Kurumsal e-postanın işverence incelenmesi ihlal sayılmadı

Kurumsal e-postanın işverence incelenmesi ihlal sayılmadı

Kurumsal e-postanın işverence incelenmesi ihlal sayılmadı

Kurumsal e-postanın işverence incelenmesi ihlal sayılmadı

10 Mayıs 2016 Salı 11:54
Kurumsal e-postanın işverence incelenmesi ihlal sayılmadı

Anayasa Mahkemesi, mahremiyete ilişkin yazışmalar içeren kurumsal e-posta hesapları işveren tarafından incelenerek işe iade davasında delil olarak kullanılan iki kişinin bireysel başvurusunda, özel hayata saygı ve haberleşmenin gizliliği haklarının ihlal edilmediğine karar verdi.

Resmi Gazete'de yayımlanan karara göre, Ö.K. 1 Mart 2010'da, O.Ö. ise 11 Nisan 2011'de özel bir şirkette çalışmaya başladı.

O.Ö'nün eşi 14 Mayıs 2012'de şirket üst yöneticisini ziyaret ederek, Ö.K. ve O.Ö. arasında duygusal ilişki bulunduğunu söyledi ve kanıt olarak e-posta yazışmalarını sundu.

İşveren tarafından çalışanlara istifa edebilecekleri ya da karşılıklı anlaşma yoluna gidilebileceği, aksi takdirde iş sözleşmelerinin feshedileceği bildirildi.

Duygusal ilişki yaşadıkları iddiasını reddeden çalışanların iş sözleşmeleri 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25. maddesinde yer alan "Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri" başlıklı (II) numaralı bendi gereğince 21 Mayıs 2012'de işveren tarafından feshedildi.

O.Ö, eşiyle arasında boşanma davasının sürdüğünü belirterek, iddiaların iftiradan ibaret olduğunu savundu. O.Ö ve Ö.K, işe iade davası açtı.

Bakırköy 12. İş Mahkemesi, davayı reddetti. Kararın, Yargıtayca da onanması üzerine Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunuldu.

Başvuru dilekçesinde başvurucular, kişisel e-posta hesapları üzerinden gerçekleştirdikleri yazışmaların içeriklerine işveren tarafından rızaları olmaksızın ulaşıldığını, bu içerikler dikkate alınarak devamının çekilmez hale geldiği gerekçesiyle iş sözleşmelerinin feshedildiğini, açtıkları işe iade istemli tespit davasında söz konusu yazışmaların delil olarak kabul edildiğini belirterek, özel hayata saygı ve haberleşmenin gizliliği haklarının ihlal edildiğini öne sürdü.

Yüksek Mahkeme ise başvurucuların özel hayata saygı ve haberleşmenin gizliliği haklarının ihlal edilmediğine karar verdi.

Kararda, başvurucular ve işveren tarafından imzalanan iş sözleşmelerinde yer alan hükümler gereğince başvurucuların iş yerinde uyulması gereken kurallara ilişkin yürürlükte olan İç Tüzük'ü, Temel Yönetmelik'i, oryantasyon kitapçığını, Seyahat Yönetmeliği'ni, talimatları ve prosedürleri ilgili sözleşmelerin ayrılmaz eki ve parçası olarak kabul ettikleri ve tüm bu düzenlemelere uymakla kendilerini yükümlü kıldıkları belirtildi.

İş sözleşmelerinin parçası olan düzenlemelerle şirket kaynaklarının, bilgisayarların, kurumsal e-posta hesaplarının kişisel amaçlar doğrultusunda kullanımının kesin şekilde yasaklandığı anlatılan kararda, gerektiğinde yazışmaların ve iletişim kayıtlarının takip edilebileceği ve incelenebileceği hususunda başvuruculara gerekli uyarılar ve bilgilendirmelerin de yapıldığı ifade edildi.

Bunun yanında, kurumsal olmadığı sürece kişisel hesapların ve kişisel iletişim vasıtalarının mesai saatleri içerisinde kullanılma imkanı olmasına ve buna ilişkin bir engel bulunmamasına rağmen, yapılan işin gerekleriyle ilgisi olmayan yazışmaların iş sözleşmelerine aykırı biçimde mesai saatleri içerisinde kurumsal hesaplar üzerinden gerçekleştirildiği vurgulanan kararda, bu nedenlerle başvurucuların kurumsal e-posta hesapları üzerinden gerçekleştirdikleri kişisel yazışmaların korunması konusunda makul bir beklenti içinde oldukları sonucuna ulaşılamayacağı kaydedildi.

- "Yazışmaların incelenmesi meşru amaç taşıyor"

Kararda, kurumsal e-posta hesaplarının kişisel amaçlarla ve Temel Yönetmelik'e uygun kullanıp kullanmadığını doğrulamak amacıyla başvurucuların yazışmalarını inceleyen işverenin meşru bir amaç taşıdığı belirtilerek, işveren tarafından gerçekleştirilen müdahalenin söz konusu meşru amaçla ölçülü olduğu, bu hususların Derece Mahkemelerince verilen kararların gerekçelerinde dikkate alındığı bildirildi.

Yerel mahkemece, sözleşmelerin feshinin başvurucuların eylemleri karşısında makul ve orantılı bir işlem olup olmadığının gözetildiği ve tüm bu hususlara dayanılarak davaların reddine ilişkin ilgili ve yeterli gerekçeler sunulduğu ifade edilen kararda, başvurucular arasındaki yazışmalara ait içeriklerin gerek yargılamaya ilişkin işlemlerde gerekse karar gerekçesinde alenileştirilmediği de aktarıldı.

Kararda, "Açıklanan nedenlerle özel hukuk iş ilişkilerinden doğan uyuşmazlıkları karara bağlayan Derece Mahkemelerince ilgili ve yeterli gerekçeler oluşturularak anayasal güvencelerin korunması açısından pozitif yükümlülüklerin yerine getirildiği ve yargılama süreçlerinde gerçekleştirilen işlemlerde yazışmaların içeriklerinin alenileştirilmediği anlaşıldığından başvurucuların Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alman özel hayata saygı hakkı ile Anayasa'nın 22. maddesinde güvence altına alınan haberleşmenin gizliliği hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir." denildi.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.