Dünya Turizm Forumu

Dünya Turizm Forumu

Dünya Turizm Forumu

Dünya Turizm Forumu

06 Şubat 2016 Cumartesi 12:32
30 Okunma
Dünya Turizm Forumu

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suriye ve Irak'ı kana bulayan DAEŞ terör örgütünün, insanlık dışı saldırılarını Tunus'tan Mısır'a, Paris'ten ABD'ye kadar dünyanın birçok ülkesine yaydığını belirterek, "Maalesef kimi Batılı ülkeler, son derece yanlış bir şekilde terör örgütlerine karşı tavırlarını, onların söylemlerine ve ideolojilere bakarak belirliyor veya açıklıyorlar. Biz bu ikircikli tavrı, çeşitli terör örgütleriyle uzun yıllardır sürdürdüğümüz mücadelemizde birçok kez gördük, yaşadık, tecrübe ettik. Sadece PKK'yla olan mücadelemiz bizim 35 yıldır devam ediyor. Ama biz, hiçbir zaman ağlamadık, bağırıp çağırmadık ve mücadelemizi sabırla, kendi içimizde verdik, hala da vermeye devam ediyoruz" dedi.

Erdoğan, Lütfi Kırdar Kongre Merkezi'nde düzenlenen Dünya Turizm Forumu'nun kapanış oturumundaki konuşmasında, Türkiye'nin de içinde yer aldığı coğrafyanın ancak 100 yılda bir rastlanabilecek tarihi nitelikte hadiselerin yaşandığı sancılı bir süreçten geçtiğini, güneyde Suriye, Irak ve Yemen'in, kuzeyde Ukrayna'nın, batıda Yunanistan'ın ekonomik, siyasi ve sosyal krizlerle başa çıkmaya çalıştığını anlatırken, başta Türk vatandaşlarının yoğun yaşadığı ülkeler olmak üzere dünyanın birçok gelişmiş ülkesinde yabancı düşmanlığı gibi toplumsal hastalıkların arttığının görüldüğünü söyledi.

Türkiye'nin coğrafi konumu, tarihi, kültürel ve beşeri bağları dolayısıyla söz konusu krizleri ilk hisseden ülkelerden biri olduğunu dile getiren Erdoğan, kriz bölgelerinde yaşanan sıkıntıların, Türkiye'nin yanı sıra komşu ülkeleri ve Avrupa dahil tüm dünyayı etkilediğini kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "mülteci ve göç sorunu", "DAEŞ gibi terör örgütlerinin kanlı eylemleri", "artan ırkçılık", "islamofobi", "farklı toplum kesimleri arasında yaşanan gerilimler"i, krizlerin yansımaları olarak sıralarken, "Hemen herkesin yüzleşmek zorunda kaldığı bu meseleler, küreselleşen dünyada imkanlarla beraber sorunların da küreselleştiğinin en somut örneklerini oluşturuyor. Nasıl mesafeler yeni iletişim ve ulaşım teknolojileri karşısında anlamını kaybetmişse, krizler konusunda da koruyucu fonksiyonlarını yitirmişlerdir. Nitekim son dönemde yaşadığımız kimi acı tecrübeler, bu hakikatı bir kez daha neredeyse açık bir şekilde göstermiştir" diye konuştu.

- "Bu işler sabır istiyor"

Türkiye'nin 5 yıldır sabırla, büyük bir metanetle mücadele ettiği mülteci krizi Avrupa'ya ulaştığında, Avrupa'nın paniğe kapıldığını anlatan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Suriye ve Irak'ı kana bulayan DAEŞ terör örgütü, insanlık dışı saldırılarını Tunus'tan Mısır'a, Paris'ten ABD'ye kadar dünyanın birçok ülkesine yaymıştır. Maalesef kimi Batılı ülkeler, son derece yanlış bir şekilde terör örgütlerine karşı tavırlarını, onların söylemlerine ve ideolojilere bakarak belirliyor veya açıklıyorlar. Biz bu ikircikli tavrı, çeşitli terör örgütleriyle uzun yıllardır sürdürdüğümüz mücadelemizde bir çok kez gördük, yaşadık, tecrübe ettik. Sadece PKK'yla olan mücadelemiz bizim 35 yıldır devam ediyor. Ama biz, hiçbir zaman ağlamadık, bağırıp çağırmadık ve mücadelemizi sabırla, kendi içimizde verdik, hala da vermeye devam ediyoruz. Terör örgütünün elebaşları, elleri masum kanına bulaşmış caniler, kırmızı bültenle aranan suçlular, çeşitli kılıflar altında yıllarca Batı ülkelerinde serbestçe dolaştılar. Bu ülkede en güçlü iş adamlarından bir tanesini öldürenin katili yıllarca saklanıyor. Hala kaçak olanı var. En sonunda bir tanesi birkaç gün önce yakalandı. Bu işler sabır istiyor. 20 yıl sabredildi ve 20 yılın sonunda fail yakalandı. Türkiye bu noktada aslında dünyaya birçok yönleriyle örnek."

- "Örgütün tabanı, bölgede yaşayan Kürt nüfusunun onda biri dahi değildir"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin haklı taleplerinin büyük bir suskunlukla geçiştirildiğini belirterek, şunları söyledi:

"Bugün aynı tavrın maalesef Suriye ve Irak'taki terör yapılarına karşı da sergilendiğine şahit oluyoruz. Kandil'den yönetilen PYD, YPG'nin bölgede yaptığı etnik temizlik faaliyetleri, terör eylemleri, mevcut rejimle olan iş birliği adeta görmezden gelinerek bu örgüt himaye ediliyor, destekleniyor. Örgütün elinden çıkan silahlara baktığımızda hangi silahları görüyoruz? Batı'nın silahlarını görüyoruz. Neredeyse Batı'nın her ülkesinin silahları var. Terör örgütüne karşı savaştığını söyleyenlerin silahlarını da onların elinde görüyoruz. İşte ülkemizde şu anda yapılan son operasyonlarda rögar kapaklarının altından tutun evlerde yakalanan tüm silahlara baktığımızda bu silahların hepsinin tüm Batı'nın ürettiği silahlar olduğunu görüyoruz. Bu terör örgütünün zorla ele geçirdiği bölgelerdeki baskıcı, faşist ve ırkçı uygulamaları müsamaha ile karşılanarak, DAEŞ'e karşı muteber bir partner gibi gösterilmeye çalışılıyor. Biz, 'Bunlara bu silahları vermeyin. Bunlar terörist örgüttür' dediğimiz zaman bize kulak tıkayanlar, şimdi neticeyi görüyorlar. Değişen bir şey var mı? Yok, yine aynı.

PYD, YPG terör örgütünün asıl hedefi, DAEŞ'ten ziyade kendisi gibi düşünmeyen, kendisine tabi olmayan herkestir, bölge halkıdır, özellikle de orada yaşayan Kürt kardeşlerimizdir. Bunların Kürt kardeşlerimize öncülük etmek gibi bir derdi yoktur. Tam aksine bunlar, Kürt kardeşlerimizin başına beladır. Bunu böylece söylemek istiyorum. Örgütün tabanı, bölgede yaşayan Kürt nüfusunun onda biri dahi değildir. Bu örgütten farklı düşünen Suriyeli Kürt kardeşlerimiz, bunun bedelini tehcirle, şiddetle, baskıyla ödemektedir."

-

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Esed ile ilişkilerinin iyi olduğu dönemde, orada yaşayan Kürtlere pasaport, kimlik verilmediğini, kendisinin Esed'e "Bunlar, bu ülkede yaşıyor. Bunlar senin vatandaşın değil mi? Bunlara kimlik versene, bunlara pasaport versene" diye diye belli bir noktaya geldiğini, ardından olayların patlak verdiğini anlattı.

Erdoğan, "Bu olaylar patlak verdiği için onlara kimlik vermeye başladı, yoksa yine kimlik verme niyeti yoktu. Ama bunun benim Kobani'de yaşayan Kürt kardeşim hala farkında değil. Belki biliyor veya biliyor da farkında olmuyor" dedi.

PYD'ye karşı duruşlarının, bölgedeki Kürt nüfusunun da hissiyatı olduğunu anlatan Erdoğan, şunları kaydetti:

"Bugüne kadar terör örgütleri arasında hiçbir ayrım yapmadan, birini diğerine tercih etmeden, ideolojine, kimliğine bakmadan, hepsiyle kararlı bir şekilde mücadele ettik, etmeyi sürdüreceğiz. Zira biz, terör ateşinin belli sınırların içinde kalmayacağını, bu ateşin büyüyüp tüm dünyayı tehdit eder hale geleceğini yakından biliyoruz. Şiddetin bu kadar yaygınlaştığı, terör örgütlerinin bu kadar taraftar, bu kadar sempatizan bulduğu bir ortamda dünyanın hiçbir ülkesi güvenli olamaz, olamayacaktır. Her gün yüzlerce masum insanın katledilmesine seyirci kalınırken, insanlar açlıkla terbiye edilmeye çalışılırken, çocuklar yaprak yiyerek, hatta ağaçların kabuklarını yiyerek hayatta kalma mücadelesi verirken, kimse yatağında rahat uyuyamaz. Kendi güvenliğimizin, öncelikle Suriye'nin, Irak'ın, Kuzey Afrika'nın, Afganistan'ın, Balkanların, Kafkasya'nın, Karadeniz'in güvenliğinden geçtiğini unutmamalıyız. Bu noktada artık tüm ülkelerin öncelikle elini vicdanına koyması, terör karşısında ilkeli, tutarlı ve net bir tavır takınması gerekiyor."

(Sürecek)

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.