. Ben de zihnime nakşediyorum bu isimleri mümkün olduğu kadar." ifadesini kullandı.

Davutoğlu, geçen yılın kasım ayında yaralanıp, tekrar gönüllü olarak operasyonlara katılan bir şehidin bulunduğunu belirterek, şehidin annesine, "Anne haberleri takip ediyorsun, sürekli beni arıyorsun, arama merak etme. Eğer bana bir şey olursa arkamdan da ağlama. Çünkü devlet bizim, vatan bizim" diye son bir mesaj gönderdiğini bildirdi.

- "O yiğitleri rahmetle minnetle anıyoruz"

Daha nice örneklerin bulunduğunu vurgulayan Davutoğlu, "Tek tek herhangi biri zikredildiğinde acaba unutulan biri var mı diye gönlün bir başkasında kaldığını" dile getirdi.

Başbakan Davutoğlu, o yiğitleri rahmetle minnetle andıklarını vurgulayarak, şöyle devam etti:

"Sizlerin de gerektiğinde, böyle bir an geldiğinde tereddüt etmeden canınızı ortaya koyacağınızdan emin olarak sizleri bütün Emniyet Teşkilatımız adına şükranlarımla selamlıyorum. Allah, sizlere ve bütün Emniyet Teşkilatımıza güç ve kudret versin. Bizi gün geldiğinde, devlet ve millet fedakarlık beklediğinde tereddüt edenlerden eylemesin. Gün geldiğinde 'Bu vatanın birliği beraberliği için bir yiğit aranıyor' dendiğinde sağına soluna bakıp da 'im benden önce çıkar?' diyenlerden değil, en önce yürüyenlerden eylesin. Polislik, hayat boyu bir süren meslektir."

Yavuz Demirkol'un 1995'te yaralanıp, gazi olduğunu, aradan 20 sene geçtikten sonra 2015'de vazifeye çağrıldığını, kepçe operatörü olarak Diyarbakır'da Sur içine çukurları, barikatları kaldırmak için çalışmaya gittiğini ve orada bir kez daha yaralandığını anlatan Davutoğlu, şu anda da Mardin'de yine kepçe operatörü olarak görevine devam ettiğini belirtti.

Başbakan Davutoğlu, şu ifadeleri kullandı:

"Böyle bir fedakarlığı gösteren bir emniyet mensubu selamlanmaz mı? Ona ve ailesine şükranlarımız, ifade edilmez mi? Kamu düzeni söz konusu olduğunda sizler, herkesten önce göğsünüzü siper ederek varlığınızı ortaya koyan bir mesleğin temsilcilerisiniz. Sizden bu anlamda, beklentilerimiz de çok, milletimizin ihtiyaç hissettiği anda, her an hazır olacağınıza dair inancımız da tam. İşte böyle güzel bir mekanda her türlü teknik donanımla kendinizi kamu düzeni için en iyi şekilde hizmet etmeye adıyorsunuz."

- "Terör bütün ülkeler için en büyük belalardan biri"

Davutoğlu, terörün, bütün dünyanın halkları için, bütün ülkeler için en büyük tehlikelerden, belalardan biri olduğunu yineledi.

Herkesin, terör tehlikesiyle karşı karşıya olduğuna dikkati çeken Davutoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Paris, Brüksel de İstanbul ve Ankara gibi terör saldırısına maruz kaldı. Ama bizim ülkemizin bir farkı var. O da şu, biz bir ateş çemberinin içinde terörle mücadele ediyoruz. Bir ateş çemberinin içinde... Etrafımızda, en az 6 ülke idare edilemez durumda ya da merkezi otorite, bu ülkelerde ülke sınırlarını kontrol edemiyor. Irak, Suriye, Lübnan, Libya, Yemen, Ukrayna. Bütün bu ülkeler bize komşu ve her birinden gelecek risk söz konusu. Bu coğrafya, o kadar kıymetli bir coğrafya ki üzerinde devlet kuranlara, medeniyet kuranlara sürekli bir imtihan vesilesi olur. Ya ayağınızı coğrafyaya, toprağa sağlam basacak ve büyük devletleri burada kuracaksınız ya da o toprak sizin ayağınızın altından kayıp sizi yok edecek. İşte böyle bir sınav günündeyiz. İşte böyle bir büyük tarihi eşiğin içindeyiz."

- "Türkiye'yi savunmak için göreve başlayacaksınız"

Ahmet Davutoğlu, salonda bulunan polis akademisi öğrencilerine, "Sizler, bu mesleği seçerek, bu göreve yönelirken sadece bir meslek icra etmek için seçmediniz arkadaşlar. Bir milletin beka mücadelesi, istiklal mücadelesi için seçtiniz. Bunun gereğini yapacağınızdan da tereddütüm yok. Bu ateş çemberinin içinde Türkiye'yi güçlü bir demokrasi, sağlam bir ülke bütünlüğü çerçevesinde savunmak için göreve başlayacaksınız." diye seslendi.

Bu ateş çemberi içinde gün geldiğinde terörle mücadele konusunda büyük çabalar gösterdiklerini, büyük fedakarlıklar yaptıklarının altını çizen Davutoğlu, gün geldiğinde de bütün etraftaki ihanet şebekelerine karşı omuz omuza mücadele ettiklerini belirtti.

Şimdi böyle bir kritik günün içinde olduklarına değinen Davutoğlu, şöyle dedi:

"Bir bahara gidiyoruz ama baharımızı karartmak isteyenler var. Uzun çabalardan sonra Sayın Cumhurbaşkanımızın başbakanlığı döneminde başlayan ve Türkiye'de özgürlük ve güvenlik dengesini sağlayan önemli demokratik atılımlardan sonra, ülkemize kalıcı bir barışın egemen olması için her türlü çabayı gösterdikten sonra 7 Haziran seçimleriyle birileri şu hesabı yaptılar, 'Türkiye'de siyasi istikrar riske giriyor, dolayısıyla Türkiye'yi zaafa uğratmak için en doğru vakit.' dedi birileri ve piyonları devreye soktular. 20 Temmuz'dan 23 Temmuz'a kadar, üç gün içinde Suruç'ta DEAŞ vatandaşlarımızı katletti. Aynı gün PKK, Adıyaman'da askerimizi şehit etti. Ertesi gün DHKP-C İstanbul'da silahlı gösteri yapmaya kalktı. Daha sonraki gün, eminim hepinizin yürekten hissettiği bir acı, Ceylanpınar'da iki polisimiz gece yarısı sabaha karşı evlerinde şehit edildiler. Bu şuydu, o gün işte böyle bir tarihi eşikte, millet adına görevi üstlenmiş, emaneti taşıyan bir başbakan olarak hislerimi sizlerle de paylaşmak istiyorum, öyle bir günde bütün bu bilgiler önünüze geldiğinde, tarihi bir karar vermek durumundasınız ve geçici bir hükümetin başbakanı olarak, siyasi ve hukuki bütün sorumluluğu üstlenerek 23 Temmuz'da operasyonları bütün Türkiye çapında, güvenlik operasyonlarını başlatma talimatını verdim."

- "Suçluyla vatandaşı ayırt ettiler"

Başbakan Davutoğlu, Diyarbakır ziyareti esnasında kendisini gelecekle ilgili umutlandıran en önemli gelişmenin, hiçbir çağrı olmadan, hiçbir özel çaba gösterilmeden, Diyarbakır Ulu Camii çıkışında onbinlerce Diyarbakırlının meydanda toplanarak kendilerini karşılaması, ağırlaması ve "Şehitler ölmez vatan bölünmez" diye haykırmaları olduğunu ifade etti.

Ankara'dan, ülkenin başkentinden o meydanı doldurarak terör örgütüne en güzel cevabı veren Diyarbakırlı hemşehrilerine, kardeşlerine, vatandaşlara bir kez daha selamlarını ileten Davutoğlu, "Askerimiz, polisimiz, demek ki o kadar güzel bir mücadele örneği verdiler ki suçluyla vatandaşı ayırt ettiler. Suçluya devletin kudretini, vatandaşa devletin şevkatini gösterdiler ki vatandaşlar bizi bağrına bastı." diye konuştu.

Davutoğlu, o gün Diyarbakır sokaklarında dolaşırken, vatandaşların gözünde devleti temsil eden bir makamın yanında olmanın huzurunu hissettiğine işaret ederek, "Güvenli hissettim ve bir taraftan güvenlik güçlerimizin güçlü iradesini görmekten, diğer taraftan vatandaşlarımızla kurulan güzel muhabbet ilişkisini görmekten büyük bir memnuniyet duydum. Dikkat ediniz, iki kesim bundan rahatsız oldu. Birisi terör örgütü ve terör örgütünün siyasi uzantıları." ifadesini kullandı.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Diyarbakır'a gitmeden önce vatandaşlara kepenklerin kapatılması için çağrı yapıldığını anımsattı.

Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Elhamdülillah, kimse kepenk kapatmadı, kimse, şahsen benim protesto edilip edilmemem önemli değil ama Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı'nı protesto etmedi. Çünkü verilen terörle mücadele hukuk içinde verilen bir mücadeleydi ve halk bunu benimsemişti. Yine bir gün önce 7 yürekparemizi elimizden alan bir terör saldırısı yaptılar.

Ulu Camii meydanından vatandaşlara seslenirken söylemiştim, muhtemelen şu hesabı yaptılar, bu terör saldırısından sonra başbakan gelmekten vazgeçebilir, bu da terör örgütü için başarı olarak yansıtılabilir. Onlar bizi tanımıyorlar. O gece özellikle sadece kendim gitmekle kalmadım, eşimle zaten gidecektik ama gidecek bakan sayısını da arttırdım. 4-5 arkadaşla gitmeyi düşünüyordum, 9 bakan arkadaşımla gittim ve şunu göstermek için, 'Bizi kimse korkutamaz.' Kamu düzeni için yola çıkmış, bu ülkenin bekası için polisimiz, askerimiz gece gündüz orada canını ortaya koymuşken, eğer ben bir gün can kaygısıyla böyle bir ziyareti yapmakta tereddüt edersem, işte o zaman bu makam bize haram olur. Bir an bile tereddüt etmedik, gittik ve orada söylediğim gibi ne terör örgütünden ne de herhangi bir başka yapıdan korkmadık, korkmuyoruz, korkmayacağız. Bu mesajı verdik."

(Sürecek)

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.