Flaş Haber
Kapat

GÖRÜŞ - İran-Arap ilişkilerinde 'tekrarlar ve inkarlar'

GÖRÜŞ - İran-Arap ilişkilerinde 'tekrarlar ve inkarlar'

GÖRÜŞ - İran-Arap ilişkilerinde 'tekrarlar ve inkarlar'

GÖRÜŞ - İran-Arap ilişkilerinde 'tekrarlar ve inkarlar'

08 Haziran 2016 Çarşamba 10:12
GÖRÜŞ - İran-Arap ilişkilerinde 'tekrarlar ve inkarlar'

FATIMA ES-SAMADİ - Geçtiğimiz yıllarda, Batılı ya da Arap araştırma merkezlerinin İran-Arap ilişkileri konusunda tertiplediği pek çok forum ve sempozyuma katıldım. Bu toplantıların tamamının ortak noktası, Arapların, İran'ın Arap ülkelerinin içişlerine karıştığı ve saldırgan bir politika izlediğini "tekrar" etmesi, İran'ın da bunu her zaman "inkar" ederek Suriye, Yemen ve Irak'ta yaşananlarla ilgili resmi söyleminin ardına gizlenmesi oldu. Son senelerde İran-Arap ilişkilerinde yaşanan tehlikeli değişim ve gerginliğin, ilişkilerin yapıcı bir yönde ilerlemesini engellediği hatta savaş ihtimalini artırdığı yönünde genel bir kanaat oluşmuş durumda.

El-Cezire Araştırma Merkezi'nde 2015'te Arap entelektüellerinin, İran'ın bölgedeki rolü ve karşılıklı ilişkilerin seyriyle ilgili eğilimlerini inceleyen bir anket çalışması yaptık. Eylül-Ekim 2015 tarihlerinde 21 Arap ülkesinden siyasetçi, akademisyen, entelektüellerin yanı sıra gençler ve sendika çalışanları üzerinde yapılan anketin hedefi, İran-Arap ilişkilerinin alması istenen formunu belirlemek amacıyla, meseleyi farklı yönleriyle ele almaktı.

Anket sonuçları, İran-Arap ilişkilerinin içinde bulunduğu krizin ne kadar derin olduğunu ortaya koydu. Sonuçlar, Arap dünyası entelektüellerinin, ilişkilerde gelinen noktaya "çok olumsuz" baktığını ve bu ilişkilerin geleceğiyle ilgili de karamsar olduğunu gösterdi. Anket sonuçlarına göre, katılımcıların yüzde 89'u İran-Arap siyasi ilişkilerinin "kötü" olduğu, yüzde 9'u ise "iyi" olduğu yönünde görüş belirtirken yüzde 3'lük bir kesim bu konuda görüş belirtmeyi ya da cevap vermeyi reddetti. Sosyal, kültürel, iktisadi ve güvenlik alanındaki ilişkiler konusunda da buna yakın sonuçlar ortaya çıktı. İlişkilerin geleceğine ilişkin araştırmada ise Arap entelektüellerinin kahir ekseriyeti, önümüzdeki 5 yıl içinde İran-Arap ilişkilerinde bir iyileşme olmasını beklemediğini ifade etti.

Ankete katılanların yüzde 39'u İran'ın siyasi rolünü ve nüfuz kurma çabasını, yüzde 29'u Arap ülkelerinin içişlerine müdahalesini, yüzde 25'i mezhep sorununu, yüzde 7'si Batının müdahalesini, ilişkilerin karşı karşıya olduğu en önemli sorunlar olarak ortaya koydu. Yapılan anket gerek Arap gerekse İran basınında geniş yer buldu ancak dikkat çekici olan, İran basınının, bazı kısımlar üzerine yoğunlaşması ve özellikle "Arap ülkelerinin içişlerine müdahale ve Arap devrimlerine karşı takınılan tavırla" ilgili diğer kısımları görmezden gelmesi oldu.

İran konusunda araştırma yapan biri olarak anketten şu sonuçları çıkarmanın mümkün olduğunu düşünüyorum:

Ankete katılanların çoğunda olumsuz bir İran imajı hakim, bunun ardında yatan temel sebep de İran'ın komşu Arap ülkelerine karşı izlediği politika. İran'ın, başta Suriye ve Yemen olmak üzere Arap devrimleri karşısında takındığı tavır, geçtiğimiz senelerde İran'a sempati besleyerek hükümetlerden büyük oranda farklı bir tavır sergileyen Arap halklarının mizacında büyük bir değişiklik meydana getirdi. İran'ın Suriye'de Beşşar Esed rejimine arka çıkması, Yemen'de Husi hareketine yeni bir kimlik kazandırması ve onu kendine bağlı bir yapı olarak yeniden tarif etmesi, Hamas ve İslami Cihadı ona karşı aldıkları tavırdan dolayı cezalandırması ve bu gruplara yönelik desteğini kesmesi, Arap halklarının genelindeki İran imajını değiştirdi. İran'ın Suriye'deki politikası ve Arap devrimlerine karşı takındığı tutum, bu olumsuz imajın oluşmasının önemli sebepleri arasında yer alıyor.

İran yakın bir zamana kadar Filistin meselesini kendi lehine başarılı bir şekilde kullandı ve Arap rejimlerinin, İsrail ile müzakere seçeneğinden yana tavır alması sonucu oluşan boşluğu doldurdu. İran İslam Cumhuriyeti'nin, devrimden sonra Filistin meselesine verdiği büyük destek inkar edilemez ancak oynamak istediği rol ile verdiği maddi ve ideolojik desteğe rağmen Suriye'deki politikaları, Tahran'ın üstlendiği bu role doğrudan darbe indirdi. Bu nedenle Arap dünyası entelektüellerinin büyük kısmının "İran'ın Filistin meselesini kullandığı ve Filistin'le ilgili söylemlerinin hiç bir gerçeklik payı olmadığı" yönünde bir fikre sahip olması anlaşılabilir bir durum.

Bununla birlikte çoğunluk, İran-Arap ilişkilerine akılcı bir şekilde yaklaşıyor ve hala İran-Arap yakınlaşmasının gerçekleşmesini istiyor, İran'a yönelik herhangi bir askeri müdahaleye net bir şekilde karşı çıkıyor. Çoğunluk, hala Araplar için en büyük tehlikeyi İsrail'in oluşturduğunu düşünüyor. İran yakın bir zaman kadar bu ülkeler için tehlike oluşturmasa da son zamanlarda tehlike oluşturanlar listesinde ABD'nin de önüne geçerek ikinci sıraya yerleşti.

İran-Arap ilişkilerinde yaşanan gerginliğin neticesinde su yüzüne çıkan bir diğer meseleyi "İran modeli" başlığında incelemek mümkün. Ankette görüş bildirenlerin çoğu artık örnek alınacak bir İran modeli olmadığını düşünüyor. Bu da İran'ın uzun zamandır bu alanda yaptığı propagandanın ve reklamın başarısız olduğu anlamına geliyor. "Modelin başarısız olduğu" görüşünün, ankete katılan ve aralarında Müslüman Kardeşler Teşkilatı (İhvan) mensuplarından büyük bir grubun da olduğu İslami kesimde ortaya çıktığı aşikar. Bu kesimin haricinde Arap entelektüelleri de bu görüşe katıldı. Bu durum, İran modeline körü körüne bağlı olmakla itham edilen İslami kesimin, İran'a ve onun temsil ettiği devrime bakışında değişim olduğunu gösteriyor.

İran'ın nükleer programı konusunda Batı ile anlaşmaya varmasının ardından ABD ile ilişkilerinin iyileşeceği ve bunun da başta Suudi Arabistan olmak üzere komşularıyla ilişkilerini düzelteceği yönünde makul bir beklenti içine girildi ancak iki ülke arasındaki ilişkilerde yaşanan kördüğüm bu beklentiyi boşa çıkardı. İlişkilerin bu noktaya gelmesinde başlıca rolü, iki ülkenin farklı siyasi stratejiler izlemesi oynadı. Bu durum, bölgesel düzeyde gayet karmaşık ve tehlikeli bir tablonun oluşmasına neden oldu ve oluyor. Temelde jeopolitik karakterli olan bu mücadelenin mezhepsel bir boyuta taşınması, belki de sorunun en tehlikeli kısmını oluşturuyor.

Anket sonuçlarına dönecek olursak, ABD-İran yakınlaşmasını destekleyenler ile karşı çıkanlar arasında bir ayrışma yaşandığını ancak her iki grubun da bu yakınlaşmadan belirgin şekilde endişe duyduğu anlaşılıyor. Ankete katılanların yüzde 70'i bu yakınlaşmadan korku ve endişe duyduğunu ifade etti ki bu korkuların başında, İran'ın bölgedeki hegemonyasının artması ve İslam devrimi öncesinde olduğu gibi "Körfez bölgesindeki polis" rolüne tekrar dönmesi geliyor

Sonuç olarak şu söylenebilir: İran'ın bölge ülkeleriyle "yapıcı işbirliği"nden bahsetmesi ve bunu dış politikasının ekseni olarak takdim etmesi, Araplar tarafından farklı okunuyor. Araplar artık İran İslam Cumhuriyeti'nin bölgedeki stratejik faaliyetlerine karşı konulması için bir yol bulunması gerektiğine inanıyor. Siyasetçilerin İran-Arap ilişkileri konusunda yaptıkları açıklamaları, kendi konumlarını mantıki ve akılcı bir şekilde ifade etmelerinin ötesinde insanda simgeler, hatıralar, kin, hoşgörü, niyet, arzu, korkunun yanı sıra etik, sembolik ve ideolojik manzumeler bütünü kanalıyla oluşan "algı haritasının" verdiği bir tepki olarak okumak gerekiyor.

Arapların İran'a karşı sergilediği düşmanca bakış kendisini pek çok vesileyle dışa vurdu. Bunlardan biri WikiLeaks belgelerinin ortaya koyduğu gibi Arapların "yılanın başının kesilmesi" yönündeki istekleriydi. İran ise Körfez ülkelerindeki Araplara "Onlar Batı ve ABD'nin uşağıdır" şeklindeki aşağılayıcı bakışını her vesileyle gösteriyor.

Bu durum, "ben ve öteki algısı" kapsamında değerlendirilebilecek bir durum ancak coğrafya, çıkarlar ve ortak noktalar, İran ve Arapların algı haritalarını etkiliyor. Bu algı haritasının barışçı diyalog ya da şiddet kullanarak değiştirilmesi mümkün. Şu halde komşuların, hangisinin bölge ve dünya halkları için daha faydalı olacağına karar vermesi gerekiyor.

Tercüme: Gülşen Topçu

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.