Flaş Haber
Kapat

Ergenekon sanığı Serdar Öztürk'ün bireysel başvurusu

Ergenekon sanığı Serdar Öztürk'ün bireysel başvurusu

Ergenekon sanığı Serdar Öztürk'ün bireysel başvurusu

Ergenekon sanığı Serdar Öztürk'ün bireysel başvurusu

22 Mart 2016 Salı 10:19
Ergenekon sanığı Serdar Öztürk'ün bireysel başvurusu

Anayasa Mahkemesi, Ergenekon davası sanıklarından emekli üsteğmen avukat Serdar Öztürk'ün, tutukluluk süresinin makul olmadığı gerekçesiyle, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verdi.

Ergenekon davası sanıklarından emekli üsteğmen avukat Serdar Öztürk, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında 5 Haziran 2009'da gözaltına alındı, 7 Haziran 2009'da tutuklandı.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nce yargılanan Öztürk, Ergekenkon davası kapsamında, silahlı terör örgütü üyesi olma suçundan 12 yıl, devletin gizli belgelerini temin etme suçundan 7 yıl 6 ay, yasaklanan bilgileri temin etme suçundan 3 yıl 9 ay ve 6136 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan 2 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırıldı.

Sağlık sorunları bulunduğunu, bu nedenle tahliye edilmesini isteyen Öztürk, taleplerinin reddedilmesi üzerine 10 Ekim 2013'te Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulundu. Öztürk, hastalığı nedeniyle hayati tehlike içinde bulunmasına rağmen cezaevinde tutulması ve formül gerekçelerle tutukluluk halinin devamına karar verilmesi nedeniyle yaşam hakkı, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini öne sürdü.

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, Öztürk'ün tutukluluk süresinin makul olmadığına ilişkin iddia yönünden Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrasının ihlal edildiğine karar verdi.

Kararda, Öztürk'ün 5 Haziran 2009'da gözaltına alınması ile ilk derece mahkemesinin 5 Ağustos 2013 tarihli kararı üzerine hapis cezasıyla cezalandırılması arasında 4 yıl 2 ay olduğu belirtildi. Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrasında, bir ceza soruşturması kapsamında tutuklanan kişilerin, yargılamanın makul sürede bitirilmesini ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı isteme haklarının güvence altına alındığı vurgulanan kararda, tutukluluk süresinin makul olup olmadığı konusunun genel bir ilke çerçevesinde değerlendirilmesinin mümkün olmadığı kaydedildi.

Bir sanığın tutuklu bulundurulduğu sürenin makul olup olmadığının, her davanın kendi özelliklerine göre değerlendirilmesi gerektiği ifade edilen kararda, bir davada tutukluluğun belli bir süreyi aşmamasını sağlamanın, öncelikle derece mahkemelerinin görevi olduğuna işaret edildi. Kararda, şu tespitler yapıldı:

"Mahkemenin, 6352 sayılı Kanun kapsamında tutukluluk halinin yeniden değerlendirilmesi talebi üzerine verdiği 2012 tarihli kararında yer alan, dava kapsamında yargılanan sanıklardan birkaçının kaçması ya da kaçmaya teşebbüs etmesi, yine bazı sanıkların delilleri karartma girişiminde bulunması şeklindeki gerekçeleri, diğer sanıkların da bunları yapabileceğine dair karine olarak değerlendirilemez. Aksi takdirde masumiyet karinesi ve bununla bağlantılı olarak kişi hürriyetine ilişkin ilkelerin zedelenebileceği açıktır. Bu nedenle aynı davada yargılanan bazı sanıkların durumlarından hareketle genelleme yapılarak diğerlerinin de aynı davranışta bulunabileceğini varsaymak, tutukluluk gerekçelerinin somutlaştırılmasını engellediği gibi özgürlüğün esas, tutukluluğun istisna olduğu yönündeki anlayışla da bağdaşmaz. Bu çerçevede tutukluluğun devamına ilişkin kararlarda ileri sürülen gerekçelerin 'ilgili' ve 'yeterli' olduğu söylenemez. Özellikle 5271 sayılı Kanun'un 109. maddesinin (3) numaralı fıkrasında tutuklama yerine öngörülen adli kontrol hükümlerinin 6352 sayılı Kanun'la yapılan değişikliğin yürürlüğe girdiği 5 Temmuz 2012 tarihinden itibaren başvurucu lehine de uygulanma imkanı ortaya çıkmıştır. Buna rağmen anılan kararlarda hedeflenen meşru amaçla yapılan müdahale arasında gözetilmesi gereken denge açısından mevcut adli kontrol tedbirlerinin yeterince dikkate alınmadığı görülmektedir. Bu durumda tutukluluğun devamına karar verilirken yargılamanın tutuklu sürdürülmesinden beklenen kamu yararı ile başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı arasında ölçülü bir denge kurulmadığı ve bu nedenle tutuklu kaldığı sürenin makul olmadığı sonucuna varılmıştır."

- Kötü muamele yasağı ile ilgili iddialar

Kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddialarının ise kabul edilemez bulunduğu kararda, Öztürk'ün, tutuklu ve hükümlü olarak bulunduğu cezaevinde geçirdiği rahatsızlık sonucu hastaneye sevk edildiğinin anlaşıldığı belirtildi.

Kararda, başvurucunun uygulanan tedavinin yeterli olmadığına ilişkin herhangi bir delil ortaya koymadığı da ifade edilerek, "Başvurucunun sağlık durumuna rağmen cezaevinde tutulmasının, insanlık dışı veya aşağılayıcı bir ceza/muamele olarak değerlendirilmesine neden olabilecek bir olgunun bulunmadığı görülmektedir. Başvurucu, cezaevinde tutulma nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği şikayetine ilişkin olarak gerek cezaevi koşulları gerekse yetkililerce yapılan uygulamalarla ilgili somut bir delil sunmamıştır. Cezaevinde kalmasının uygun olmadığına ilişkin tıbbi rapor ve somut bir delil olmadığı dikkate alındığında başvurucunun rahatsızlığına rağmen cezaevinde tutulması kötü muamele yasağının ihlali olarak görülemez" denildi.

Anayasa Mahkemesinin kararı, Ergenekon davasına ilişkin temyiz incelemesini yapan Yargıtay 16. Ceza Dairesine de gönderildi. Yargıtay 16. Ceza Dairesi heyeti, eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ, emekli orgeneraller Şener Eruygur, Hurşit Tolon, Hasan Iğsız, emekli tuğgeneraller Veli Küçük, Levent Ersöz, yazar Yalçın Küçük, Doğu Perinçek, Mustafa Balbay, Mehmet Haberal'ın da aralarında bulunduğu 274 sanıklı "Ergenekon Davası"nın temyiz duruşmasında kararını, 21 Nisan 2016 Perşembe günü açıklayacak.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.