Lübnanlı Şii din alimi Fadlallah:

Lübnanlı Şii din alimi Fadlallah:

Lübnanlı Şii din alimi Fadlallah:

Lübnanlı Şii din alimi Fadlallah:

05 Şubat 2016 Cuma 09:25
Lübnanlı Şii din alimi Fadlallah:

Lübnanlı Şii din adamı Muhammed Hüseyin Fadlallah'ın oğlu Ali Fadlallah, bölgede yaşanan sıkıntıların Suudi Arabistan, Türkiye, Mısır ve İran gibi önemli ülkelerin yakınlaşması ve siyasi alanda uzlaşmasıyla son bulacağını belirtti.

Fadlallah, son zamanlarda İslam coğrafyasında yaşanan olaylara ilişkin AA muhabirine açıklamalarda bulundu. İslam ümmetinin mevcut sıkıntılardan dini ve siyasi olmak üzere iki çözüm yoluyla kurtulacağını aktaran Fadlallah "Dini çözüm, İslam adına değişik fetvalar vererek mevcut gerginliği artıran kişiler yerine, dini otoritelerin harekete geçip aktif rol almasıyla mümkündür. Siyasi çözüm ise Suudi Arabistan, Türkiye, Mısır ve İran gibi önemli ülkelerin yakınlaşması ve siyasi alanda uzlaşmasıyla gerçekleşir" dedi.

Fadlallah, söz konusu ülkelerin bir birleriyle görüşüp bölgede krize neden olan sorunları çözme konusunda çaba göstermeleri gerektiğini ifade etti.

İran-Suudi Arabistan arasındaki gergin ilişkinin İslam alemine zarar verdiğini vurgulayan Fadlallah, "İslam alemine ve her iki ülkeye de zarar veren bu sorunun devam etmemesini ümit ediyorum" ifadelerini kullandı.

- "Sorunlara şiddetle değil nezaketle yaklaşılmalı"

Hz. Muhammed'in "Yumuşaklık bir şeyde bulunursa mutlaka onu süsler, bir şeyden çıkarsa onu da çirkinleştirir" Hadis-i Şerifi'ni hatırlatan Fadlallah, sorun ve krizlere şiddetle değil, yumuşaklık ve nezaketle yaklaşılması gerektiğini belirtti.

İslam adına çeşitli bölgelerde işlenen cinayetlerin ve yıkımların İslam'ın imajına zarar verdiğini vurgulayan Fadlallah, bunun düzeltilmesi için de bütün dini otoritelerin kararlı bir tutum sergilemesi gerektiğini söyledi.

Fadlallah, İslam'ın imajına zarar verildikten sonra Sünnilik ve Şiiliğin hiçbir anlamının kalmayacağına dikkati çekerek sözlerini şöyle sürdürdü:

"Gelecek şiddet ve aşırılığı kullananların değil ılımlı, itidal ve diyalogla sorunları çözenlerin olacaktır. Ortadoğu'daki çekişmeler siyasidir ve bir güç mücadelesidir. Bu sorunlar bazen de mezhepsel ve dini boyut kazanıyor. Din ve mezhep konularının kullanılması daha tesirli ve insanlar genelde her şeyden çok din konusunda galeyana geliyor. Dolayısıyla sorunların çözümünün mezhepsel değil, siyasi olması gerekir."

- "Lübnan istikrarlı bir süreçte ilerliyor"

Lübnan'daki siyasi konulara da değinen Fadlallah, "Sağlam temeller üzerinde olmasa da istikrarlı bir süreçte ilerliyor. Taraflar arasında devam eden görüşmeler en azından genel olarak gergin olan havayı yumuşatıyor. Ancak, daha fazlası yapılmalı. Küllerin altındaki közü gizleyemeyiz" diye konuştu.

Fadlallah Velayet-i Fakih konusuyla ilgili ise Şiilerin bu konuda dini merci olarak ittifak etmediklerini, bunun bir fıkhi mesele olduğunu ve her fıkhi mesele gibi bazılarının kabul edip bazılarının da onaylamadığını kaydetti.

- Velayet-i Fakih kurumu nedir?

İran'da Şahlık rejiminin son bulduğu 11 Şubat 1979 halk devriminin ardından aynı yılın aralık ayında düzenlenen referandum ile kabul edilen yeni anayasayla ülkenin rejimi "Velayet-i Fakih esaslı İslam Cumhuriyeti" olarak ilan edilmişti.

Şii mezhebinin inanç esaslarına göre, "Yer yüzünde gerçek adaleti, bir gün dünyaya geri dönmesi beklenen Hazreti Muhammed'in 12'nci kuşaktan torunu Mehdi'nin gerçekleştireceğine" inanılıyor.

Ayetullah Humeyni, "İslam'da Hükümet" adlı eserinde yer yüzündeki egemenlik hakkının Mehdi'nin vekili olarak Şii din adamlarına (Fakihlere) ait olduğunu teorize etti. 1979'dan vefatına kadar yönetimi elinde bulunduran İmam Humeyni'nin 1989'daki ölümünün ardından Ayetullah Ali Hamaney, İran rejiminin en üst makamı olan Velayet-i Fakih kurumunu temsilen "Devrim Rehberi" ve "Veliyy-i Fakih" sıfatlarıyla ülkeyi yönetiyor.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.