Flaş Haber
Kapat

'Medya insanları korkutuyor'

Son zamanlarda toplumsal olayların medyada daha fazla yer bulmasının sonuçlarını değerlendiren bilim insanları, medyanın, insanları endişeye sevk edip yalnızlaştırdığını söyledi. İzleyiciler de morallerini bozduğu için haber izlemek istemediklerini ifade etti.

'Medya insanları korkutuyor'

Son zamanlarda toplumsal olayların medyada daha fazla yer bulmasının sonuçlarını değerlendiren bilim insanları, medyanın, insanları endişeye sevk edip yalnızlaştırdığını söyledi. İzleyiciler de morallerini bozduğu için haber izlemek istemediklerini ifade etti.

14 Mart 2016 Pazartesi 10:05
'Medya insanları korkutuyor'

Son zamanlarda toplumsal olayların medyada daha fazla yer bulmasının sonuçlarını değerlendiren bilim insanları, medyanın, insanları endişeye sevk edip yalnızlaştırdığını söyledi. İzleyiciler de morallerini bozduğu için haber izlemek istemediklerini ifade etti.

Dün meydana gelen Ankara patlaması, daha önceki patlamalar, Doğu ve Güneydoğu'daki olaylar, komşu ülkelerde yaşananların ekrana yansıma biçimini değerlendiren Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Radyo, Televizyon ve Sinema Bölüm Başkanı Doç. Dr. Vahit İlhan, medyanın, içeriği ve tercih ettiği dil ile izleyiciyi korku ve endişeye sevk ettiğini söyledi. Medyanın bu yönüyle, insanları sindirerek, terör örgütlerinin isteklerine hizmet ettiğini vurgulayan Doç. Dr. Vahit İlhan, haberlerin gerçekten uzak, kurgulanmış filmler olduğunu belirtti. Doç. Dr. Vahit İlhan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"GERÇEK DEĞİL, KURGULANMIŞ HABER FİLMLERİ"

"İnsanlar, kriz zamanlarında daha fazla enformasyona ihtiyaç duyar. Ekonomik bir kriz durumunda, savaş söz konusu olduğunda insanlar daha fazla habere ihtiyaç duyar. Kriz olmadığı, rutin zamanlarda da daha çok magazin, yaşam haberlerine kayar. O nedenle Türkiye'de şu anda kriz olduğu için insanlar daha fazla habere ihtiyaç duyuyor ve haberin ayrıntısı var mı yok mu ilgilenmiyor. Ekrana yansıtılan her şeyi sorgulamadan, olayın gerçeği gibi algılıyor ama tabi ki her medya kuruluşu olayı kendi çerçevesinden yansıtıyor. Halbuki gerçek dediğimiz şey, kurgulanmış, küçük, haber filmleri. Bazen bunlar acıklı haberler olabiliyor, örneğin şehit haberleri böyle bir şey. Eskiden müzik vardı, ondan kurtulduk. Şimdi bunu, şehitlerin yakınlarını daha çok göstererek, onları konuşturarak, ağlayan insan görüntüleri çekerek yapıyorlar. Reyting alıyorlar ama bu süreçte insanları infiale uğratıyorlar ve bunu ciddiye almıyorlar. Örneğin, büyük bir eylemde kanlı görüntüleri yayınladığınız zaman bunu izleyen insanlar korkar, siner ve tam da terör örgütlerinin istediği şeye hizmet ederler."

"MEDYA İNSANLARI YALNIZLAŞTIRIYOR"

Nuh Naci Yazgan Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Psikoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Özel Kayseri Memorial Hastanesi Psikiyatristi Yrd. Doç. Dr. Şaban Karayağız da, özellikle haberlerin söz konusu içeriğiyle insanları yalnızlaştırarak, depresyona ve kaygı bozukluğuna sevk ettiğine dikkat çekti. Son zamanlarda haber bültenlerinde çokça şahit olunan, patlama, bombalama gibi olumsuz görüntülerin, izleyicinin bilincinde normalleşmeye ve şiddete tepkisellikten uzaklaşmaya neden olduğunu belirten Yrd. Doç. Dr. Şaban Karayağız, "Herkes şiddeti normal görmeye başladığında bu durum toplumsal infiale neden olur. İnsan olmanın gereği olan diğer çözümler; konuşma, iletişim gibi çözümleri atlayıp şiddet ve güç gösterisine dönüşmeye başlar" dedi.

SONUMUZ NE OLACAK?

İlgili içeriklerin insanları umutsuzluğa sevk ettiğinin altını çizen, Yrd. Doç. Dr. Şaban Karayağız, "Son zamanda gelen danışanlarımda genelde bir mutsuzluk var; 'Hocam ne için çalışıyorum, sonumuz ne olacak? Bizim zamanımız biraz daha iyiydi ama durum giderek kötüleşirse, çocuklarımıza nasıl bir gelecek bırakacağız gibi genel bir mutsuzluk, insanlardan korkma gibi durumlarla karşılaşıyorum. İnsanlar atık toplu taşıma araçlarını kullanmaktan kaçmaya başladı, kalabalık yerlerde alışverişe gitmekten uzaklaştı. Bunların sonucu da yalnızlaşmak. Psikolojik bakımdan da insanlarda genel bir depresyon ve kaygı bozukluğu hali ortaya çıkar" diye konuştu.

"AİLE İÇİ İLETİŞİMİ ARTIRIN, AKTİVASYONLARA KATILIN"

Medya uzmanlarının etik kurallar çerçevesinde, görüntüye odaklanmaktan ziyade, olayları neden-sonuç ilişkisi içinde değerlendirmeleri gerektiğini belirten Yrd. Doç. Dr. Şaban Karayağız, izleyicilere şu önerilerde bulundu:

"İnsanlar böyle haberleri izledikçe gün içerisinde yaşadıkları olaylarda bardağın dolu tarafına bakmayı ihmal ediyorlar. Böyle durumlarda günlük keyif aldığımız, hayattan zevk aldığımız şeylere odaklanmak, aile içi iletişimi artırmak, birtakım aktivasyonlara katılmak bu düşüncelerin önüne geçebilir."

İZLEYİCİ NE DİYOR?

İzleyiciler de, bilim insanlarının tespitlerini destekledi. Morali bozulduğu için artık haber izlemediğini söyleyen Bekir Güney, "Çok moralim bozuluyor, çok üzülüyorum. Evde çocuklara sinirleniyorum. Onlar neden bu kadar etkilendiğimi soruyor. Etkilenmemek elde değil ki, hepimiz insanız. Suriye'ye döndük. Doğu'da taş üstünde taş kalmadı. Bu kadar olmaz. Haberciler görevini yapıyor, onlara kimse bir şey diyemez. Onlar da olmasa hiçbir şeyden haberimiz olmayacak. Daha yeni sansür konuldu değil mi, devlet rakamları açıklayana kadar. Kabul, açıklasın ama. Kısa sürede açıklasın da vatandaşın da endişesi bitsin yani. İnşallah böyle bir şey bir daha olmaz. Hepimize yazık" şeklinde konuştu.

"ÇOCUKLARIMIN GELECEĞİ İÇİN KORKUYORUM"

Haberlerin kendisinde nefret duygusunu körüklediğini dile getiren Arif Kaçmaz, "Görüntüleri izleyince moralim çok bozuluyor. Allah bu terörün toptan belasını versin. Çok üzülüyorum, ülkem için, vatanım için çok üzülüyorum. Nefret ediyorum bu PKK'dan. Çocuklarımın geleceği için çok korkuyorum. Ama devletimiz bunların altında kalmaz" dedi.

"İNSANLIĞIMIZI UNUTTUK"

"Ortada bir vahşet var" diyen Yüksel Tosun ise, "Ne olduğumuzu unuttuk. İnsanlığımızı unuttuk. Haber izlemek artık mutlu etmiyor. Bir vahşet var ortada, insan bunu yapar mı? Vatana her şeyimiz, canımız feda olsun. Ama sevdiklerimizi kaybetmek çok üzüyor bizi" dedi.

"ÖLDÜRMEK, VURMAK, BIÇAKLAMAK NORMALLEŞTİ"

Özellikle çocuklarının ilgili görüntülerden daha fazla etkilendiğini kaydeden Ali Kalem de, "Çocuklar çok etkileniyor ama bizlerde çok fazla bir etki bırakmıyor. Ben askerliğimi jandarma olarak yaptığım için görüntülere alışkınım. Ama çocuklarım için korkuyorum. Şu anda vurmak, öldürmek, bıçaklamak, çok basit ve normal bir şey gibi gelmeye başladı artık insanlara. Önceden çok garipsenecek olaylar şimdi sıradan olaylar gibi geliyor" ifadelerini kullandı.

Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi'nde, toplumsal olaylarda medya uzmanlarının nasıl davranması gerektiğine dair konu, 'doğru davranış kuralları' başlığı altında, 'Sarsıcı durumlarda: Üzüntü, sıkıntı, tehlike, yıkım, felaket ya da şok halindeki insanlar söz konusu olduğunda gazetecinin olaya yaklaşımı ve araştırması insani olmalı ve gizliliklere uyularak duygu sömürüsünden kaçınılmalıdır' ifadeleri ile beyan edilmiştir.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.