Davutoğlu-Merkel ortak basın toplantısı

Davutoğlu-Merkel ortak basın toplantısı

Davutoğlu-Merkel ortak basın toplantısı

Davutoğlu-Merkel ortak basın toplantısı

08 Şubat 2016 Pazartesi 14:03
37 Okunma
Davutoğlu-Merkel ortak basın toplantısı

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Cizre'de yaralıların bulunduğu öne sürülen binaya operasyon yapıldığı iddiasına ilişkin, "Dün çıkan haberlerle ilgili olarak, resmi olarak bizim tarafımızdan yayınlanmamış, teyit edilmemiş hiçbir habere itibar edilmemesi lazım. Bu sabah Şırnak Valiliğimizce bir açıklama yapıldı, sadece ona itibar edilsin. Öyle bir intiba oluşturuluyor ki sanki bir binada çok sayıda yaralı vardı ve oraya yapılan operasyonla çok sayıda ölüm olayı gerçekleşti. Böyle bir durum, yaralıların mevcudiyeti anlamında da bir durum teyit edilmedi" açıklamasında bulundu.

Başbakan Ahmet Davutoğlu ile Türkiye'ye resmi ziyarette bulunan Almanya Başbakanı Angela Merkel, Çankaya Köşkü'nde gerçekleştirdikleri baş başa ve heyetler arası görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenledi.

Başbakan Davutoğlu, Cizre'de yaralıların olduğu iddia edilen mahalleye operasyon yapıldığı ve o yaralıların da aralarında bulunduğu 60'a yakın PKK terör örgütü üyesinin etkisiz hale getirildiğine ilişkin iddiaların hatırlatılması üzerine şöyle konuştu:

"Kamuoyumuzun da takip ettiği gibi teröre karşı çok ciddi bir mücadele yürütülüyor. Geçtiğimiz cuma günü ben Mardin'deydim. Bu konudaki düşüncelerimizi halkımızla da paylaştım. Maalesef Türkiye'de son dönemde terörün yöntemleri, bu anlamda uyguladıkları yöntemleri, geliştirdikleri ve Türkiye'de şehirleri destabilize etmek için çalışmalar içine girdikleri aşikar. Cizre bu anlamda kritik bir ilçemiz, sınıra çok yakın. Birtakım teröristlerin ve silahların geçişi bağlamında da son derece istismar edilen bir alanda bulunuyor. Cizre'de bu yönde kamu düzeni tesis etmek, Cizre'deki bütün silahların susturulması, hiçbir silahlı unsurun kalmamasını teminen çok başarılı ve son derece koordinasyon içinde yürüyen bir mücadelemiz var. Bu çerçevede şu ana kadar da sivil zayiatlar konusunda son derece dikkatli bir yol takip edildi. Zaman almış olsa bile, sivil zayiat olmamasına büyük özen gösterildi. Bu anlamda da bütün yaptıklarımız demokratik hukuk devleti içerisinde yürüyen faaliyetlerdir. Dün çıkan haberlerle ilgili olarak, resmi olarak bizim tarafımızdan yayınlanmamış, teyit edilmemiş hiçbir habere itibar edilmemesi lazım. Bu sabah Şırnak Valiliğimizce bir açıklama yapıldı, sadece ona itibar edilsin. Öyle bir intiba oluşturuluyor ki sanki bir binada çok sayıda yaralı vardı ve oraya yapılan operasyonla çok sayıda ölüm olayı gerçekleşti. Böyle bir durum, yaralıların mevcudiyeti anlamında da bir durum teyit edilmedi."

- "Yaralılara erişim engellenmeye çalışıldı"

Defalarca olay yerine ambulans gönderdiklerini ve ambulanslarla bu yaralıların taşınmasını istediklerini hatırlatan Davutoğlu, "Bu yaralıların çoğu terörist unsurlar. Buna rağmen her türlü çaba gösterildi. Ancak bildiğiniz gibi bu ambulansların yaralılara erişimi de engellenmeye çalışıldı, yaralıların ambulanslara girişi de... Varsa bir yaralı... Bu da teyit edilemeyen bir haberdi" dedi.

Kısa bir süre içerisinde Cizre'de operasyonun tamamlanacağı bilgisini paylaşan Davutoğlu, "Türkiye'de her mücadele, demokratik hukuk kuralları içerisinde, şeffaf bir şekilde yürütülmektedir. Herhangi bir şekilde, kamuoyunu olumsuz şekilde etkileyecek algı operasyonlarına dikkat edilmesi gerekir. Bu sabah Valiliğimizin yaptığı açıklama, bu anlamda temel referans olarak alınmalıdır, diğer haberlerin bir kısmı önemli ölçüde spekülatif nitelik taşıyabilir. Bu konularda da kamuoyumuzun dikkatli olması icap eder" diye konuştu.

- "Sorudan çok siyasi bir statement"

Soru sormak üzere söz alan yabancı bir gazetecinin basın özgürlüğüne ilişkin Türkiye'ye yönelik eleştirileri üzerine Davutoğlu, "Burada iki başbakan olarak açıklama yapıyoruz. Aslında üçüncü bir açıklama da dinlemiş olduk, sorudan daha çok... Basın toplantısı iki başbakan arasında ama üçüncü bir basın toplantısı konuşmacısı oldu. Soru değil çünkü yapılan açıklama... Tabii soruyu da cevaplandırmak açısından önemli ama esas itibarıyla bir açıklama yapıldı. Siyasi bir 'statement' yapıldı burada, bir basın sorusundan daha çok. Buna da saygı duyarız. Aslında bunun burada yapılabiliyor olması, Türk Başbakanı'nın yüzüne bakarak yapılıyor olması bile Türkiye'de basın ortamının, özgürlüğünün işaretlerinden biridir" diye cevap verdi.

Sorunun kendisinden daha çok eleştiriyi aşan suçlamaları içerdiğine dikkati çeken Davutoğlu, "Türkiye'de herkes, hükümetimize, bana, yapılan uygulamalara eleştiri getirebilir. Bugün gazetelerimizi açtığımızda eleştirel yazıların destek yazılarından daha çok olduğunu görebilirsiniz. Bir kere şunu unutmamız lazım, eleştirinin olguya doğru hitap etmesi lazım ve objektif şekilde ortaya konması lazım" dedi.

Türkiye'nin geçen sene içinde iki seçim geçirdiğini hatırlatan Davutoğlu, "Bu iki seçim, bütün uluslararası gözlemcilerce ifade edildiği gibi serbest propagandanın yapıldığı, Türkçe ve Kürtçe her türlü fikrin açıkça ifade edilebildiği, hiçbir fikre sınır getirilmediği, her partinin kendi görüşlerini açık bir şekilde dile getirdiği, hükümete dönük eleştirilerin çok yoğun bir şekilde yapıldığı bir ortamda gerçekleşti" ifadelerini kullandı.

- "Dünyada hiçbir yerde benim konumunda bir başbakan yok"

Partilerin açıklamalarına bakıldığında hiçbir sınırlamanın olmadığını ve her şeyin açık bir şekilde konuşulduğunu kaydeden Davutoğlu şunları söyledi:

"Bugün Türkiye Büyük Millet Meclisinin herhangi bir oturumunu dinleseniz, Türkiye'de en aykırı fikirlerin dahi nasıl özgürce dile getirildiğini, terör faaliyetlerinin bile nasıl açıkça savunulabildiğini ve buna karşı da Meclisin nasıl rahat gündemini yürütebildiğini görürsünüz. Türkiye demokratik bir hukuk devletidir. İnsan özgürlüklerine dayanır ve herhangi bir özgürlük sınırlaması olursa da önce ona biz karşı çıkarız. Bu iki seçim uluslararası gözlemcilerin huzurunda son derece şeffaf bir şekilde yapıldı. Hiçbir uluslararası gözlemci de Türkiye'de seçimlere giderken herhangi bir fikri kısıtlamanın olduğunu, herhangi bir şekilde fikir ifade etmenin sınırlandırıldığı gibi bir kanaate sahip olmadı. Şunu gururla ifade ediyorum, sorudan çok siyasi bir açıklama 'statement' yapıldığı için aynen bunu düzeltmek anlamında söylüyorum, ben bu ülkenin demokratik olgunluğundan ve halkımın demokratik olgunluğundan gurur duyuyorum. Çünkü şu anda dünyada hiçbir yerde benim konumunda bir başbakan yok. Niye biliyor musunuz? Dünyada hiçbir ülkede yüzde 85 katılımla yapılan bir seçim olmadı. Dünyada hiçbir yerde yüzde 97,5 temsilin olduğu bir parlamento yok. Dünyada çok az başbakan benim gibi halkından yüzde 49,5 destek almış olarak görevini yürütüyor. Bu dahi bir ülkede çok açık bir propaganda faaliyetinden sonra yüzde 85 katılım sağlanmışsa bu başlı başına takdir edilmesi gereken önemli bir demokratik yansımadır."

Türkiye'nin şu anda bir başka özelliği ile de öne çıktığını kaydeden Davutoğlu, "Türkiye, demokratik hukuk devleti kuralları içerisinde demokrasiyi işleterek bir terör tehdidine karşı mücadele etmeyi aynı anda yapabilen tek ülkedir. Avrupa'da demokrasiler çok başarılı, iyi gidiyor ama acaba Almanya ya da İngiltere'de bazı ilçeler silahlı gruplar tarafından işgal edilmiş, içeriye keskin nişancılar, Doçkalar, on binlerce mühimmat sızdırılmış olsaydı ya da Almanya'nın sınırlarından birinde Suriye gibi bir tarafında Suriye gibi çökmüş bir devlet diğer tarafında Irak gibi çökmüş bir devlet olsa ve her an oradan teröristler buraya giriyor olsalardı, silah taşıyor olsalardı, acaba nasıl bir tablo ortaya çıkardı?" diye sordu.

- "Fransa için nasıl doğruysa Türkiye için o kadar doğrudur"

Fransa'da Paris saldırısı sonrasında Cumhurbaşkanı François Hollande'ın Fransız ordusunu Paris'e davet ettiğini anımsatan Davutoğlu, "Ben o günlerde Brüksel'e de gittim, her bir köşede asker vardı, ordu vardı. Çünkü; Fransız halkının ya da Brüksel'de yaşayan Avrupalıların can güvenliği teröristlerin hareket alanı ve özgürlüklerinden daha önemlidir, dünyanın her yerinde bu böyledir. Benim vatandaşlarımın can güvenliği, teröristlerin özgürlük alanlarından daha önceliklidir. Bu, Fransa için nasıl doğruysa Türkiye için o kadar doğrudur. Fransız ordusu Fransa'nın başkenti Paris'e kendi halkını korumak için teröristlere karşı gerekli güvenlik desteğini sağlamışsa biz de silah deposu haline getirilen Cizre'de, Silopi'de, Sur'da kendi vatandaşlarımızın hayatını korumak için her türlü tedbiri alırız. Bunun demokrasi ile ve sivil özgürlüklerle ilgili hiçbir aykırı yönü yoktur" değerlendirmesinde bulundu.

Ankara'da teröristlerin 103 canı katlettiğinde Ankara sokaklarında her türlü güvenlik tedbirini aldıklarını ama bir tek asker, bir tek olağanüstü tedbir görülmediğinin altını çizen Davutoğlu şöyle devam etti:

"Ertesi gün çıkan gazetelere baktığınızda o teröristlerden daha çok hükümetin eleştirildiğini gördünüz, bir tek gazeteye de herhangi bir şekilde 'niye bu eleştiriyi yapıyorsunuz?' demedim ben. Şunun için söylüyorum; bilinsin ki Türkiye Cumhuriyeti devleti, Avrupa standartlarında bir demokrasidir. Avrupa standartlarında bir demokrasi hangi tedbirleri alıyorsa teröre karşı biz o tedbirleri alırız. Bu konuda gelecek eleştirileri dinleriz ama bizim için en kutsal şey vatandaşlarımızın can, mal, namus ve genel insan hak ve özgürlüklerini korumaktır. Dolayısıyla Cizre ve Silopi'de yürüyen operasyonlar yanı başında hiçbir devlet otoritesi kalmamış bir bölgeden sızan teröristlere karşı yürüyen faaliyetlerdir ve yine dünyanın hiçbir yerinde demokratik, halkına hesap veren bir ülke, ülkesinin bir bölgesinde bir başka silahlı grubun bulunmasına müsamaha göstermez. Demokrasilerde güç kullanma yetkisi sadece ve sadece halka hesap vermek durumunda olan meşru güvenlik güçlerindedir. Ben de bunu açık ve net bir şekilde söylüyorum, Avrupa'da da söyledim dünyanın her yerinde de Türkiye; evrensel standartlarda bir demokrasidir ve ben bu ülkenin başbakanı olarak bu kadar başarılı bir seçim, katılım anlamında da söylüyorum, halkından meşruiyet alan birisi olarak ülke sınırlarının içinde tek bir silahlı unsur kalana kadar, kamu düzeni kalmayınca kadar ve kamu düzeni ihdas edilinceye kadar her türlü güvenlik tedbirini alırım ve buna da kimse insan hak ve özgürlükleri bağlamında eleştiri getiremez."

- "193 ülkenin bulunduğu dünyada Türkiye nasıl 195'inci sırada"

Merkel'in kendisinden Almanya'dayken aralarında Alman gazetecilerin de olduğu bazı isimler için akreditasyon talebinde bulunduğunu belirten Davutoğlu, "Seçimler sonrasına bazı görev değişiklikleri dolayısıyla zaman alan işlemlerdi. Bugün sabah itibarıyla gerekli talimatları verdim. Türkiye'ye herkes girebilir. Bütün gazetecilere Türkiye açıktır. Türkiye'nin hapishanelerinde de gazetecilik işleri dolayısıyla bir cezalandırma söz konusu olmamıştır. Türkiye'de hapiste bulunduğu söylenen gazetecilerin çoğu 90'lı yıllardan bugüne intikal eden dosyalar olup bunların bir terör olayında yangın çıkarmak, otobüse saldırmak, elinde sarı basın kartı olması kimseyi kamu düzenini ihlal etme hakkı vermez. Bu konuların hepsine Türkiye gerekli cevabı verir. Ayrıca 193 ülkenin bulunduğu dünyada Türkiye nasıl 195'inci sırada oldu onu da merak ediyorum" diye konuştu.

(Bitti)

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.