Genç Liderler Zirvesi

Genç Liderler Zirvesi

Genç Liderler Zirvesi

Genç Liderler Zirvesi

13 Nisan 2016 Çarşamba 08:09
Genç Liderler Zirvesi
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Ayşe Hilal Koytak, medyanın, kadın ve erkek temsillerindeki bakış açısıyla, toplumsal cinsiyet eşitliğine, eğitime ve aktif vatandaşlığa destek sağlanmasında artık yadsınamaz bir güce sahip olduğunu belirterek, "Medyadan beklentimiz, toplumsal cinsiyet eşitliğine katkı sağlarken, ayrıştırıcı değil daha uzlaştırıcı bir dil ve tavır takınmalarıdır." dedi.

Koytak, İslam Konferansı Diyalog ve İşbirliği Gençlik Forumu tarafından Conrad Otel'de düzenlenen Genç Liderler Zirvesi kapsamında "Aktif Vatandaşlık, Cinsiyet Eşitliğinin Sağlanması için Medya/Sosyal Medya Gençlik Aksiyonları" konulu panelde, bu yüzyılın sosyal, ekonomik, siyasi, kültürel ve yönetim anlamında hızlı bir değişime şahitlik ettiği gibi kadına ve erkeğe farklı farklı görevler yüklediğini, bu farklılıkların, farklı sorumluluk ve görevleri de beraberinde getirdiğini söyledi.

Bu durumun biyolojik anlamdaki cinsiyet kavramının sınırlarını aşarak, yeni bir durum olan toplumsal cinsiyet kavramının ortaya çıkmasına sebep olduğunu ifade eden Koytak, "Cinsiyet, doğal olarak belirlenen biyolojik bir durum olmasına karşın, toplumsal cinsiyet, değişik kültürler ve değerler tarafından farklı bir biçimde inşa edilen kültürel bir durumdur." diye konuştu.

Bu kavramdan daha da yeni olan bir başka kavramın da sosyal medya olduğuna işaret eden Koytak, günümüzde birçok kişinin iletişim aracı olarak kullandığı sosyal medyanın, kimlik inşasını oluşturduğu kadar son dönemde yaşanan sokak eylemlerinde siyaseti dizayn etme aracı olarak da kullanılabildiğini aktardı.

Zira sosyal medyanın bireylere sunduğu fırsatların, teknik altyapısıyla ilgili değil, nasıl ve hangi amaçlar için kullanıldığıyla ilgili olduğunu anlatan Koytak, bu durumun toplumsal cinsiyet bağlamında, farklı temsilleri çıkardığı gibi farklı sorunların aracı da olabildiğini dile getirdi.

Koytak, "Bu noktada bizlere düşen sorumluluk, farklı kavram ve değerler etrafında ortaya çıkan yeni duruma karşı, kendi kültür ve medeniyetimizin temel değerlerini, ana frekanslarını esas alarak çözüm üretmektir." değerlendirmesinde bulundu.

- "Risklere yönelik tedbirlerin güçlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz"

Türkiye'de son 10 yıl içinde, hukuktan eğitime, sağlıktan istihdama, çalışma hayatından siyasal hayata katılıma kadar toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlayacak ve kadınlar için pozitif ayrımcılık içeren pek çok düzenlemeyi hayata geçirdiklerini belirten Koytak, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"2005 yılında İş Kanunu'na, işveren ve işçi ilişkilerinde cinsiyet başta olmak üzere, hiçbir nedenle insan haklarına aykırı ayrımcılık yapılamayacağı, yine aynı yıl çıkardığımız Türk Ceza Kanunu ile cinsiyet eşitliği ve kadına karşı şiddet konusunda çok önemli yeniliklerin getirilmesi, kadın istihdamını teşvik için iş veren primlerini devletin ödemesi, doğum borçlanmasının kapsamının genişletilmesi, 2012 yılında kadına şiddetle ilgili önemli düzenlemeleri içeren bir kanun çıkarılması, 2013 yılında ilgili mevzuatta yaptığımız değişiklikle, kamu kurumlarında kadınlarımızın herhangi bir ayrımcılığa maruz kalmaması için başörtülü olarak çalışabilmesi için imkan sağlanması, bu çerçevede yapılan düzenlemelerden bazılarıdır. Söz konusu düzenlemelerin hepsinden de çok olumlu neticeler ve tepkiler aldık.

Yapılanlar önemli olmakla birlikte, elbette hala katetmemiz gereken çok yol var. Kanun çıkarmanın, kural koymanın yeterli olmadığının bilincindeyiz ancak aileye ilişkin yürütülen kavram, teori ve modellerin, hukuki düzenlemelerin ve bulunan çözümlerin uygulamaya geçilmeden önce kendi toplumsal yapımız, zihin dünyamız, kültürel ve dini değerlerimizle uyuşup uyuşmadığı konusunda hassasiyet göstermekteyiz. Her şeye rağmen aile yapımızın hala iyi olduğunu biliyoruz fakat risklere yönelik tedbirlerin güçlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz."

Koytak, erkek ve kadın arasındaki farklılıkları vurgulayan araştırma ve söylemlerin, ayrımcılık temelinde olmaması için ellerinden geleni yaptıklarını aktardı.

- "Bilgisayar kullanım oranı yüzde 55"

Bilgi ve iletişim teknolojisinde yaşanan değişim ve dönüşümle birlikte medyanın, bireylerin düşüncelerinin, davranışlarının ve değer yargılarının oluşumunda önemli bir role sahip olduğunu, toplumsal yaşantının her alanında yer aldığını belirten Koytak, sosyal ağlarda paylaşılan içeriğin bu anlamda hızla yayıldığını ve insanların bu içeriği tartışma olanağı bulduğunu dile getirdi.

Sosyal medya ağlarının, organize olmayı, bilgi ve fikir paylaşmayı, inançlar, düşünceler etrafında gruplaşmayı sağlayan sosyalleşme platformları haline dönüştüğünü ifade eden Koytak, internet kullanıcılarının sayısının artmasına paralel olarak, sosyal medya sitelerinin de son 10 yılda gelişmeye başladığını aktardı.

Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, Türkiye'de 16-75 yaş grubundaki bireylerde bilgisayar kullanım oranının yüzde 55, internet kullanım oranının yüzde 56 olduğunu bildiren Koytak, Hane Halkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırmasına göre, genç nüfusun yaklaşık yüzde 73'ünün aktif internet kullanıcısı olduğunu söyledi.

- "Vitrin süsü olarak kullanılmasını, kadına karşı saygısızlık olarak kabul ediyoruz"

Koytak, yapılan bir araştırmaya göre, gençlerin yüzde 86'sının sosyal paylaşım sitelerine günde en az bir kez girerken, her üç gençten birinin de en az üç saatini sosyal medyada geçirdiğine dikkati çekti. Koytak, konuşmasını şöyle tamamladı:

"Medya, kadın ve erkek temsillerindeki bakış açısıyla, toplumsal cinsiyet eşitliğine, eğitime ve aktif vatandaşlığa destek sağlanmasında artık yadsınamaz bir güce sahiptir. Medyadan beklentimiz, toplumsal cinsiyet eşitliğine katkı sağlarken, ayrıştırıcı değil daha uzlaştırıcı bir dil ve tavır takınmalarıdır. Ancak ister medya yoluyla, ister başka şekilde erkek ve kadın arasındaki toplumsal cinsiyet farklılıklarının, ayrımcılık aracına dönüşmesine karşı olduğumuz gibi kadının adeta bir pazarlama aracı, bir vitrin süsü olarak kullanılmasını da kadına karşı bir saygısızlık olarak kabul ediyoruz.

'Erkek giderse, ev yıkılır, kadın giderse devlet yıkılır' diyen kendi kültür ve medeniyetimiz değerlerine, kodlarına uygun olmayan ve muhtevası tam irdelenmeden ve de araştırılmadan uygulanacak tüm politikaların başarısız olacağını düşünüyoruz. Bu sebeple toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasında, bilhassa kadınlarımızın medyada temsil ediliş şekillerine karşı genç liderlerimizin farkındalıklarının yüksek olması ve buna karşı bir duruş geliştirmelerinde, eğitimin ve aktif vatandaş olmanın öneminin farkındayız."

Anahtar Kelimeler:
genç liderler zirvesi
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.