GRAFİKLİ - Batı Sahra gölgesinde Fas dış politikası

GRAFİKLİ - Batı Sahra gölgesinde Fas dış politikası

GRAFİKLİ - Batı Sahra gölgesinde Fas dış politikası

GRAFİKLİ - Batı Sahra gölgesinde Fas dış politikası

21 Mart 2016 Pazartesi 11:03
43 Okunma
GRAFİKLİ - Batı Sahra gölgesinde Fas dış politikası

Fas'ın dış politikasını şekillendiren Batı Sahra sorunu, son günlerde üst üste gelen açıklamalar ile yine Kuzey Afrika'nın en önemli gündem maddesi olarak yerini aldı.

Avrupa Adalet Divanı, Fas ve Avrupa Birliği arasında 2012'de imzalanan serbest tarım antlaşmasını 10 Aralık 2015'te Batı Sahra'dan Avrupa'ya ithal edilen ürünlerden dolayı iptal etti. Bunun üzerine Fas hükümeti, 25 Şubat 2016'da Avrupa Adalet Divanı'nın kararını tanımadığını ve AB ile iletişimi durdurduğunu açıkladı.

AB ile yaşanan gerginliğin hemen ardından Cezayir İnsan Hakları Savunma Birliği, 4 Mart 2016'da Batı Sahra sorununun bir an önce çözülmesi için Birleşmiş Milletlere (BM) referandum çağrısı yaptı. Bu çağrı Fas'a ikinci bir darbe oldu. Aynı tarihte AB, Fas ile tekrar iletişim kanallarını açmak üzere resmi temaslar için AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini'yi Rabat'a gönderdi.

Fas hükümeti her ne kadar Cezayir'in açıklamalarını rutin açıklamalar olarak görse de BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun'un 5 Mart 2016'da Cezayir'i ziyaret etmesi ve orada Polisario Cephesi yetkilileriyle bir araya gelmesi, bardağı taşıran son damla oldu.

BM Genel Sekreteri Ban'ın, ay başında Cezayir'in güneybatısında yer alan Tinduf bölgesindeki Batı Sahralı mültecileri ziyareti sırasında Batı Sahra için "işgal altında" ifadesini sarfetmesi, Fas'ta büyük tepkiyle karşılandı. En yetkin ağızdan protesto edilen Ban'a karşı milyonluk protesto gösterileri düzenlendi. Gösterilerden sonra konuşan Başbakan Abdulilah Benkiran, "Başkent Rabat'ta ve Batı Sahra'nın en büyük kenti el-Ayun'da binlerce kişinin ulusal bayraklar taşıyarak yaptığı gösteri en büyük referandumdur" ifadeleriyle Ban'ın cevabını sokaktan aldığını belirtti.

Bu gelişmelerin yaşandığı bir dönemde Fas Kralı 6'ncı Muhammed'in 6 Mart'ta Rusya'yı ziyaret etmesi, ülkenin yeni "stratejik ortak" bulma çabası olarak değerlendirildi. Kuşkusuz Rusya ile yakınlaşmak sadece siyasi stratejik ortaklıktan ziyade ticari bir takım stratejik birliktelikleri de getiriyor. Özellikle Rusya'nın turizm ve tarım ürünleri alanında Türkiye, Ukrayna ve Mısır'a alternatif arayışına girmesi de Fas ile yakınlaşmanın altında yatan sebeplerden. Fas Kralı Rusya ziyareti esnasında birçok ikili antlaşmanın yanı sıra Batı Sahra konusunda da Rusya'nın desteğini almak için çaba sarfetti.

Batı tarafından ihanete uğradığını düşünen Fas hükümeti, Batı Sahra konusunda geri adım atmayacağını en yetkin ağızdan dile getirdi. AB ile iletişimi askıya alan Fas, bu konuda ne kadar kararlı olduğunu bir daha gösterdi. 2015 yılında benzer bir sorunu İsveç ile yaşayan Fas, diplomatik kanallar ile kurduğu baskı ve ilişkileri askıya almak gibi yaptırımlarla İsveç'e geri adım attırmıştı. Bu süreçte ticari olarak zarar görmeyi ve zarar vermeyi göze alan Fas yönetimi, İsveç firmalarının ülkedeki faaliyetlerini ikinci bir evreye kadar durdurma kararı almıştı.

Fas Dışişleri Bakanı Salahaddin Mizvar, 5 Mart tarihli açıklamasında, ülkesinin Avrupa Birliği'nden (AB), taraflar arasında imzalanan tüm anlaşmalara saygı duyulacağı konusunda güvence aldığını bildirdi.

Fas hükümeti 17 Martta Batı Sahra'daki BM Referandum Misyonu'nda (MINURSO) çalışan 84 görevlinin 3 gün içinde ülkeyi terk etmesini istedi ve bu misyona sağladığı maddi katkıları da durduracaklarını belirtti. BM misyonuna bağlı görevliler 20 Mart tarihinde Batı Sahra bölgesinden ayrıldı.

Mizvar'ın açıklamalarından sonra, BM Genel Sekreter Sözcüsü Stephane Dujarric, "Fas ile böyle bir tartışmadan kaçınılabilirdi ve ilişkileri düzeltmeyi umuyoruz" açıklamaları Fas ile BM'nin ilişkileri düzeltme çabalarının bir göstergesi olarak yorumlandı.

-AB ile ilişkiler

AB ile iletişimin kesildiği bir süreçte, Belçika'nın başbakan nezdinde gerçekleştirdiği Fas ziyareti ve Kral 6'ncı Muhammed'in Fransa ziyareti ile Fas'ın vazgeçilmez bir müttefik olduğu deklare edildi. Belçika Başbakanı ve kabinedeki en önemli bakanlardan oluşan resmi heyet, Fas ile ticari ve siyasi konularda bir takım antlaşmalara imza attı. Özellikle Fas'ın istihbarat ve terörle mücadele konusundaki tecrübesinden yararlanmak isteyen Belçika, ziyaretten memnun olduklarını belirtti.

Fransa ile Fas'ı son zamanlarda bir birine yakınlaştıran sebeplerin başında Fas'ın teröre karşı istihbarat bilgilerinin paylaşımları olmuştu. En son Fildişi Sahili'nde yaşanan terör saldırısından sonra, Fas İçişleri Bakanı Muhammed Hassad ve istihbarat başkanı tahkikata destek vermek için Fildişi Sahili'ne gitti. Fas'ın terörle mücadele konusundaki tecrübesi Avrupa ve Afrika ülkeleri ile ilişkilerinde en önemli avantajlardan biri olarak görülüyor.

Rabat'ta bulunan Mogherini'nin temaslarının olumlu geçmesi üzerine Fas, 17 Mart'ta AB ile iletişim kanallarını tekrar açma kararı aldı.

Terörle mücadele konusundaki başarısıyla göz dolduran, yenilenebilir enerji alanında dünyanın en önemli güneş enerjisi istasyonunu kuran, turizm ve havacılık sektörlerinde yeni yatırımlar yaparak uluslararası arenada boy gösteren Fas, yumuşak karnı Batı Sahra'dan dolayı zaman zaman tek başına kalıyor.

- Batı Sahra sorunu

10'uncu yüzyıldan itibaren Arap yarımadasından bölgeye göç eden Müslüman Arap nüfustan oluşan bölge, Fransa ve İspanya'nın işgaline kadar yerel yöneticiler tarafından Fas Krallığı'na bağlı olarak yönetildi.

1884 yılında, Fas'ın güneyinde ve Moritanya'nın kuzeyinde yer alan Sahra bölgesi ve Fas'ın kuzey kesimleri İspanya tarafından sömürgeleştirildi. Bölge daha sonra Fas'ın orta kesimlerini işgal eden Fransa ile yapılan antlaşma sonucunda 1934 yılında "İspanya Sahrası" adı ile İspanya'nın vilayeti ilan edildi. Bölge halkı 1970 yıllarında Batı Sahra'da İspanya hakimiyetine karşı ayaklanma başlattı. Bu ayaklanma sonucu 1973 yılında Mustafa Seyyid önderliğinde, İspanya işgaline karşı mücadele vermek üzere Polisario Cephesi kuruldu. Batı Sahra halkının temsilcisi olarak ortaya çıkan hareket, bağımsızlık için faaliyetlerini sürdürürken, 1975 yılında Uluslararası Adalet Divanı Sahra halkının kendini kaderini belirleme hakkı olduğunu ilan etti. Bunun üzerine İspanya bölgede referandum yapmayı önerdi. Referandum sonucuna göre bölgenin İspanya'ya bağlı kalacağı veya bölge halkının kendi kaderini belirleyeceği karara bağlanacaktı.

Bölgede referandum kararı alınması üzerine dönemin Fas Kralı 2'nci Hasan yüz binlerce Faslının bölgeye girmesine yol açan "Yeşil Yürüyüş"ün emrini verdi. Bu gelişmelerin ardından referandumdan vazgeçen dönemin İspanya Kralı 1'inci Juan Carlos, Kasım 1975'te Moritanya ve Fas ile "Madrid Uzlaşması"nı imzalayarak Batı Sahra topraklarını Fas ve Moritanya arasında paylaştırdı.

- Bağımsızlık talebi ve bölgenin bölünmesi

Polisario, bağımsızlık talep ettiği için bu antlaşmayı kabul etmedi ve 27 Şubat 1976'da Sahra Arap Demokratik Cumhuriyeti'ni (SADR) ilan etti.

İspanya'nın çekilmesinden sonra Fas ve Moritanya'ya karşı mücadele veren Polisario, Ağustos 1979'da Moritanya'nın Batı Sahra toprakları üzerinde hak iddialarından vazgeçmesi üzerine savaşı sona erdiren antlaşmayı imzaladı.

Moritanya ile savaşı durduran bu antlaşmadan sonra Fas, sömürgecilerden önce Sahra bölgesinin kendi toprakları olduğu iddiası ile Moritanya'nın çekildiği bölgeyi de topraklarına kattı.

Fas'a karşı silahlı mücadele veren Polisario'yı durdurabilmek için Fas hükümeti, 2 bin 700 kilometre uzunluğunda bir güvenlik duvarı inşa etti. Duvarın güneyinde kalan kısmını kontrol eden Fas bölgesinden duvarın diğer tarafına on binlerce Sahralı göç etti. SADR bölgesine göç edenlerle birlikte yaklaşık 100 bin Batı Sahralı, Fas tarafında ise yaklaşık 500 bin Batı Sahralı yaşıyor. SADR bölgesi çöl ile kaplı olduğu için bu bölgede yaşayan Sahralılar çoğunlukla Cezayir sınırları içerisinde bulunan Tenduf Mülteci Kampı'nda yaşıyor.

Her ne kadar duvarın diğer tarafına Cezayir yönetimi tarafından desteklenen Polisario hakim olsa da bölge çöl ile kaplı olduğundan, SADR hükümeti ve Polisario'nun merkezi Tinduf Mülteci Kampı'nda yer alıyor. 1991 yılında BM'nin arabuluculuğunda varılan ateşkes antlaşmasından bu yana Batı Sahra'nın statüsüyle ilgili görüşmeler başarıya ulaşamadı.

BM Batı Sahra'da Referandum Misyonu (MINURSO), BM Güvenlik Konseyi'nin 690 sayılı kararı doğrultusunda kuruldu. Taraflar arasında referanduma kimlerin katılacağı ile antlaşmaya varılamadığı için referandum şimdiye kadar gerçekleştirilemedi. Fas tarafı referanduma tüm Batı Sahra halkının katılmasını savunurken, Polisario "Yeşil Yürüyüş" ile Sahra bölgesine yerleşen Faslıların referanduma katılmasına karşı çıkıyor.

1997-2001 yılları arasında, İngiltere, Portekiz ve Amerika Birleşik Devletleri'nde gerçekleştirilen uzlaşı görüşmeleri sonucunda bir antlaşmaya varıldı. Bu antlaşmaya göre, Sahra halkı Fas egemenliği altında kendi parlamentolarına sahip olacaktı. Bu süreci 4 yıl ile sınırlayan antlaşma sonunda yapılacak referanduma, Batı Sahra bölgesinde bir yıldan fazla ikamet eden herkes katılabilecekti. Fakat bu antlaşma da uzun soluklu olamadı ve taraflar antlaşmayı reddetti.

Fas, 2007'de sorunun çözüme ulaşması için Batı Sahra'ya kendisine bağlı özerklik verilmesini gündeme getirmiş, ancak bölgenin kaderinin belirlenmesi için referandum yapılmasını savunan Polisario Cephesi buna karşı çıkmıştı. BM Güvenlik Konseyi de Fas'ın önerisini "Çatışmalı taraflar arasında çözüme ulaşmak amacıyla müzakere masasına sunulan tek öneri" olarak nitelendirmişti.

2013 yılında BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun'un Batı Sahra Özel Temsilcisi Christopher Ross, Batı Sahra sorununun çözüme kavuşturulması için başta Fas Başbakanı Benkiran olmak üzere üst düzey yetkililerle bir araya geldi. Bu temaslardan sonra Batı Sahra'nın en büyük kenti El-Ayun'a hareket eden Ross, Batı Sahra'da yaşayan kabileler ve STK'lar ile de görüştü. Bu görüşmelerden sonra açıklamalarda bulunan Ross, başta Kral 6'ncı Muhammed olmak üzere tüm siyasi grupları Batı Sahra konusunda sorumluluk almaya davet ederek, "Sorunun çözümü zor bir konu. Henüz çözüme bağlanmış bir şey yok." ifadelerini kullanmıştı.

Polisario Cephesi sorunu "Ulusal kurtuluş ve özgürlük savaşı" şeklinde tanımlarken, Fas yönetimi kendi toprakları olarak gördüğü bölgenin, İspanyol sömürgeciliğinden kurtarılmasının ardından Fransa ile Cezayir'in Polisario'yu kullanarak bölgeyi kendisine bağlamak istediğini savunuyor.

1984 yılında Afrika Birliği tam üyesi olan Batı Sahra Demokratik Cumhuriyeti, BM tarafından tanınmıyor. SADR resmi kaynaklarına göre, çoğunluğu Afrika ülkeleri ve Güney Amerika ülkeleri olmak üzere toplamda 85 ülke SADR hükümetini tanıdığını ilan etti. Bu ülkelerden 40'a yakını daha sonra SADR ile olan ilişkilerini dondurdu veya tanıma kararını geri çekti. Fas resmi kaynaklarına göre ise SADR, 34 ülke tarafından tanınıyor.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.