Diyanet İşleri Başkanı Görmez:

Diyanet İşleri Başkanı Görmez:

Diyanet İşleri Başkanı Görmez:

Diyanet İşleri Başkanı Görmez:

19 Nisan 2016 Salı 16:29
Diyanet İşleri Başkanı Görmez:
Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, Kutlu Doğum Haftası'nın, Mevlit Kandili'nin alternatifi olmadığını belirterek, "Sadece yıllarca anmak şeklinde idrak ettiğimiz Mevlit kandillerini anlamaya dönüştürme çabasıdır." dedi.

Görmez, Kocatepe Konferans Salonu'nda düzenlenen "Eğitimde Evrensel Sorumluluklarımız ve Türkiye'de Din Eğitim ve Öğretimi Konferansı"nda, çoğunluğu Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi ve Meslek Dersleri öğretmenlerinden oluşan dinleyicilere hitap etti.

Öğretmenler topluluğunun karşısında kendisini "öğrenci" olarak gördüğünü belirten Mehmet Görmez, İslam'ın en temel ve kurucu ilkesi olan tevhidle ilgili, İslam dünyasında yanlış anlayış, düşünce ve sapmalar gördüklerini kaydetti.

Tevhidin, aslında sadece Yaradanın varlığına ve birliğine iman etmekle sınırlı olmadığını belirten Görmez, "Tevhid aynı zamanda varlığa bakışın, varlık alemini nasıl yorumlayacağımız, varoluşumuzu nasıl anlamlandıracağımız, insan, kainat, tarih, kültür ve medeniyet kavramlarına nasıl bir anlam yükleyeceğimizi bize öğreten bir kavram iken, İslam dünyasında slogana dönüştü. İnsanların birbirini tekfir ettikleri, birbirlerini suçladıkları soyut bir inanca dönüştürüldü." diye konuştu.

- "Hazreti Muhammed, getirdiği dinin ruhu bakımından geleceğe aittir"

Kutlu Doğum Haftası'nın bütün ülkeyi, hatta yakın coğrafyayı kuşatan bir hafta olarak yaklaşık 30 yıldır varlığını sürdürdüğüne işaret eden Mehmet Görmez, "Zaman zaman tartışma konusu oluyor. Kutlu Doğum Haftası, Mevlit Kandili'nin alternatifi değildir. Sadece yıllarca anmak şeklinde idrak ettiğimiz Mevlit kandillerini anlamaya dönüştürme çabasıdır. Peygamberimizi sadece yad etmek, sadece hatırasını tazelemek, sadece mevlit okumak değil, bu çağa bakan yüzünü, bugünün insanlarına yönelik Rabbin mesajlarını topluma nasıl anlatabiliriz? Buna dönüşen bir hafta olarak varlığını devam ettiriyor." ifadelerini kullandı.

Pakistan'ın milli şairi Muhammed İkbal'in, İslam Peygamberini eski dünya ile yeni dünyanın ortasında bir yerde tarif ettiğini belirten Görmez, " O getirdiği dinin kaynağı bakımından eski dünyaya ait olabilir. Fakat getirdiği dinin ruhu ve mesajı bakımından o geleceğe aittir." değerlendirmesinde bulundu.

Mehmet Görmez, din eğitimi konusunda tarihte kırılmalar yaşandığına dikkati çekerek, en büyük kırılmanın, bilginin "dini" ve "dini olmayan" diye tasnif edilmesi olduğunu kaydetti.

Diyanet İşleri Başkanı Görmez, şöyle devam etti:

"Bizim tarihimizde önceleri 'dini bilgi, dini olmayan bilgi, pozitif bilgi, negatif bilgi' diye bir tasnif yoktu. Bu tasnif aslında İslam'ın en temel ilkesi olan tevhide de aykırı bir tasnif. Çünkü, tevhide göre siz bilgiyi kainatın bilgisi ile kainatın ayetlerini birbirinden ayıramazsınız. Bilginin tasnif edilmesi dinin kendisine aykırıdır. Böyle yaptığımız zaman dini hayattan koparıyoruz. Hadis ne kadar dini bir ilimse, matematik o kadar dini bir ilimdir. Çünkü matematik olmazsa, Allah'ın kainata koyduğu sünnetleri ve kanunları öğrenemezsiniz.

Eğer din hayatın kendisi ise o zaman bunun bu şekilde tasnif edilmesi doğru olmaz. Sadece eğitimde değil, 'din adamı' tabiri de yok bizim dinimizde. İslam'a göre herkes dininin adamıdır ama herhalde bizi tanımlarken de 'din adamı geldi', 'din adamı gitti' diyorlar. Peki başka Müslümanlara ne diyeceğiz? Onlar dinin dışında adamlar mı? Bu başka dinlerde, medeniyetlerde ortaya çıkan bir kavramdır."

"Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?" ayetinin önüne ve arkasına bakıldığında aslında ilahiyat ilimleriyle ilgili olmadığının görüleceğini vurgulayan Mehmet Görmez, "Yaratıcımızın varlığı, kainatı anlamlandırmak için okuduğumuz bilgilerden söz ettiğini görürüz. Dolayısıyla 'bilenlerle bilmeyenler bir olur mu' derken, sadece din bilenler, ilahiyat okuyanları kastetmiyor." şeklinde konuştu.

Görmez, İslam dünyasının çektiği ızdırabın en temel sebebinin "ilmi hikmetten ve hikmeti marifetten ayırmak" olduğunu dile getirerek, "Dini bilgi sadece bir malumata dönüştü. İlim hikmetle, hikmet marifetle ve irfanla birlikte olmazsa o zaman çocuklarımıza sadece malumat yüklemiş oluruz. Bunlar birbirlerini denetleyen kavramlardır. İlim ve hikmet sorgulamayı gerektirir, gençlerimize bunu öğretmemiz lazım." değerlendirmesinde bulundu.

Milli Eğitim Bakanlığı Din Öğretimi Genel Müdürü Nazif Yılmaz ise din eğitimi noktasında imam hatiplerin, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi kapsamında yer alan seçmeli derslerin din eğitiminde büyük bir önem taşıdığını kaydederek, "Türkiye'de bin 172 Anadolu İmam Hatip Lisesi, bin 976 İmam Hatip Ortaokulu ile toplamda 1 milyon 207 bin öğrenci eğitim görüyor." bilgisini paylaştı.

Yılmaz, Kur'an-ı Kerim, Hazreti Muhammed'in Hayatı ve Temel Dini Bilgiler seçmeli derslerini alan öğrencilerin ülke ortalamasının 5'inci sınıflarda yüzde 35, 6'ncı sınıflarda yüzde 20, 7'nci sınıflarda yüzde 25 ve 8'inci sınıflarda da yüzde 10 olduğunu belirtti.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.