Diyarbakır'da STK temsilcileriyle buluşma

Diyarbakır'da STK temsilcileriyle buluşma

Diyarbakır'da STK temsilcileriyle buluşma

Diyarbakır'da STK temsilcileriyle buluşma

28 Mayıs 2016 Cumartesi 18:30
29 Okunma
Diyarbakır'da STK temsilcileriyle buluşma

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, terörle sonuna kadar yılmadan, usanmadan mücadele edeceklerini belirterek "Allah aşkına soruyorum, şurada, Dürümlü mezrasında olan olay, 15 ton bombayla oraya gelmek suretiyle bunu orada patlatan ve 16 kardeşimizi şehit edenlerin dinle, diyanetle, insanlıkla, vicdanla, 'Kürtlerin temsilcisiyim' demek gibi böyle bir yaklaşımla ne ilgisi, ne alakası olabilir? Hiçbir ilgisi olamaz. Bunlarda insanlıktan nasibini almak diye bir şey yok, vicdan diye bir şey yok. 16 tane kardeşimizin düştüğü durum, paramparça olan o bedenlerin hesabını hep beraber sormamız lazım. Her şey devletten beklenmez, el ele vereceğiz, omuz omuza vereceğiz ve bunun hesabını da soracağız." dedi.

Erdoğan, Mitannia Regency Otel'de düzenlenen toplantıda sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve kanaat önderleri ile bir araya geldi.

Özgürlük, hak ve hukuk gibi kavramların arkasına siper alınarak yapılan tek şeyin demokrasiye kurşun sıkmak olduğunu belirten Erdoğan, teröristleri nereye kaçarlarsa kaçsınlar kovalayacaklarını söyledi.

"Eğer demokrasi diyorlarsa, eğer hak ve özgürlük diyorlarsa o zaman silahı, bombayı, her şeyi gömerler, koordinatlarını da verirler. Gelsinler Parlamentoda mücadelesini sürdürsünler ama bunların böyle bir derdi yok. Bunlar gelecek, benim tertemiz, saf Kürt kardeşimi tehdit edecek, muhtarı tehdit edecek, aşiret reisini tehdit edecek. Buradan bir başka partiye oy çıkarsa 'Biz bu köyü yakarız, yıkarız.' Yaptılar mı bunu? Yaptılar." ifadelerini kullanan Erdoğan, bundan sonra böyle bir durumun söz konusu olmayacağını, hep beraber omuz omuza bunun bitirileceğini vurguladı.

- "Biz safımızı belirleyeceğiz"

Erdoğan, "Safını belirlememiş olanlar var. Bu Hazreti Adem'den bugüne kadar hep oldu. Bundan sonra kıyamete kadar yine olacak. Biz de safımızı belirleyeceğiz. Eğer biz safımızı belirlersek o zaman bileseniz ki er veya geç hak batıla galip gelecektir. Bunun önünde kimse duramaz." dedi.

Bölücü terör örgütünün 30 yıl boyunca tam "gözü dönmüşlük"le sadece yakıp yıktığını, Kürtlere hayatlarını zindan ettiğini vurgulayan Erdoğan, dünyanın hiçbir ülkesinde kendi milletine, kendi halkına bu kadar düşmanlık eden bir başka yapı bulunmadığını aktardı.

Erdoğan, Diyarbakır'da 16 köylünün hayatını kaybettiği olaya ilişkin de şöyle konuştu:

"Allah aşkına soruyorum, şurada, Dürümlü mezrasında olan olay, 15 ton bombayla oraya gelmek suretiyle bunu orada patlatan ve 16 kardeşimizi şehit edenlerin dinle, diyanetle, insanlıkla, vicdanla, 'Kürtlerin temsilcisiyim' demek gibi böyle bir yaklaşımla ne ilgisi, ne alakası olabilir? Hiçbir ilgisi olamaz. Bunlarda insanlıktan nasibini almak diye bir şey yok, vicdan diye bir şey yok. 16 tane kardeşimizin düştüğü durum, paramparça olan o bedenlerin hesabını hep beraber sormamız lazım. Her şey devletten beklenmez, el ele vereceğiz, omuz omuza vereceğiz ve bunun hesabını da soracağız."

- "Öz katliama çevirdiler..."

"Bir yıl önce Batı başkentlerine şirin görünmek için yolu kapattık, trafiği aksattık diye özür dileyenler, ülkemizde en vahşi katliamları işlemekten bir an bile çekinmiyor" diyen Erdoğan, terör örgütünün bir maşa olduğunu, Türkiye'yi bölmek, bölgede çıkarlarını devam ettirmek isteyen güçlerin taşeronu olduğunu yıllardır söylediklerini anımsattı.

Son bir yıldır yaşananların da bu gerçeğin ispatı olduğunu dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti:

"Yoksa hak ve özgürlükler noktasında en ciddi reformların yapıldığı dönemde tekrar silaha sarılmanın ne anlamı olabilir? Bölgede güven ve istikrar ikliminin hakim olduğu bir süreçte ne dediler, 'öz yönetim.' Bu hezeyanlarla çıktılar ortaya. 'Öz yönetim' ifadelerini 'öz katliam'a çevirdiler. Bunun sebebi ne? Rızkının peşindeki garsonu, müşteri bekleyen esnafı, şifa dağıtan doktoru, namaz kıldıran imamı, okula giden çocuğu öldürmenin kime faydası var? Camileri, kütüphaneleri, okulları yakmanın, hastanelere yaralı taşıyan ambulanslara saldırmanın ne gerekçesi olabilir? Bunu izah edebilirler mi? Var mı bunun izahı yok? Çocuk sesleri ile şenlenen sokakları, mahalleleri kana bulamanın haklı bir mazereti olabilir mi? Bu süreçte milletimiz gerçekten zorluklar çekti, çok ciddi bedeller ödedi. Mardin, Şırnak, Hakkari'nin değil tüm Türkiye'nin gönlü yaralandı. Terör örgütü tarafından evi yakılan, yıkılan kardeşlerimizin acısı bizim de acımızdır."

Terör örgütünün kandırarak ölüme gönderdiği gençlerin kendilerini çok üzdüğüne işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "O dağlara kaçırılan kızların hesabını kim verecek? O taciz edilen kızlarımızın hesabını kim verecek? O gençlerin hesabını kim verecek? Yani bu terör örgütü özgürlük diyebilir mi? Bu terör örgütü barış diyebilir mi? Bu terör örgütü insanlık mücadelesi veriyorum diyebilir mi?" ifadesini kullandı.

Erdoğan, şunları söyledi:

"Öyleyse ben özellikle Kürt kardeşlerime birinci derecede sesleniyorum, gelin el ele verelim. Türk'ü Kürt'ü... Böyle bir ayrım yapmayalım. Laz, Çerkez, Gürcü, Abaza, Roman, Boşnak, Arnavut, böyle bir ayrım yapmayalım. Bizim dinimizde böyle bir ayrıcalık yok. Böyle bir ayrılık yok. Rabbim bizi kavimlere ayırmış, birbirimizle iyi tanışalım, anlaşalım diye. Birbirimizden kopalım diye değil. Biz kardeşiz. Kardeşliğimizi kıskandılar ve bu kardeşliğimizi parçalamak istiyorlar. İşte biz şimdi bizi parçalamak isteyenlere Diyarbakır'dan gür bir seda ile 'Bizi parçalayamayacaksınız' dememiz lazım."

- "Tarih bunun hesabını sorar"

Türkiye'nin dört bir yanında şehit evlerinden yükselen feryatların, ağıtların dilinin Türkçe, Arapça, Zazaca yani Türkiye'de ne konuşuluyorsa o dil olduğunu aktaran Erdoğan, şunları kaydetti:

"Kurşunlu Camisi'ne sıkılan her kurşun, bizim de kalbimize sıkılmıştır. Bunu böyle biliniz. Suriçi'nde tahrip edilen her bir eser ile sadece Diyarbakır'ın değil, Türkiye'nin ortak tarihini, ortak hafızasını siliyorlar. Bunu böyle biliniz çünkü Diyarbakır Mekke'nin, Medine'nin, Kudüs'ün, İstanbul'un, Konya'nın kardeşidir. Bunu böyle biliniz. Terör örgütü bir kadim mirası yok ederken, buraları tarihsiz hale getirirken emin olun ne yaptığını, ne için yaptığını biliyordur. Kardeşlerim işte 7 Haziran'dan sonra terör örgütünün desteklediği malum partinin eş başkanlarından bir tanesi benim Kürt kardeşlerimi sokağa döktü mü? Döktü. Sonra da 53 tane vatandaşımız burada öldürüldü mü? Öldürüldü. Bunların içerisinde 15-16 yaşındaki bir Yasin Börü de var mıydı? Vardı. Peki neydi onların günahı, onların suçu neydi? Üçüncü kattan 15-16 yaşında bir genci atacaksın ve ondan sonra da üzerinden geçmek suretiyle çiğneyerek bir vahşeti işleyeceksin. Senin gibi düşünmediği, inanmadığı için. Öyle mi? Şimdi ben buradan da sesleniyorum: Ey yargı, üzerine düşen görevi yapacaksın. Eğer yargı üzerine düşen görevi yapmıyorsa tarih bunun hesabını sorar. Biliyorsunuz 'Hesaba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekiniz' hükmü var. Bu hükmü fermanı, bir gün gelecek yakanıza yapışacak."

Toplantıya Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan, Başbakan Binali Yıldırım'ın eşi Semiha Yıldırım, bakanlar ve milletvekilleri ile Diyarbakır'da, 6-7 Ekim 2014'te Kobani (Ayn el Arap) bahanesiyle gerçekleştirilen izinsiz gösterilerde öldürülen Yasin Börü ve diğer vatandaşların aileleri de katıldı.

(Bitti)

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.