TBMM Aile Bütünlüğünün Korunması Araştırma Komisyonu

Aile içi sorunlar yanlış ifade ediliyor

TBMM Aile Bütünlüğünün Korunması Araştırma Komisyonu

Aile içi sorunlar yanlış ifade ediliyor

16 Mayıs 2016 Pazartesi 13:53
53 Okunma
TBMM Aile Bütünlüğünün Korunması Araştırma Komisyonu

Aile Bütünlüğünü Olumsuz Etkileyen Unsurlar ile Boşanma Olaylarının Araştırılması ve Aile Kurumunun Güçlendirilmesi İçin Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırma Komisyonu, çalışmalarını tamamladı.

TBMM Aile Bütünlüğünün Korunması Araştırma Komisyonu Başkanı ve AK Parti Düzce Milletvekili Ayşe Keşir, TBMM Tören Salonu'nda düzenlenen kapanış programında yaptığı konuşmada, 14 Ocak 2016 tarihinde, Meclis'te bulunan dört partinin ortak kararıyla kurulan komisyonun çalışmalarını tamamlayarak, hazırladığı raporu Meclis Başkanlığına sunduğunu söyledi.

Komisyon çalışmaları hakkında bilgi veren Keşir, "Komisyonumuz, aile birliğinin korunması ve boşanma olaylarını; aile kurumunu oluşturan eşler, çocuklar kadar aile büyükleri, kardeşler, yakın akrabalar, engelli aile bireyleri ve yaşlılar başta olmak üzere bütün unsurlarıyla bütüncül olarak ele almayı hedeflemiştir. Ailenin her bir üyesinin yaşadığı sorunlar ve koruyucu önleyici tedbirler de ele alınmıştır. Zira kadın ya da çocuk haklarını savunmakla aile bütünlüğünü savunmak asla birbirinin alternatifi olarak görülmemelidir." diye konuştu.

- "Sorunlar küserek ifade ediliyor"

Çalışmaları sırasında, aileyi sorunlarla değil, çözümlerle gündem yapmayı hedeflediklerini, aile birliğinin, sorunların sağlıklı yöntemlerle çözülerek korunmasını, boşanma aşamasına gelinmesi halinde ise bunun en az sıkıntı ile çözülmesi ve çocukların etkilenmesinin önüne geçilmesini öncelikli olarak gördüklerini anlatan Keşir, elde ettikleri bazı bulgular hakkında bilgi verdi. Keşir, şöyle konuştu:

"Türkiye Aile Yapısı Araştırmaları sonuçlarına göre; ailelerin en fazla iletişim konusunda sorun yaşadıkları ortaya çıkmış, bu alanda yapılması gereken çalışmalara ihtiyaç olduğu anlaşılmıştır. Aile bireyleri sorunlarını konuşarak değil, sessiz kalarak, küserek ifade etmektedir. Bu durumda sorunlar çözülememekte, aile çözümün değil, sorunun merkezi haline gelmektedir. Aileyi güçlendirmek ve sorun çözme kapasitesini geliştirmek amacıyla Aile Eğitim Programlarının ve Aile Danışmanlığı hizmetinin yaygınlaştırılması önem arz etmektedir.

Aile bütünlüğünü etkileyen kadına yönelik şiddet konusunda değişen ihtiyaçlara göre hukuksal düzenlemeler yapılması gerektiği anlaşılmaktadır. 6284 sayılı Kanunun uygulanması sırasında karşılaşılan bazı sorunların mevzuat düzenlemesi ile çözülmesi gerekmektedir. Aynı şekilde boşanma sürecine ilişkin de çeşitli düzenlemeler yapılması önem arz etmektedir. Boşanma sürecinde eşlerin ve varsa çocukların olumsuz etkilenmemesi amacıyla sürecin çatışma çözümleyici bir perspektifle ele alınması ve boşanma süreci danışmanlığının yaygınlaştırılması gerekmektedir. Türk Medeni Kanunu'nun 175'inci maddesine göre uygulanan yoksulluk nafakasının süresiz olmasıdır. Söz konusu uygulamanın süresiz bir şekilde devam etmemesi ve ilgili kurumların çalışmalarıyla farklı ülkelerde uygulandığı gibi süre kısıtlaması getirilmesi önerilmektedir."

-"Üç yıllık bekleme süresi son derece uzun"

Türk Medeni Kanunu uyarınca boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak üç yıl geçmesi halinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliğinin temelden sarsılmış sayılacağı ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verileceğinin yer aldığını hatırlatan Keşir, "Ancak hükümde geçen üç yıllık bekleme süresinin günümüzde son derece uzun olduğu, dava ve temyiz sürelerinin tamamı göz önüne alındığında uygulamada mağduriyetlere, taraflar arasındaki uyuşmazlığın artmasına ve hatta çatışmanın devamına yol açtığından bu sürenin bir yıl olarak değiştirilmesi yönünde mevzuatta düzenleme yapılması önerilmektedir." dedi.

Boşanma süreci ve sonrasında ebeveynlerin çocukların velayeti konusunda da sorun yaşayabildiğinin altını çizen Keşir, çocuğun yüksek menfaati göz önüne alınarak çocuk teslimi ve çocukla şahsi ilişki tesisine yönelik mahkeme kararlarının infazının icra dairelerinin görev alanından çıkartılması gerektiğini vurguladı.

-"Sosyal medya, aile hayatını etkileyen en önemli unsurlardandır"

Raporda medyanın aile üzerindeki etkisinin de detaylı bir şekilde ele alındığını aktaran Keşir, "Televizyonun yanı sıra, henüz bilimsel araştırmalara yansımasa da sosyal medya, aile hayatını etkileyen en önemli unsurlardandır. Sosyal medya bağımlılığı aile içi iletişimi olumsuz etkilemekte, aile bireyleri internette fazla zaman geçirmeye başladıkça yüz yüze iletişimde kopukluklar olmaktadır. Bu süreç farklı etmenlerle birlikte bazen boşanmaya kadar gitmektedir." değerlendirmesinde bulundu.

Keşir, medya ve aile ilişkisinde, medyanın topluma karşı sorumlu olmasının unutulmaması gerektiğini dile getirerek, "Diziler, filmler ve programlarda olumsuz rol modellere yer verilmemesi, aileye ilişkin yanlış mesajlar olmaması için öz denetim gerekmektedir. Aynı zamanda aileye duyarlı yapımlar, yayın ilkelerini titizlikle uygulayanlara yönelik de teşvik uygulamaları yapılmalıdır." dedi.

Sağlıklı ve güçlü ailenin, sağlıklı ve güçlü bireyler ve toplum anlamına geldiğini ifade eden Keşir, şöyle devam etti:

"Mahiyeti ve yapısı bakımından aile, tarih boyunca tüm toplumlarda değişime uğramıştır. Siyasal ve ekonomik hayatın zamanla gelişimi, sosyokültürel değişimler, yapısı ve kapsamı itibariyle aile olgusunda da değişimlere yol açmıştır. Önemli olan kadim doğrulardan vazgeçmeden, zamanın ruhuna uygun, yeni gerçekleri göz ardı etmeden, yeni mekanizmalar üretebilmektir.

Her evlilik aile değildir. Sadece bir evi, duvarları, odaları, bir bütçeyi, ev içi görevleri ya da 24 saati paylaşmak değildir aile olmak. Bulaşığı kimin yıkayacağı, ütüyü kimin yapacağı, çocuğu okula kimin bırakacağının tanımlanması da değildir aile olmak. Evliliği sadece kadının kendine bakacak, erkeğin ise ev işlerini çekip çevirecek birini bulması olarak tanımlarsak, baştan yanlışa düşeriz. Çözüm üretemesek de bazen, hatta anlamasak da, dinlemek, dert ortağı olmaktır aile olmak. Zaman zaman fikir ayrılıklarına düşsek de bir masada yemek yemek, televizyon kumandası için kapışmak, hasta olana ilacını getirmek, 'ayaktayken bir çay da bana koy' diyebilmektir aile olmak."

-Diğer konuşmalar

Aile ve Sosyal Politikalar Bakan Yardımcısı Mehmet Ersoy ise aile bütünlüğü konusunu öncelikli olarak gündemlerine aldıklarını ve buna yönelik çalışmalar yürüttüklerini belirterek, değişen sosyal, kültürel ve ekonomik değerler doğrultusunda çalışmalarına devam ettiklerini söyledi.

Ersoy, "Aile medeniyetimizin de en güçlü dayanağı. Sahip olduğumuz medeniyet değerlerimizin geleceğe aktarılması için de en önemli kurumsal varlığımız." dedi.

TBMM İdare Amiri ve AK Parti Çorum Milletvekili Salim Uslu ise komisyonun başarılı ve önemli bir çalışmaya imza attığını, raporda belirtilen hususlar doğrultusunda yapılması gerekenlere ilişkin üzerlerine düşen görevleri yerine getirmeye hazır olduklarını ifade etti.

Uslu, Komisyon Başkanı Keşir'in aile konusunda Meclis'te bir ihtisas komisyonu kurulması önerisini yerinde bulduğunu belirterek, sağlıklı ailelerin, sağlıklı bir toplumun temeli olduğunu vurguladı.

 

-"Aslında ben Özge'nin babasıyım ama beni doğuran, kızımdır"

Konuşmaların ardından, komisyon çalışmaları kapsamında Türkiye'nin çeşitli illerinden belirlenen 7 aileye "Örnek Aile" plaketi verildi. Plaket alan aileler şunlar:

"Özgecan Aslan'ın ailesi, bağımlılık konusunda sosyal projelerde yer alan oyuncu Haluk Piyes ve annesi, kızlarına akciğerlerinin birer parçasını veren Tarzan Başar ve Ergül Başar çifti, müzisyen çift Eda Metin Özülkü, Ordu'da üç çocuğu olan ve aynı zamanda üç çocuğa koruyucu ailelik yapan Neşe ve Hamdi Sezgin çifti, Düzce'de 38 yaşında eşi vefat ettikten sonra 3 çocuğunu büyüten ve meslek sahibi yapan Türkan Yağmur, İstanbullu 61 yıllık evli çift Gülten ve Ramazan Büyükboyacı çifti."

Plaketini almak üzere salonda bulunan Özgecan Aslan'ın babası Mehmet Aslan'ın yaptığı kısa konuşma, katılanlar arasında duygusal anlar yaşanmasına neden oldu.

Aslan, "Aslında ben Özge'nin babasıyım ama beni doğuran, kızımdır demiştim. Ben onun dünyaya gelmesi için dünyaya gelmişim. Sevgiyle güzel şeyler yapmak mümkün." dedi.

Toplumun geleceğinde kız çocuklarının eğitiminin önemine işaret eden Aslan, bu noktada herkesin üzerine düşeni yapması gerektiğini söyledi. Aslan, başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan Ahmet Davutoğlu olmak üzere bu alana duyarlılık gösteren tüm milletvekillerine teşekkür etti.

Kız çocukları ve şiddet mağduru kadınlar için yaklaşık 1,5 yıl önce "Özgecanlar Derneği"ni kurduklarını belirten Aslan, "Maalesef 'Bir emriniz olursa bekleriz, üzerimize düşen neyse yapmaya hazırız' diye hiç kimse yanımızda yok. Kız çocuklarına ve kadınlara yardım etmek için tek başıma çırpınıyorum." ifadelerini kullandı.

Aslan'ın konuşması sırasında gözyaşlarına hakim olamayan Komisyon Başkanı Keşir ise "Kız çocuklarının şahsiyetlerini babalarının inşa ettiğine inanan biriyim. Benim şahsiyetimde babamın önemli bir yeri var. Özgeçmişimin altında ne varsa aslında hepsi babamın eseri." ifadesini kullandı.

Kızına akciğerinin bir parçasını veren Tarzan Başar da plaketini alırken gözyaşlarını tutamadı.

Törende Şirin Pancaroğlu Topluluğu, Aile Bağları konseri de verdi.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.