Türk Eğitim-sen Merkez Kadın Komisyonu'ndan 8 Mart Toplantısı

Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, taşeronlaşmaya en başta karşı çıkması gerekenlerin erkeklerden önce kadınlar olduğunu vurgulayarak, 'Anne-babalar evlatlarını bir canavarın kucağına atıyorlar. Dişimizden tırnağımızdan artırıyoruz, evlatlarımızı okutuyoruz ama iş hayatına gelince onları taşeron patronların vicdanına terk ediyoruz' dedi.

Türk Eğitim-sen Merkez Kadın Komisyonu'ndan 8 Mart Toplantısı

Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, taşeronlaşmaya en başta karşı çıkması gerekenlerin erkeklerden önce kadınlar olduğunu vurgulayarak, 'Anne-babalar evlatlarını bir canavarın kucağına atıyorlar. Dişimizden tırnağımızdan artırıyoruz, evlatlarımızı okutuyoruz ama iş hayatına gelince onları taşeron patronların vicdanına terk ediyoruz' dedi.

09 Mart 2016 Çarşamba 12:40
24 Okunma
Türk Eğitim-sen Merkez Kadın Komisyonu'ndan 8 Mart Toplantısı

Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, taşeronlaşmaya en başta karşı çıkması gerekenlerin erkeklerden önce kadınlar olduğunu vurgulayarak, "Anne-babalar evlatlarını bir canavarın kucağına atıyorlar. Dişimizden tırnağımızdan artırıyoruz, evlatlarımızı okutuyoruz ama iş hayatına gelince onları taşeron patronların vicdanına terk ediyoruz" dedi.

Türk Eğitim-Sen Merkez Kadın Komisyonu, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla Türkiye Kamu-Sen Genel Merkezi'nde kadın üyeler ile istişare toplantısı düzenledi. Toplantıya Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, Genel Merkez yöneticileri, Merkez Kadın Komisyonu Başkanı Firdes Işık ve Kadın Komisyonu üyeleri ile kadın üyeler katıldı. Toplantının açılış konuşmasını Merkez Kadın Komisyonu Başkanı Firdes Işık yaptı. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü kutlayan Işık, "Toplantılarımızda gördük ki kadın işin içine aktif olarak katılırsa etkinliklerimiz ve eylemlerimizde kadın üyelerimiz de en önde yerini alıyor" dedi.

Şehitleri de rahmet ve minnetle andığını ifade eden Işık, "Uzun zamandır içimizdeki ateş sönmüyor, gencecik fidanlarımızı toprağa vermediğimiz gün yok. Toprağı vatan yapan şehitlerimizi rahmetle, minnetle anarken yaralı gazilerimize de acil şifalar diliyoruz" diye konuştu.

"SENDİKAL MÜCADELENİN İÇERİSİNDE AKTİF OLARAK BULUNAN KADIN SAYISI YETERLİ DÜZEYDE DEĞİLDİR"

Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk ise, tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü kutlayarak, "Yüce Allah tüm kadınlarımızın 8 Martlara huzur ve mutluluk içinde ulaşmasını nasip etsin" dedi. Kadınların kimsenin yardımına ihtiyaç duymadan her alanda aktif rol alması gerektiğini vurgulayan Koncuk şunları kaydetti:

"Kadınlarımızın problemleri çok ama tabi bu problemler sadece onları değil, aslında erkekleri de, hatta toplumu da doğrudan doğruya ilgilendirmektedir. Bu problemleri çözme iradesini gösterecek olanlar yine kadınlarımızın kendi gayretleridir. Kadınlarımızın hiç kimsenin inayetine, yardımına ihtiyaç duymadan her alanda en aktif şekilde rol alması çok önemlidir. Kadınların 'birileri bizi görsün' diye düşünmeden, kimseden yardım beklemeden haklarını söke söke alması, hayatın her alanında bulunma isteklerini ortaya koymaları gerekmektedir. Sendikal mücadele son derece önemlidir. Türk Eğitim-Sen'in kadın üye sayısı 96 bin. Bu, neredeyse tüm üye sayımızın yüzde 40'ına tekabül etmektedir. Ama sendikal mücadelenin içerisinde aktif olarak bulunan kadın sayısı ne yazık ki yeterli düzeyde değildir. Bu nedenle, sendikal mücadele bir yönüyle eksik kalmaktadır. Üstelik şu anda sendika üyesi olmayanların büyük çoğunluğu da kadınlardan oluşmaktadır. Kamu çalışanlarının sendikalaşma oranı yüzde 72 düzeyindedir. Şunu söyleyebiliriz: Sendikasız olan yüzde 28'lik kesimin yüzde 80'inine yakınını kadınlar oluşturmaktadır. Bu da özellikle değerlendirilmesi gereken bir durumdur."

"TAŞERONLAŞMAYA EN BAŞTA KARŞI ÇIKMASI GEREKENLER ERKEKLERDEN ÖNCE KADINLARDIR"

Çalışma hayatı ile ilgili birçok problemin olduğunun altını çizen Koncuk, üyelerine "Bu problemler ile ne kadar ilgileniyor, çalışma hayatının sorunlarını çözmek adına ne kadar gayret ediyoruz?" sorusunu yöneltti. Koncuk şöyle devam etti:

"Bu sorunları öncelikle kadınlarımızın tartışması gerekir. Çünkü kadın, çalışan olmanın ötesinde annedir. Bakınız; 14 yıl önce kamuda taşeron çalışan sayısı 20 bin idi, bugün bu sayı 720 bine ulaştı. Bugünlerde asıl iş tanımına uyan taşeron çalışanları kadroya alacaklarını söylüyorlar. Bunların da sayısı 120 bin ile 150 bin arasındadır. Geriye kalan 570 bin çalışan taşeron olarak kalmaya devam edecek. Asıl iş tanımına uyanlar kadroya alındıktan sonra taşeronlaşma sürecek. Çalışma hayatının geleceği gözbebeğimiz olan evlatlarımızın geleceği ile doğrudan ilgilidir. Dolayısıyla taşeronlaşmaya en başta karşı çıkması gerekenler erkeklerden önce kadınlardır. Anne-babalar evlatlarını bir canavarın kucağına atıyorlar. Dişimizden tırnağımızdan artırıyoruz, evlatlarımızı okutuyoruz ama iş hayatına gelince onları taşeron patronların vicdanına terk ediyoruz. Benim anlamadığım husus -sizleri tehzih ediyorum- buna kadınların başkaldırmamasıdır. Aksine anneler, çocuğuna iş güvencesiz iş bulan iktidarın il başkanına, milletvekiline dua ediyor. Peki ne işi bulmuş? Taşeron patronun yanında iş bulmuş."

"ÇALIŞMA HAYATI KÖSTEBEK TARLASI HALİNE GELDİ"

Çalışma hayatının köstebek tarlası haline geldiğini söyleyen Koncuk, bunu yapanın da şu anki siyasi iktidar olduğunu belirtti. Koncuk, "Bugün yetkililerin konuşmalarını dinlerken tüylerim diken diken oldu. Sanki Türkiye genelinde istihdam oranının kadınlarda yüzde 26,7 olmasında bunların hiçbir payı yok. Yüzleri kızarmadan ahkâm kesiyorlar. Garip olan ise salondakilerin bu konuşmaları ayakta alkışlaması" diye konuştu.

Koncuk, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu nasıl bir anlayış? Bunları benim oy verdiğim siyasi parti bile yapsa isyan ederim. Biz hiçbir siyasal anlayışı evlatlarımızın geleceğinin karartılmasına rağmen desteklemiyoruz. Böyle bir siyaset yok. Siyaset gerçek anlamda hem milletimiz, hem evlatlarımız adına gelecek vaat ettiği sürece değerlidir. Biz gençliğimizde 'Dik baş, tok karın, mutlu yarın' derdik. Ama maalesef bugün başını dikenin başı kesiliyor. Tok karın ama nasıl bir tok karın? Birileri kuru ekmek ve soğanla karın doyuruyor, diğerleri zevk sefa içerisinde. Tüm bunlar her türlü siyasetin ötesinde azıcık vicdanı olan, gelecekle ilgili projeksiyon yapma gücünde olan tüm insanların değerlendirmesi gereken hususlardır. Hangi ideolojik gruba dahil olursa olsun. Düşünsenize bu çalışanların iş güvencesi olmayacak, kıdem tazminatı alacakları şüpheli; sendikasızlık ise alıp başını gidecek. Üstelik taşeronlaşma bugün kamuda 720 bin iken, özel sektörü de dahil ettiğimizde tam 2.5 milyona çıkıyor. Dolayısıyla böyle bir çalışma hayatına karşı yapılacak tek şey var; o da sağlam, diri bir sendikal duruş göstermek."

Taşeronlaşmanın bu iktidar döneminde arttığını söyleyen Koncuk, 4/C, 4/B, PTT'de idari hizmet sözleşmeli şeklinde bir sözleşmeli istihdam modeli, vekil imam, vekil hemşire gibi uygulamaları da yine bu iktidarın icat ettiğini kaydetti. Koncuk, kiralık işçi döneminin başladığını belirterek, "Esnek istihdam, part-time, uzaktan çalışma gibi uygulamalar getiriliyor, özel istihdam büroları kuruluyor. Şunu da belirtelim; özel istihdam büroları amele pazarının modern şeklidir. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı'na da 'Özel istihdam büroları, kiralık işçi gibi uygulamaları kabul etmemiz mümkün değil' dedim. Düşünsenize bu çalışanların iş güvencesi olmayacak, kıdem tazminatı alacakları şüpheli, sendikasızlık ise alıp başını gidecek. Üstelik taşeronlaşma bugün kamuda 720 bin iken, özel sektörü de dahil ettiğimizde tam 2.5 milyona çıkıyor. Dolayısıyla böyle bir çalışma hayatına karşı yapılacak tek şey var: O da sağlam, diri bir sendikal duruş göstermek" ifadelerini kullandı.

"KÜÇÜK MENFAATLER, GÜNÜBİRLİK HESAPLAR BİZE ÇOK ŞEY KAYBETTİRECEK, GELECEĞİMİZİ KAYBETTİRECEK"

Kamu çalışanlarının sendikal yetkiyi siyasal iktidarın her yanlışını bu millete doğru diye takdim etmeye çalışan bir sendikaya verdiğini kaydeden Koncuk, "Neden? Çünkü öğretmen 'Okul müdürünü kızdırmayayım. Aksi taktirde nöbet günümü değiştirir' diyor, imam köyden şehre nasıl geleceğinin hesabını yapıyor. İşte böyle küçük menfaatler, günübirlik hesaplar bize çok şey kaybettirecek, geleceğimizi kaybettirecek. 'Bunlar bizi doğrudan ilgilendiren meseleler değil' diyenler olabilir. Bu yanlış bir düşüncedir. Bizi doğrudan ilgilendiriyor. Çünkü dün hastanede bilgisayar başında oturan devlet memurunun yerinde bugün taşeron patronun adamı oturuyor. Sadece sağlık hizmet kolunda yaklaşık 200 bin taşeron çalışan var. Devlet memurunun yapması gereken tüm işler ucuz iş gücü temin etmek adına bu tür istihdam modelleri ile gideriliyor. Dolayısıyla tüm bunlar memurları doğrudan ilgilendiriyor" dedi.

"MEMURLARI, KADIN İSE ÖRGÜ ÖREN, ERKEK İSE BİLGİSAYAR BAŞINDA OKEY OYNAYAN İNSANLAR OLARAK GÖSTEREREK İTİBARSIZLAŞTIRMAYA ÇALIŞIYORLAR"

Kamuda memur sayısının fazla olduğu iddialarına ilişkin önemli açıklamalar yapan Koncuk, "Memurları kadın ise örgü ören, erkek ise bilgisayar başında okey oynayan insanlar olarak göstererek itibarsızlaştırmaya çalışıyorlar. Vatandaş da kadın memurların örgü ördüğünü, erkek memurların okey oynadığını zannediyor. Bu ülkeyi yönetme acziyeti içinde olan siyasi iktidar da doğru düzgün bir memur istihdam politikası geliştiremediğini söyleyemiyor, 'memur sayısı fazla' diyor. 2013 yılında Abant'ta bir çalıştay yapılmıştı. O çalıştayda da memur sayısının fazla olduğu iddialarına vurgu yaparak, 'Bu yalanları kim söylüyor?' diye sormuştum. Bakınız OECD ülkelerinin ortalamasını baz aldığınızda 15 vatandaşa bir memur düşüyor. Bazı AB ülkelerinde 9 vatandaşa bir memur düşüyor. Türkiye'de ise 29 vatandaşa bir memur düşüyor. Şanlıurfa'da 43, İstanbul'da 45 vatandaşa bir memur düşüyor. Memur sayısını Afrika'nın geri kalmış ülkelerine göre mi, AB ülkelerine göre mi değerlendireceğiz? Hatta OECD ülkelerinin ortaya koyduğu kalitede bir hizmete ulaşmak için 2 milyon 600 bin olan memur sayısını 5 milyon 200 bine çıkarmamız lazım. Bu gerçekleri söylemiyorlar. Devlet memurlarını tu kaka ilan edecekler ki, devlet memurlarının hem Anayasa'dan hem 657 Sayılı DMK'dan hem de uluslararası sözleşmelerden doğan haklarını bir şekilde gasp edecekler. Vatandaş da 'Oh oldu. Bu memur zaten örgü örüyordu, bilgisayarda okey oynuyordu' diyecek. Yarın memurlarla ilgili Anayasa referandumu yapılsa böyle düşünen vatandaş memurları destekler mi? Asla. Çünkü böyle bir memur profili vatandaşın hafızasına kazındı. Biz ne anlatsak da vatandaşı inandıramıyoruz" değerlendirmesinde bulundu.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.