Diyarbakır'ın fethinin 1377. yılı

Diyarbakır'ın fethinin 1377. yılı

Diyarbakır'ın fethinin 1377. yılı

Diyarbakır'ın fethinin 1377. yılı

15 Mayıs 2016 Pazar 18:21
46 Okunma
Diyarbakır'ın fethinin 1377. yılı

Anadolu Gençlik Derneği (AGD) Genel Başkanı Salih Turhan, "Birileri sözüm ona İslam'ın fethini batının ortaya koymuş olduğu işgalle karıştırıp, işgalle ifade etmeye çalışıyorlar. Batının ortaya koşmuş olduğu işgal ile İslam'ın ortaya koşmuş olduğu fethin birbirinden farklı olduğunu hepimiz gözümüzün önünde görüyoruz" dedi.

AGD Diyarbakır Şubesi, Diyarbakır'ın fethinin 1377. yıl dönümü sebebiyle Ziya Gökalp Spor Salonu'nda etkinlik düzenledi. Etkinlik, Kuran-ı Kerim tilavetiyle başladı.

Turhan, burada yaptığı konuşmada, Diyarbakır'ın bu coğrafyada maneviyatın başkenti olduğunu belirtti.

Diyarbakır'ın Hazreti Ömer döneminde, İyaz bin Ganem komutasındaki İslam ordusu tarafından fethedildiğini anımsatan Turhan, Bizans yönetiminde bulunan kentin beş aylık kuşatma sonucunda İslam toprağı haline geldiğini söyledi.

Şehrin sokaklarında o döneme ait izleri gördüklerini aktaran Turhan, "Amed'in surları muazzamdır, aşılmazdır ancak Müslümanların da 'bu surlar aşılmaz, bu kale düşmez' diyerek gerisin geriye dönmeye niyetleri yoktur. Efendimiz, Hendek harbinde bu şehrin fethini müjdelemiştir. O müjdeye müyesser olabilmek için İslam ordusunun askerleri fethe dair umutlarını yitirmezler. Beş aylık kuşatmanın sonunda bir Hakkın yardımı gelir. İslam ordusu surların önünde her gece sabahlamaktadır. Kumanya olarak her askere bir ekmek verilmektedir. Halid bin Velid'in payına düşen ekmek her gece kaybolmaktadır. Bu durumun sebebi merak edilir. Gece nöbet tutulur. Bakılır ki surların diğer tarafından gelen bir köpek ekmeği alıp küçük bir kanaldan içeri girmektedir. Hemen bu durum komutan İyaz bin Ganem'e haber verilir. Yüz kadar sahabeden oluşan bir kuvvet Halid bin Velid öncülüğünde bu kanaldan içeri girer. Bu sırada otuz kadar sahabe şehit olur. Halit bin Velid'in oğlu Süleyman da bu kuşatmada şehit olur. Nihayetinde Müslümanlar kapıları içeriden açmaya muvaffak olurlar. İslam ordusu açılan kapılardan içeri girer ve fetih müyesser olur."

Diyarbakır'ın Selçukluların Anadolu'ya gelişinden çok daha önce Müslümanlara yurt olduğunu ifade eden Turhan, Medine'den Mekke'ye, Mekke'den Kudüs'e taşınan Kelime-i Tevhid Sancağının fetihle birlikte Kudüs'ten de Diyarbakır'a taşındığını kaydetti.

Diyarbakır'ın fethinin, Anadolu'nun İslamlaşması, İstanbul'un alınması ve İslam'ın Avrupa'ya taşınması yolunda çok önemli bir hamle olduğunu vurgulayan Turhan, Anadolu'un İslamlaşmasını Diyarbakır'ın fethinden başlatmayan resmi tarih tezinin kabul edilemeyeceğini savundu.

Bölge insanının İslam ile olan bağının zayıflatılmak istendiğine işaret eden Turhan, şöyle konuştu:

"Bölgede yaşanan süreci değerlendirirken hem dünyanın hem de İslam coğrafyasının gidişatına yön vermeye çalışan ırkçı emperyalizmin gelecek tasavvurunu hesaba katmamak bizi dönüşü olmayan bir mecraya sokacaktır. Küresel sömürü sistemi, İslami duyarlılığı yüksek bölge insanını sekülerleştirerek faize dayalı ekonomik sisteme entegre etmenin derdindedir. Bu strateji, siyonizmin insanları köleleştirme politikalarının bir parçasıdır. Bölgede köylerin boşaltılması, sanayi yatırımlarının olmaması, gençlerin çoğunun işsiz bırakılması, nüfusun kent merkezlerinde toplanması, tarım ve hayvancılığın bitirilmesi aynı köleleştirme politikalarının bir parçasıdır."

Turhan, şöyle devam etti:

"Biz inanıyoruz ki Saraybosna İstanbul'dan, İstanbul Diyarbakır'dan, Diyarbakır Bağdat'tan, Bağdat Şam'dan, Şam Kudüs'ten ve Kudüs Mekke'den kopartılamaz. Yine İran'da, Irak'ta, Suriye'de ve Türkiye'de yaşayan Kürtler birbirlerinin akrabalarıdır, kardeşleridir, aralarında bir husumet, bir düşmanlık yoktur, o zaman bu bölünmüşlük de olmamalıdır. Bunun da yolu Bağdat'ın, Şam'ın, Tahran'ın, Ankara'nın aynı masa etrafında bir araya gelmesi, Arap, Fars, Türk, Kürt demeden adalet ve barış eksenli bir geleceğin kurulmasıdır. Bu ayrılık geçicidir ve Endonezya'dan Fas'a İslam Birliği çok yakın bir zamanda gerçekleşecektir."

Turhan, gerçek anlamda barışın İslam ülkelerinin "İslam Birliği" çatısı altında bir araya gelerek sağlanabileceğini bildirdi.

- "Fethi işgalle ifade etmeye çalışıyorlar"

İslam'ın fethinin, batının ortaya koyduğu işgalle ifade etmeye çalışanların varlığına vurgu yapan Turhan, şunları söyledi:

"Birileri sözüm ona İslam'ın fethini batının ortaya koymuş olduğu işgalle karıştırıp, işgalle ifade etmeye çalışıyorlar. Batının ortaya koşmuş olduğu işgal ile İslam'ın ortaya koşmuş olduğu fethin birbirinden farklı olduğunu hepimiz, gözümüzün önünde görüyoruz. Nasıl anlıyoruz? Daha 10-15 yıl önce Irak'taki yaşananları gördüğümüzde, 1,5 milyon Müslümanın katledildiğini gördüğümüzde batının ortaya koymuş olduğu işgali hep beraber görmüş oluyoruz. Yine çok uzağa gitmiyoruz; Suriye'de 5 yıl önce başlayan savaş neticesinde bir milyona yakın insanın ruhunu teslim etmesini yine batının ortaya koymuş olduğu işgal anlayışıyla hepimiz gözümüzün önünde görüyoruz. Yine Libya'da özgürlük ve insan hakları getireceğiz diyerek yola çıkan insanların Libya'yı 40 parçaya bölüp, Müslümanları birbirine düşürmesini yine hep beraber gözümüzün önünde izliyoruz. Bangladeş'in Cemeat-i İslamiyye'nin lideri Rahman Nizami'nin 3 gün önce idam kararıyla şehadetini gördükten sonra batının ortaya koymuş olduğu işgalin ne mana ifade ettiğini hep birlikte görüyoruz.

Yaşadığımız dünyada, insanlığın özgürlük ve demokrasiyle uyutulduğu bu dünyada, Arakan'da 5 yıllık süreç içerisinde 50 binden fazla kardeşimizin şehit edilmesini yine batının ortaya koymuş olduğu işgal anlayışının ne mana ifade ettiğini görmüş oluyoruz. Bir tarafta fethin ne mana ifade ettiğini anlamak açısından 'fethin' kelime manasının açmak olduğunu, kalplerin ve gönüllerin İslam'a açılma gayreti olduğunu, insanları yok etmek için değil insanları diriltmek için yapılan bir cihat olduğunu hep beraber görüyoruz. Nerede görüyoruz, Mekke'nin fethinde görüyoruz. Nerede görüyoruz, Kudüs'ün fethinde görüyoruz. Nerede görüyoruz, Diyarbakır'ın fethinde görüyoruz. Nerede görüyoruz, İstanbul'umuzun fethinde görüyoruz."

Etkinlikte, AGD Diyarbakır Şube Başkanı Abdurrahman Ergin de konuşma yaptı.

Konuşmaların ardından Diyarbakır'ın fethi, kum sanatı ve öğrencilerin sahne gösterisiyle anlatıldı.

Etkinlik sonunda katılımcılar arasında Umre çekilişi yapıldı.

Etkinliğe, bazı siyasi parti ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri, AGD üyeleri ve vatandaşlar katıldı.



Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.