Kurtulmuş: Çok şükür vatandaşlarımız hafif yaralarla atlattı

BAŞBAKAN Yardımcısı Numan Kurtulmuş, Bursa'da meydana gelen canlı bomba saldırısına değinerek, "Çok şükür vatandaşlarımız çok hafif yaralarla bu meseleyi atlattılar.

Kurtulmuş: Çok şükür vatandaşlarımız hafif yaralarla atlattı

BAŞBAKAN Yardımcısı Numan Kurtulmuş, Bursa'da meydana gelen canlı bomba saldırısına değinerek, "Çok şükür vatandaşlarımız çok hafif yaralarla bu meseleyi atlattılar.

27 Nisan 2016 Çarşamba 22:30
74 Okunma
Kurtulmuş: Çok şükür vatandaşlarımız hafif yaralarla atlattı
BAŞBAKAN Yardımcısı Numan Kurtulmuş, Bursa'da meydana gelen canlı bomba saldırısına değinerek, "Çok şükür vatandaşlarımız çok hafif yaralarla bu meseleyi atlattılar. İslam'ın yüce adını kullanarak, haksız bir şekilde 1,5 milyar Müslümanı icram eden bir anlayış var. Bu gruplar, İslam'ın adını kullanarak ortaya çıkıyorlarsa, sorumluluğun büyük bir kısmı da Müslüman dünyasının kendisine düşüyor" dedi.

Beyoğlu Belediyesi tarafından Pera Palas Otel'de bu akşam ilki düzenlenen “Beyoğlu Sohbetleri" programına konuşmacı olarak Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş katıldı. Programın konukları arasında, çok sayıda gazeteci, yazar, siyasetçi, işadamı ve sanatçı yer aldı.

Yemeğin ardından yapılan yarım saatlik sohbet şeklindeki konuşmalardan sonra, konuklar Kurtulmuş'a sorular yöneltti. Programın soru-cevap kısmı basına kapalı gerçekleşti.

BURSA'DAKİ CANLI BOMBA OLAYI

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, Bursa'da meydana gelen canlı bomba saldırısına değinerek, şunları söyledi:

“Maalesef bugün İslam adına ortaya çıkıp çok açık bir şekilde İslam'ı son derece kötü temsil eden, insanları öldüren, canlı bombalar kullanan, şehirleri işgal eden, insanlara hayatı dar eden ve bütün bunları yaparken de İslam'ın yüce adını kullanarak, haksız bir şekilde 1,5 milyar Müslümanı icram eden bir anlayış var. Bu anlayışın elinde silahları var, bombaları var, son derece hain birtakım tuzakları var. Bunlardan birisini de bugün maalesef Bursa'da yaşadık. Çok şükür vatandaşlarımız çok hafif yaralarla bu meseleyi atlattılar. Ama şu ortaya çıkıyor ki; daha evvelki İstanbul saldırısı, Ankara saldırısı, birçok saldırılarla gördük ki, çok rahatlıkla Allah'ın yüce adını kullanarak, İslam'ın barışçıl değerlerini ayaklar altına alan birtakım organizasyonlar var. Bu organizasyonları ortaya çıkaran siyasi sebepleri tartışabiliriz. Bu gruplar, İslam'ın adını kullanarak ortaya çıkıyorlarsa, sorumluluğun büyük bir kısmı da Müslüman dünyasının kendisine düşüyor. Tek tek Müslümanlara düşüyor ve bu anlamda da üzerimizde sorumluluklar olduğunu bilmemiz gerekiyor. Dünyanın hiçbir yerinde, hiçbir terör örgütü arkasında bir siyasi destek yoksa, bir lojistik destek yoksa, bir istihbarat desteği yoksa, silah ve ekonomik desteği yoksa, bir gün bile kendi işini yapamaz. Şu anda terör örgütlerinin arkasındaki güçler çekilirse, bu örgütler bir hafta on gün sonra ne kadar gücü varsa onu kullanır ve tarih sahnesinden silinirler. Geçmişte olduğu gibi… ASALA örneğini hatırlatırım. Şimdi hanginiz ASALA'nın adını duyuyorsunuz? Ya da bir zamanlar El Kaide'nin adı çok sık duyuluyorken, bugünlerde çok az duyuluyor. Bütün bu örgütlerin siyasal anlamda bir kullanım tarihi var, o dolduğu zaman çöp tenekesine atıyorlar."

"ANAYASA'DAKİ BÜROKRATİK OLİGARŞİNİN KORUYUCU MADDELERİ MUTLAKA KALDIRILMALI"

Kurtulmuş sözlerini şöyle sürdürdü:

Türkiye'de tabii ustalıklı bir şekilde gizlenmiş, 82 Anayasası'nın içerisine gizlenmiş bürokratik oligarşinin koruyucu maddelerinin de mutlaka kaldırılması şarttır. Sadece bir tanesini söyleyeyim: 'Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir, millet bu egemenliğini anayasal kurumları eliyle kullanır' maddesi hâlâ durmaktadır. Bu, şu demektir: Yeri gelir ve siyasal dengeler değişirse, birtakım bürokratik oligarşinin kurum ve kuruluşları tekrar sopalarını çıkartır, siyasete müdahale ederler, hizaya sokabilirler demektir. Burada bir kez daha çok açık söylüyorum: Gelin, bunu şöyle değiştirelim: 'Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir, millet bu egemenliğini seçilmişleri vasıtasıyla kullanır.' Her alanda anayasanın yeni bir demokratik anlayışla dizayn edilmesi şarttır. Biz bunun için baştan beri çok açık davranıyoruz. Bütün partiler eşit bir şekilde masaya gelsin, kimin eteğinde hangi taş var, o taşı koysun. Türkiye'de hem bu anlamda devlet-millet ilişkilerini düzenlemek, hem kurumların yerli yerine oturtulması, hem de Türkiye'de etkin bir yasamanın ortaya konulması için kim nasıl bir anayasa istiyorsa, gelsin ortaya koysun. Ama maalesef şimdiye kadar muhalefetten böyle bir yaklaşım görmedik. Türkiye'deki anayasa tartışmaları, sanki tek bir madde tartışılıyormuş gibi başkanlık sistemine getirilip dayandırıldı. Kaldı ki başkanlık sistemiyle ilgili kim ne söyleyecekse, onu masada söyleyebilir. Türkiye'nin bu demokratik dönüşümünü tamamlayabilmesi için, siyasi partiler yasasının, seçim yasasının, meclis içtüzüğünün çok sayıda anti-demokratik yasa ve uygulamanın kaldırılması lazım. İnşallah biz çok sıkı bir şekilde, istediğimiz ideal bir anayasa nedir, milletin istediği nedir, çalışıyoruz, bunu gündeme getireceğiz. İnşallah da 367'yi buluruz, bulamazsak 330'u bulup millete gideceğimizi ümit ediyoruz."

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.