'FETÖ, 'din kisvesi' altında devleti ele geçirmeye çalıştı'

'FETÖ, 'din kisvesi' altında devleti ele geçirmeye çalıştı'

'FETÖ, 'din kisvesi' altında devleti ele geçirmeye çalıştı'

'FETÖ, 'din kisvesi' altında devleti ele geçirmeye çalıştı'

20 Şubat 2016 Cumartesi 08:16
31 Okunma
'FETÖ, 'din kisvesi' altında devleti ele geçirmeye çalıştı'

SEFA MUTLU - ÇİĞDEM PALA - AK Parti Ankara Milletvekili Ahmet Gündoğdu, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'nın (FETÖ/PDY) seçilmişleri devre dışı bırakmayı amaçladığını, "din kisvesi" altında bir vesayetle devleti ele geçirmeye çalıştığını belirtti.

İstanbul'daki ağır ceza mahkemelerinde görülen "Selam Tevhid", "yasa dışı dinleme ve casusluk" davaları ile kumpas soruşturmalarında mağdur olarak yer alan ve FETÖ/PDY üyelerince dinlenilen bazı isimler, bu kapsamda açılan davaları AA muhabirine değerlendirdi.

Ahmet Gündoğdu, FETÖ üyelerinin yaptığı dinlemeleri "İslami değerlerin ve hukukun çiğnenmesi" olarak yorumlayarak, dinlemelerin, paralel kalkışmaların tehdit unsuru haline geldiğini söyledi.

FETÖ/PDY'ye ilişkin yargılama sürecinin başlamasının olumlu bir adım olduğunu ifade eden Gündoğdu, "Bu dava, bir daha benzer şeylerin olmaması açısından büyük önem taşıyor. Umarım insanları kim mağdur ettiyse gereken cezayı alır ve adil bir şekilde bu dava sonuçlanır" dedi.

İş adamı, bürokrat ile gazetecilerin özel hayatlarına müdahale edildiğini ve devletin temeline dinamit koymaya niyetlenildiğini aktaran Gündoğdu, "İnsanların hayırseverliği bile bu alana kanalize edilmiş. Devleti ele geçirmek için planı hayata geçirmişseniz bunun önünde engel olacak, o emellere hizmet etmeyecek her kesimden insan var. CHP ve MHP'nin kasetlerini de içerisine almak lazım" şeklinde konuştu.

Gündoğdu, FETÖ/PDY'nin seçilmişleri devre dışı bırakmayı amaçladığına, "din kisvesi" altında bir vesayetle devleti ele geçirmeye çalıştığına vurgu yaptı.

PDY'nin emelleri uğruna dini kullandığına dikkati çeken Gündoğdu, şöyle devam etti:

"O dönemde Memur-Sen genel başkanıydım.17-25 Aralık'tan önce dershane meselesini bir eğitim konusu olarak ele alıp, Milli Eğitim Bakanı'na gittik. 'Eğitimin kalitesini artırarak dershaneleri kendiliğinden işlevsiz hale getirelim' derken, paralel medya alkışlıyordu. Gezi'de paraleli kısmen gördük. 17 Aralık'ta öyle bir uluslararası operasyona kalkışınca onlar meselenin dershane meselesi olmadığını, dershanelerin kaynak aktarmak için pis emellerine ulaşmak için para aklanan kirli bir şebekeye dönüştüğünü açıklar açıklamaz bu sefer bir yıl önce bizi övdükleri manşetler değişti."

- "Saçma ve absürt bir kompozisyon oluşturulmuş"

Gazeteci-yazar Yusuf Ziya Cömert, bilgisi dışında dinlenilmesini "çok rahatsız edici ve kötü bir şey" olarak niteleyerek, bunun yaygın bir şekilde yapılmasının daha vahim olduğunu söyledi.

Alakasız kişilerin yan yana getirildiğini dile getiren Cömert, "Farklı insanların hepsi aynı paketin içerisine konulmuş. İçlerinde birbirlerini görseler selam vermeyecek adamlar var. Saçma ve absürt bir kompozisyon oluşturulmuş" diye konuştu.

Cömert, dinlemeleri gerçekleştirenlerin kendilerini her şeyi yapacak güçte gördüklerini aktararak, bu olayın kişisel özgürlükler açısından büyük tehdit olduğunu kaydetti.

Dinlemeleri şaşkınlıkla karşıladığını anlatan Cömert, şöyle devam etti:

"Memleketin insanlarını neden dinliyorsun, bu nasıl bir kulak, nasıl bir ruh hali? Şikayetçi olmamızın çerçevesi budur. Yargılama sürecini mevzuat kültürümle anlamam mümkün değil? Adalet ne ise onun tahakkuk etmesini isteriz. Kimler sorumluysa hukuk doğrultusunda gereken müeyyidelerin uygulanmasını, masum insanlar varsa suçlamalardan kurtulmasını temenni ederiz. Bakış açımız budur."

Gazeteci-yazar Cömert, dinlemeyi yapanların ülkenin kontrolünü ele almak gibi bir hevese kapıldığını dile getirerek, "Yargıda örgütlendiler. Polis içinde de yaptılar. Akıl almaz şeyler yaptılar. İnsani ve hukuki olmayan yöntemler kullanarak böyle bir işe teşebbüs ettiler. Bu teşebbüsün ortaya çıkarılması ve adaletin sağlanması vatandaş olarak bizim temennimizdir. Farklı alanlardan insanların dinlemelere dahil olması, tekel olma amacının göstergesidir. Gazeteciyse kendi gazetecilerinden başka olmasın isterler" ifadelerini kullandı.

- "Devletin bir cemaat tarafından ele geçirilmesine karşıyım"

Gazeteci-yazar Adem Özköse, İHH İnsani Yardım Vakfı Genel Başkanı Bülent Yıldırım'la yaptıkları telefon görüşmesi nedeniyle terör suçlamasıyla karşı karşıya kaldığını söyledi.

Dinlemeleri "yasa dışı ve hukuk skandalı" olarak niteleyen Özköse, "Başarılı olsalardı hayatımız zindanlarda geçecekti. Dosyaya baktığımızda sadece bizim değil, Türkiye'nin büyük tehlike atlattığını gördük. Orada inanılmaz şeyler var" dedi.

Özköse, PDY'nin milli duruşa ve Anadolu'ya yönelik bir oluşum olduğunu belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Türkiye'ye karşı olan bu adamların beni listeye almalarından gurur duyarız. Durumu öğrenenler arkamızda olduklarını söyledi. Ülkemizi hedefe alan bir zihniyet tarafından düşman olarak görülmek, telefonlarımızın dinlenilmesi beni utandırmaz. Hangi grup olursa olsun devletin bir cemaat tarafından ele geçirilmesine karşıyım. Bunu doğru görmüyorum. Her şeyden önce bir devlet ciddiyeti vardır, böyle bir şey olamaz."

- "Yargılama sürecinin başlaması olumlu bir adım"

Gazeteci Kemal Gümüş, üç yıl boyunca telefonunun dinlenildiğini öğrendiğini, bu kumpas dosyaları ortaya çıktığında tapeleri de gördüğünü belirtti.

Bunun kötü bir durum olduğunu ancak yanlış bir şey yapmadığı için kendisini rahat hissettiğini anlatan Gümüş, şunları kaydetti:

"İnsanların özel hayatlarının yasa dışı olarak takip ediliyor olması çok iğrenç bir şey. Bunu öğreniyorsunuz ve haliyle rahatsız oluyorsunuz. Dinleme yapanlardan şikayetçi oldum. Yargılama sürecinin başlaması olumlu bir adım. Bu dava, bir daha benzer şeylerin olmaması açısından büyük önem taşıyor. Umarım insanları kim mağdur ettiyse gereken cezayı alır ve adil bir şekilde bu dava sonuçlanır. Duruşmaları mümkün mertebe takip etmeye çalışacağım. Zaten ifade de verdim dava kapsamında."

- "Adil bir yargılanma olur ve suç işleyenler cezasını çeker"

Milliyet Gazetesi Yazarı Ali Eyüboğlu, dinleme olayından son derece rahatsız olduğunu belirterek, davaları takip edeceğini söyledi.

Mahkeme salonunun fiziki şartlarının yetersiz olduğuna dikkati çeken Eyüpoğlu, "O mahkeme salonundan adaletin tecelli edeceğine inancım kalmadı. 260 mağdur, 143 sanık var. Öyle bir salon düzenlemişler ki, sağ tarafımda bir sanık, sol tarafımda tutuklu yargılanan bir sanığın annesi vardı. O mahkemeye göre bir salon tesis edilmeli. İnşallah zamanla fiziki şartlar da düzelir, adil bir yargılanma olur ve suç işleyenler cezasını çeker. Sonuna kadar mahkemeyi takip edeceğim çünkü mağdurum. Mücadeleme devam edeceğim" diye konuştu.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.