Flaş Haber
Kapat

'Dünya Su Günü'

Mersin Üniversitesi (MEÜ) Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Halil Kumbur, Türkiye'nin günümüz teknolojisi ile değerlendirilebilecek yıllık su potansiyeli 112 milyar metreküp olduğunu belirterek, 'Bu değer suyumuzu plansız kullandığımız takdirde her an için su sıkıntısı çekilebileceği anlamındadır' dedi.

'Dünya Su Günü'

Mersin Üniversitesi (MEÜ) Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Halil Kumbur, Türkiye'nin günümüz teknolojisi ile değerlendirilebilecek yıllık su potansiyeli 112 milyar metreküp olduğunu belirterek, 'Bu değer suyumuzu plansız kullandığımız takdirde her an için su sıkıntısı çekilebileceği anlamındadır' dedi.

22 Mart 2016 Salı 08:15
'Dünya Su Günü'

Mersin Üniversitesi (MEÜ) Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Halil Kumbur, Türkiye'nin günümüz teknolojisi ile değerlendirilebilecek yıllık su potansiyeli 112 milyar metreküp olduğunu belirterek, "Bu değer suyumuzu plansız kullandığımız takdirde her an için su sıkıntısı çekilebileceği anlamındadır" dedi.

Kumbur, '22 Mart Dünya Su Günü' dolayısıyla yaptığı açıklamada, suyun, canlı hayatının en önemli unsurlarından biri olduğunu hatırlattı. Sanılanın aksine su kaynaklarının sınırlı olduğuna dikkat çeken Kumbur, insanların kullanımına hazır tatlı su varlığının, dünyadaki toplam su varlığının yaklaşık yüzde 0,5'inden daha az olduğunu belirtti. ABD, Kanada ve Kuzey Avrupa ülkelerinin yıllık kişi başına 10 bin metreküp su ile dünyanın en çok su varlıklı ülkeleri olduğunu dile getiren Kumbur, dünyanın en az suya sahip ülkelerinin ise yıllık kişi başına 23 metreküp ile Cubiti, Bahreyn ve Kuveyt olduğunu söyledi. Küresel iklim değişimleri ve ortaya çıkan sorunların noktasal değil bölgesel, ulusal değil, uluslararası bir özelliği olduğunu vurgulayan Kumbur, bu nedenle ülkelerin su sorunlarının çözümlenmesinde birlikte hareket etmek zorunda olduklarını belirtti.

Günümüzde suyun, ulusal ve uluslararası politikalar belirlenmesinde de önemli bir unsur haline geldiğini kaydeden Kumbur, "Hızla artan nüfus ve sanayileşme ile çevre ve su kaynaklarının kirlenmesi, dünya üzerinde özellikle belirli bölgeler için, su kaynaklarını daha da yetersiz bir düzeye indirmiştir. Değişik kaynaklara göre günümüzde, dünyanın gelişmekte olan bölgelerinde önemli bir kentli ve köylü nüfus içme, kullanma gibi temel ihtiyaçlarını karşılayabilecek temiz sudan yoksun olarak yaşamaktadırlar. Bu ülkeler yüksek nüfus artışına sahiptir ve büyük bir kısmı Afrika Kıtası ve Ortadoğu bölgesinde yer almaktadır. Su varlığı yüksek olan bölge ve ülkelerde gelişen teknoloji ve artan refah seviyesi ile birlikte su tüketimi sürekli olarak artarken, su yoksulu ülkelerde su taleplerindeki artışlar önemli bölgesel krizlerin çıkmasına ve ülkeler arasında büyük sorunların yaşanmasına neden olmaktadır" diye konuştu.

"SU, ORTADOĞU ÜLKELERİ ARASINDA ANLAŞMAZLIK KONUSU HALİNE GELDİ"

Ortadoğu ülkeleri arasında son yıllarda ortaya çıkabilecek anlaşmazlık konularından birisinin de su olduğunu ifade eden Kumbur, şöyle devam etti; "Su sıkıntısı en üst düzeyde olan ve burada belirtilen ülkelerin çoğu hem petrol hem de su yoksulu ülkelerdir. Dicle ve Fırat nehirlerinin bazı Ortadoğu ülkelerinden geçiyor olması nedeni ile bu sorunlar ülkemizi de yakından ilgilendirmektedir. AB uyum süreci içerinde sınır aşan ve ülkemizin su potansiyelinin yüzde 30'nu oluşturan Dicle ve Fırat nehirlerimizin yönetiminin Türkiye'den alınarak, uluslararası bir komisyona veya sudan yararlanan komşu ülkelerle beraber yönetilmesi dayatması ile karşılaşma ihtimali yüksektir. Bu dayatma, bu nehirlerin suyuna dayalı yapılacak her türlü yatırımlarımızın baştan GAP projesi ve barajlar, sulama, enerji üretimi gibi konuları olumsuz yönde etkileyecektir."

Türkiye'nin su potansiyeline de değinen Kumbur, ülkemizin, günümüz teknolojisi ile değerlendirilebilecek yıllık su potansiyelinin 112 milyar metreküp olduğunu dile getirerek, "Bu değeri 78 milyona böldüğümüzde kişi başına bin 435 metreküp su düşmektedir. Bu değer suyumuzu plansız kullandığımız takdirde her an için su sıkıntısı çekilebileceği anlamındadır. Türkiye'nin su kaynakları potansiyeli doğu bölgelerde ağırlıkta iken, ihtiyaçlar batı bölgelerde yoğunlaşmıştır" ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin su potansiyelinin 44 milyar metreküpünün, yani yüzde 40'nın kullanıldığını, geride kalan 68 milyar metreküp suyun halen kullanılamadığını belirten Kumbur, kullanımdaki suyun yüzde 76'sının sulamada, yüzde 14'ünün belediyelerde, yüzde 10'unun da endüstriyel amaçlar için kullanıldığını söyledi.

MERSİN'İN SU POTANSİYELİ

Mersin'in su potansiyeli konusunda da bilgiler veren Kumbur, kentin yerüstü ve yeraltı su potansiyelinin, yıllık 7,4 milyar metreküp olduğunu belirterek, şöyle devam etti; "Başlıca akarsularımız Berdan, Göksu, Efrenk, Lemas, Dragon nehirleridir. Bu potansiyelimizin 1,01 milyar metreküpü sulamada, 403 milyon metreküpü içme suyu olarak kullanılmaktadır. Türkiye ve Mersin genelinde kent merkezleri ve kırsal kesimde hala su sorunları yaşanmaktadır. Su havzalarının korunması, kaliteli ve ekonomik su temini, suyun nakli, depolanması ,abonelere ulaştırılmasında, kayıp-kaçak oranlarının yüksek olması, atıksu arıtma tesisleri, arıtma çamurlarının bertarafı gibi konularda ciddi sorunlar bulunmaktadır. Öncelikli olarak mevcut suyumuzu ekonomik kullanmalıyız. Özellikle sulama suyu teknik ve yöntemlerimizi değiştirmeliyiz. Damlama sulama tekniklerine biran önce geçmeliyiz. Mersin ve İlçeleri İçmesuyu, Atıksu ve Yağmursuyu Master Planlarının hazırlanması gerekir. Üniversitemiz Çevre Mühendisliğinin bu konularda çalışmaları mevcuttur. Su tasarrufuna önem vermeliyiz. İsraf etmemenin kazanmak olduğu unutulmamalıdır. Su o kadar önemli bir kaynaktır ki, kullanırken kirletilir, israf edilirse sonunda hasret kalınabilir."

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.