'Forum İstanbul 2016' 06 Mayıs 2016 Cuma

'Forum İstanbul 2016' 06 Mayıs 2016 Cuma

'Forum İstanbul 2016' 06 Mayıs 2016 Cuma

'Forum İstanbul 2016' 06 Mayıs 2016 Cuma

06 Mayıs 2016 Cuma 11:50
'Forum İstanbul 2016' 06 Mayıs 2016 Cuma

Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, cari açığı bu yıl yüzde 4'ün altına çekmeyi hedeflediklerini ve bunun gerçekçi bir hedef olduğunu belirterek, "Maalesef turizm sektöründeki son gelişmeler, bunu sınırlayabilir" dedi.

Şimşek, "Forum İstanbul 2016"nın ikinci gününün açılışında yaptığı konuşmada, aslında petrol ve altın hariç Türkiye'de bir cari fazla olduğunu, ancak son 1 yıldır petrol ve altın ithalatı hariç cari açık verilmeye başlandığını kaydetti.

Cari açığı bu yıl yüzde 4'ün altına çekmeyi hedeflediklerini ve bunun gerçekçi bir hedef olduğunu aktaran Şimşek, "Maalesef turizm sektöründeki son gelişmeler, bunu sınırlayabilir. Yani buradaki iyileşmeyi sınırlayabilir" dedi.

Şimşek, şu an itibariyle cari açığın tamamının küresel doğrudan yatırımlar ve uzun vadeli krediler tarafından karşılandığını, bunun Türkiye'nin şoklara karşı direncini artıracak bir trend olduğunu dile getirdi.

Cari açıktaki tahminlerinin bu olduğunu, turizmdeki son gelişmelere göre revize etmediklerine işaret eden Şimşek, ancak turizmin bir miktar olumsuz etkileme ihtimalinin yüksek olduğunu ifade etti.

Şimşek, bu nedenle burada turizmin ve iç talebin önemli bir risk faktörü olduğunu vurgulayarak, "Ama tabi ki emtia fiyatlarındaki düşüş ve Avrupa'daki güçlü toparlanma ihtimali tabi ki olumlu etkileyecek faktörler" şeklinde konuştu.

Türkiye'nin uzun bir süredir en güçlü yanının maliye politikası olduğuna dikkati çeken Şimşek, Türkiye'nin bunca sıkıntıya rağmen hala büyüyor olması ve faizlerin bu kadar düşük seyrediyor olmasının önemli ölçüde mali disiplinde kazandığı başarı ile geldiğinin altını çizdi.

- "Dış kaynağın gelebilmesi için, Türkiye'nin risk priminin iyileşmesi lazım"

Başbakan Yardımcısı Şimşek, bir yandan maliye politikasındaki güçlü duruşu devam ettirip, diğer taraftan yapısal reformları uygulamaya koyup, bir de AB ayağının güçlendirilmesi gerektiğini belirterek, "Türkiye bunu yapabilirse o zaman 3 motorlu bir uçak. Yani tek motor yerine 3 motor ile çok daha hızlı, çok daha güvenli gidersiniz" dedi.

"Maliye politikası geçen sene seçimlere rağmen, seçim öncesi önemli vaatlere rağmen ve bu vaatlerin yüzde 100 bir şekilde hayata geçirilmiş ve bütçeye yansıtılmış olmasına rağmen, eğer biz açığı milli gelirin yüzde 1'in altında tutabilirsek, bu hakikaten olağanüstü, sadece Türkiye ölçeğinde değil küresel ölçekte bir başarıdır" diyen Şimşek, Türkiye'nin kamu borç dinamikleri itibariyle bir endişesi, bir sorunu kalmadığını söyledi.

Şimşek, Türkiye'de borç sorunu olacaksa, şirket borçları üzerinden olacağını, aslında bütün dünyada bunun böyle olduğunu dile getirdi.

Dünyada 2007 ile 2015 arasında borcun 57 trilyon dolar arttığı bilgisini veren Şimşek, dünya milli gelirinin ise 75 trilyon dolar olduğunu ifade etti.

Şimşek, dünyadaki borç yükünün büyümeyi sınırladığının altını çizdi.

Bankacılık sektöründen bahseden Şimşek, bir tek kaynak sorunu olduğunu vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Türkiye'de tasarruflar çok düşük olduğu için, tasarruflar sistem dışında olduğu için, maalesef bir gelişmekte olan ülke için çok erken bir şekilde kredi mevduat oranı yüzde 120'leri aşmıştır. Hatta TL cinsinden kredi mevduat oranı yüzde 140'ları aşmıştır. Bu şu anlama geliyor; sistemin daha fazla kredi verebilmesi için, reel ekonomiyi destekleyebilmesi için toptan dış kaynağa ihtiyaç var. Dış kaynağın da gelebilmesi için, Türkiye'nin risk priminin iyileşmesi lazım.

Türkiye'ye ilişkin risk iştahının yüksek olması lazım. O zaman da Türkiye, dünya normlarında hareket etmesi gerekiyor. Yani bizim hem dünya kaynağına ihtiyacımız olacak, hem de kendimizi bir ada gibi düşünemeyiz. İkisi bir arada olmaz. Biz dünyaya entegre olmuş bir ekonomiyiz. Dolayısıyla her alanda rasyonel zemini korumak zorundayız. Özetle bankacılık sektörü sağlam, ama ekonomiyi destekleyebilmesi için bizim ciddi bir şekilde dışardan kaynak çekmemiz lazım.

- "Sihirli bir değnek var, o da verimlilik artışı"

Mehmet Şimşek, BES'e otomatik katılım Türkiye'de uygulanırsa, uzun vadeli kaynak havuzunun büyüyeceğini, bunun da reel sektöre yatırım ve istihdam olarak döneceğini söyledi.

Türkiye'de faiz hadlerinin geçmişle karşılaştırılamayacak kadar düştüğünü, bunun reel ve nominal olarak gerçekleştiğini belirten Şimşek, Türkiye'nin en büyük sorununun düşük verimlilik olduğunu, rekabetin olmadığı bir ülkede verimliliğin ve inovasyonun olmayacağını kaydetti.

Şimşek, "Güven ortamını oluşturup, özel sektörün yatırımlarını sağlayamazsak verimlilik artışı olmaz. O nedenle bizim temel gündemimiz yapısal reformdur. Bunu başarırsak Türkiye çok rahat bir şekilde yüzde 6-7'lik büyüme patikalarına tekrar oturabilir. Sihirli bir değnek var, o da verimlilik artışı" şeklinde konuştu.

Türkiye'nin katma değer zincirinde arzulanan yerde olmadığını anlatan Şimşek, üretimin ve ihracatın üçte ikisinin düşük ve orta düşük teknolojiye dayandığını, yani kar marjlarının giderek yok olduğuna işaret ederek, bu nedenle Türkiye'de reform ile Ar-Ge'yi, inovasyonu artırmanın dönemi olduğunun altını çizdi.

Şimşek, Türkiye'nin henüz erken aşama sayılabilecek yükseliş döneminde olduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti:

"Türkiye'nin yatırıma ihtiyacı var. Bu yatırımları iç tasarruflarla finanse etmeli Türkiye. Biz başkasının parası ile uzun süreli büyüyemeyiz. Büyüyebilmemiz için bizim iç tasarrufları artırmamız lazım."

Fazla kapasite olan alanlara kesinlikle girilmemesi gerektiğini vurgulayan Şimşek, sektör ismi zikretmek istemediğini, bunların bilindiğini aktardı.

Kamunun tasarruflarını artırdıklarına dikkati çeken Şimşek, eskiden sorunun kamunun tasarrufları olduğunu, bunu çözdüklerini anlatarak, "Fakat özel sektör krediyi keşfetti. Kolay bir şekilde ev, araba satın almayı; kredi ile daha güzel yaşamayı keşfetti. Son yıllarda biz bunu sınırladık" ifadelerini kullandı.

- "Gümrük Birliği'nin genişletilmesinden korkmaya gerek yok"

Avrupa Birliği (AB) ile yüksek düzeyli ekonomik zirve yaptıklarını anımsatan Şimşek, sözlerine şöyle devam etti:

"Avrupa'dan ilk defa bir ekonomi, ticaret, genişleme, vergi politikalarından sorumlu önemli isimler geldi. Hükümetler arası beyin fırtınası yaptık. AB ile Gümrük Birliği'nin genişletilmesi, Türkiye için büyük bir kazanım olur. Hiç korkmaya gerek yok. Hizmetler sektöründe biz Avrupa'dan daha rekabetçiyiz. Kamu alımlarında bizim rekabete açmamız 80 milyon için doğrudur, uluslararası kurallarda kamu ihalelerinin yapılması çok iyi olur. Ayrıca Türkiye bütün Avrupa'daki kamu ihalelerine firmaların katılma imkanı sağlar.

Tarımda da korkmaya gerek yok. Birçok üründe zaten dünyada neredeyse tek üreticisiyiz. Diğer ürünlerde de geçiş dönemi öngörülür. Dolayısıyla orada da korkmaya gerek yok. Gümrük Birliği'nin kapsamını genişleterek Türkiye'yi Avrupa ile 300 milyar doların üzerinde ticaret hacmine ulaştırabiliriz. Birileri size 1990'lı yılların başında Avrupa ile 150-160 milyar dolarlık ticaret hacmine ulaşacağımızı söylese hayal derdiniz ama oldu. Önümüzdeki 10 yıl içerisinde 300 milyar dolar mümkün, yeter ki reformalar yapabilelim."

Şimşek, Türkiye'nin Avrupa'ya neden ihtiyacı olduğunu anlatarak, "Hukuk devleti ilkesinin pekişmesi, güçlendirilmesi, demokratik standartların iyileştirilmesi ve kurumların kalitesinin iyileştirilmesi için yani özetle 80 milyonun refahı için bizim AB çıpasına ihtiyacımız var. Peki AB'nin Türkiye'ye neden ihtiyacı var? Onlara istikrarlı komşu bile yeter. Suriye'de, Irak'ta görevlerini ifa eden devlet var mı? Yok, bize yansımaları olumlu mu? Hayır. Avrupalı arkadaşlarıma anlatıyorum; 'Türkiye'ye stratejik perspektif ile bakın günübirlik siyasetin malzemesi yapmayın. Bir sonraki seçimin malzemesi değil ki Türkiye sizin geleceğiniz."

Türkiye'nin olmadığı, dünya ekonomisinde zemin kaybeden Avrupa'nın, Türkiye ile birlikte bir miktar zemin kazanacağını vurgulayan Şimşek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Uluslararası ilişkilerde, sorun çözmede AB'nin kapasitesi artacaktır. Avrupa'nın yumuşak kullanım gücü Türkiye ile olacaktır. Kültürler arası, dinler arası diyalog. Nüfusun büyük bir kısmı Müslüman ama laik, demokratik bir hukuk devletinin başarıya ulaşması kadar dünyadaki bütün Müslümanlarla diğer inanç grupları arasındaki diyaloğu güçlendirecek başka bir yaklaşım olabilir mi? Avrupalılar maalesef kısa vadeli perspektif ile baktıkları için zaman zaman sorunu anlamadıkları ortaya çıkıyor. Ben inanıyorum ki bu geride kalacak. 'Uzun vadede hepimiz gidiciyiz.' Bunu ben söylemedim ünlü ekonomist Keynes söyledi."

Şimşek, demografik yapı, verimlilik ve kurumların kalitesini anlattıklarını, Türkiye'nin demografik yapısının inanılmaz elverişli olduğunu, büyük bir fırsat penceresinin bulunduğunu aktararak, "İşgücü piyasası reformuyla bunu kullanma imkanımız olacak. Verimlilikte OECD ülkeleri arasında aşağılardayız, ama verimlilik artışında bu dönemi dikkate alırsanız iyiler arasındayız" diye konuştu.

Türkiye'nin iddialı hedeflere sahip bir ülke olduğunu vurgulayan Şimşek, bu iddialı hedeflerin önemli olduğunu, bu olmadan daha iyiyi başarmanın mümkün olmadığını dile getirdi.

(Bitti)

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.