Kut'ül Amare Zaferi'nin 100. yılı 29 Nisan 2016 Cuma

Kut'ül Amare Zaferi'nin 100. yılı 29 Nisan 2016 Cuma

Kut'ül Amare Zaferi'nin 100. yılı 29 Nisan 2016 Cuma

Kut'ül Amare Zaferi'nin 100. yılı 29 Nisan 2016 Cuma

29 Nisan 2016 Cuma 21:04
38 Okunma
Kut'ül Amare Zaferi'nin 100. yılı 29 Nisan 2016 Cuma

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Batı medeniyetinde Türk'ün, belli bir kavmin adı değil, tüm Müslümanları ifade eden bir isim olduğunu belirterek, "Dünyada 200 milyonun üzerinde bir varlığa sahip Türkçe konuşan toplumlar denince de akla önce bizim milletimiz gelir. Millet olarak temsil ettiğimiz bu geniş algının gerisindeki büyük mücadeleyi ve fedakarlıkları çok iyi görmek, çok iyi değerlendirmek ve idrak etmek mecburiyetindeyiz. Ülkemizde maalesef, nesillere bu büyük fotoğrafı gösterecek bir tarih anlayışı mevcut değil." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kut'ül Amare Zaferi'nin 100. Yılı dolayısıyla Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı'nda düzenlenen programda yaptığı konuşmada, bir asır önce 29 Nisan 1916'da kazanılan zaferin 100. yılının hayırlı olmasını temenni etti.

Selmanı Pak ve Kut çarpışmaları başta olmak üzere 1. Dünya Savaşı'nın tüm cephelerinde kahramanca mücadele eden şehit ve gazi olan tüm askerleri rahmetle ve minnetle yad eden Erdoğan, bu toprakları vatan kılmak için Malazgirt'ten beri kesintisiz bir şekilde sürdürülen mücadelelerin her bir aşamasında şehit ve gazi olan ecdadı aynı şekilde rahmetle ve hürmetle andığını söyledi.

Erdoğan, Kurtuluş Savaşını kazanarak Türkiye Cumhuriyetini armağan eden Gazi Mustafa Kemal başta olmak üzere kurucu meclisin ve ordunun tüm mensuplarını anarak, Mithat Cemal Kuntay'ın "Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır / Toprak, eğer uğrunda ölen varsa vatandır" dizelerini okudu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, milletin, bu coğrafyadaki bin yıllık varlığı boyunca Anadolu'nun bozkırlarını Ege'nin, Trakya'nın ve Akdeniz'in bereketli ovalarını, Karadeniz'in yeşil tepelerini, Doğu Anadolu'nun görkemli dağlarını, bugün bir kısmı sınırlarımız dışında bulunsa da insanlığın Fırat ve Dicle etrafındaki kadim yerleşimlerini tüm renkleriyle Balkanları ve vatanın her karışını kanıyla yoğurarak bayrağı dalgalandırdığını kaydetti.

Bu vatanın kimsenin inayeti olmadığını vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:

"Bu coğrafya millet olarak bedelini halen, her gün ödediğimiz, bize anamızın ak sütü kadar helal olan asli vatanımızdır. Terörle mücadelede şehit olan tüm askerlerimize, polislerimize, korucularımıza Allah'tan rahmet, gazilerimize şifa diliyorum. Geniş bir coğrafyada 2 bin 200 yılı aşkın süredir kesintisiz devam eden devlet geleneğimiz boyunca yüreğimizle ve bileğimizle, hakkını vermediğimiz hiçbir zaferimiz yoktur. 1400 yıllık İslam tarihinin bilhassa son 1000 yılında bizim içinde olmadığımız hiçbir büyük mücadeleye rastlamak neredeyse mümkün değildir. Tüm medeniyetlerin, tüm milletlerin göz bebeği Anadolu'yu bunca yıldır vatanımız olarak muhafaza edebilmemizin gerisinde işte böyle büyük bir birikim vardır. Batı medeniyetinde Türk, belli bir kavmin adı değil tüm Müslümanları ifade eden bir isimdir. Dünyada 200 milyonun üzerinde bir varlığa sahip Türkçe konuşan toplumlar denince de akla önce bizim milletimiz gelir. Millet olarak temsil ettiğimiz bu geniş algının gerisindeki büyük mücadeleyi ve fedakarlıkları çok iyi görmek, çok iyi değerlendirmek ve idrak etmek mecburiyetindeyiz. Ülkemizde maalesef, nesillere bu büyük fotoğrafı gösterecek bir tarih anlayışı mevcut değil."


- "Ders kitaplarındaki tarih eksik"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, birtakım iyi niyetli ve başarılı çalışmaların olduğunu ama bunların özellikle batı ülkelerinin benzer çalışmaları yanında çok sönük kaldığını, ders kitaplarındaki tarih anlatımında ise eksikliğin dışında adeta tam tersi bir çabanın söz konusu olduğunu vurguladı.

"Milletimizin, medeniyetimizin binlerce yıllık tarihini, neredeyse 1919 yılından başlatan bir tarih anlayışını reddediyorum. Her kim ki zaferleriyle ve yenilgileriyle son 200 yılımızı, hatta son 600 yılımızı soyutlayıp eski Türk tarihinden Cumhuriyete atlıyorsa biliniz ki o kişi milletimizin de devletimizin de hasmıdır." diyen Erdoğan, Balkan Savaşı'nın, Gazi Mustafa Kemal'in Çanakkale'de askerlerine hucum emri verdiği ifadesiyle "Balkan utancını bir daha yaşamaktansa ölmeyi tercih ederim" dediği bir hezimet olduğunu söyledi.

Osmanlı ordusunun Balkan hezimetinden aldığı derslerle 1 yıl gibi kısa sürede kendisi yenilediğini dile getiren Erdoğan, bu sayede 1. Dünya Savaşı'nda 1 milyonu dahi bulmayan bir güçle, 1,5 milyon İngiliz, 1 milyon Rus, çeyrek milyon Fransız ve bir o kadar da Ermenilerin başı çektiği çeşitli azınlık çeteleriyle mücadele edebilmeyi başardığını aktardı.

Osmanlı ordusunun bu dönemdeki başarısının bir başka ülkeden gelen az sayıdaki askeri danışmanın değil, milletin ordusuyla birlikte varlığını korumak için başlattığı kıyamın ürünü olduğunu belirten Erdoğan, "Tüm cepheleriyle 1. Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı milletimizin kıyamıdır, yani ayağa kalkışı, şahlanışıdır." dedi.


- "Bizim ordumuz sadece muvazzaf değildir, mobildir"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, tarih kitaplarında milletimiz için "asker millet" veya "ordu millet" denildiğini dile getirerek, gerektiğinde tüm fertleriyle, inancı, vatanı, bayrağı, devleti uğruna savaşabilen, bunu göze alabilen bir millet olduğumuzu söyledi. Ordunun sadece muvazzaf olmadığını vurgulayan Erdoğan, ayrıca mobil ordunun bulunduğunu, bunun da millet olduğunu ifade etti.

Tokat türküsündeki "Hey Onbeşli" hitabının lise çağlarında olup da askere giden gençleri ifade ettiğini, 1. Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı yıllarında ülkedeki pek çok lisenin mezun veremediğini anımsatan Erdoğan, bu okullardakilerin cepheye gidip şehadet şerbetini içtikleri için geri dönüp eğitimlerini devam ettiremediklerini anlattı.

Erdoğan, Yahya Kemal Beyatlı'nın "Süleymaniye'de Bayram Sabahı" şiirinden dizeler okuyarak, "Böyle bir milletin tarihindeki zenginlikleri anlatmaya değil kitaplar kütüphaneler bile yetmez. Bunu böyle görüyoruz. Ama biz ne yapmışız? Kendi tarihimizin üzerine adeta kara bir örtü örtmeye çalışmışız. Kendi tarihimi gömmeye çalışmışız. Kendimize ait olan pek çok başarıyı sanki bizimle ilgisi yokmuş gibi kısaca anlatıp geçenler veya hiç değinmeyenler hem ecdadımıza saygısızlık, hem de gelecek nesillere çok büyük kötülük yapmışlardır. Kut'ül Amare Zaferi bunun en çarpıcı örneğidir." diye konuştu.

(Sürecek)

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.