'Nüfusun yüzde 15'inden fazlası böbrek hastası'

'Nüfusun yüzde 15'inden fazlası böbrek hastası'

'Nüfusun yüzde 15'inden fazlası böbrek hastası'

'Nüfusun yüzde 15'inden fazlası böbrek hastası'

29 Şubat 2016 Pazartesi 09:28
29 Okunma
'Nüfusun yüzde 15'inden fazlası böbrek hastası'

İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi ve Türk Böbrek Vakfı Tıbbi Koordinatörü Prof. Dr. Mehmet Şükrü Sever, Türkiye'de nüfusun yüzde 15'inden fazlasının böbrek hastası olduğunu belirterek, "Hastalığın Türkiye'de daha yaygın oluşunun ardındaki neden, sağlıksız beslenme ve çok fazla tuz tüketimi" dedi.

Prof. Dr. Sever, çağın önemli sağlık sorunlarından biri olan böbrek yetmezliği ve organ bağışıyla ilgili yaptığı yazılı açıklamada, böbreklerin karaciğerle beraber, vücuttaki toksik maddeleri temizleyen iki organdan biri olduğunu hatırlattı.

Gün içerisinde metabolizma sırasında ortaya toksik artık madde çıktığını ve bunların vücutta kalmaları durumunda sebep olacakları zararlı etkileri engellemek için böbreklerin idrar yoluyla bunları vücuttan dışarıya attıklarını belirten Sever, ayrıca böbreklerin çok sayıda hormon salgıladığını, bu hormonlar sayesinde kanın normal seviyelerde seyrettiğini aktardı.

-"Böbrek yetmezliği tüm dünyada yaygın bir sorun"

Türkiye'de yakın zaman önce yapılmış 10 binden fazla erişkin içeren bir saha çalışmasında, nüfusun % 15'inden fazlasında böbrek hastalığı olduğunun tespit edildiğini belirten Prof. Dr. Sever, şunları kaydetti:

"Hastalığın ilerlemesiyle 'son dönem böbrek yetersizliği' ortaya çıkar. Bu hastaların hayatta kalabilmesi için böbrek nakline veya diyalize ihtiyaç vardır. İstatistiklere göre şu anda Türkiye'de, 70 bine yaklaşan diyaliz hastası var ve bu hastaların bir kısmı böbrek nakli adayı. Böbrek yetmezliği tüm dünyada yaygın bir sağlık sorunu. Amerika ve diğer batı ülkelerinde hastalığın yaygınlığı yüzde 13-14 civarında. Türkiye'de ise yüzde 15'in üzerinde. Hastalığın Türkiye'de daha yaygın oluşunun ardındaki neden, sağlıksız beslenme ve çok fazla tuz tüketimi. "

-"Hastalığın beş evresi var"

Prof. Dr. Sever, böbrek hastalığını beş evreye ayırdıklarını belirterek, şu bilgileri verdi:

"Birinci evrede hastalık olduğu halde böbrekler iyi bir şekilde çalışıyorken, ilerleyen evrelerde giderek böbrek yetersizliğine ait klinik ve laboratuvar bulguları ortaya çıkıyor. En sonuncu evre olan beşinci evredeyse hastalar hayata tutunmak için diyalize veya böbrek nakline ihtiyaç duyuyorlar. İlk evrelerde ilaçla veya diyetle tedavi mümkün olmasına rağmen son evrede daha radikal tedavi şekillerine ihtiyaç duyuluyor. Hastalık bazen belirtiler gösterebilecekken, bazense hiçbir belirti vermeyebiliyor. En sık görülen belirtiler göz kapaklarındaki şişlikler ve kan basıncı. Hastalığın evresi ilerledikçe bu daha şiddetli olur. Çok ileri böbrek yetersizliği olan bazı kimselerdeyse diyaliz aşamasında bile hiçbir sübjektif yakınma olmayabilir."

-"Organ bağışı teşvik edilmeli"

Organ nakli ihtiyacında temelde canlı ve kadavra vericilerden olmak üzere iki tür organın kullanıldığını anımsatan Sever, canlı organ bağışının ilgili kanuna göre dördüncü dereceye kadar yakın ve hısımlarından yapılabildiğini kaydetti.

Türkiye'de canlı organ bağışının daha yaygın olduğunu vurgulayan Sever, dünyada daha çok kadavra organ bağışı görüldüğünün altını çizdi.

Prof. Dr. Sever, gelişmiş ülkelerde yapılan tüm nakillerin yüzde 75 civarının ölmüş olan vericilerden gerçekleştirildiğini ama Türkiye'de bunun tam tersi olarak nakillerin yüzde 75'inin canlı vericilerden yapıldığını belirterek organ bağışındaki eksikliğe dikkati çekti.

Nakil sonrasında organın nakil olduğu vücutça redde uğramaması için özel ilaçlar kullandıklarını belirten Sever, bunun tek istisnasının tek yumurta ikizleri olduğunu, bu tür ikizler arasında yapılan bağışlarda redde uğrama tehlikesinin bulunmadığını anlattı.

Vücudun red reaksiyonunu engellemek için çok sayıda ilacın kombine edilerek hastaya verildiğini belirten Sever, hastanın bu ilaçları ömür boyu kullanması gerektiğini, bu ilaçların vücudun savunma sistemlerinde zarara yol açma, kanser ve infeksiyon gelişmesi gibi yan etkilerinin görülebildiğini kaydetti.

Prof. Dr. Sever, bunların dışında çok sayıda metabolik yan etkilerinin de olduğunu, kullanılan bu ilaçların iyi yönetilmesi ve manipüle edilmesi gerektiğinin altını çizdi.

Nakille tedavinin olumlu yanlarının daha fazla olduğunu söyleyen Sever, belli ilaçların alınmasıyla, hasta kişilerin tamamen sağlıklı insanlar gibi normal yaşantılarını sürdürebileceklerini belirtti.

Şu anda böbrek nakli yapılmış bin 700 hastalarının olduğunu kaydeden Sever, bunların pek çoğunun nakillerinin 10 sene ve 20 sene önce yapıldığını ve nakil yoluyla tedavi olmuş kişilerin yaşam kalitelerinin diyalize giren hastalardan genel olarak daha kaliteli olduğunu sözlerine ekledi.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.