Erdoğan: Özgüvenini yitiren bir milletin tekrar tarih yazması mümkün değildir

CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan, "Şunu hiçbir zaman unutmayacağız: Yıkılan yeniden inşa edilir, kaybolanın yerine yenisi konulur, ancak özgüvenini yitiren bir milletin tekrar tarih yazması mümkün değildir" dedi.

Erdoğan: Özgüvenini yitiren bir milletin tekrar tarih yazması mümkün değildir

CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan, "Şunu hiçbir zaman unutmayacağız: Yıkılan yeniden inşa edilir, kaybolanın yerine yenisi konulur, ancak özgüvenini yitiren bir milletin tekrar tarih yazması mümkün değildir" dedi.

28 Nisan 2016 Perşembe 21:46
Erdoğan: Özgüvenini yitiren bir milletin tekrar tarih yazması mümkün değildir
CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan, "Şunu hiçbir zaman unutmayacağız: Yıkılan yeniden inşa edilir, kaybolanın yerine yenisi konulur, ancak özgüvenini yitiren bir milletin tekrar tarih yazması mümkün değildir" dedi. Erdoğan, İslam dünyasının içinde bulunduğu duruma dikkat çekerek, "Yoksulluk, kan, gözyaşı, acı asla bu toprakların, ortak coğrafyamızın değişmez kaderi değildir. Bugün yaşadığımız hadiselerin, sıkıntıların, üzerimizde dolaşan kara bulutların geleceğimizi karartmasına, bizi yeise sevk etmesine asla izin vermeyeceğiz. Yitik, kaybedildiği yerde aranır. Bugün içinde bulunduğumuz çıkmaza engel olacak şey, eğitimdir" diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Pendik'teki Green Park Otel'de Türk-Arap Yükseköğretim Kongresi'nin kapanış oturumu ve gala yemeğine katıldı.

Erdoğan, burada yaptığı konuşmada, İslam ülkelerinin ortak bir coğrafya kadar, ortak bir medeniyeti, tarihi ve kültürü de paylaştıklarını vurguladı.

"BİZİM TARİHİMİZDE KALEM HEP KILICIN ÖNÜNDE"

"İlim Çin'de de olsa alınız" hadisini kendisine düstur edinen Müslümanların sürekli arayıcı olduklarını belirten Erdoğan, "Bizim tarihimizde kalem hep kılıcın önündedir. İslam medeniyeti 8. yüzyıldan itibaren çok değerli bilimsel ve kültürel çalışmalar gerçekleştirmiş, bu çalışmalar 12. yüzyıldan itibaren Avrupa medeniyetini de önemli ölçüde beslemiştir" dedi.

İslam ülkelerinin parlak devrinin 18. yüzyıldan itibaren yerini gerilemeye bıraktığını dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti:

"Elbette karşımızdaki bu karamsar tablonun ortaya çıkmasında bölgemize yapılan dışarıdan müdahalelerin etkisi çoktur. Şunu unutmayalım; şüphesiz 'Bir damla petrol, bir damla kandan daha değerlidir' diyen sömürgecilerin neden olduğu tahribatı görmezden gelemeyiz. Tek kutsalı menfaat olanları, çizdikleri yapay sınırlarla yapay sorunlar üretenleri elbette eleştireceğiz. Kendi vatandaşları için hak gördükleri demokrasiyi bölge halkları için lüks görenlerin ikiyüzlülüklerini de ifşa edeceğiz. Ancak bunları yaparken çok daha önemli bir noktayı gözden kaçırmamalıyız. Peki nedir bu nokta? Özeleştiridir... Kendimizi şöyle bir eleştiriye çekeceğiz, nefs muhasebesi yapacağız, kendimizi sigaya çekeceğiz. Onları tenkit ettiğimiz kadar kendi özeleştirimizi yapmazsak, içinde bulunduğumuz karamsar tabloyu da değiştiremeyiz. Sorunun menşeini sadece dışarıda ararsak, böyle bir kolaycılığa düşersek, inanın hiçbir yere varamayız. Doğru teşhis, doğru tedavinin de ilk adımıdır."

"YİTİK, KAYBEDİLDİĞİ YERDE ARANIR"

"Son iki asırdır geriye gitmenin, çözülmenin nedeni, ilim merkezlerinin yer değiştirmesidir. Medreseler yozlaştıkça ilim de yozlaştı. Medreseler gelişmeyince sanayi de gelişmedi. Beyin göçü hayat damarlarımızın kurumasına yol açtı. Bu makus talihi değiştirmek, yeni bir başlangıç yapmak bizim elimizdedir. Şunu hiçbir zaman unutmayacağız: Yıkılan yeniden inşa edilir, kaybolanın yerine yenisi konulur, ancak özgüvenini yitiren bir milletin tekrar tarih yazması mümkün değildir. Yoksulluk, kan, gözyaşı, acı asla bu toprakların, ortak coğrafyamızın değişmez kaderi değildir. Bugün yaşadığımız hadiselerin, sıkıntıların, üzerimizde dolaşan kara bulutların geleceğimizi karartmasına, bizi yeise sevk etmesine asla izin vermeyeceğiz. Tarihimiz sadece övünç kaynağımız değil, aynı zamanda bize güç veren, ilham olması gereken çok önemli bir referanstır. Yitik, kaybedildiği yerde aranır. Bugün içinde bulunduğumuz çıkmaza engel olacak şey, eğitimdir."

İSLAM DÜNYASINDAKİ ÜÇ SIKINTI...

"Şu anda İslam dünyasının içinde bulunduğu en önemli sıkıntıları 3 başlıkta ifade etmek isitiyorum. Bunlardan bir tanesi, mezhepçilik sıkıntısıdır. Ne yazık ki İslam dünyası şu anda Şia ve Sünnilik tehdidi altındadır. Ben bunu İslam İşbirliği Teşkilatı Zirvesi'nde de

konuştum. Bizim Şiilik diye bir dinimiz yok. Bizim Sünnilik diye de bir dinimiz yok. Bunlar birer yoldur ama, bizim bunların üzerinde tek dinimiz var, o da İslam'dır. Ve bizler birer Müslüman olarak kardeşliğimize asla gölge düşürmemeliyiz. Kim ki 'Benim mezhebim senin mezhebinden daha üstündür' diyorsa, İslam'a zarar verir. İslam'a zarar vermeye kimsenin hakkı yok. İster Sünni olsun ister Şii olsun. Biz böyle bir ayrımcılığın içerisine giremeyiz."

IRKÇILIK...

"İkincisi, ırkçılıktır. En önemli tehditlerden bir tanesi de bu. Hep konuşuyoruz. Türk, Arap. Ben buna üzülüyorum. Arap Birliği... E, bunun karşısında Türk Birliği mi olacak? Niye olsun ya? Şimdi bir taraftan İslam İşbirliği diyorsun, öbür taraftan Arap Birliği diyorsun. Bu ne menem iştir, nasıl bir şeydir bu? Biz İslam Birliği niye demiyoruz da, Arap Birliği diyoruz? Ne Arabın Arap olmayana, ne Arap olmayanın

Araba üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takva iledir. Biz ölçülerimizi kaybettik. Ölçülerimizi kaybettiğimiz için de sıkıntı yaşıyoruz. Bu ölçüleri bizim yeniden yakalamamız lazım. Yeniden bizim aslımıza dönmemiz lazım. Eğer bunu yakalayamazsak, geçen bu

sürelere yazık olur. Bakıyorsun, Arap kardeşim bana farklı bakıyor. Ben Türk'üm. Eğer Türk de Araba farklı bakıyorsa, yandık. Bizim renklerimizde herhangi bir şey olabilir mi? Ne siyahın beyaza, ne beyazın siyaha üstünlüğü yoktur. Ölçü bu... Batı dünyası bu ayrımları yaparken, İslam dünyasında bu sıkıntı yoktu. Biz onlara bu dersleri verdik. Çünkü biz yaradılanı Yaradan'dan ötürü sevdik. Renginden dolayı değil, kavminden dolayı değil, ülkesinden dolayı değil, makamından dolayı değil, rütbesinden dolayı değil. Bundan dolayı sevdik. Bu yanlışı gidermemiz lazım..."

"MÜSLÜMANLAR NE HALE DÜŞTÜ!"

Erdoğan, "Üç, terör... Şu anda en önemli sıkıntılardan biri de terör belasıdır. Peki, teröre karşı gerekli mücadeleyi veriyor muyuz? Buyurun, El Kaide, Boko Haram... Öldüren 'Allahu ekber' diye öldürüyor, ölen 'Allahu ekber' deyip ölüyor. Şuna bak yahu! Müslümanlar ne hale düştü. Biz şu anda ülkemizde terör örgütüyle mücadelede 35 yılda 40 bin insanımızı kaybettik. Şu anda terörle yoğun bir mücadelemiz var" diye konuştu.

Erdoğan, konuşmasını, "Sözlerime son verirken, inşallah İslam dünyası şöyle bir silkelenir, kendine gelir ve böylece geleceğe farklı şekilde yürür" diyerek tamamladı.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.