Dinlemeler İstanbul, Ankara ve Amerikadan yapılmış

BAKIRKÖY Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 54 hakim ve savcı ile ilgili olarak hazırlanan 'Selam Tevhid’de Kumpas' iddianamesine göre savcılar ve hakimler, bu soruşturmayı yürüten kolluk güçlerinden gelen ve yasal olmayan dinleme taleplerini yerine getirmekle suçlanıyor.

Dinlemeler İstanbul, Ankara ve Amerikadan yapılmış

BAKIRKÖY Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 54 hakim ve savcı ile ilgili olarak hazırlanan 'Selam Tevhid’de Kumpas' iddianamesine göre savcılar ve hakimler, bu soruşturmayı yürüten kolluk güçlerinden gelen ve yasal olmayan dinleme taleplerini yerine getirmekle suçlanıyor.

06 Nisan 2016 Çarşamba 15:23
Dinlemeler İstanbul, Ankara ve Amerikadan yapılmış
İddianameye göre Selam Tevhid'de Kumpas soruşturmasını yürüten polis memurları, dinlemeleri Ankara Emniyeti, İstanbul Emniyeti ve Gastonia/Amerika'da yapmışlar.

İddianamede, “Dinleme işlemlerinin Teknik Büro Amirliği dışında hiçbir yerde yapılmaması yönünde yasal zorunluluk bulunmasına rağmen bir tanesi Amerika Birleşik Devletleri'nde olmak üzere birçok farklı yerden dinleme işleminin gerçekleştirildiği anlaşılmıştır” denildi.

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcıvekili Ömer Faruk Aydıner tarafından 49'u açığa alınan, 4 hala görevde olan ve biri emekli 54 hakim ve savcı için 10 ayrı suçtan hazırlanan ve Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nce kabul edilen “Selam Tevhid'de kumpas” iddianamesinin bir numaralı müştekisi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bir numaralı sanığı da Adnan Çimen oldu

İDDİANAMEDE 996 MÜŞTEKİ VAR

İddianamede, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile birlikte Cemil Çiçek, Ahmet Davutoğlu, Bülent Arınç, Beşir Atalay, Ali Babacan, Yalçın Akdoğan, Numan Kurtulmuş, İsmet Yılmaz, Efkan Ala, Taner Yıldız, Sadullah Ergin, Bekir Bozdağ, Hayati Yazıcı, Binali Yıldırım, Lütfi Elvan, Mehdi Eker, Recep Akdağ, Cevdet Yılmaz, Veysel Eroğlu, Mehmet Şimşek, Muammer Güler, Zafer Çağlayan, Mehmet Ali Şahin, AK Partili eski ve yeni milletvekilleri, AK Partili yöneticiler, MİT Müsteşarı Hakan Fidan, büyükelçiler, bürokratlar, bazı üniversitelerin rektörleri, gazeteciler, öğretim üyelerinin de bulunduğu 996 müşteki yer alıyor.

ŞÜPHELİLERDEN 4'Ü HALA GÖREVDE

İddianamenin bir numaralı şüphelisi Adnan Çimen. Diğer şüpheliler ise Cihan Kansız, Hakan Karaali, Mehmet Berk, Salim Duran, İsmail Tandoğan, Adem Özcan, İsmail Işık, Celal Kara, Hüseyin Ayar, Ümit Zafer Çolak, Muammer Akkaş, Ramazan Saban, Sadrettin Sarıkaya, Hikmet Usta, Ayhan Bedirhan, Durmuş Yiğit, Mehmet Ali Uysal, Davut Bedir, Gökmen Demircan, Yakup Hakan Günay, Rüstem Eryılmaz, Mehmet Karababa, Mehmet Erdoğan, Hadi Çağdır, Murat Üründü, Mehmet Ekinci, Nurullah Çınar, Birol Bilen, Metin Özçelik, Fatih Mehmet Uslu, Mehmet Hamzaçebi, Kazım Kahyaoğlu, Hikmet Şen, Muzaffer İren, Mustafa Başer, Seyfettin Mermerci, Abdullah Öztürk, Mesut Özcan, Eşref Aksu, Sedat Sami Haşıloğlu, Dursun Ali Gündoğdu, Osman Kaya, Nalan Can, Vedat Dalda, Mustafa Boz, Bülent Kınay, Menekşe Uyar, Süleyman Karaçöl, Abdullah Mirza Coşkun, Rasim Işıkaltan, Yakup Kaya, Murat İman ve Mustafa Çavuşoğlu.

Şüphelilerden Abdullah Mirza Coşkun, Rasim Işıkaltan, Yakup Kaya, Murat İnam hala görevlerini sürdürürken, Mustafa Çavuşoğlu ise emekli oldu.

SUÇLAMALAR

Şüpleliler, “FETÖ / PDY Silahlı terör örgütüne üye olmak”, “Siyasi ve askeri casusluk”, “Gizli kalması gereken bilgileri açıklama ve bu suça teşebbüs etmek”, “Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen yapmasını engellemeye teşebbüs etmek”, “Suç uydurma”, “Özel hayatın gizliliğini ihlal etmek”, “Hukuka aykırı olarak elde edilen verilerin kaydedilmesi”, “Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme”, “Görevi kötüye kullanmak” ve “Resmi belgede sahtecilik” suçlarından bir kez ağırlaştırılmış müebbet, müebbet ve 31 yıl 2 aydan 67 yıl 3 aya kadar hapis cezası isteniyor.

DİNLEMELER İSTANBUL, ANKARA VE AMERİKA'DAN YAPILMIŞ

Şüpheli hakim ve savcıların sözde Kudüs Ordusu Terör Örgütü (Selam Tevhid) personel ile fikir ve eylem birliği içinde olduğu belirtilen iddianamede, Selam Tevhid soruşturmasını yapan 20 personelin, bu soruşturma kapsamındaki şüphelilerin telefonlarını üç merkezden dinlediği belirtiliyor.

İddianamede, “Selam Tevhid soruşturmasını yapan 20 kişiden ibaret personelin dinleme işlemlerini hangi tarihlerde, hangi IP adresleri üzerinden yaptıklarının, bu IP adreslerinin nelere kayıtlı olduğunun, söz konusu personelin bugüne kadar hangi soruşturmalar kapsamında, hangi numaraları hangi tarihlerde dinlediklerinin tespit edilerek Cumhuriyet Başsavcılığımıza bildirilmesi istenmiş, gelen yanıtta bir IP bloğunun İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü 2. katında kullanılan bilgisayara, bir IP bloğunun İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü'nün 4. katında kullanılan bilgisayara ait olduğu, bir IP adresinin Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Daire Başkanlığı tarafından kullanılan -1 katta bulunan bir bilgisayara ait olduğu, bir IP adresinin de Gastonia / Amerika Birleşik Devletleri kaynaklı bir IP adresi olduğu bildirilmiş, bir bakıma Amerika Birleşik Devletleri'nden dinleme işleminin gerçekleştirildiği belirlenmiştir. Dinleme işlemlerinin Teknik Büro Amirliği dışında hiçbir yerde yapılmaması yönünde yasal zorunluluk bulunmasına rağmen bir tanesi Amerika Birleşik Devletleri'nde olmak üzere bir çok farklı yerden dinleme işleminin gerçekleştirildiği anlaşılmıştır” denildi

‘HAKİM VE SAVCILAR PARALEL DEVLET YAPILANMASI KAPSAMINDA ÖRGÜTLÜ HAREKET ETTİLER'

Şüpheli hakim ve savcıların Selam Tevhid soruşturmasını yürüten kolluk güçleri ile fikir ve eylem birliği içerisinde, planlı ve sistematik bir şekilde yürütülen organizasyonun parçası olarak hareket ettikleri belirtilen iddianamede, şüpheli savcıların kuvvetli suç şüphesi bulunmadığı halde kolluktan gelen talep doğrultusunda çok sayıda kişinin telefonlarını dinleme talebinde bulunduğu, şüpheli hakimlerin de bu talebi kabul ettikleri, şüphelilerin paralel devlet yapılanması kapsamında örgütlü bir şekilde hareket ettikleri belirtildi.

SELAM TEVHİD'DE KUMPAS İDDİANAMESİNDEN: AMAÇ ÇÖZÜM SÜRECİNİ ORTADAN KALDIRMAK

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 54 hakim ve savcı ile ilgili olarak hazırlanan 'Selam Tevhid'de Kumpas' iddianamesine göre, savcılar ve hakimler, bu soruşturmayı yürüten kolluk güçlerinden gelen ve yasal olmayan dinleme taleplerini yerine getirmekle suçlanıyor.
İddianamede, Selam Tevhid soruşturmasının amacının, çözüm sürecini bertaraf etmek, Türkiye, Brezilya ve İran arasında 2010 yılında imzalanan Tahran Mutabakatı'nı baltalamak olduğu iddia ediliyor.
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcıvekili Ömer Faruk Aydıner tarafından hazırlanan ve Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen iddianameye göre, şüpheli 54 hakim ve savcı, 2010 yılındaki Selam Tevhid soruşturmasını yürüten polislerin yasal olmayan dinleme taleplerini kabul etmekle suçlanıyor.

'AMAÇ DEVLETİ ELE GEÇİRMEK'

Bu taleplerin kabul edilmesiyle, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti'li hükümet üyeleri, milletvekilleri, bürokratlar, akademisyenler, rektörler, gazeteciler ve işadamlarının da aralarında bulunduğu binlerce kişinin yasal olmayan yöntemlerle dinlendiği belirtiliyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "1 numaralı müşteki" olduğu iddianamede toplam şikayetçi sayısı 996...
Fethullah Gülen'in, faaliyetlerini 1970'li yıllarda İzmir'de 13-18 yaş grubu üzerinde yoğunlaştırdığı, 1990'lı yıllardan sonra yurtdışına açılmaya başladığı, günümüzde de 160 ülkede faaliyet gösterir hale geldiği belirtilen iddianamede, örgütün amacının zaman içinde elde ettiği ekonomik, finans ve siyasi güçle Türkiye Cumhuriyeti devletinin tüm anayasal kurumlarını ele geçirmek olduğu öne sürüldü.

YEMİN METNİ

İddianamede, örgütün bir yemin metni olduğu, yemin edenlerin hazırlanan 18 maddelik prensiplere uymakla mükellef olduğu, 18 maddelik bu prensiplere uymayanların kendi kendilerini azletmiş sayılacakları ve "talebe" durumuna düşürülecekleri belirtiliyor.

DİNLEMELERİ 400 BİNDEN 72 BİNE DÜŞTÜ

2013 yılı ve öncesine ait çok sayıda usulsüz dinleme yapıldığı savunulan iddianamede, 2012 yılında toplam 397 bin 377, 2013 yılında da 308 bin 470 dinleme yapıldığı, 2014 yılında ise sadece 71 bin 812 adet telefon dinlemesi yapıldığı ifade ediliyor.
Terörle Mücadele Şubelerinin 2012 yılında 61 bin 903, 2013 yılında da 99 bin 990 dinleme yaptığı belirtilen iddianamede, 2014 yılında ise bu rakamın 17 bin 541'de kaldığı bilgisine yer veriliyor.

SUÇLAMALARI REDDETTİLER

Bir kısım şüphelilerin evrağın tebliğine rağmen savunma yapmadıkları, savunma yapan şüphelilerin de iddiaları reddettikleri anlatılan iddianamede, şüphelilerin örgüt bağlantılarını gösterir iletişim dökümleri olduğu belirtilerek, örgüt üyelerinin yurtiçi ve yurtdışı elemanları ile bağlantılarının bulunduğu, örgüt bağlantılı kişilerle yurt ışı telefon görüşmelerini bazen doğrudan bazen de kurye kullanarak yaptıkları bilgisine yer veriliyor.

FETÖ ÜYELERİNİN İSRAİL'İN TAŞERONLUĞUNU YAPTIĞI İDDİASI

3.149 sayfalık iddianamenin 61 sayfalık sonuç bölümünde, 2010-2014 yılları arasında Selam Tevhid (Kudüs Ordusu Terör Örgütü) adı altında yürütülen soruşturmada yüzlerce kişi, kurum ve kuruluşun terörle ilişkisinin kurgulandığı öne sürülerek, amacın siyasi irade tarafından başlatılan Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi'nin ortadan kaldırılması olduğu savunuldu.
Kudüs Ordusu Terör Örgütü adı altında yürütülen soruşturmanın diğer hedeflerinin de MİT Müsteşarlığı'na Hakan Fidan'ın atanması ve Türkiye, Brezilya ve İran arasında 17 Mayıs 2010 tarihinde imzalanan Tahran Deklerasyonu'nun ortadan kaldırılması olduğu iddia edildi. Kudüs Ordusu Terör Örgütü soruşturmasının 17 Aralık soruşturmasıyla beraber üst düzey devlet görevlilerini hedef alan kurgusal bir çalışmaya dönüştüğü belirtilen iddianamede, “Gezi olayları ile eşzamanlı olarak Brezilya'da da aynı büyüklükte kitlesel protesto eylemleri organize edildiği, Türkiye'de eşzamanlı olarak yürütülen Brezilya'daki soruşturmanın da Türkiye'deki 17/25 Aralık olarak bilinen girişimden 3 ay sonra 17 Mart 2014 tarihinde operasyona dönüştürüldüğü ve aynen Türkiye'de olduğu gibi işadamlarından başlanarak devlet yetkililerine doğru yönelen bir seyir izlediği anlaşılmaktadır. Girişimin Türkiye'de amacına ulaşamadığı, her iki soruşturmanın başlatılma gerekçelerinin aslında Türkiye, İran ve Brezilya arasında yürütülen ve 'Tahran Deklerasyonu' adıyla anılan 17 Mayıs 2010 tarihli anlaşma olduğu, anlaşmanın tarafları olan Türkiye Cumhuriyeti devletinin de dahil olduğu ülkelerin, İsrail ve küresel güç odakları tarafından hedef alındığı, FETÖ / PDY silahlı terör örgütü lideri, yöneticileri ve üyelerinin de bu girişimin taşeronluğunu / işbirlikçiliğini yaptığı, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün Türkiye Cumhuriyeti devletinin dış politikaya ilişkin tercihleri nedeniyle intikam aracı olarak kullanıldığı" iddia edildi.

'HAKİM VE SAVCILAR EYLEMLERİNİ ÖRGÜTLÜ VE SİSTEMATİK BİR ŞEKİLDE İCRA ETTİLER'

Birçok kişinin yasal şartları bulunmadığı halde, Kudüs Ordusu Terör Örgütü soruşturması kapsamında dinlendiği, kolluk gücünün bu dinlemeler ve izlemelerle ilgili taleplerinin yasal unsurları oluşmadığı halde şüpheliler tarafından uygun görüldüğü vurgulanan iddianamede, “Bu itibarla, bir talep veya karar altında imzası bulunan Cumhuriyet Savcısı veya Hakimin sorumluluğunun söz konusu olduğu, FETÖ/PDY içinde hareket ettiklerine ilişkin Emniyet Genel Müdürlüğü'nden gelen cevabi yazılar da göz önünde bulundurulduğunda, hakim ve savcıların eylemlerini örgütlü ve sistematik bir şekilde icra ettikleri" belirtildi.
İddianamede, hakim ve savcıların 10 ayrı suçtan bir kez ağırlaştırılmış müebbet, bir kez müebbet ve 31 yıl 2 aydan 67 yıl 3 aya kadar hapis cezası ile cezalandırılmaları talep edildi.

 

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.