İslam İşbirliği Teşkilatı 13. Zirvesi

İslam İşbirliği Teşkilatı 13. Zirvesi

İslam İşbirliği Teşkilatı 13. Zirvesi

İslam İşbirliği Teşkilatı 13. Zirvesi

15 Nisan 2016 Cuma 12:10
30 Okunma
İslam İşbirliği Teşkilatı 13. Zirvesi
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) 13. Zirvesi'ni, Adalet ve Barış için Birlik ve Dayanışma temasıyla düzenlediklerini belirterek, "Birlik ve dayanışma olmadan adalet ve barış inşa edilemez. Birlik anlayışımızı, altını çizerek ifade ediyorum, kesrette vahdet ilkesi üzerine kurmamız gerekiyor. Farklılıklarımızla beraber birlik olmayı başaramadan Müslümanlar olarak yaşadığımız sıkıntıları aşamayız." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Genel Sekreteri İyad Medeni, İstanbul Kongre Merkezi'nde, İİT 13. Zirvesi'ne ilişkin ortak basın toplantısı düzenledi.

Erdoğan, 1989 yılında kurulan İİT'nin 56 üyesi ve 5 gözlemci üyesiyle, Birleşmiş Milletler'den sonra dünyadaki en büyük ikinci uluslararası örgüt ve daha da önemlisi bütün İslam ülkelerini bir araya getiren yegane uluslararası platform olduğunu anlattı.

Türkiye'nin, kuruluşundan bu yana teşkilatın faaliyetlerinde aktif bir şekilde yer aldığını, daha etkin bir hale gelmesi için de çaba gösterdiğini ifade eden Erdoğan, dün itibarıyla devraldıkları ve iki yıl sürecek dönem başkanlığı boyunca, bu çalışmaları daha ileri taşımanın gayreti içinde olacaklarını aktardı.

İslam Zirvesi'nin, teşkilatın en yetkili organı olduğunu anlatan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"İstanbul Zirvesi'nin Adalet ve Barış İçin Birlik ve Dayanışma temasıyla düzenledik. Birlik ve dayanışma olmadan, adalet ve barış inşa edilemez. Birlik anlayışımızı, kesrette vahdet ilkesi üzerine kurmamız gerekiyor. Farklılıklarımızla beraber, birlik olmayı başaramadan, Müslümanlar olarak yaşadığımız sıkıntıları aşamayız. Barış ve adalet sütunları üzerinde yükselen bir medeniyetin mirasçılarının, bugün daha çok iç savaşlar, silahlı çatışmalar, mezhep taassubu ve terörle anılıyor olması, gerçekten üzüntü vericidir. Dikkat edersek, şu anda çektiğimiz en büyük sıkıntı nedir? Üç ana başlık görüyoruz. Bunlardan bir tanesi mezhepçiliktir, bir diğeri ırkçılıktır, bir diğeri de terördür. İslam dünyasının içinde olduğu bu mezhepçilik tahribatını ki bu fitnedir bu aynı zamanda, bu ırkçılık tahribatını bu da başka bir fitnedir, bir diğer tarafta da terör olayı, bunlar bizi ciddi manada zayıflatmakta ve kan kaybına neden olmaktadır."

Bir hususa dikkati çekmek istediğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu:

"Dikkat edin mezhepçilikte, ölen, öldüren... Ölen Müslüman ve tekbir getirerek ölüyor. Öldüren o da 'Allahu ekber' diyerek öldürüyor. Bu ne menem bir iştir. Biz mezhepçilik noktasında ne Şii dinindeniz ne Sünni dinindeniz. Bizim tek dinimiz var, İslam. Ben Müslümanım. Diğerleri birer yol olabilir ona saygı da duyarız ama İslam'ı asla tartıştırmayız. Yeni yeni yollar aranması gibi bu tür fitne unsurlarının içerisine giremeyiz, oralarda rol alamayız.

İkincisi ırkçılık dedim. Rabbim bizleri kavimler halinde yarattı. Herkesin kavmine saygı duyarız. Arapına, Türküne, Kürdüne, Lazına, Çerkezine, Gürcüsüne, Abhazasına, dünyada ne kadar kavim, ırk varsa hepsine saygı duyarız. Ama hiç bir ırk, diğer bir ırka üstünlük mücadelesine, üstünlük kavgasına girerse işte bu da bir fitnedir. Bunlar bizi, böler, parçalar, bizi vicdanda da insanlıktan da uzaklaştırır, hele hele bu İslam'ın içinde ırkçılık fitnesi yaygınlaştırılırsa, bu aynı zamanda da beladır. Bir diğeri de terördür. Şu anda terör belasının insanlık bedelini ödüyor."

- "35 yıldır terörle mücadele ediliyor"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'de yaklaşık 35 yıldır terörle mücadele edildiğini belirterek, şu ifadeleri kullandı:

"Kaybettiğimiz insan sayısı, maddi bedel ortada ama bu ne yaptı kendi içinden yeni terör örgütleri doğurdu. PKK'nın içinden terör örgütünün bir tanesi PYD'dir, bir diğeri YPG'dir. Bakın şimdi Rusya açıklama yapıyor, 'Evet biz PYD'yi silahlandırıyoruz' diyor. Bu gerçekler ortada ve Moskova'da kendilerine ofis açtırıyor. Kimlerin terör örgütlerinin yanında yer aldığı artık gizlenmiyor, açık net ortada. DAEŞ terör örgütü Irak'tan başladı, Suriye'de yaygınlaştı, şimdi dünyanın değişik ülkelerinde, kıtalarında yer alıyor. İşte Boko Haram, bunlar hep birlikte gelişiyorlar. Oralarda da yine ciddi manada tahribatlar meydana getiriliyor. Ama sorduğunuz zaman bunu İslam adına yaptıklarını söylüyorlar. Bunların İslam ile falan alakası yok. Zira bizim dinimiz, bir sulh dinidir, barış dinidir. Kelime itibarıyla zaten 'silm' barış anlamına gelmektedir. Oradan neşet etmiş bir dinin mensuplarıyız. İçimizi yakan bu acı manzaranın oluşumunda, küresel sistemin yapısındaki adaletsizliğin ve dışarıdan yapılan müdahalelerin payını asla görmezden gelemeyiz. Bununla birlikte dünyada yaşanan insani dramların, krizlerin büyük kısmının Müslümanların yoğunlukta bulunduğu coğrafyalarda vuku bulduğu da bir gerçektir. Bunun üzerinde de özellikle durmamız lazım. Acaba niçin halkı Müslüman olan ülkelerde bu terör yaygınlaşıyor. Acaba bunun arkasında kimler var? Hangi unsurlar, hangi ülkeler var. Bunu da sorgulamamız lazım. Bunu sorguladığımız zaman, bu terör olaylarının daha sonra iç savaşa dönüşmesi çok anlamlıdır."

(Sürecek)

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.