Kut'ül Amare Zaferi'nin 100. yılı 29 Nisan 2016 Cuma

Kut'ül Amare Zaferi'nin 100. yılı 29 Nisan 2016 Cuma

Kut'ül Amare Zaferi'nin 100. yılı 29 Nisan 2016 Cuma

Kut'ül Amare Zaferi'nin 100. yılı 29 Nisan 2016 Cuma

29 Nisan 2016 Cuma 21:34
47 Okunma
Kut'ül Amare Zaferi'nin 100. yılı 29 Nisan 2016 Cuma

Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Kut'ül Amare Zaferi, çöküşün başladığı, umutsuzluğun yaygınlaştığı bir zaman diliminde milletimiz için ve o coğrafyadaki bütün mazlum milletler için ab-ı hayat olmuştur." dedi.

Kut'ül Amare Zaferi'nin 100. yılı dolayısıyla düzenlenen anma programında konuşan Davutoğlu, konuşmasına Kut'ül Amare kahramanı merhum Halil Paşa'nın mektubundaki, "Allah'ın yardımıyla bugün Kut'ül Amare müstahkem mevki zaptedildi. 5'i general olmak üzere 500 subay ve 13 bin İngiliz askerin esir alındığını arz ve müjdelerim" bölümünü okuyarak başladı.

Anma dolayısıyla şehit ve gazi olan ecdadı bir kez daha hürmet ve minnetle yadettiğini ifade eden Davutoğlu, "Güzel vatanımız, aziz milletimiz için kahramanca çarpışarak can veren bütün şehitlerimize, Allah'tan rahmet diliyorum. Buradan Kut'ül Amare Zaferimizin kumandanı Halil Paşa ve onun kahraman askerlerinin aziz ruhlarını ihtiramla, hürmetle selamlıyorum. Onlar İstiklal mevzu bahis olduğunda neler yapabileceğimizi, hangi fedakarlıkları gösterebileceğimizi Kut Zaferi ile tüm dünyaya gösterdi. Tarihimizde Çanakkale Destanı'nı, Sarıkamış hadisesi, Yemen acısını biliriz de maalesef Kut'ül Amare'yi fazlaca bilmeyiz" dedi.

Tarihi çalışmalar yapıldığında bu zaferin öneminin anlaşılacağını belirten Başbakan Davutoğlu, Kut'ül Amare'nin Osmanlı'nın hayat memat mücadelelerinden birisi olduğunu, Türk milletinin hayatına kasteden topyekun saldırıya karşı en esaslı başkaldırılardan, direnişlerden biri olduğunu dile getirdi.

Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Oysa bu savaş bütün Ortadoğu halklarının Bağdat'a ilerleyen sömürgeci güçlere karşı son direnişiydi. Kut'ül Amare Zaferi, çöküşün başladığı, umutsuzluğun yaygınlaştığı bir zaman diliminde milletimiz için ve o coğrafyadaki bütün mazlum milletler için ab-ı hayat olmuştur. Çanakkale'den başlayan istiklalini koruma iradesinin bir benzeri Kut'ül Amare'de ortaya konmuştur. Çanakkale'de İstanbul, Kut'ül Amare'de Bağdat savunulmuştur. Kut'ül Amare şehitleri ve gazilerimizin o destansı mücadelesi istiklal mücadelemizle kurulacak Türkiye Cumhuriyeti'ne ruh ve mana vermiştir. Kut'ül Amare ruhu, cumhuriyetimizin üzerinde yükseldiği değerlere bereketli bir zemin olmuştur. Geçen asrın zafer ve istiklalimize giden yolumuzun en önemli duraklarından birisidir Kut'ül Amare."

Başbakan Davutoğlu, Çanakkale'ye, Kut'ül Amare'ye gidilen süreçte tablonun çok olumsuz olduğunu, işgalcilerin dört bir yandan hasta adam diye tabir ettikleri Osmanlı'yı mezara koymaya geldiklerini ifade ederek, "Ama Kut'ül Amare ile hezimete uğrayınca bu milletin kolay lokma olmadığını fiilen tecrübe ettiler. Şüphesiz büyük bir zaferdir. Eğer işgalci güçler Kut'ta durdurulmamış olsaydı, Bağdat ve kuzeyine ilerleyebilir, kuzeydeki Rus tehdidiyle birlikte bu toprakların kaderine kasteden büyük bir felakete sebebiyet verebilirlerdi. Bu anlamda Kut'ül Amare çok büyük anlamlar ihtiva ediyor. Kut'ül Amare, unutulacak bir zafer değildir." diye konuştu.

Eski Türkiye anlayışının uzun yıllar bu zaferi hatırlamak istemediğini, adeta sistemli bir şekilde unutturmaya çalıştığını aktaran Davutoğlu, her yıl Genelkurmay Başkanlığının sitesinde yapılan bir kutlama dışında Kut'ül Amare'nin hatırlanmadığını söyledi.

Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Ama bugün Sayın Cumhurbaşkanımız sizin himayenizde Kut'ül Amare tekrar milletimizin hafızasında, gönlünde hakettiği yeri buldu. Resmi tarih anlayışı bu anlamda tarih kitapları bu zafer üzerinde ne yazık ki yeterince durmadı ama artık Türkiye değişiyor. Unutturulan tarihimizi yeniden hatırlıyoruz, hafızamızı yeniden keşfediyoruz. Kut'ül Amare'yi yeniden hem de devlet töreniyle kutluyoruz. Aziz şehitlerimizin manevi huzurunda bir kez daha söz veriyoruz ki dün olduğu gibi bugün de vatandaşlarına zulüm eden, kan döken zalim diktatörlerin ve insan hayatını hiçe sayan terör örgütlerinin tam karşısında yer alarak Kut'ül Amare ruhunu yaşatacak ve şehit kanlarıyla yoğrulmuş vatan toprağımızın izzetine, şehitlerimizin hatırasına uygun davranacağız ve kıyamete kadar Kut'ül Amare bir daha unutturulmayacak."

Kamuoyunda bazı basın yayın organlarında Kut'ül Amare anması üzerinde oluşturulmaya çalışılan olumsuz algının tamamen milletten, tarihten gelen değerlere yönelik bir saldırı mahiyeti kazandığını ifade eden Davutoğlu, "Kut'ül Amare etkinlikleri 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'na alternatif gibi gösterildi. Asla alternatif değildir. Bu bayramlar birbirinin ayrılmaz cüzleridir, birbirinin takipçileridir. Kut'ül Amare'yi anlamayan, Çanakkale Savaşı'nı anlamayan, 23 Nisan'daki milli iradeyi, milli egemenliği de idrak edemez. 23 Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı da hepimizin bayramı, Kut'ül Amare de hepimizin zaferidir" diye konuştu.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, milli egemenlik için verilen her mücadelenin kendileri için kutsal olduğunu ifade ederek, "Egemenlik mücadelesinde kazanılan her zafer bizimdir hem de bütün mazlum milletlerindir. Bugün aramızda bulunan Kut Valisi ve Kut'tan gelen değerli Iraklı kardeşlerimizin de zaferidir bu. Sadece 78 milyonun değil, bütün Ortadoğu halklarının zaferidir Kut'ül Amare." dedi.

Bu zaferin daha başka pek çok açıdan da önemli olduğunu vurgulayan Davutoğlu, Kut'ül Amare'nin, zorbalığa, tefrikaya karşı birliğin altın levhası olduğunu vurguladı.

Davutoğlu, 100 yıl önce Osmanlı bakiyesi coğrafyanın bütün halklarının 1916 yılında Bağdat'a doğru ilerleyen sömürgeci güçlere karşı son büyük direnişlerini yaptığını, son büyük zaferi kazandıklarını belirterek, şunları kaydetti:

"O orduda Araplar, Türkler, Kürtler, Süryaniler, Keldaniler, Sünniler, Şiiler hep beraber savaştı. Omuz omuza savaştı. O günkü vahdet ruhu bize bugün çok şey anlatmaktadır. Aslında Irak halkının da hepimizin de keşfetmesi gereken ilk şey o günün birlik ruhudur. En zor zamanımızda biz, yani Türkler, yani Kürtler, yani Araplar, yani Sünniler, yani Şiiler, Müslümanlar, Hristiyanlar yani Mezopotamya'nın bu kadim coğrafyanın bütün halkları omuz omuza mücadele verdik Kut'ül Amare'de. Devrin zorbalarına yedi düveli yenebileceğimizi gösterdik. Kut'ül Amare bu zaferin adıdır. Bugün aradan tam 100 yıl geçtikten sonra bugünün zorbaları aynı topraklara musallat olmuş vaziyettedir. Bugün yine bir tarafta iyinin, doğrunun, hakkaniyetin, kardeşliğin etrafında kümelenenler, diğer tarafta ise parçalayıcı, kardeşi kardeşten ayırıcı fitneciler var. Bugün yine o iki anlayış, o iki ruh karşılaşıyor, yüzleşiyor, savaşıyor."

(Sürecek)

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.